UTANMADINIZ MI?
"Doğu Türkistan’a kendi imkânlarıyla bizzat gitmiş, orada Uygur Türklerine Çin tarafından uygulanan katı asimilasyon politikalarını hayatın her alanında gözlemlemiş, tarihî eserlerin ve ibadethanelerin güncel durumunu kayıt altına almış, döndükten sonra da gördüklerini kitaplaştırmış biri olarak, bu avanta geziye katılanlara sormak istediğim bazı sorular var..."
Çin tarafından propaganda amacıyla Doğu Türkistan'a götürülen malum heyetle alakalı, Taha Kılınç'ın bugünkü yazısı:
https://t.co/idLwEH527v
Fotoğraflar:
1. İçinde namaz kılınmasına müsaade edilmeyen, sadece turistlerin ziyareti için açık tutulan İydgâh Camii, Kaşgar.
2. Kaşgarlı Mahmud'un kapısına zincir vurulan ve ziyarete izin verilmeyen türbesi, Opal.
3. Müzeye çevrilen, dış cephesindeki Arapça kitabeler sökülen ve yerleştirilen led ekranla Komünist propaganda sahnesine dönüştürülen Altun Mescid, Yarkent.
4. Çin bayrağı önünde kendilerine zorla Çin'e bağlılık yemini ettirilen yaşlı Uygur Türkleri, Hoten.
📷 Taha Kılınç
15 Temmuz gecesi ilk hareketlilik başladığı andan kalkışmanın bastırıldığı ana kadar Ankara ve İstanbul’daki vatandaşların 112 ve 155 acil hatlarına yaptığı aramalar derlenmiş. Muhakkak izleyiniz.
Yüzyılın Çağrısı / 15 Temmuz gecesi ses kayıtlarında https://t.co/FTQAJWqjMy
“Ömer bu işin sonunda şehadet var.”
“Emredersiniz komutanım. Hakkınızı helal edin.”
Asırlık Gece 4. ve 5. bölümleriyle 24 Temmuz Cuma günü saat 20.00’de @trt1’de ve @tabii’de!
Reis konuşmads söylediği her şeyi yaptı. Libya’yı Hafter’e bırakmadı. PKK’yı Irak’a&Suriye’ye gömdü. Suriye’de devrim yaptı, Esad’ı Rusya’ya postaladı. Sudan’ı yeniden böldürmedi. Katar’ı işgal ettirmedi. Hepsini de 10 yıla sığdırdı. Yakın tarihte böyle bir racon çok sayılıdır.
O gece gözlerinde bana son kez bakan sevgiyi, dilindeki tekbiri hiç unutmadım…
Sen vatan için şehadete yürürken, bana ömrüm boyunca taşıyacağım bir hasret bıraktın.Aradan 10 yıl geçti; yokluğun hâlâ ilk günkü kadar derin, gururum ise tarifsiz.
Seni rahmetle, özlemle ve sonsuz sevgiyle anıyorum. 🇹🇷🕊️ #15temmuz
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
15 Temmuz darbe girişimini bölgesel ve küresel bağlama oturtan çok değerli bir yazı.
Yazıdan hareketle (Gezi ayaklanmasından başlatarak) 15 Temmuz'a kadar giden süreci "Arap Baharı" sürecinde gördüğümüz karşı devrimci darbe girişimlerinden biri olarak okuyorum ben de.
Bunu isteyenler de alkollü araç kullanıp bir aileyi yok eden, sonra araçtaki içki şişelerini saklayıp arkadaşını şoför gibi göstermeye çalışan Emrah Serbes'i bir kez olsun anmayan adalet bekçileri
Mehmet Akif Ersoy yüzünden deprem bölgesinde nasıl dayak yedim anlatıyorum…
Depremin hemen ardından biz Hatay’da gönüllü olarak Kızılay aşevinde çalışırken ve her gün 15 bin porsiyon sıcak yemek çıkartırken meğer tv’lerde bizim hakkımızda atıp tutuyorlarmış.
Esed rejimi, 2018’de Duma ve Serakib’te kimyasal silah kullanmıştı
Rusya’nın baskısı ile Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü bu katliamlardaki kanıtları sivillere göstermedi
Haluk Levent gibi bir Rock’çıya random attıran u yüzlerce çocuk, kadın ve yaşlı nefes alamayarak öldü
En ihtiyaç duyulan zamanda Haluk Levent'in bir lafıyla kaç yıllık kurumun itibarı yerle bir oldu, insanlar kan bağışlamaktan bile imtina eder oldu. Şimdi o adamın güvenilmez olduğu ortaya çıktı diye bu insanlar hata etmişiz deyip Kızılay'a tekrar güvenecek mi, hiç sanmıyorum
Kızılay tek bir depremzedeye bile çadır verdiği için para istemedi. Kimsenin hastasına da kan verdiği için kimseden para istemedi. Ama Erdoğan nefretlerinden, iktidar nefretlerinden, tıkır tıkır işleyen sistemi çarpıtarak suyu bulandırdı gerizekâlılar. Sinsice ortalık karıştırıldı, Kızılay tarihinin en başarılı, en kendini bu işe vakfetmiş adamı @drkerem sırf insanlar çenesini kapatsın diye kendini feda ederek istifaya mecbur kaldı. Bütün bunların arkasında fitili ateşleyen de şimdi ülke tarihinin yardımseverlik damarını darmadağın etmiş bir hâlde demir parmaklıkların ardına gidecek.
