Adana Emniyeti’nden Furkan Vakfı Mensuplarına Sert Müdahale
Adana’da Furkan Vakfı’nın gerçekleştirdiği basın açıklamasının ardından, emniyet güçleri ile vakıf mensupları arasında anlaşmazlık yaşandı.
Şiddete başvurulmamasına rağmen emniyet güçleri Furkan Vakfı mensuplarına çok sert müdahalede bulundu.
Sert müdahaleye İslami camiadan tepkiler var.
Bugün gençlerin karşı karşıya olduğu en önemli meselelerden biri kimlik krizidir. Çünkü kimlik yalnızca nüfus cüzdanındaki bilgilerden ibaret değildir; insanın 'Ben kimim, niçin varım, kime aidim ve nasıl yaşamalıyım?' sorularına verdiği cevaptır. Bu sorulara sağlam cevaplar bulamayan genç, hayatın anlamını ararken küresel rüzgârların önünde savrulur. Aile beklentileri, akran zorbalığı ve kendi arzuları arasında sıkışıp kalır. Derin izler bırakan ikilemlere sebep olur;
“Kendi benliğini mi yaşayacak, yoksa başkasının ona yazdığı bir senaryo da figüran mı olacak?”
“Olduğu gibi mi kabul görecek, yoksa sevilmek için bir başkasına mı dönüşecek?”
📽️ Tamamı Videomuzda!
Takip Et, Fikirlerini Paylaş!
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Gençlik; yalnızca bir yaş dönemi değil, insanın kim olduğunu, niçin yaşadığını ve hayatını hangi gaye üzerine inşa edeceğini sorguladığı önemli bir dönemdir.
Bu düşünceden hareketle gerçekleştirdiğimiz “Gençliğin Anlam Arayışı” panelimizde; gençlerin yaşadığı kimlik ve anlam krizini, modern hayatın gençlere sunduğu sahte hedefleri ve insanın varoluşuna dair temel soruları ele aldık.
Gençliğin yalnızca diploma, kariyer, tüketim ve haz ekseninde şekillenen bir hayatın içine hapsedilmemesi gerektiğini; insanın gerçek anlamını yaratılış gayesini bilmekte ve hayatını bu gaye doğrultusunda şekillendirmekte bulabileceğini konuştuk.
İslâm’ın gençliğe kazandırdığı kimlik, aidiyet, sorumluluk ve dava bilinci üzerine fikirlerimizi paylaştık.
Anlamını arayan değil, anlamını vahyin rehberliğinde bulan bir gençlik için…
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Yapay zeka toplumu nasıl etkiliyor?
Yapay zekâ insanların ne gördüğünü ne okuduğunu, neye inandığını ve hatta ne satın aldığını etkileyebilecek bir güce sahip.
▶️ Yapay Zeka Ekonomisi | Eko Vizyon
Eğer çocuğunuzun geleceğini kurtarmak için onu gece gündüz test kitaplarına mahkum ediyorsanız, ona iyilik değil kötülük ediyorsunuz.
📽️ Tamamı Videomuzda!
Takip Et, Fikirlerini Paylaş!
#GeleceğimizİslamiEğitimde#ŞahsiyetliNesil
Yapay Zeka Ekonomisi | Eko Vizyon
Eko Vizyon’un bu bölümünde; yapay zeka ekonomisini, onu kontrol eden güçleri ve bu ekonominin potansiyel etki sahasını ele alıyoruz.
"Yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji değil. Aynı zamanda sermaye, enerji, veri, çip, iş gücü, devlet gücü ve jeopolitik hâkimiyet meselesi.
Peki neden? Çünkü yapay zekâyı kim kontrol ederse yalnızca teknolojiyi değil, geleceğin ekonomisini de kontrol etme potansiyeline sahip olur..."
Yahudi Varlığı Saldırısında Bina Çöktü: 5'i Çocuk, 20 Şehit
📌Gazze'nin Es-Sınaa bölgesinde, Yahudi varlığının saldırılarında hasar gören 6 katlı binanın çökmesi sonucu 5'i çocuk 20 Filistinli hayatını kaybetti, 25 kişi yaralandı. Enkaz altındaki tahmini 100 kişi için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.
