Asliye Hukuk Hakiminin Hakkımda Verdiği Tutuklama Kararı
İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde asıl taraf olarak katıldığım davada husumet itirazı ve dava ehliyeti itirazında bulunduğumuz halde hakim dava şartlarını incelemeden tahkikat aşamasına geçtiği ve ayrıca avukatımın bazı beyanlarını zapta geçmediği için 2. duruşmaya ben de katıldım.
Hakim önce kimliği istedi, vermedim, ısrar edilince de katibe gösterdim.
Beyanlarıma başlamadan önce söylediklerimin değiştirilmeden ağzımdan çıktığı gibi aynen zapta geçmesini talep ettim, reddetti.
Hakime yaptığı usuli hataları belirterek mesleki tecrübesinin bu davaya bakmaya yeterli olmadığını ve liyakatli olmayan bir hakimin istese bile tarafsız olamayacağını belirterek ret talebinde bulundum ve ret dilekçesi vereceğimi söyledim, reddetti.
Ret talebinin dilekçe ile yapılmasının zorunlu olduğunu ve bu nedenle henüz ret dilekçesi vermeden ret talebimi reddedemeyeceğini, ret dilekçesi verebilmem için süre verilmesini talep ettim, daha 2. celse olmasına rağmen “davayı uzatmaya yönelik talep” diye bunu da reddetti.
Beyanlarımı zapta tam olarak geçmediği için “beyanlarımı değiştirmeden zapta geçin” dedim, “davalının beyanlarının birebir zaptı geçirilmesi talebi hakkında daha önce karar verilmiş olduğundan reddine” dedi.
Beyanlarımı ısrarla eksik ve yanlış zapta geçtiği için “beyanlarımı kafanıza göre zapta geçiyorsunuz” dedim duruşmadan çıkartılmama karar verdi.
Mesleki bilgisi yetersiz olan, keyfi ve hukuksuz işlemler yapan hakimlere kızmanın anlamsız olduğunu biliyorum. Çünkü böyle liyakatsiz hakimler kendi kendilerine hakim olmuyor. Dolayısıyla bunlara kızmak yerine asıl bunları hakim yapan HSK ve Adalet Bakanlığı yetkililerine kızmak gerekiyor. Bu itibarla ben de tepkimi o hakime değil de onu hakim yapanlara göstermek adına duruşmadan çıkarken “sizi hakim yapanlara beddua ediyorum” dedim.
Bu sözüm üzerine hakim sözlerimin hakaret suçu oluşturma ihtimaline binaen hakkımda TUTUKLAMA kararı verdi! Şaka yapıyor herhâlde diye düşünürken kaleme tutuklama müzekkeresi hazırlanması talimatı verince hem durumun ciddi hem de hakimin liyakatsizliğinin düşündüğümün bile ötesinde olduğunu anladım ve adliye içindeki baroya geçtim.
Meslektaşlarla bu durumu konuşurken 2 polis memuru beni Metris’e götürmek için baroya geldi. Sanıyorum barodayken bazı meslektaşlar başsavcı veya vekiliyle konuşup hukuksuzluğu anlatmışlar ve hakime de bir telefon gitmiş diye duydum. Bunun üzerine de hakim verdiği tutuklama kararının yanlış olduğunu anlayıp kararını 2 saat sonra kaldırdı ve ben hala barodayken tutuklama kararı iptal oldu.
