@heisenbergtrx Hocam ellerinize sağlık, çok güzel bir uygulama oldu, oluyor. Ben çok faydalanacağıma inanıyorum. Bir senelik uzattım. Zaten sadece ASML'den 15-20 senelik üyelik bedeli çıktı :)
@heisenbergtrx 14 yaşındaki Yağız Kaan Erdoğmuş daha bu hafta eski efsane dünya satranç şampiyonu Veselin Topalov'u arka arkaya 2 defa yendi. Hem de klasik zaman kontrolünde. İkili maç yapıyorlar. Bir defa daha yenerse 2700 elo barajını aşan en genç insan olacak. Duyan varmı?
@CoskunKaplannnn Herkes aynı tepkiyi gösterse kimse yapamaz. Tepkisiz toplum olduğumuz için kuralsızlık her yerde. Avrupalı böyle bişey görünce tepkisini gösterdiği için avrupalı. Karım trafikte biriyle dalaştığım zaman sana ne, ne karışıyosun der. Ben dalaşmıyorum, eğitiyorum derim 😅
Makroekonomiyi pratik uygulamalarla, finansal piyasalarla ve ekonomik döngülerle bağlantılı bir şekilde öğrenmek isteyen ve kitap soran arkadaşlar oluyor.
Ben teorik kitaplardan çok deneyime dayalı, aynı zamanda tarihsel ve döngüsel analizlere odaklananları okuyorum.
Şöyle bir liste bırakayım sizlere. Tabi kaçının Türkçe çevirisi var bilemiyorum o kısmı kişisel bir durum.
1) Principles: Life and Work – Ray Dalio
2) Principles for Navigating Big Debt Crises – Ray Dalio
3) The Changing World Order: Why Nations Succeed and Fail – Ray Dalio
4) The Intelligent Investor – Benjamin Graham
5) Big Debt Crises – Niall Ferguson
6) Lords of Finance – Liaquat Ahamed
7) The Alchemy of Finance – George Soros
8) Manias, Panics, and Crashes – Charles P. Kindleberger
9) The Great Reflation – J. Anthony Boeckh
10) The Road to Ruin – James Rickards
11) The End of Alchemy – Mervyn King
12) Fooled by Randomness – Nassim Nicholas Taleb
13) The Black Swan – Nassim Nicholas Taleb
14) Capital in the Twenty-First Century – Thomas Piketty
Piyasada çoğu kişi getiriyi tek başına değerlendirir. “%15 kazandım” diyen bir yatırımcı, ister altından ister Bitcoin’den bahsetsin, aynı başarıyı elde ettiğini düşünür. Ama işin gerçeği öyle değildir. Kazancın bir kalitesi vardır ve bu kaliteyi belirleyen en önemli faktör volatilitedir.
Volatilite aslında riskin tercümesidir. Fiyatın ne kadar oynak olduğunu gösterir. Eğer yatırım yaptığınız varlık çok dalgalıysa, o %15 kazanç size sürekli stres yaşatarak gelir. Sabah kalktığınızda portföyünüz bir günde %20 düşmüş olabilir. Bu sadece cüzdanınızı değil, psikolojinizi de yıpratır. Aynı getiriyi düşük volatil bir varlıkta elde ettiğinizde ise yolculuk çok daha sakindir. Dalgalanmalar küçük olur, kazanç daha güvenilir ve sürdürülebilir bir şekilde önünüze gelir.
Bunu Altın ve Bitcoin örneği üzerinden düşünürsek; Altın genelde yıllık %10–15 oynaklığa sahip. Yani %15 kazanç, neredeyse bir y��llık tipik volatilitesine denk gelir ve bu yüzden çok anlamlıdır. Bitcoin’de ise yıllık oynaklık %50–100 bandındadır. Orada %15 kazanç sıradan bir dalgalanma gibidir. Bu yüzden aynı kazanç, altın için “yüksek kaliteli”, Bitcoin içinse “düşük kaliteli” kabul edilir.
