Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
Bugün Kastamonu'da bir bardak çayın yanında memleketi konuştuk.
Esnafın yüzünde geçim derdini, köylünün elinde emeği, analarımızın, çocuklarımızın yüzünde umudu gördük.
Milletin derdi uzakta değil.
Elini uzatınca tutuyorsun.
Biz o eli bırakmayacağız!
Zonguldak’a sordum. Bu yol doğru mu?
“Doğru” dediler.
Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz?
“Yürüyeceğiz” dediler.
Artık bu yolun geri dönüşü yok.
Bu yolun adı iktidar yoludur!
Daha evvelki görevden almaların yanında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin il kongrelerinde seçilmiş 26 il başkanının bir kararla görevden alınması, demokratik ilke ve geleneklere taban tabana zıt ve kabul edilemez bir uygulamadır.
CHP Genel Merkezi’nde başlatılan tartışmanın il ve ilçelere yayılması, Türkiye’nin seçimli demokrasiden uzaklaşılarak otoriter bir rejime tümüyle dönüşmesinden başka bir amaca hizmet etmez.
Bu bir parti içi tartışma değildir, etkileri itibariyle de Türkiye’nin geleceğini etkileyecek / belirleyecek sonuçlar doğuracağından kuşku yoktur.
Parti’nin bu tartışmalardan bir an evvel çıkarılması gerekmektedir.
Bunun yegane yolu ise, tüm temyiz taleplerinin geri çekilmesi ve hızlı bir kurultay sürecinin planlanmasıdır.
Bunun yapılmaması, sürekli tartışmaların içinde kalan bir parti görünümüyle geleceğimizin kaybedilmesi anlamını taşıyacaktır.
Sorumluluğun yalnızca partiye değil, ülkeye yönelik bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.
Mesele memleketse, gerisi teferruattır.
Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız.
Milletin gönlünden düşen, iktidarda olsa da yalnızdır.
Milletin gönlüne giren, yolda olsa da menzile çoktan varmıştır.
Yolun sahibi millettir.
Milletle yoldayız, milletin yolundayız.
İktidara yürüyoruz!
📍İzmir
Bir yolun doğru olduğunu, o yolda kimin yürüdüğünden anlarsınız.
Bugün o yolda kadınlar ve gençler var.
Emekliler var.
Emekçiler var.
Esnaflar, çiftçiler var.
Millet var!
Türkiye'de yeni bir yol açıyoruz.
Bu mücadele bir parti mücadelesi değildir. Mücadele, kara düzene karşı milletin var olma mücadelesidir.
Ya bir yol bulacağız, ya hep beraber bir yol açacağız.
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bugün Tarihi Ulus Hali’nde esnafımızla, vatandaşlarımızla bir aradaydık. El sıktık, yüz yüze baktık, umut gördük.
Millete sırtını dönenin yolu daralır. Yönü şaşar.
Bizim yolumuz açık, yönümüz millettir.
Millet bizimledir!
Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç.
Silivri halkı 31 Mart’ta sandığa gitti, oyunu kullandı, Bora Balcıoğlu’nu başkanı seçti.
Azılı bir suçlu gibi yine sabah baskınıyla, yine polis araçlarıyla, yine “yolsuzluk” iddiasıyla hedef alındı.
Bora başkanım; sen doğduğun topraklar için mücadele ettin. Silivri seni seçti, çünkü seni tanıyor. Biz de seninle durmaya devam edeceğiz.
Silivri halkına sesleniyorum: Bu muhterislerin çaresizliğidir. Merak etmeyin biz bu kötülüğü bitireceğiz. Sandık gelecek, onlar gidecek.
Binalardan çıktık, milletle yürüyoruz.
Bu hikaye birbirini çok seven Türkiye Cumhuriyeti’ndeki herkesin hikayesidir.
Milletin hikayesidir.
Başladığımız hiçbir işi yarım bırakmadık, bu yürüyüşü de yarım bırakmayacağız!
Son kale Cumhuriyet’e inananların yüreğidir.
Yol zor.
Yük ağır.
Ama hiçbir karanlık mücadelemizden büyük değildir.
Tarihin doğru tarafında duran canım Trakyalılara, Lüleburgazlılara yürekten teşekkürler.