@gusholderhaber Yani siz emek verip saatlerinizi günlerinizi ayırırsınız ama onlara ulaşmak bir masa başında duran maillere bakıp kendine göre cevap veren iki parmağa bağlı olursunuz Türkan hanım bizim için hayal oldu ama biz o kızlarımıza eğitimleri için etkinliğimizden vazgeçmedik
@gusholderhaber@ZSoray Türkan Şoray ı Bursa’da gelirini dar gelirli kız çocukların eğitim masrafları için düzenleyeceğimiz özel geceye davet etme istedim
Ancak menajer firmasına ulaşmak zaten imkansız ulaşınca da o kadar emeğiniz karşılığında Türkan Hanım uygun değildir mesajı geliyor
Zatı muhterem şahıs kendisini eleştirenleri engelleyerek bir yol izlediğini düşünüyor zira gelip yaptığı projeyi görse yerinde tüm hatalarını yüzüne vurmaktan çekinmem ama engelleyerek zaten haklı olduğumuzu da gösteriyor @eminadanurea1@mustafabozbey
@eminadanurea1 Emin bey
Ergünkent Balkan Plus ta yaptığınız rezil proje ile mağdur ettiğiniz insanları neden yazmıyorsunuz
İsterseniz biz orda oturanlar yazalım
Satılan daire üzerinden çektiğiniz krediler
İnşaattaki hatalar
Malzemelerin kalitesizliği vs
@mustafabozbey Sayın başkanım lütfen Hentbol oyuncuları için de antrenman ve maç yeri olsun koca Bursa’da hentbol oyuncuları için bir salon yok ve bundan dolayı kulüpler kapatılıyor gençler mağdur oluyor
Yapay zeka ile canlandırılan Sırrı Süreyya Önder animasyonu
“Hayat bazen hapishane duvarları, bazen de dar sokaklar koydu önüme ama ben hep bir ışık gördüm…”
Her şey bi’ yana “Hayat bir türkü kadar kısa dediği cümlesiyle hatırlayacağız onu.
Güle güle Sırrı Süreyya Önder devrin daim olsun. #SırrıSüreyyaÖnder.
#dağyenice de ormanın içine bu beton kütleyi döküp üstüne burayı proje diye pazarlamak isteyenlere lütfen ama lütfen engel olun. Göze zarar doğaya zarar milli servete zarar yazıktır günahtır @SadiOzdmr@NiluferBel@mustafabozbey
Yuh Yuh, yazılmasının üzerinden 60 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen bugün Z kuşağı ile yeniden gündemde.
Bu remix sizlere hediyem olsun🫶.
https://t.co/VcI7iZsQZT
Beni en çok etkileyen öykülerimden birisi “Bextê Emerê Huso”nun öyküsüdür. Bana 75 yaşındaki Hacê Ana anlatmıştı, dedesinin öyküsü. Emerê Huso, Kağızman'ın Karagüney köyünden. Komşu köy Akdamla kavgaları olur ve Akdamlı birisi Emerê Huso'nun kardeşi Nado'yu öldürür. Sonra da Akdamlılar, bölgenin ileri gelenlerini araya koyup barışmak isterler ama Emer kabul etmez.
Kardeşinin katilinin kim olduğunu bilmektedir ve onu öldüreceğini söyler. Bir yıl iz sürer ama fırsatını bulamaz. Bir yıl sonra, sonbaharın son demleridir. Emerê Huso’nun evi yayladadır. Komşuları yayladan köye inmişlerdir güzlükleri kaldırmak için ama Emer’in evi tek başına yayladadır. İkindi vakti bir kar serpiştirir, akşama doğru göz gözü görmez bir fırtına çıkar ve bir atlı yolunu şaşırıp Emerê Huso'nun kapısına gelir. Atını hayvan damına çekerler, misafiri eve alırlar.
Emer misafirini anında tanır fakat tanımamazlıktan gelir. Misafir kendine geldiğinde ruhu çekilir çünkü bir yıldır canını almasın diye kaçtığı Emerê Huso'nun pençesine düşmüştür. Emerê Huso, misafirinin kendisini tanıdığını ve korktuğunu fark eder. Misafirinin rahatlaması için evdeki kadınlara seslenir: “Gülizar, Zeo, beni ve kendinizi misafire kurban edin, bir ateş yakın, bir kuzu kesin” der. Ateş yakılır, kuzu kesilir, misafirin karnı doyurulur. Ne Emer misafirine bir şey sorar, ne de misafir kendinden bahseder.
Erkenden yataklar serilir. Emer, yatağını misafirinin yatağının yanına serer ama ikisinin de gözüne uyku girmez. Misafir korkar, Emer kendisini öldürür diye. Emer de korkmaktadır; ya kendisinden başka aileden biri misafiri tanımış olur ve misafirin başına bir şey getirirse derler ki: "Emerê Huso namert bir adamdı, kendi evinde düşmanını öldürdü." Sabahtan ağardığında fırtına dinmiştir. Emerê Huso misafirine kahvaltısını verir. Misafiri atına bindiğinde, o da silahını kuşanıp atına biner ve misafiri ile yola çıkar. Misafirini köyünün sınırına kadar götürür.
Ayrıldıklarında misafirine der ki: “Seni tanımadığımı sanma, seni tanıdım. Sen kardeşimin katili, benim düşmanımsın lakin ben bahtsız bir adam değilim, namert bir adam değilim. Yolunu şaşırmış olmanın hatırına sana bir şey demedim. Ne yiyip içtiysen helali hoş olsun, lakin bundan sonra nerede karşıma çıksan orada seni vururum, haberin olsun.”
Misafir köyüne geldiğinde köylüleri etrafına toplanır, “O fırtınada nasıl kurtuldun, nasıl ölmedin?” diye sorarlar. Misafir, “Ben ölüyüm” der, “Emerê Huso beni bahtıyla, mertliğiyle öldürdü. Bu saatten sonra bu dünyada yaşamak bana haram olsun. Kefenimi alacağım ve birkaç kişiyle birlikte Emerê Huso'nun kapısına gideceğiz. Ya beni öldürüp sizinle barışacak ya da beni affedip benimle barışacak.”
Misafir, 14 metre kefen ve birkaç yakını ile Emerê Huso'nun kapısına gider. “Emer” der, “bahtına düşmüşüm. Bu benim kefenim, bunlar da akrabalarım. Onlara da dedim: ya beni öldürüp onlarla barışacaksın ya da beni bağışlayıp benimle barışacaksın.” Emerê Huso der ki: “Git, seni affettim. Sen, benim kardeşim Nado’sun.”
Ayhan Erkmen
Asimilasyona karşı en güçlü silah, bilinçli ve köklerine bağlı nesiller yetiştirmektir.
Umarım tüm çocuklar, barışın hüküm sürdüğü bir dünyada yalnızca hayalleri ve yetenekleriyle anılır.