1 litre #motorin 100 TL!
Vergisiz fiyatı en en en fazla 80 TL!
Bu kriz günleri geçene kadar vergisiz satamaz mısınız? Elbette satabilirsiniz ama bu halk kimin umurunda!
ABD ve Yahudi varlığını âli menfaatleri için çırktılan savaşın ceremesini her yerde Müslüman halklar çekiyor!
Ölenler onlar!
Kanı akanlar onlar!
Sömürülenler onlar!
Sefalet içinde yaşayanlar onlar!
Peki, Müslümanların başındaki yöneticiler ne işe yarıyor?
Dün geceden beri algı oluşturmak adına belli bir zevat Husilerin Kabe 'yi vuracağına yönelik paylaşımlar yapıyor.
Sizi endişelendiren gerçekten Kâbe mi? Yoksa Amerika'nın talebi ile oluşturulan Mekke İttifakı'na verilecek yeni blr görev öncesi pr yapmak mı?
Sizce Kâbe mi yoksa Amerika tarafından öldürülen Müslümanlar mı daha değerli?
Bakın kimin daha değerli olduğu sahabeden nasıl rivayet edilmektedir:
"Birgün Rasulullah Kabe'yi tavaf ederken şöyle dedi:
'Ne kadar temizsin, kokun ne kadar güzel! Ne kadar yücesin, değerin ne kadar büyük! Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin ederim ki, müminin değeri; malı ve kanı Allah katında senin değerinden daha büyüktür.'" [İbn-i Mace]
İlla bir şeyi dert edinecekseniz bu Kabe değil, ondan daha değerli olan Müslümanların canı olsun. Zira Kâbe'nin Rabbi Kabe'yi koruyacaktır.
Şayet Müslümanları korumak gibi bir derdiniz varsa, önce onları dünyanın her tarafında katleden Amerika ile müttefik olmaktan vazgeçin.
Köklü Değişim Gençlik Kolları Ankara olarak, gençliğin geleceğini ve toplumun istikbalini doğrudan ilgilendiren “Neslimiz Tehlikede: Kurtuluş İslami Eğitimde” kampanyamız kapsamında saha çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Pursaklar, Keçiören, Mamak ve Ankara’nın farklı ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz broşür dağıtımlarıyla genç kardeşlerimizle bir araya gelerek kampanyamızın mesajını paylaştık.
Gençlerin düşünce dünyasını ve gelecek tasavvurunu şekillendiren eğitim sisteminin, seküler bir anlayış üzerine kurulmasının ortaya çıkardığı sorunlara dikkat çektik. Eğitimin insanı kendi fıtratından ve hakikat arayışından uzaklaştıran bir anlayışla ele alınmasının, gençleri kimlik ve inanç bunalımlarıyla baş başa bıraktığını konuştuk.
Çürüyen eğitim düzeni, okullarda artan şiddet ve kaos, ailelerin her geçen gün ağırlaşan eğitim maliyetleri, kimlik ve inanç krizleri yaşayan gençler...
Bütün bu sorunların yalnızca sistem içerisinde yapılacak yüzeysel düzenlemelerle çözülemeyeceğini; insanı merkeze alan, onun dünya ve ahiret hayatını birlikte gözeten İslami bir eğitim anlayışına ihtiyaç olduğunu anlattık.
Çünkü mesele yalnızca diploma sahibi bir nesil yetiştirmek değil; kim olduğunu, neden yaratıldığını ve nasıl yaşaması gerektiğini bilen bir nesil yetiştirmektir.
Gençliğimizin geleceği için sahadayız...
Hakikati anlatmak, çözümü göstermek ve neslimizin geleceğine sahip çıkmak için çalışmaya devam edeceğiz.
Rabbimizden temennimiz; yaptığımız çalışmaları hayırlara vesile kılması ve bizleri neslimizin ıslahı için samimiyetle çalışan kullarından eylemesidir. Âmin...
