MUHSİN BAŞKAN SUİKASTI…
İçerisinde Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, BBP Sivas İl Başkan Yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclis Üyesi adayı Murat Çetinkaya, İHA muhabiri İsmail Güneş ve pilot Kaya İstektepe' nin bulunduğu helikopter, 25 Mart 2009 günü Çağlayanceritten, Yerköy’e gitmek için havalandı. Helikopter 15:03’te düştü.
Muhsin Yazıcıoğlu dâhil altı kişinin naaşları, aralarında asker, polis, AFAD ekipleri ve gönüllülerin de bulunduğu binlerce kişilik arama kurtarma ekipleri tarafından değil, helikopter düştükten 48 saat sonra 27 Mart 2009 tarihinde Cuma günü saat 14.30 civarında köylüler tarafından bulundu. Enkazın ve naaşların bulunduğu Keş Dağı,Kurudere, Kanlıçukur mevkii arama çalışmalarının yapıldığı bölgenin içerisinde değil 115 km uzağındaydı.
Aslında helikopterin düştüğü yer, düşmeden 1 saat sonra Ankara’dan nokta olarak tespit edilmişti.
Ancak İHA muhabiri İsmail Güneş’in yardım istemek için 112’yi araması, yardımı değil suikastçılari, yarım kaldığını anladıkları görevlerini tamamlamaları için harekete geçirmişti.
İsmail Güneş, kazadan sonra, tüm kamuoyununda dinlediği şekilde gayet düzgün ifadelerle 112 ile konuşmuş ve bacağının kırık olduğunu söylemişti. Ancak günler sonra donmuş naaşı bulunduğunda, çene kemiğinin kırık olduğu tespit edilmiştir. Çenesi kırılan biri nasıl defalarca 112 ile gayet düzgün konuşmuş olabilir. Yürüyemeyen birinin çenesinin nasıl kırıldığı sorusu halen cevaplanmamıştır.
İsmail Güneş 112 ile yaptığı konuşmada 112 görevlisine "Erhan ağabey ıhlıyor sadece" diyerek sesini duyduğunu belirtmiş, ardından Erhan Üstündağ’a "Erhan ağabey, sen kalkabiliyor musun yerinden? diye seslenmiştir.
Görüşmede doğrudan "Muhsin Bey'i göremiyorum" ifadesini kullanmıştır.
Görüşmelerin 7. aramadasında yanındaki bir yaralıya "Alo, sıfır beş yüz kaç abi?" diye numara sormuştur. Bu numaranın Yüksel Yancı’ya ait olduğu daha sonra tespit edilmiş, böylece o an Yancı'nın da yanında ve sağ olduğu anlaşılmıştır.
"Ölen de var herhalde, Ben ölmek üzereyim, bir arkadaş da ölmek üzere" ifadeleriyle diğer kişilerin ağır durumunu aktarmıştır.
Resmi 112 kayıt dökümlerinde İsmail Güneş'in bir ara kendi kendine "Bu arkadaş kim ya?" dediği yer almaktadır.
Helikopterin kırıma uğramasından hemen sonra yanlarına inen Skorsk’i yine Allahın işi kırıma uğramıştır. Kimler bu helikopteri verilen görevi tamamlamak için göndermişti.
Kimler, gönderdikleri cellat timinin helikopteri de kırıma uğrayınca arama çalışmalarını 115 km yanlış noktada yaptırmıştı.
Yapılan ilk otopside Muhsin Yazıcıoğlu’nun çarpma anında iç kanama ve omurilik kırılması sonucu anında hayatını kaybettiği yazıldı.
Ancak Muhsin başkan helikopterden 60
metre kadar ileride, sağ bacağı karnına doğru çekilmiş, yüzüstü sürünüyor şekilde bulunmuştu. Helikopterde emniyet kemeri ile bağlı birisi helikopterde ölmemişti ki, kemeri çözmüş, kapıyı açmış ve ilerlemeye başlamıştı.
Muhsin Başkanın helikopterinin düştüğü 25 Mart 2009 tarihinden sadece 4 gün sonra, 29 Mart 2009'da örgütün Bamteli isimli yayın organında FETÖ elebaşısı iblis, "Liyâkat ve Alperen" başlıklı bir konuşma yayınladı.
FETÖ iblisi konuşmasında “Onca mülahazaya rağmen liyakatini koruyamadıysa, bir ilahi tokatla dışarı atılır.” dedikten sonra kendince
davanın dışına itilen kişilerin akıbetini tarif ederken, "Bir perşembe günü vefat edip cuma günü cenazesine ulaşıldı" ifadesini kullanmıştır.
Yazılacak çok şey var. Ancak olayın bir yönünü yazdım. Çünkü X’in sınırına geldim.
2009’ de her şey apaçık meydanda iken gerçeği kayıp edenlerin bugün yapılan gözaltılarla bu suikasti aydınlatamayacaklarını biliyorum.
Bu olayla, Türkiye’de Türk milliyetçiliğinin ne kadar yalnız ve güçsüz olduğu ayan beyan olmuştur. Aynı zamanda lafa gelince Muhsin Başkanın dostu olduklarını söyleyen zevatın dost olmadıklarını, başkanın çok yalnız olduğunu ortaya koymuştur.
#MuhsinYazıcıoğlu
#KazaDeğilSuikast
Mustafa Gazi'm düştü. Sağ kolunu dirsek ve bilekten kırdı. Hastaneye yolladık. Hastaneye giderken " arkadaşlara söyle haklarını helal etsinler Onları yalnız bırakıyorum. Ama geri geleceğim" dedi.
Biz yine sustuk.
Şu adamlar, bugün "kurucu önder" diye göğe çıkarılan teröristlerle mücadele ederken yaralandı yetmedi, bir de hak ararken yaralanıyorlar.
Gör bunları Türk milleti, gör de susmaya devam et.
Haluk Levent gitti. Oğuzhan Uğur, Dinçer Azaphan ve Sedat Peker'in de sırasıyla gittiğini göreceksiniz. Kahraman bildiğiniz, umut beslediğiniz kaç tane adamınız varsa hepsinin gerçek yüzünü size göstererek götürecekler. Çünkü Masonlar artık devletinize güvenmenizi istiyor. Yapacakları anayasa değişikliğinde, kuracakları yeni devlette başarılı olabilmeleri için devlet dışında çarenizin kalmaması gerek. Zaten bu nedenle önce kahramanlar yaratıp sonra hepsini sırasıyla önünüze atıyorlar. İnsanlara karşı inancınızı bitirmek için.
Yok lavuk hevent yok Irak petrol davası ne millet kaldı ne devlet. Ne siyaset kaldı ne ne siyaset üstü yapılar. Sol İslamcılık ve liberallik mahvetti ülkeyi. Özdağ Türkiyenin kurtuluş reçetesidir. Sonuna kadar @umitozdag
Karaman'daki Karadağ'da bulunan Binbir Kilise bölgesinde, kaya bloğu üzerine runik harflerle işlenmiş, Türk boyuna ait bir damga olabileceği değerlendirilen yazı bulundu.