Pek öyle değil… 1912’de Hilal-i Ahmer (Kızılay) tarafından açılan hemşirelik kursundan mezun olan Safiye Hüseyin Elbi, Türkiye’nin ilk hemşiresi olarak bilinir.
⚪️ Türkiye’de yaşamaya başlayan bir Amerikalı, ülkemizde yaşamasının nedenlerini sıraladı;
“İlk söylemek istediğim şey; Buradaki tuvaletler harika. Amerika’da bu kadar insanın bu tuvaletler olmadan gezmesi gerçekten iğrenç.”
“İkinci olarak ıslak mendil. Nereye giderseniz gidin bu her yerde var. Hatta yemek yediğiniz yerlerde bile bulunduruyorlar. Elleriniz asla kirli olmuyor. Amerika’da belki bir kaç yerde bulursunuz ama burada her yerde var.”
“Bu ülkede elin ya da popon asla kirli kalmaz.”
“Her yerde süpermarketler var. Çok yakınlar ve her sokakta varlar. New York’ta benzer durum var diyebilirim.”
“Sırada Türk çayı var. Burada gün boyu çay ihtiyaç gibi. Çalıştığım yerde sürekli çay var. Herhangi bir restorana gidersen sana çay ikram ediyorlar.”
“İngiltere’de de çay kültürü ve çay saati var ama buradaki bambaşka bir seviye. Bu kültürü gerçekten seviyorum.”
“Her insan diğer kişilere yardım ediyor. Bir sorun olduğunda sanki sana sorun yokmuş gibi hissetiriyorlar. ABD’de herkes kendi halinde.”
Paraguayın
Fransaya karsı sert futbolunu
Tasvıp edıyorum
Şu sertlıge tepkı verenler
Yıllardır Fransanın
Sömürdugu zulmettıgı
İnsanlardan haberlerı var mı?
Herkes Paraguay’ı eleştiriyor…
Ama sert ve oyun kurallarını fazlasıyla zorlayan o futbolun arkasında dramatik hikayeler var. Bir anlamda zengin ve yoksulun eşit olmayan mücadelesini izledik dün gece.
Paraguay Teknik Direktörü Gustavo Alvaro:
“Oyuncularıma şunu söyledim: Altın Top için yarışan futbolculara ve Dünya Kupası tarihinin en golcü oyuncusuna karşı mücadele edeceğiz.
Bizim ise babalarını bile tanımayan, çok ağır şartlarda büyümüş, büyük trajediler yaşamış oyuncularımız var. Ama bu bizim için bir mazeret değil.
Her şeye rağmen başarabileceğimize inanıyorum.
Gallardo bir dönem River Plate’te forma şansı bulamıyordu. Ama bugün Almanya’ya da Fransa’ya da karşı oynayabiliyor. Ben onun dünyanın herhangi bir takımında oynayabilecek kapasitede olduğuna inanıyorum.
Kalecimiz Jil’in yaşadıklarını biliyor musunuz? Ne zamandır maaş alamadığını, kızının hayatını kurtarabilmek için kıyafetlerini satmak zorunda kaldığını biliyor musunuz? Dünyanın hangi kulübü Orlando gibi bir kaleciyi kadrosunda görmek istemez?
Aynı durum Copitas ve diğer tüm oyuncularımız için de geçerli.
Paraguay futbolunda bir devrim başlatmak istedim ve bu hedefimde son derece samimiydim. Bu yüzden bugün büyük bir acıyla ayrılıyorum.
Şu ana kadar yapılanlar, 2030 Dünya Kupası için yeterli değil. Çok daha fazla çalışmalı; bu çalışma da yarın değil, bugünden başlamalı.
Futbola yatırım yapmalı, daha iyi profesyoneller yetiştirmeli, sürdürülebilir nesiller oluşturmalı ve tüm Dünya Kupalarına katılmayı hedeflemeliyiz. Elde edilenlerle yetinmemeliyiz.”
(Her türlü imkana sahip, kupanın en iyi takımına karşı böyle mücadele edilir futbolda. Oyunu cazip hale getiren de budur. Basketbolda mucizeye yer yoktur. Ama futbol sürprizlerle doludur. Paraguay sert bir oyun oynasa da şu ana ladar Fransa’yı en çok zorlayan takım oldu. )
Mesaj Cektım Bakmadı
Mavi Tik oldu dönmedı
Mesajıma gec cevap verdı
Bir Mesaj çekemeyecek
Kadar yogun olamaz
Cümlelerının Ayyuka
Cıktıgı bu dönemde
En guzel Cümle
TELEFONLARIMIZ AKILLI
AMA
MESAJ BEKLEDİKLERIMİZ
GERİZEKALI😀😀
🔴 Analist dediğin böyle 12'den vurmalı!