Bir de işin psikolojik tarafı var. İnsanlar kaybetmeye, kazanmaktan daha fazla tepki verir. Yüksek volatil varlıklarda geçici kayıplar çok büyüktür ve çoğu yatırımcı bu iniş çıkışlara dayanamaz. Erken çıkar, potansiyel kazançlardan mahrum kalır, nerede satacağını bilemez. Düşük volatiliteli bir üründe ise yatırımcı daha rahat bekler, yolun sonuna kadar gitme ihtimali artar. Bu yüzden düşük volatilitedeki kazanç sadece matematiksel olarak değil, psikolojik olarak da daha değerlidir.
Ve en önemlisi, düşük volatiliteli ürünlerdeki büyük hareketler makro bir sinyal taşır. Altın bir yılda %15 yükseliyorsa bu sadece yatırımcı için değil, piyasa için de çok şey anlatır: güvenli limana yöneliş vardır. Bitcoin’de aynı oranlık bir yükseliş çoğu zaman sadece gürültü olabilir.
Peki Bitcoin’in volatilitesi yıllar içinde düşüyor. O zaman “uzun vadede güvenli limana mı dönüşüyor?” sorusu haklı olarak akla geliyor. Cevap biraz daha karmaşık. Evet, Bitcoin’in volatilitesi ilk yıllardaki %150 seviyelerinden bugün 50–70 bandına geriledi. Bunun sebebi ETF’ler, kurumsal alımlar ve piyasadaki likidite derinliği. Artık küçük bir fon giriş-çıkışı fiyatı %30 oynatmıyor. Ama hâlâ altına göre 3–5 kat daha oynak.
Dahası, volatilitenin düşmesi tek başına güvenli liman statüsü kazandırmaz. Güvenli liman olmak, kriz anında sermaye akışını kendine çekebilmek demektir. Altında bu gerçekleşiyor: belirsizlik arttığında yatırımcı altına kaçıyor ve volatilite daha da düşüyor. Bitcoin’de ise tam tersi; kriz anında likidite daraldığında ilk satılan varlıklardan biri oluyor. Yani volatilite düşüyor ama bu, Bitcoin’in rolünün değiştiği değil, sadece daha olgunlaştığı anlamına geliyor.
Sonuçta, volatilite sadece fiyatın iniş çıkışını değil, kazancın kalitesini ve yatırımcının sabredebilme gücünü de belirliyor. Bitcoin’in volatilitesi zamanla azalıyor olabilir, ama bu onun otomatikman altın gibi güvenli liman statüsüne yükseldiği anlamına gelmiyor. Daha çok “çılgın gençlik döneminden çıkıp makroya entegre olmuş, ama hâlâ riskli bir yetişkin” haline geldiğini gösteriyor.
"Bazen gerçek burnunun dibindedir, göremezsin.
Kulağına bağırılır, duyamazsın.
Gerçek olan ihanet midir, yoksa kahramanlık mı?
Bilemezsin Ahmet Muhtar.
Bilemezsin!"
Deli Binbaşı'nın öyküsü kaldığı yerden devam ediyor.
Yolculuğun bu kısmında her zaman olduğu gibi başta editörüm @ccanuyarr olmak üzere tüm @KronikKitap ailesi benimleydi. Ancak bir piyadenin engin denizlere açılması gerekiyordu ve bu da ihtisas sahibi dostların destekleriyle mümkün olabildi.
Bertan Topaloğlu'na, Tuğrul Sandıkçı'ya, Kaan Kızıltan'a, Mehmet Yılmaz'a bu müşterek harekâta tüm güçleriyle iştirak ettikleri için minnettarım.
Bugünkü ben olmamda çok büyük katkısı olan anneannem Fahrünnisa Çalıkoğlu'nu kitabın bitmesine haftalar kala uğurlamıştık sonsuzluğa. Bu kez aileme teşekkür kısmına hayat arkadaşımdan değil, ondan başlamak istedim. Bundan sonra dinleyeceğim her "Evlerinin Önü Mersin" onun için olacak.
Son olarak, teşekkürler sevgili okuyucu.
Sen olmazsan neden yazayım ki?
Şimdi her şeye kısa bir ara verip aileme en azından bir hafta ayırmak istiyorum.
Herkese ŞAFAK SÖKMEDEN'i sağlıkla, keyifle okumasını diliyorum.