Unutmadık şehidleri, mücahidleri. Unutmadık Avrupa’nın “yüce medeniyetini”.
Srebrenitsayı unutmadık! Tüm şehidleri rahmetle anıyoruz.
| Koski Mehmet Paşa Camii , Mostar
NATO üyesi ülke liderlerine hediye edilen Gümüşay silahları Gümüşhane-Kürtün'de üretildi. Türkiye'de üretilen ilk altıpatlar modeli silahtı. Gümüşhane'de üretildiği için adı da Gümüşay oldu. Sonradan üretimi durdu ve bir nevi koleksiyonluk olarak MKE envanterine alındı.
#ARŞİV | 2004 yılındaki NATO zirvesinde Dolmabahçe Sarayı'ndaki yemeğe dönemin Başbakanı Erdoğan'ın eşi başörtülü olduğu için davet edilmemişti.
Erdoğan, "Devletin itibarı her şeyden önce gelir.” diyerek resepsiyona tek başına katılmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Donald Trump’ı protokolün en üst seviyesinde karşıladı. Uçak kapısındaki karşılamadan askerî törene, sembolik jestlerden verilen mesajlara kadar ziyaretin her ayrıntısı Trump’a özel bir ihtimam gösterildiğinin işaretiydi.
Muhalefet bu tabloyu yine yüzeysel okudu. “Trump’a neden bu kadar iyi davranılıyor?” sorusuna sıkışıp kaldı.
Bu eleştirilere kesinlikle katılmıyorum.
Muhalefet büyük resmi ve asıl stratejiyi kaçırıyor:
“CB Erdoğan’ın kriz yatırımı.”
F-35 meselesi, CAATSA yaptırımları, F-16 modernizasyonu ve F110 motorları elbette Türkiye’nin millî çıkarlarıyla doğrudan ilgili başlıklar. Bu başlıklar çözülebilirse Türkiye’nin savunma kapasitesi güçlenecek.
Fakat bu başlıkların Türkiye ve ABD kadar yankılandığı bir başka ülke daha var: İsrail.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’a yoğun bir ihtimam gösterirken, bir bakıma onun gönlünü hoş tutmaya ve dostluğunu kazanmaya çalışırken, arka planda çok daha derin ve uzun vadeli bir hamle yapıyor:
Trump’ın ABD’sini İsrail’den uzaklaştırmaya çalışıyor.
ABD-İsrail hattındaki gerilimin, özellikle de Trump-Netanyahu arasındaki krizin derinleşme ihtimaline yatırım yapıyor.
F-35 meselesinin yeniden gündeme gelmesi dahi İsrail açısından başlı başına bir kriz sebebi. Bu mesele çözülsün ya da çözülmesin, Trump’ın “çözeceğiz” demesi bile İsrail’in soğuk terler dökmesi için yeterli.
Dolayısıyla asıl mesele İsrail’i sıkıştırabildiğimiz kadar köşeye sıkıştırmak ve hata yapmaya zorlamaktır.
Derinlerde seyreden strateji, ABD-İsrail ilişkilerini gergin bir yay üzerinde tutmak, Trump’ın bir noktadan sonra Netanyahu’nun baskısını kaldıramayacağı bir atmosfer üretmek ve bu gerilimin sürekliliğini sağlamaktır.
Krize yatırımdan kastım budur.
Unutmayalım, Türkiye’nin güncelde en öncelikli rakibi İsrail. İsrail tehdidini ortadan kaldırmak istiyorsaköncelikli hedefimiz İsrail’in yalnızlaştırılması olmalı. Bu temel hedefin en kritik aşaması da kuşkusuz ABD-İsrail ittifakını bozmak.
Ne Filistin’e ne Lübnana ne Suriye’ye ne de Türkiye’ye İsrail tehtidinden kurtulmadıkça huzur yok.
Ufak detaylarda kaybolup büyük resmi, asıl hedefi kaçırmamak gerek.
SON DAKİKA — ERDOĞAN-TRUMP BASIN TOPLANTISINDAN SONRA NETANYAHU’NUN İLK SÖZLERİ:
-Trump ile Türkiye’ye F-35 satışı hakkında birkaç kez konuştum ve bence, Başkan Trump'ın Erdoğan ile olan kişisel dostluğuna rağmen bunun Türkiye'yi Amerika Birleşik Devletleri'ne, yani ülkeye karşı dost bir devlet yapmadığını herkes biliyor.
-F-35'lerin satılması Orta Doğu'daki güç dengesini yok edecektir, çünkü bence Türkiye'nin saldırgan emelleri var.
-Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak istediklerini söylüyorlar. Ben olsam satmazdım.
-NATO müttefiki olan Yunanistan'ı tehdit ediyor, bir diğer NATO ülkesi olan Kıbrıs'ın yarısını işgal ediyor ve en önemlisi –ki bunu doğrudan masaya koydum– ülkemi, tek ve yegane Yahudi devletini yok etmekle tehdit ediyor.