Orkun Özeller:
• YPG'nin karşısında duracak bir güç yoktur.
• Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı olur.
• YPG şuan Suriye'de en dinamik ve teşkilatlı ordusunu kurdu."
2025-2026 Sezonu Büyükler Güreş Süper Lig finalleri, Hakkâri’nin doğa harikası Cennet Cehennem Vadisi’nde gerçekleştirildi.
Bir zamanlar terörün karanlık gölgesinin düştüğü dağlarımız; şimdi sporla, turizmle, birbirinden güzel etkinliklerle yeniden hayat buluyor.
Mısır Milli takımı, bizim yenildiğimiz, ezildiğimiz Avustralya’yı eledi. Kadro değerleri bizim takımın neredeyse 5’te 1’i kadar. Ne söylenir ki.. İnanan ve çalışan kazanıyor işte..
Selçuk Bayraktar:
➖"KIZILELMA’nın yaptığı şey, 20 yıl önce Kasparov'u yenen makinenin yaptığına benziyor. Artık cep telefonları bile Kasparov’u yenebiliyor. Hava aracının içinde insan yok, bir pilotun yaptığı her şeyi ve daha fazlasını yapıyor çünkü insan unsuru taşımıyor ve çok daha ucuz. Bir pilotu yetiştirmek 10 yıl sürer ve kaybedecek bir ailesi vardır. En maliyetli kalem insandır. KIZILELMA'da ise eğitime gerek yok, kapasiteyi kopyalamak bir yazılım güncellemesi kadar kısa sürer."
🗣️ Merve Mimaroğlu:
“2026 yazından bildiriyorum: Saten gecelikler elbise, sütyenler "crop" olmuş!
Çarşıda esnafın içinde külot gibi şortla geziliyor.
‘İstediğimi giyerim’ diyenlere soruyorum: Bu kadar ilgi merakı niye?
Kendinizi basitleştirmeden de var olabilirsiniz.
Biraz düşünün! ”
Nato Zirvesı için
Ankara'da sokak Kopeklerı toplatıldı
Ama Rize'nin Pazar ilçesinde önüne fırlayan başıboş köpeğe çarpmamak için manevra yapan Orhan Kara (43), kullandığı ATV'nin takla atması sonucu vefat etti
Beledıyeler gerekenı nıye yapmıyor
@RTErdogan
DENİZ GÖKTAŞ, DİNİ DEĞERLERE HAKARETİ KUR'AN ÜZERİNDEN YAPTIĞI ŞAKA İLE DEĞİL BAŞKA BİR METAFOR İLE YAPTI...
Aslında Kimse Dalgıçlara Gülmedi...
Bir hikayeyi anlamak için kelimelere değil, o kelimelerin dinleyicide nasıl karşılık bulduğuna bakmak gerekir. Çünkü alkış da kahkaha da çoğu zaman sözcüklerin değil, alt metnin onaylanmasıdır.
Deniz Göktaş, masum bir tatil hikayesini aktarıyor gibi söze başlıyor. Güzel bir plaj, berrak bir deniz, şezlonga uzanmış bir insan ve geride bırakılmak istenen bir yılın yorgunluğu... Dinleyici tam bu dinginliğin içine çekilmişken hikayenin yönü bir anda değişiyor.
"Denizin içinden birkaç insan çıktı."
Ardından gelen tasvir ise dikkat çekici. "Saçları görünmüyor, bütün vücutlarını kaplayan siyah bir kıyafet..."
İşte hikayenin düğüm noktası tam burasıdır.
Çünkü bu tarif, güzel bir plajda dalgıç kıyafeti giyen insanları anlatmak için kurulmuş bir tasvir değildir. Bu, toplumun zihninde çok daha belirgin bir çağrışımı harekete geçiren bir betimlemedir. "Dalgıç" sözcüğü burada bir isim değil, bir benzetmedir. Asıl hedef ise bu benzetmenin arkasına gizlenmiştir.
Nitekim hemen ardından gelen "Ben kimin hangi kıyafetle denize gireceğine karışacak değilim ama..." cümlesi de bunun göstergesidir. Bu tür ifadeler, retoriğin en eski yöntemlerinden biridir. Önce tarafsızlık ilan edilir, ardından tam da o tarafsızlık iddiasının konusu alaya alınır. "Karışmıyorum" denilir; fakat cümlenin geri kalanı bütünüyle o tercihi küçümsemek üzerine kuruludur.
