Geçmişinden dolayı ümidini kaybetme.
Bugünkü şartlarını geleceğinin sınırı sanma.
Allah'ın kudretini kendi imkanlarınla ölçme.
Fakat istediğin nimete kavuşmak için dua ederken,
O nimeti taşıyabilecek bir insan olmayı da ihmal etme.
Kul bilmediği kaderinin geçmiş kısmından af, gelecek kısmına ise hayırlı olması için dua eder.
Çünkü geçmiş olanı değiştirmek kulun elinde değildir.
Gelecekte karşısına çıkacak olanı ise; razı olduğunu beyan ederek,
Rabbinden ister.Kul bilir ki Rabbi
Erhamerrahimîn'dir.
İnsanın özgürleşmesi, bütün zaaflarını yenmesiyle olmaz.
Önce kendisini neyin yönettiğini fark etmesiyle olur.
Çünkü tanımadığın bir şeyden özgürleşemezsin.
İnsan tok olduğu için parayı reddedebilir. Huzurlu olduğu için bir güç istemeyebilir. Sade bir hayatı sevdiği için zenginlikten uzak durabilir. Ama bunların hepsi koşullara bağlıdır İnsanın özgürlüğü, İhtiyaç duyduğu şeyler karşısında da iradesini koruyabildiğinde ortaya çıkar.
Geçmişi getirmeye çalışmak, tarihi tekerrüre zorlamaktır.
Geçmişten gelen, sadece geçmişi değil geleceğini de geçmişe mahkum eder.
Ânı yaşamayı unutturur.
Bugünü yaşamayı unutan geleceğe umutla bakamaz.
Gidenin peşinden gittiğinde yalnızca onu geri getirmezsin. Onunla birlikte geride bırakman gereken zamanı da geri getirirsin.
Ve bu sana yalnızca geçmişte kaybettiklerini değil, gelecekte kazanabileceklerini de kaybettirir.
Kaybın üzüntüsü zamanla yerini farkındalığa bırakabilir.
Bu farkındalık, kaybettiğin zamanda öngörülemeyenleri yavaş yavaş gösterir.
Her kaybın kayıp olmadığını o zaman daha iyi anlar insan.
İnsan kaybettiği şeyin ardından hep üzülür.
Oysa onu kaybetmeseydi nasıl bir hayat yaşayacağını bilemez.
Belki de yasını tuttuğu şey, kurtulduğu bir gelecek, kurtulduğu bir sondur.
Musa ile Hızır'ın yolculuğunun en etkileyici tarafı,bir olayın gerçekleştiği andaki anlamıyla gerçek hikmetinin her zaman aynı olmamasıdır.İnsan bazen kaybını felaket,gecikmesini ceza, kazancını ise mükafat sanır
Oysa zaman, bugün anlayamadığı bir olayın bambaşka bir anlamı vardr
Allah'ın kudreti ve ikramı sınırsızdır.
Tevekkül işte burada istediğinin mutlaka gerçekleşeceğine inanmak değildir. İstediğinden çok daha fazlasının
Allah'ın katında olduğunu bilmektir.
Kulun istekleri ile Allah'ın verecekleri arasında nispet olamaz.
Bu yüzden kulun hayr diye gördükleri şerre, şer diye gördükleri hayra çevrilebilir.Ama kul bunu bilmez.Nimetin şekli ve muhteviyatı Yüce Allah'ın ilmindedir.Kul rıza gösterir, Rabbine teslim olur, lütfa mazhar olur.
Kaderin getireceklerinden haberdar değiliz.
İstediklerimizi pervasızca yapmak arkasından gelecekleri görme yetisi kazandırmaz.
Sadece O olsun diye bağlandığın sebep, hayatını çıkmazlara sokacak duruma da getirebilir.
Bir şey sana büyük bir mutluluk verebilecek diye, onsuz mutlu olamayacağına nerden karar verdin..
Bir şeyin hayatını güzelleştirebileceğini düşünmek başka, hayatının güzelleşmesini yalnızca o şeye bağlamak başkadır.