Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu geceyi nezarethanede geçirdi. Hâlâ mevcutlu şekilde gözaltındalar.
Bir gece değil, bin gece de gözaltında kalsak yine geleceğiz.
Bugün saat 11.00’de Enerji Bakanlığı önündeyiz.
Halkımızı dayanışmaya, sesimizi büyütmeye çağırıyoruz.
#MadenciMutlakaKazanacak
İşyerinde emeği sömürülen, hakkı gasp edilen emekçiler, mahallesindeki sorunlar bir türlü çözülmeyen yurttaşlar… Türkiye İşçi Partisi sizin eviniz.
Tüm yurttaşlarımızı tanışmaya ve sorunlarımıza birlikte çözüm bulmaya parti binalarımıza davet ediyoruz.
Muhaliflerin epeyce bölümünün şunu 25 yıl sonra bile anlayamamış olması temel sorun:
Yaşamak için mücadele etmek zorundayız!
ÖÖ de böyle yaptı, CHP de şöyle gitti, bilmem kim yanlış yaptı, ona güvenmiyorum, şunu sevmiyorum; ama şu lider de beceremedi, şu parti o eylemi yapmadı vs. vs...
En gerçekçi, en kitlesel seçenekleri yaratarak ya da bize tam uymasa bile ortaya çıktığında onu büyüterek dönüşüm yaratmak zorundayız!
Onun, bunun, şunun için değil, yaşamak için!
Siyaset diye öyle yukarılarda bişey yok. Evine, ağacına, işine, diplomasına, okuluna, geleceğine, eğlencesine, sofrasına, kimliğine, kültürüne, kentine, parkına, suyuna çökülen sensin. Siyaset orada işte. Kaçınılmaz. Sen kaçsan da, nefret etsen de seni buluyor, bulacak.
Mükemmel lider, parti, eylem planı, strateji filan yok.
Kavgada ortaya çıkacak ve işleyecek en uygunu.
Ama önce o kavganın gerçeğini kavramak ve mızmızlanmadan gereğini yapmak gerek.
Basın açıklamasına gidilecek, mitinge koşulacak, sendikada örgütlenilecek, partili olunacak, komite kurulacak, yakındaki örgütlenecek, bildiri dağıtılacak, tag kampanyasına katılınacak, direniş büyütülecek, aidat verilecek, sıkıcı toplantılara katılınacak vs. vs. Dırdır etmeden, kavganın küçük, büyük işleri yapılacak.
Yüzlerle bildiri dağıtıldığında, binlerle basın açıklaması yapıldığında, yüzbinlerle mitingler yapıldığında, dağ başlarındaki işçi direnişleri zafer kazandığında, hak arayan kimse yalnız hissetmediğinde her gün ayakta, diri, dayanışan bir gövde ortaya çıktığında bambaşka şeyler konuşuruz. O kürsülerdekiler de bambaşka cümleler kurar.
Senin nazlanmanla, bahanenle, sinik laf çakmalarınla, zeki şakalarınla, beddualarınla, kederlenmelerinle, bunalımlarınla, yüksek analizlerinle, herşeyi çözdüğün komplo teorilerinle, muazzam tahminlerinle zerrece değişmiyor yaşam, zerrece ilgilenmiyor senin hallerinle...
Hayat akıyor ve seni belirliyor. Hayatı, kim örgütlü müdahale ederse o belirliyor.
Sen yapacaksın, sen. Lider yan yattı, çamura battı dedikodusunu, mızmızlanmasını, bahanesini bırak. Kendini rahatlatırsın, kendini kandırırsın.
Kendin, evladın, memleketin için sen yapacaksın.
O kurtarıcı gelmeyecek, o sandıktan tavşan çıkmayacak, o kolay risksiz kurtuluş olmayacak...
Onun, bunun, şunun için değil, yaşamak için!
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kullanılan Raksharab isimli inaktif kuduz aşısının, uygulandığı hayvanlarda uzun süreli nefes darlığı, kanama, kusma, çoklu iç organ hasarı ve anafilaktik şok gibi ciddi yan etkilere sebep olduğu, bazı hayvanlarda ise uygulamanın ani ölümle sonuçlanması kamuoyuna yansımıştır.
Milletvekilimiz Sera Kadıgil, Bursa Veteriner Hekimler Odası'nın da dikkat çektiği konuyu TBMM gündemine getirerek Tarım ve Orman Bakanına yanıtlamak üzere Soru Önergesi vermiştir.
TİP Hayvan Hakları Komisyonu olarak sorularımızın takipçisiyiz. Yaşamda inat ediyoruz.
Akbelen'de toprağına, ormanına sahip çıktığı için tutuklanan Esra Işık'ın tutukluluğuna bugün görülen mahkeme ile devam kararı verildi.
Bir kez daha söylüyoruz.
Zeytini, ormanı, yaşam alanını savunmak suç değildir.