En önemli nokta ise "s.ktiğimin dalgıçları" ifadesidir. Burada hedef gerçekten dalgıçlar olsaydı, salondaki yüzlerce insanın neden kahkaha attığını açıklamak mümkün olmazdı. Çünkü toplumun herhangi bir kesiminde profesyonel dalgıçlara yönelik yaygın bir öfke veya mizah konusu olmadığı gibi halka açık plajlarda bir kaç dalgıcın kumsaldan çıktıkları pek alışıla gelmiş bir durum değildir. Dinleyiciyi güldüren şey "dalgıç" kelimesi değil, onun üzerinden kurulan benzetmedir.
Bu esnada kahkahalar yükseliyor. Alkışlar geliyor.
Peki neden?
İletişim yalnızca söylenenlerden ibaret değildir; ima edilenler ve dinleyicinin zihninde tamamlanan çağrışımlar da mesajın parçasıdır. Bazen bir grubun adı açıkça söylenmez, onun yerine herkesin anlayacağı bir benzetme kullanılır. Böylece hem mesaj verilir hem de gerektiğinde "Ben onları kastetmedim" denilebilecek bir alan bırakılır.
Alkışların ardından gelen "Boşa alkışlamayın, sizi de tanımış olduk. Testi geçemediniz" sözleri, benzetmenin gerçek hedefinin dinleyiciler tarafından anlaşıldığını bizzat teyit etmektedir. Çünkü gerçekten dalgıçlarla ilgili bir espri olsaydı, ortada geçilecek bir "test" de olmazdı.
Bu nedenle anlatıda hedef dalgıçlar değil, "saçları görünmeyen, bütün vücudu siyah kıyafetle kaplı" tasviri üzerinden işaret edilen haşemalı ve tesettürlü kadınlardır. Dolayısıyla şayet burada hukuken dini değerleri aşağılama ve hakaret etme tartışması yapılacaksa, bunun odağı Kur'an veya soyut dini kavramlar değil; dalgıç benzetmesi üzerinden küfür edilerek gönderme yapılan kadınlar olmalıdır.
Foto kapanlar sadece hayvanları görüntülemiyormuş!
Kenevir tarlasında sulama yaparken Diyarbakır Çüngüş CHP İlçe Başkanı Seyit Akdağ ve oğlu Zülfikar Akdağ, fotokapana yakalandı.
Kenevirlerin bakımını yaparken yakalanan Seyit Akdağ ile oğlu gözaltına alındı.
Aramalarda kenevir, ruhsatsız silah ve mühimmat ele geçirilirken, baba ve oğlu adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
CHP İlçe Başkanı Seyit Akdağ:
"Kenevir bitkilerini oğlum ekmiş, benim hiçbir ilgim yok."
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Emevi Camiine gelişinin ve Kuranı Kerim okuyuşunun İslam dünyasında nasıl yankılandığını bir bilseniz…
Recep Tayyip Erdoğan’ın “İnşallah Emevi Camiinde namazımızı kılacağız.” sözünün hakikat olması en çok İsrail’i korkutuyor. Çünkü aynı Erdoğan “Gazze’de de Kudüs’te de namazımızı kılacağız.” dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ise “Kudüs Valisi olmak en büyük hayalim” sözü hala hatırımızda.
Türkiye’deki bu tutum İslam alemi tarafından gıptayla izlenirken İsrail’de ve bazı çevrelerde düşmanlıkla takip ediliyor.
Allah Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Mustafa Çiftçi’ye hayallerini gerçekleştirme gücü, feraseti ve dirayeti versin.
@RTErdogan@mustafaciftcitr
Fesli Deli Kadir, pardon; fesli "Deli Karı" serbest!
Yanlış hesap Bağdat'tan döner.
"Bizim için bir tek Tayyip Erdoğan var, gerisi yalan." Helal olsun kardeşim sana.
"Sayın Cumhurbaşkanımıza canım feda." diyen bacım, biz senden razıyız.
Ağzına sağlık.
Kalbine, gönlüne, mangal gibi yüreğine sağlık.
Delikanlılığın kitabını yazdın.
Helal olsun sana.
Helal olsun arkanda dağ gibi duran herkese.
Yazıklar olsun sana "namussuz" diyen alçaklara...
Yazıklar olsun sana "kaçtı" diyen çakma, satılmış gazeteci kılıklı beslemelere...
Yazıklar olsun sana "Ermeni" diyerek saldıran orijinal P.İ.Ç.'lere...
Bugünün kazananı Tamar Tanrıyar, kaybedeni ise bizdenmiş gibi görünen bazı medya kuruluşları oldu.
Sabah akşam o kanalları izleyen AK Partili kardeşlerimin çoğu o kanalları sildi. Bu da böyle biline...
Bizler, Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında menfaatsiz ve çıkarsız duranların kimler olduğunu çok iyi biliyoruz.
Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde 22 Mayıs'ta meydana gelen askeri araç kazasında yaralanan Uzman Çavuş Abdurrahman Hilal, tedavi gördüğü hastanede şehit oldu.