Sırf avukatım diye 26 yaşındaki beni apartman yöneticisi yapmak istiyorlar, çok sanıklı ağır ceza duruşmasına girerim ama 60 yaş üstü 20 tane insanla uğraşamam çok korkuyorum
1. Stajyer avukatlara maaş verilmelidir.
2. Genç avukatlara ofis desteği için geri ödemesi ertelenmiş, faizsiz kredi sağlanmalıdır.
3. CMK ücretleri, AAÜT ile eşitlenmelidir.
4. Tüm avukatlara promosyon ödemesi yapılmalıdır.
5. Hâkimler, vekâlet ücretimize göz dikmekten ne zaman vazgeçerse, işte o zaman onlar için de talepte bulunuruz.
Kadir İnanır gibi eğilmeden bükülmeden, korkmadan; paraya, güce değil emeğe ezilene sahip çıkarak; doğru yerde durarak yaş alıp göçüp gitmek gerek bu dünyadan.
Seni çok sevdik Kadir İnanır.
Güzel gelip geçtin bu dünyadan...
Yeni bir erkeklik, yeni bir mizah dili
Gösterinin en dikkat çekici taraflarından biri de erkeklik meselesiyle kurduğu ilişki.
Son yıllarda “olağanlaştırılmış erkeklik” üzerine çok şey konuştuk, yazdık. Fakat sahnede hâlâ erkekliğin kendisini bir performansa dönüştüren, seyirciyi de bu performansın parçası olmaya çağıran çok güçlü bir gelenek var. Deniz Göktaş’ın mizahıysa tam tersine, bu performansı neredeyse görünmez kılıyor.
Gösteri boyunca küfür son derece az. Cinsiyetçi küfür neredeyse hiç yok. Kadınları aşağılayan, cinselliği bir güç gösterisine dönüştüren ya da erkekliği ispat etmeye çalışan bir dile yaslanmıyor. Futbolla kurduğu mesafeyi anlatırken “Vargas’ın t*ş*klarına beton yetmez” yaygın esprisi üzerine yaptığı espriler tam da bu nedenle çok komik. Futbol ve hâkim spor kültürünün övgüyü bile nasıl hoyrat, nasıl erkeklik üzerinden kurduğunu o kadar iyi anlatıyor ki… Mizahını tam da o dile dışarıdan bakabildiği için üretebiliyor.
Sınıf meselesinde de aynı şeyi yapıyor. Yukarıdan bakmıyor, kendi deneyimine dışarıdan bakıyor.
“Gösterişsiz Bir Gösteri: Deniz Göktaş’ı Neden Bu Kadar Sevdik”
@faynstudio için yazdım.
Tatar Ramazan şimdiki diziler gibi kabadayıcılık değildir. Kabadayılık bir iktidar aygıtıdır ezer ve ezenin yanında konumlanır. Tatar Ramazan ise bir isyan figürüdür ve ezilenlerin vicdanıdır. Düzene karşı adaletin, insan onurunun ve eğilmeyen boynun sembolüdür.
Kadir İnanır'ı sadece sanatıyla değil, barış mücadelesiyle de hep anacağız
En son verdiği bir demeçte, olası bir sürece dair “En önde giderim, yeter ki adı 'barış' olsun” demişti