Halkı zehirlemek, tüm canlıları tehdit etmek suçtur.
Şirketlerin talimatlarını görev bilip korumakla yükümlü olunan ormanlara, zeytinliklere saldırmak suçtur.
Hele ki bu suç, maden yasası ile Akbelen'in adresi verilerek göz göre göre işlenmektedir.
Bir avuç şirketin sözcülerinin talimatını değil, hukukun gereğini yerine getirin.
#esraışıkserbestbırakılsın
Yıldızlar SSS Holding'in;
- Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız, bakanlık görevinin ardından icra kurulu üyeliği yaptığını,
- Şirketin CEO'su ise eski Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın danışmanı olduğunu,
- Dağıtım bölgesinde 5 yıl boyunca yatırım yükümlülüklerini yerine getirmeyerek elde ettiği geliri başka alanlara aktardığını öğrendik!
https://t.co/NmjicmpZ2l
Güneş batıyor ama direniş sürüyor… Bu geceyi Mamak’ta bir spor salonunda geçireceğiz.
Bu akşamın filmi: Maden. Sevgili Tarık Akan’ı, sinema perdesinde de olsa yeniden görmek, hatırlamak güzel. Direnişi sanatla, sanatı direnişle buluşturmak lazım.
Yarın sabah 9’da yine Kurtuluş Parkı’nda olacağız. Ankaralıların yarın da madencileri yalnız bırakmayacağını bilmenin rahatlığıyla, iyi geceler diliyorum.
İstanbul Milletvekilimiz Ahmet Şık, Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban ve Ankara İl Örgütümüzle birlikte direnen Bağımsız Maden İş Sendikası ve Doruk Madencilik işçilerinin yanında:
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan başlayıp, en kıytırık teşkilatındaki AKP üyesine kadar soruyorum: Siz çocuklarınıza iyi insan olmayı nasıl öğütlüyorsunuz? Çok samimiyetle soruyorum!
Emekçinin hakkını gasp edenlere kıyak geçen insanlar olmayı çocuğunuza nasıl anlatıyorsunuz? Sokakta katledilen kadınların katillerini serbest bırakmayı, bu ülke işgal edilseydi bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerini gasbedecek, ağaçları kesip dereleri, ormanları kurutacak olanlarla aynı yerde durmayı... Siz çocuklarınıza nasıl bir gelecek vaat ediyorsunuz?"
Tüm Kocaelili emekçilere Bekaert Grevi’nden sesleniyoruz: Bu 1 Mayıs’ta kara düzene, sefalete, sömürüye ve güvencesizliğe karşı sesimizi yükseltelim, meydanları dolduralım! 1 Mayıs Cuma günü saat 13.00’te İzmit İnsan Hakları Parkı’nda Halkın Korteji’nde buluşalım!
🗓️1 Mayıs 2026 Cuma
🕛13.30
📍İzmit İnsan Hakları Parkı
Patronlar doğayı talan ederek, işçileri sefalet koşullarına mahkum bırakarak servetine servet katıyor. Buna karşı çıkanlar yandaş yargı tarafından tutsak ediliyor.
Akbelen’de doğa için direnen Esra Işık ve Sırma Halı direnişinde işçilerin yanında mücadele eden BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in ardından bugün mücadele arkadaşımız, UMUT-SEN Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu tutuklandı.
Patronları kârı, iktidarın keyfi kararlarıyla emek ve doğa mücadelesi engellenemez. Tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır. Dayanışmayı büyütecek, holdingleri rahatsız etmeye devam edeceğiz!
Patronun düşük ücret dayatmasına karşı sürdürdükleri grevlerini 113. gününde kazanımla sonuçlandıran, Birleşik Metal-İş’te örgütlü Smart Solar işçilerini selamlıyoruz.
Smart Solar Grevi’nde işçilerin ortaya koyduğu birleşik mücadele ve dayanışma iradesi, patronun hukuksuzluklarını ve grev kırıcılığını boşa düşürerek Türkiye işçi sınıfının direniş belleğinin önemli eşiklerinden biri oldu.
Bu irade daim olacak; grev yasaklarına, düşük ücret dayatmasına ve grev kırıcılığına karşı direnen metal işçisi kazanacak.
Yaşasın sınıf dayanışması!
Yaşasın Smart Solar Grevi!
Sevgili Hataylılar,
Sevgili Yurttaşlar,
Depremin üzerinden üç yıl geçti. Üçüncü yılında yurttaşlarımızın boğuştuğu sorunların geçiştirilmesine ve yanıltmalara karşın kapsamlı bir rapor yayımlayarak duruma ayna tutmaya çalıştım.
Hatay’da bugün hüzün, inat, kırgınlık, direnç var. Yasımız derin. Öfkemiz diri. Kaybettiklerimizi sevgiyle anıyoruz. İsimlerini unutmayacağız. Anıları her zaman bizlerle birlikte.