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Tarih boyunca uluslararası ilişkilerde doğal olan şey, birinci devlet konumuna ulaşmak için rekabet etmektir; bu konuma ulaşan devlet ise, onu ele geçirmek isteyen diğer devletlerin rekabetine maruz kalır.
Peki ikinci dünya savaşından bugüne birinci devlet konumunda olan ABD'yi bu konumundan düşürecek bir devlet var mı?
Haber-Yorum
Amerika, Kendisinden Yardım İsteyen Suud Hanedanı Rejimini Yüzüstü Bırakıyor!
#HizbutTahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Ahmed El-Hutvânî
https://t.co/EQcxDdWOSW
🎓 Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu büyüyor!
Milyonlarca genç eğitim hayatını sürdürmeye çalışırken, mevcut yurt kapasitesi öğrencilerin tamamına yetmiyor. 6.301.434 öğrenciye karşılık yalnızca 1.003.259 yatak kapasitesi bulunuyor.
Bu tablo, gençlerin eğitim hayatında karşılaştığı barınma probleminin ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.
İslam, toplumun temel ihtiyaçlarını karşılamayı ve gençlerin eğitimine imkân sağlamayı devletin sorumlulukları arasında görür. Barınma bir ayrıcalık değil, eğitim hakkının tamamlayıcı unsurlarından biridir.
Çözüm; gençleri yüksek kira, yetersiz yurt ve ekonomik kaygılar arasında bırakmak değil, İslami esaslar doğrultusunda kamu kaynaklarını toplumun temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde kullanmaktır.
Neslimiz tehlikede, kurtuluş İslami eğitimde!
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Şimdi övüne övüne bitirilemeyen Mekke İttifakındaki müttefiğimiz Suudi Arabistan'a "İsrail" Husiler ile ilgili istihbarat desteği veriyormuş öyle mi? Yani aslında onlar da müttefik imiş! Şaşırdık mı? Hayır.
Hani bu ittifak "İsrail" içindi? Böyle pazarlamadınız mı?
Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir özelliği vardır.
Algı operasyonlarına ve birinci görevleri "İsrail'in" güvenliğini sağlamak olan yöneticilere fazla güvenmeyin.
Başkalarının dünyası için kendi ahiretinizi heba etmeyin!
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken milyonlarca öğrenci okul sıralarına dönerken, ailelerin gündeminde yalnızca çocuklarının eğitimi değil, eğitim masraflarını nasıl karşılayacakları da var.
Çanta, kırtasiye, kıyafet, servis, ulaşım, yemek, kurs, özel ders, sınava hazırlık ve barınma gibi giderler aile bütçesinde her geçen gün daha büyük bir yer kaplıyor. Üniversite öğrencileri için ise bu tabloya yurt ve kira giderleri ekleniyor.
En yüksek yıllık artış eğitimde
Ana harcama grupları arasında yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu kalem eğitim hizmetleri oldu. Eğitimde fiyatlar bir yılda yüzde 53,44 arttı.
Peki, eğitim bu kadar pahalılaşırken fırsat eşitliğinden nasıl söz edebiliriz?
Aynı sınava giren iki öğrenciden birinin özel ders, kurs, teknolojik imkânlar ve daha iyi eğitim koşullarına ulaşabildiği; diğerinin ise ailesinin ekonomik imkânları nedeniyle temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı bir sistemde öğrencilerin yarışa eşit başladığını söylemek mümkün müdür?
Eğitimde fırsat eşitliği yalnızca herkesin okula gidebilmesi değildir.
Fırsat eşitliği; öğrencinin ailesinin gelirine, yaşadığı şehre veya sahip olduğu ekonomik imkânlara bakılmaksızın nitelikli eğitime ulaşabilmesidir.
Bugün ise eğitim alanında ekonomik imkânların belirleyiciliği giderek daha fazla hissediliyor.
Eğitim, bir kamu hakkı ve toplumsal sorumluluk olmaktan çıkarılıp giderek daha fazla bir pazar alanına dönüştürülüyor. Öğrencinin başarısı, sahip olduğu imkânlarla; eğitimin kalitesi ise ödenebilen ücretlerle ilişkilendiriliyor.