Kararda tutuklama gerekçesi olarak 151(4) denmişse de HMK 151’de öyle bir fıkra yok. HMK 151(2)’ye göre suç teşkil etmeyen ancak duruşma düzeninin bozan davranışlarda yalnızca disiplin hapsi verilebilmektedir ancak disiplin hapsi süreli bir yaptırım olup tutuklama tedbirinden farklıdır. Kötü yazılmış HMK 151(3) ise yalnızca suç teşkil eden bir eylemin olması halinde “durum bir tutanak ile başsavcılığa gönderilir ve gerekiyorsa fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilebilir” diyorsa da edilgen cümle nedeniyle tutuklama kararını kimin vereceği açık değil. HMK'ya "tutuklama" kelimesini koyan sivri zekalı profesör neyi amaçladı bilmiyorum ama tutuklama CMK'da düzenlenmiş ve yalnızca ceza hakimlerine tanınmış bir yetkidir. HMK 151(3)'ü her hukuk hakimine tanınmış bir tutuklama yetkisi olarak varsaysak bile eylemin suç teşkil etme ve tutanakla savcılığa bildirilme şartı var. Ancak "sizi hakim yapanlara beddua ediyorum" demek suç teşkil etmediği gibi zaten hakim de bunun suç oluşturmadığını bildiğinden duruşma sonrası suç duyurusunda da bulunmadı. Dolayısıyla soruşturmasız, dayanaksız ve keyfi bir tutuklama kararı verildi.
Bu tutuklama kararını veren hakim hakkında Yargıtay 5. Hukuk Dairesinde açtığım tazminat davası dün sonuçlandı. Bu kararı da yarın paylaşacağım ki görev ve yetkisini kötüye kullanan hakimler hakkında tazminat davası açılınca ne oluyormuş görülsün.
@cengizerdinc Hapis cezası Yargıtay tarafından 2022 yılında onanmış. Kararın Keşinleştirmesi de o tarihten sonra yapıldığından infazına başlanması yönünden o tarih esas alınır.
Savcı yapılan şikayet üzerine Belediyeye müzekkere yazar. Belediye yerinde inceleme yapar. İmara aykırılık yok derse savcı takipsizlik verir. Savcı hukukçudur; teknik konularda bilgisi olması beklenemez. Bilirkişiye müracaat bu yüzden yapılır. Savcının hedef gösterilmesi yanlış.
Avukat Bedia Büyükgebiz, Hatay’da Yapı Denetim ve Yapı Malzeme Şube Müdürlüğü’nde yer alan işyeri ve konutların laboratuvar test sonuç evraklarının bulunduğu binanın yıkılacağını söyledi.
Deliller yok olacak, cezasızlık ortamı yaratılacak!
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’Nİ ve BAROLARIMIZI, delil tespiti ve hukuki destek için ivedilikle HUKUKİ YARDIM MASALARI kurmaya davet ediyoruz. 17 Ağustos depremindeki deneyimlerimiz ışığında somut önerilerimizi sunuyoruz. @barolar
Elbistan'dan arkadaşımın anlattıklarını noktası virgülüne aktarıyorum: "Burada tipi var. Taş üstünde taş kalmadı. Çadır yok. Yemek yok. Su yok. Canlı kalanlar soğuktan ve açlıktan öleceğiz. Arabada kalıyoruz. 1-2 polis gördük, başınızın çaresine bakın dedi. Çaresiziz." Duyuralım.
10 ilde büyük bir yıkım var. AFAD'ın altından kalkacağı bir deprem değil bu. Seferberlik ilan edilmesi için ne bekleniyor? Asker topyekûn devreye girmeli. Bu soğukta insanlar enkaz altında nasıl dayanabilir? En kısa sürede müdahale şart.
1999 depreminde inşaat şirketleri seferber olup tüm makinalarını deprem alanlarına göndermişlerdi. Şimdi de aynı şeyi yapmaları lazım. 20 yıldır millet onlara çalıştı. Şimdi de onlar biraz millete çalışsınlar.
Bursa’nın İnegöl İlçesinde, taraf oldukları duruşmaya yaşları nedeniyle gidemeyen 89 yaşındakki A.A. ile 94 yaşındaki N.Y.’nin ifadeleri, mahkeme heyeti tarafından kaldıkları huzurevinde alındı.
Karaburun Adliyesinde bir davada olay çıkaran MHP Karaburun İlçe Başkanı E.Ö'yü tutuklamaya sevk eden C. Savcısı ve eşi Asliye Ceza Hakiminin gece yarısı kararnamesiyle Siverek'e sürüldüğü ve bugün Karaburun adliyesinde duruşmaların yapılamadığı bilgisi doğru mu? @bybekirbozdag