@hikmetimm Korkudan konuşmuyorsunuz.
Hepiniz gerçeği biliyor ve gizliyorsunuz
Bir tarafiniz Abd ye, diger tarafınıza ingiltere ye çalışıyor ve aranızda çatışma var..
Hic biriniz milli değilsiniz
Milli olanları yok ediyor ve öldürüyorsunuz.
Milli vatanseverler galip gelecek
İlişkileri görmek çok şeyi anlamamızı sağlar…
Şu Diyarbakır adını değiştirip Amed olarak telaffuz edenler bu şehrin Büyükortadoğu projesinin kalbi olacağını da ima ettiler.
Yugoslavyada olduğu gibi ilk adımlar müzikle sanatla futbolla atıldı. Birden bir spor klübü ortaya çıktı adı Amedspor oldu. Yöneticisi Narin Nadirova Kazakistan ve dünyada şubeleri olan Home Credit Bank CEOsu. Kendisini kürt ekonomist ve aktivist olarak tanıtıyor.
Babası ise Ermenistanda milletvekili..,
Bu ve benzer konuları kurcalamayı ihmal etmeyin…
Türk diplomatik kıyafet koduna, Diplomatik Üniforma eklenmeli ve kültürel özellikleri ağırbaşlı şekilde yansıtacak bir kıyafet ile büyükelçiler ve üst düzey diplomatlar törenlere katılmalıdır.
Bu frak ve yüksek silindir şapka, Türk diplomatını sömürge ülkesi temsilcisi gibi gösteriyor ve asla Türk milletinin önemli bir şahsiyeti gibi bir görüntü vermiyor.
Ayrıca şu da dikkatimi çekti; biz orduda eldivenle tokalaşmanın nezaketsizlik olduğunu öğrenmiştik; ki ben de buna tamamıyla katılıyorum. Avrupalı bu çakma krallar ve diplomatlar nasıl böyle beyaz eldivenle tokalaşıp, tören icra ediyorlar anlamıyorum doğrusu. Bir kişinin elini eldiven varken sıkmak "senin eline dokunmak istemiyorum, bu nedenle eldiven giydim" demektir ve kaba bir davranıştır. Mesaj şudur bence: "Ben Kralım (ya da ne zamazingoysa) sen ise tebâdan birisin ve Kralın eline çıplak olarak dokunamazsın, pis herif".
İzleyin , izlettirin!
Para basan köprüler 30 yıllığına niye satılır?
O kadar net ve basit bir dille anlatılmış ki, muhalefet bu videoyu her yerde yayınlamalı.
Konya'da 1965-1970'lerde inşa edilen Nalçacı caddesi çevresindeki 1-15 katlı tüm binalar yıkılıyor.
Bir zamanlar Konya'nın en varlıklılarının oturduğu binalara kimse girmez oldu. Çünkü betonun en iyisini ömrü yarım asır sonra her şey çöp. Muhtemelen yıkılanın yerine daha fazla kat daha fazla yapı ile "çözüm" üretilecek. Çünkü başka çıkışı da yok meselenin.
Müslüman'ın şehri böyle olamaz, olmamalı.
Apartmanın eski adı "yahudhane" idi.
Almanya'da icat edildi ve yahudileri toplu olarak bu binalara tıktılar. Amaç yahudileri bu şekilde kontrol edebilecek topluma karışmaları engellenecekti.
Sonra İslam dünyasına pazarlandı ve şimdi herkesi yahudhanelere tıkıyorlar.
"Filenin sultanları"nın kıyafeti çoğunluğu Müslüman olan bu milletin örfüne ve adabına uygun değil. Kadının bir meta haline getirilmiş hali. Edep yahu!
@hadisrahle Hayret ediyorum, yazık, bir sürü de kitap yazmış. Diyelim ki şefaat hakkı var ve bazı kimselere bu hak verildi, ne olacak ? Yani Allah’ın merhameti ve adaletinden ümidi kesenler mi faydalanacak ? Yeterince güvenmiyor muyuz Allah’a da başkasından medet umacağız ?
Kâr ediyorsa neden işletme hakkını devrediyorsun yok zarar ediyorsa kim niye alsın, hadi böyle bir şey yapacaksın vatandaşı kâr payı usülüyle ortak et, misal şu kadar altın karşılığı 30 yıllık gelir paylaşımı de, hem fiziki altın toplarsın hem vatandaşa gelir sağlarsın..
@yirmiucderece Ülkeye ilk sokan kimse onu çağıracaksın mahkemeye, vergi alınacaksa da ondan alacaksın. Son kullanıcı bu arabayı piyasa fiyatından almıştır zaten.
Kırtasiye işleten bir esnaf, zincir marketlerin okul malzemeleri satmasına tepki gösterdi:
- En büyük sıkıntımız bu zincir marketler, dokuzuncu ay gelir gelmez marketlerini kırtasiye ürünleriyle dolduruyorlar.
- Bunların işi bu değil, karpuzcu karpuz satsın, kasap etini satsın.
- Vatandaş yerel esnafını korusun.
(Görüntü: TV1)
Annemi dişçiye götürdük, tüm ağız için 350 bin TL istediler. Kalp ameliyatı bile devlette bedavayken alt tarafı bir diş neden yapılmıyor? Devlette randevu yok, diş hekimleri de keyfinden devlete atanmayıp özelde parayı vuruyor resmen. Bu açgözlülük nereye kadar gidecek?
Ahlaksız modernizm aileye ve evliliğe düşmandır. Çünkü aile terbiyesine karşıdır. Çünkü aile terbiyesi nesilden nesile dini ve ahlaki değerleri nakleder. Modernite ise insanları ahlaki ve dini değerlerden uzaklaştırıp dinsizliğe ve maddi zevklere, kısaca ruhsuz ve maneviyatsız hayata mahkum etmek ister.