Bu anlayışın sonucunda eğitim alanında ciddi bir ayrışma ortaya çıkıyor:
İmkânı olan daha fazla imkâna ulaşıyor, imkânı olmayan ise geride bırakılıyor.
Üstelik ekonomik yük yalnızca öğrencinin bugünüyle sınırlı değil. Aileler çocuklarının eğitimini sürdürebilmek için bütçelerini yeniden düzenlemek, bazı ihtiyaçlarından vazgeçmek ve kimi zaman borçlanmak zorunda kalabiliyor.
Öğrenci ise eğitim hayatını sürdürürken bir yandan geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor, bir yandan barınma ve ulaşım sorunlarıyla karşılaşıyor, bir yandan da gelecekte iyi bir iş bulabilmek için sürekli artan rekabetin içerisinde kendisine yer edinmeye çalışıyor.
Eğitim hakkı, ailenin ekonomik gücüne göre şekillenmemelidir.
Çünkü eğitim yalnızca bireysel bir yatırım değildir. Eğitim, toplumun geleceğinin nasıl şekilleneceğini belirleyen temel alanlardan biridir.
ğitimin ticarileştirildiği, ekonomik imkânların eğitimde belirleyici hâle geldiği ve gençliğin hem maddi hem de fikrî sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı bu tabloyu gündeme taşımaya devam edeceğiz.
Çünkü eğitim bir ayrıcalık değil, haktır.
Gençliğin geleceği ise parası olanların imtiyazına bırakılamaz.
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ilkdersimizkardeşlik
Okullar açılıyor ve yeni eğitim döneminin başladığı bu sabah, okulları, çocukları ve gençleri tehdit eden sokak çetelerine, yeni nesil suç örgütlerine yönelik Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlar yapıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in belirttiğine göre 78 Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında, 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış. Bakan, okul ve öğrencileri tehdit eden bu çeteler ile ilgili "sokaklarımız suç örgütlerine bırakılmayacaktır." dedi.
Öğrencileri ve tüm toplumu bu tür suç örgütleri ve çetelerin tehdidinden korumak için atılan adımlar önemlidir zira sadece okullar değil, sokaklar ve tüm toplum tehdit altındadır. Ancak bu adımlar, sorunun çözümü için tek başına yeterli değildir. Çünkü bu sabah operasyon yapılan çetelerin elemanlarını da yine bu eğitim sistemi yetiştirdi, adeta suç makinelerine dönüşen bu kişiler aynı okullarda eğitim gördüler. Laiklik esası üzerine kurulu bu eğitim sistemi; düşünmeyen, sorgulamayan, tarihine ve değerlerine yabancılaşmış sorunlu bir gençlik yetiştiriyor. Her türlü fikri saldırıya karşı savunmasız, popüler kültür tarafından öğütülmüş, asosyal, apolitik, özgüvenini, yaşama gayesini kaybetmiş ve suça sürüklenmiş nesiller yetiştiriyor.
Bu sebeple okulları ve öğrencileri tehdit eden çetelere yönelik yapılan operasyon gibi laik eğitim sistemine de topyekun operasyon yapılması gerekir. Zira eğitim sistemindeki en büyük sorun laik Batı kültürünün kendisidir. Bu kültür imanlı, ahlaklı, şuurlu ve şahsiyetli nesiller yerine, deist, ateist, şuursuz, gayesiz, asosyal problemli nesillerin yetişmesine sebep olmaktadır. Toplumu orta çağ karanlığına hapseden işte bu laik Batı kültürüdür. Dolayısıyla neslimiz tehlikede, kurtuluş ise İslami eğitim sistemindedir.
İslamî akliyet ve nefsiyetin oluşturduğu İslamî şahsiyete sahip, Rabbini bilen bir gençlik hepimizin arzusu ve ümididir.
Ne var ki bu, kaynağı laiklik olan eğitim ve öğretim modeli ile asla mümkün değildir. Bu ancak bağrından Rabbani âlimleri, idealist ilim adamlarını ve hayırlı gençliği çıkartacak İslam’ın eğitim metodu ile mümkündür.