Hatay için zaman, soğuk deprem sabahı durarak saatlerde asılı kaldı. Yalnızca sevdiklerimizi, evlerimizi, çocukluğumuzun geçtiği o dar sokakları kaybetmedik; "kimse yok mu?" nidasının boşlukta asılı kaldığı her saniye, güvenimizi ve geleceğimizi de o enkazların arasına gömdük.
Kalplerimizdeki yasımız taze. Yasımız ve acılarımız kadar gerçek bir duygumuz daha var: Öfkemiz. Önlenebilir olanın önlenmemiş olmasına, dikkate alınmayan uyarılara, yetiştirilmeyen yardımlara karşı biriken bir öfke. Öfkemiz, yasımızın kardeşidir.
Bizler, o enkazların başında tırnaklarıyla beton kazıyan babaların, evladının sesini duyup da gücü yetmeyen anaların tanıklarıyız. Yaşadıklarımız ve tanıklığımız bize, yasımızla birlikte hesap sormayı da bir onur borcu olarak bıraktı.
Hatay; bir direnişin, bir hafızanın ve adaleti beklemenin de adıdır. Yasımız, sitem dolu bir suskunluk değil; giden her canın hesabını sorma kararlılığıdır. Sorumluların yüzlerine her baktığımızda, o geceki çaresizliği hatırlayacağız. Çekilen her acının, geciken her yardımın ve kaybedilen her hayalin hesabını sormak, toprağın altında yatan sevdiklerimize olan borcumuzdur.
Hatay, küllerinden doğmaya çalışan bir şehirden fazlasıdır; Hatay, adaletin peşinde koşan binlerin tek vücut olmuş halidir. Acımızı inkâr etmeden, öfkemizi bastırmadan, umudu da bırakmadan…
Üçüncü yılında acımız ne kadar derinse, hakikat arayışımız da o kadar keskindir.
Biz Buradayız. Hatay’ımızı birlikte yeniden ayağa kaldıracağız.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
6 Şubat 2023'te meydana gelen depremlerde yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor, sevenlerine ve tüm emekçi halkımıza baş sağlığı diliyoruz.
Kahramanmaraş'tan Hatay'a, Gaziantep'ten Adıyaman'a öldüren deprem değil, ihmaller ve cezasızlık politikalarıdır. Yurttaşlarımıza mezar olan apartmanları yapan katil müteahhitler ve onlara göz yumanlardır. Deprem vergilerini amacı dışında kullanan, depremzedeye çadır satan, Kızılay'ı protesto edenleri yargılamaya kalkan Saray Rejimi'dir.
Yitirdiklerimizin anısına sahip çıkmak, bir daha aynı acıları yaşamamak için adalet mücadelemizi sürdüreceğiz.
Unutmadık, affetmeyeceğiz!
Su kıtlığına ve krizine doğru gittiğimiz bugünlerde gözümüz gibi bakmamız gereken su varlıklarımız sanayinin hoyrat atık deşarjına maruz bırakılıyor, zehirleniyoruz.
Sudan içen canlılar ölüyor, öldürülüyoruz.
Karıştığı yeraltı suları ile toprak kirletiliyor, temiz gıdaya ulaşamıyoruz.
Sanayiciler, fabrikatörler zenginleşsin diye kurmadıkları arıtma tesislerinin bedelini bizler ödüyoruz.
Tavşanlı Köyü’nden AKP’li Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne sesleniyoruz: Gebze’yi rantçıların eline teslim etmekten vazgeçin! Görevinizi yapın, köyü talan eden şirketleri denetleyin!
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, 6 Şubat Platformu'nun Hatay'da düzenlediği yürüyüşe parti örgütümüzle birlikte katıldı:
"Aradan üç yıl geçti ama sanki üç ay geçmiş gibi. Belli ki Tayyip Bey'in bugün buraya yolu düşmeyecek çünkü brandalarla kapatmamışlar, yolları yıkamamışlar.
Şu anda aslında bu depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımızı anmak için buluşmamız gerekiyor ama biz, hayatta kaldığına neredeyse artık küfreder duruma getirdikleri diğer depremzedelerin sorunlarını konuşmak ve bunu Türkiye gündeminden düşürmemek için buradayız."
6 Şubat depreminin yıl dönümünde TMMOB Kocaeli İl Koordinasyon Kurulu’nun çağrısıyla İzmit İnsan Hakları Parkı’ndaki basın açıklamasında bir araya geldik.
Yitirdiklerimizin anısına sahip çıkmak, bir daha aynı acıları yaşamamak için adalet mücadelemizi sürdüreceğiz.
6 Şubat’ı unutmadık, affetmeyeceğiz!
"Adım Ali Şimşek, kanser hastası anneme ve 2 çocuğuma bakıyorum, emeğime sahip çıktığım için şu an gözaltındayım."
Ali'ye sahip çıkmak zorundayız!
#MigrosİşçisineSahipÇık