“Nitekim de öyle oldu ben her şeye yaşayıp baktım, sevdiysem kaldım, sevmediysem devam ettim yoluma hep. Ve bugün hiç tereddütsüz söyleyebilirim ki, çok mutlu bir insanım.”
Kabilemi bulmuştum. Öyle hissediyordum. Sile sanıldığı kadar tesadüfi bir şey değildi, kuradan çıkmıyordu, onu bulman veyahut oturup kendi ellerinle yapman gerekiyordu.”
Melisa Kesmez / Çiçeklenmeler
“.. Bu insanlar bana verilmemişti, ben onlara doğmamıştım. Onları yeryüzünde arayıp bulmam gerekmişti. Onlara doğru yürümem ve yanlarına varıp çemberlerine katılmak gerekmişti
Düşerim korkusu ile hep yere bakıyorum ama denize kıyısı olan şehirlerde bu böyle değil. Düşme ihtimali aklıma bile gelmeden gökyüzüne bakarak yürüyorum. Ankara anksiyetemi de arttırıyor. Bu da denize kıyısı ooan yerlere gitmeliyiz demektir🫠🥳
“ne kadar güzel kokuyordu. taze sayfalar gibi. kurşun kalem talaşı gibi. baharda söğüt ağacının altında kitap okurken insanın yüzüne vuran güneş ve ayak parmaklarının arasına dolan çimenler gibi.”
“Sonuçta Hafıza’nın birinci ve asıl görevi, insanını tehlikelerden korumaktır. Bu yüzden korkutucu ya da acı verici her şeyin altını kırmızı kalemle çizer. Saklambaç oynamanın eğlencesini değil, en sonunda düştüğünde sıyrılıp acıyan dizini hatırlar. “
“yeniden” ne güzel bir esinti ya. yeniden sevinmek, yeniden gezintilere çıkmak, yeniden saçlarını uzatmak, yeniden sevmek, yeniden cıvıldamak, yeniden yerine alışmak. yeniden ama sanki ilk defa. mis gibi.