Ya Rabbi! Sen evlatlarımızı şeytani bütün fitnelerden koru ve razı olduğun hayatta yaşayabilmelerini nasip et.(amin
#ilkdersimizkardeşlik
Batılılar tarafından milyonlarca dolar para aktarılan İstanbul’daki LGBT derneklerine polis ekiplerince Ailem Güvende operasyonu düzenledi.
Eşcinsellik genetik değildir, düşünce anormalliğinden kaynaklanan sapkın bir tercihtir.
Tarih boyunca hiçbir toplum, tüm çeşitleriyle sapkınlıklardan ve insan fıtratına aykırı yönelimlerden tamamen uzak kalamamıştır. Ancak yakın geçmişe kadar bu sapkınlıklar, insan fıtratı, dinler ve insanlığın ortak ahlaki birikimiyle taban tabana zıt olmaları sebebiyle hiçbir zaman genel kabul görmemiş, marjinal kalarak toplumlar için kitlesel bir tehdit seviyesine ulaşamamıştır.
Eşcinselliğin günümüzde toplumları ve nesilleri tehdit edecek düzeyde yaygınlaşmasının temel sebebi biyolojik değil, ideolojiktir. Bu yayılmanın arkasında, dini sadece siyasetin dışında bırakmakla kalmayıp onu hayatın tamamından dışlayan, laiklik esası üzerinde yükselen ve bireysel özgürlükleri mutlaklaştıran Batı’nın kapitalist ideolojisi yatmaktadır.
Ayrıca Batı düşüncesindeki 'dünyanın kaynakları sınırlı, insanın ihtiyaçları ise sınırsızdır' yaklaşımından beslenen küresel odaklara göre hem kaynakların tükenmesi hem de teknolojik gelişmelerin insan gücüne olan ihtiyacı azaltması nedeniyle artan dünya nüfusu acilen azaltılmalıdır. İşte tam bu noktada, eşcinselliğin küresel çapta fonlanması ve desteklenmesi, bu küresel güç odaklarının nüfusu dizginlemeye yönelik sapkın nüfus mühendisliği projelerinin bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Eşcinsellik, Batı tarafından sistemli bir şekilde üretilip dünyaya pazarlanan pornografi kültürü ve kadının metalaştırılmasından sonra insanlığın maruz kaldığı en büyük ve en kötü yozlaşmayı temsil etmektedir. Bu sapkınlık günümüzde tamamen materyalist laiklik ve ateizm kisvesi altında küresel bir dayatma haline gelmiştir.
Bugün dünyaya egemen olan kötülük, vahşet ve ahlaki çürüme, dünyayı kontrol altında tutan materyalist Batı düşüncesinin kaçınılmaz bir sonucudur. Batı medeniyeti, insanları ırk, renk ve sınıf temelinde ayıran, sömürgeciliği, tefeciliği, alkolü, zinayı, eşcinselliği ve hatta pedofiliyi meşrulaştıran saptırıcı ve canavarca bir zihniyete sahiptir.
Bu, organize, şeytani ve saptırıcı küresel kültürle mücadele etmek, sadece eşcinsellikle değil, onun beslendiği kaynak olan laik düşünce, sivil devlet yalanı ve sınırsız özgürlük safsatalarıyla topyekûn mücadele etmeyi gerektirir. Bu yozlaşmanın çaresi, sapkınlık içerisindeki bireylere, eşya ve hayat hakkında doğru İslami mefhumları vermek, insan içgüdülerini tertemiz İslami akideyle ilişkilendirmek ve yüce ahlaki değerlerin egemen olduğu temiz bir toplum inşa etmekten geçmektedir.
Batı’nın, insanlığı felakete sürükleyen ve artık çökmekte olan bu şeytani medeniyetini temellerinden sarsmak, fikren yıkmak ve İslam medeniyetinin adaletini, temizliğini ve üstünlüğünü tüm insanlığa pratik olarak göstermek için mücadele etmek her aklıselim Müslümanın en temel insani ve imani sorumluluğudur.
https://t.co/dR5PLsnMfK