Bu sebeple evliliğin küçük veya büyük yaşta yapılmasıyla ilgili tartışmalar aslında modernitenin bize oynadığı bir oyundur. Asıl mesele olan "evliliğin ve ailenin" kutsallığını unutturup onun teferruat bir kısmıyla zihinleri meşgul etmek ve suret-i haktan görünüp sanki küçükleri korumak palavrasıyla ve şeytanca bir hileyle evliliği kötülemektir.
Ama bu modernitenin köleleri aslında evliliğin kendisine düşmandırlar. İffete, namusa, ahlaka hasımdırlar. Ellerinden gelse evliliğin kendisini yasaklarlar. Sapkındırlar, LBGT'yi överler, çocuk yapmayı kötülerler, cinsiyet eşitliği teraneleriyle erkeği ve kadını birbirine düşman edip huzurlu bir aile kurulmasın diye ellerinden geleni yaparlar, evlenen çiftleri de boşanmaya teşvik ederler vs.
O sebeple Müslüman kardeşlerim! Bu gavur zihniyetli tayfanın oyununa gelmeyin! Yok küçük evlilikti büyük evlilikti demelerine bakmayın! Bu yaygarayı koparanların fikir babaları evliliğin kendisine karşıdır. Bunun farkına varın.
Küçük yaşta evlilik meselesi evliliğin kendisinin kutsal bir müessese olduğunun kabul edildiği bir toplumda daha doğru bir şekilde çözülür ve geçmişte o sebeple Müslüman toplumlarda önemli bir sorun olmamıştır. Bugün sorun olmasının sebebi modernitenin palavralarına mahkum olmamız ve cahiliye kanunları ve ahlakıyla yoğrulan toplumların maalesef bozulmasıdır. Vesselam...
@hallederiztamam Sahih Buhari de geçen rivayette Hz.Ali kendisine sorulan, sana Kur'an dışında birşey bırakıldı mı sorusuna hayır diye cevap verir. Elindeki sahife sorulunca da orada esirlerle ilgili hükümler olduğunu söyler. Ledün, cevşen bunlar hep mesnetsiz konulardır.
@h33avci Bizde öğrencilerin bu tür sorgulamalar yapmaları örtülü veya açık bir biçimde yasaklanır. Biz de sorduk benzer şeyler ve ukala damgası yedik öğretmenlerimizden. Bir de şu var ki, pi yi 3 al, sürtünmeyi yok say vs gibi gerçek hayattan kendileri soyutluyorlar öğrenci ne yapsın.
Aha !
Tilkiyi kuyruğundan yakaladım😊
Size ne demiştim;
“tavuklara operasyon varsa, tilkiler de işin içindedir”.
Bakın tavukçulara operasyonun ardından ne buldum…
Türkiye’de kısmen soya üretilse de soya ticaretinin büyük çoğunluğu yabancı bir firmanın tekelindedir; Kargil.
Peki, tavukçulukla alakası nedir?
Ülkemizde tavuk yeminin %50’den fazlasını soya küspesi oluşturuyor.
Yani hammaddeyi Kargil tedarik etmek istiyor ama henüz pazara hakim değil.
Lakin ülkemizdeki tavukçular yem için hammaddeyi bu firmadan almak istemiyorlar. Bu konuda milli düşünüyorlar. Farklı tedarikçileri ve hammaddeleri tercih ediyorlar.
Tabi bu firmadan alışveriş yapan Kargildaş birkaç firma var elbet.
Tutuklama şu şekilde gelişiyor.
Tavukçuların kendi aralarında yazıştıkları bir whatsapp grubu var.
Onlar aralarında konuşurlarken;
“mangal sezonu başlıyor onun için hammadde fiyatları yükseldi. Bizim de tavuk fiyatlarını güncellememiz gerekiyor”, diye yazışıyorlar.
Tabi Kargildaşlar durur mu.
Onlar hemen bu yazışmaları bildiriyorlar.
Hukukçular da hemen bu tavukçular hakkında
“fiyatlar konusunda kartel oluşumu yapıyorlar”, diye şikayette bulunuyorlar.
İşte o şikâyet neticesinde tavukçulara operasyon yapılmış.
Peki, esas derin gerekçe nedir?
Amerikan soya küspesini Türkiye’de pazarlamaktır.
Bu tavukçulara her fırsatta dava açıp, problem çıkarıp, ceza yazdırıp bıktıracaklar. Onlar da lanet olsun diyerek firmalarını satışa çıkaracaklar...
Peki, satışa çıkarılan firmaları kimler alacak?
Elbette kargilgiller alacak!
Böylelikle Amerikan soya küspesi, Türkiye’mizde bir güzel pazarlanmış olacak.
Aslında ülkemizde buna benzer operasyonlar ilk defa yapılıyor değil.
Şu şarkı sözlerini hatırlar mısınız;
Zeytin yağlı yiyemem aman,
Basmadan fistan giyemem aman.
Bu şarkının arkasında da muhteşem bir tilkilik hikayesi vardır. Araştırın görün.
Şimdi tavukçular üzerinden,
zamana sari olarak,
yeni bir hikâye yazılmak isteniyor.
Topkeyün uyanık olmalıyız.
Tavuklarımızı tilkilere kaptırmamalıyız.
Biz Trump'la dost olmaya çalışırken Trump ve dostu Netanyahu Gazze'yi, Lübnan'ı ve İran'ı her gün bombalamaya, insanlarını öldürmeye ve yakıp yıkmaya devam ediyor, biz ise onları ne güzel ağırladığımızı ballandıra ballandıra anlatıyoruz...