TÜRKAN CİM IŞIK – Otokurmaca ve sonsuz kaydırma evreni:
“Türün değişiminin çağın değişimiyle paralel olduğunu, 2000’li yıllardan sonra yazılan kitaplarla, dijital evrenle birlikte varolmaya başlayan sonsuz kaydırma işlemi arasında yadsınamayacak bir bağ olduğunu söylersem çok mu ileri gitmiş olurum?”https://t.co/mWXzdhuFIf @kitapkritik24 aracılığıyla
Pek severek takip ettiğim, bakış açısını, mutfak kültürünü ele alış biçimini çalışma hayatım süresince kendime yakın hissettiğim Bourdain ile ilgili Zeynep Özar’ın kültürel/felsefi incelemesini bırakayım.
https://t.co/KEZE4A6pkg
Ben benim için kıymetlileri hep kalbimde biriktiririm.
Anthony Bourdain ya da doğru yazımıyla Anthony Michael Bourdain
Onlardan biri..
Amerikalı şef, yazar, televizyoncu ve modern gezgin-anlatıcılardan biriydi. 1956’da New York’ta doğdu; 2018’de Fransa’da, 61 yaşındayken hayatını kaybetti.
Onu ünlü yapan şey yalnızca yemek değil…
Bourdain, mutfağı bir sınıf meselesi, bir emek alanı, bir göç hikâyesi ve bazen de bir ülkenin ruhunu anlamanın kapısı gibi idi.
Ben o duygular ile izliyordum.
Önce şef olarak çalıştı; sonra Kitchen Confidential kitabıyla restoran mutfaklarının sert, kirli, tutkulu ve hiyerarşik dünyasını açığa çıkardı. Kitap, onu mutfaktan çıkarıp edebiyat ve televizyon dünyasına taşıdı.
Televizyonda No Reservations ve özellikle Parts Unknown ile dünyayı gezerken nöbet yaptığım hastane odalarında onu izlerdim…
Ama klasik “gezi-yemek programı” yapmazdı. Vietnam’da bir kase çorbayı, Lübnan’da savaşın gölgesindeki sofrayı, İran’da misafirperverliği, Tokyo’da yalnızlığı anlatırdı yeni bir New Yorklu asistana.
Bir insanı anlamak istiyorsan, önce onun sofrasına otur, derdi.
Ben hasta yatağındaydım.
O yeme hazzını ben ölümün sesini duyardım.
Bourdain büyülerdi..
Romantik değildi, ama insancıldı. Kültürleri egzotikleştirmeden anlatmaya çalışırdı.
Yoksulluğu dekor yapmazdı; mutfak işçilerini, göçmenleri, sokak satıcılarını, görünmeyen insanları hikâyenin merkezine alırdı. Yanında gezerdim.
O yüzden onu yalnızca “şef” diye anlatmak eksik kalıyor bende ; o daha çok yemek üzerinden dünyayı okuyan bir gazeteci-yazar ile gece yalnızlığımı paylaşan bir sofra insanıydı.
Karanlık tarafı da vardı. Bağımlılık geçmişini, öfkesini, yalnızlığını, iç çelişkilerini saklamadı.
2018’deki ölümü bana supriz olmadı ama çok üzdü; çünkü Bourdain dünyaya çok meraklı görünen ama kendi içinde çok yorulan insanlardan biriydi ve bunu hissedenler azdı.
Bence Anthony Bourdain ve benim gibiler için..
Dünya, haritada değil;
sofrada, sokakta, mutfakta ve insanın yüzünde okunan bir şey..
Okuyanları yok olduğunda o da yok olur..
Tıpkı kendi gibi..
Rahmetle..
Arkadaşlar herkes bir kere #KiremitçiyeHuzurYok yok yazıp @bagimsizmadenis ‘i etiketleyebilir mi bir de az çok demeden dayanışma madenciler ve aileleri için 👇
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası TR45 0006 4000 0013 5260 841437
Ya cenazemizi alacaksınız, ya hakkımızı vereceksiniz!
1200 metre yer altında açlık grevindeki maden işçisi sesleniyor:
“Yer üstünde çözüm bulamadık. Buradan ancak bizim cenazemiz çıkar. Açız, sadece suyla duruyoruz.”
Aylardır maaşlarını alamayan, coplanan, gözaltına alınan, sesleri duyulmasın diye iletişimleri kesilen madenciler artık yaşamları pahasına direniyor.
#KiremitçiyeHuzurYok
@gurselgoncu Yazarın metinde kurduğu dünyayla uyumlu bir dil kurmak istedim.
Bu nedenle kelime ve imgelerimi orman, duyarga, kök gibi doğayla ilişkili öğeler arasından seçtim.
TÜRKAN CİM IŞIK – Sema Kaygusuz romancılığında yeni eşik:
“Saf Canavar kendi türünü yaratma çabasında. Distopya, eko eleştiri, eko feminizm gibi pek çok damardan beslenerek...”
https://t.co/5sK2omWMn3 @kitapkritik24 aracılığıyla
Burada Kadıköy diye geçen yerleri Çanakkale yapayım benzeri bir durum yaşanıyor. Her sokakta ihtiyaç fazlası kahveci var. Eski meslek erbapları, zanaatkarlar, yorgancı, deri tamircisi, hatta perdeci,ayakkabı tamircisi vb gidiyor yerine kahveci geliyor.
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, "Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!" diye yemin etmiş.
Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan'dan Suadiye'ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. "Kaç gram olsun abi?" Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim'de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe'de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere'de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda "fıstıklı gelato" yiyeceğiz, çünkü Instagram'a Öz Serbesler koyunca olmuyor :)
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.
Modern kölelik nedir diye soranlara işte bu 👇 2023 Global Slavery Index’e göre Türkiye, modern kölelik yaygınlığı açısından dünyada 5. sırada. #ÇayİşçisininHakkınıVer@csgbakanligi
Anlamı bilinmeden kullanıldığına denk geldiğim bazı kelimeler ve doğru anlamları:
Bilakis = Tersine
Bilmukabele = Karşılıklı olarak / ben de size
Mamafih = Bununla birlikte
Mezkur = Az önce bahsedilen
Müteakip = Sonraki / ardından gelen
Mütemadiyen = Sürekli olarak
Müteferrik = Dağınık / ayrı ayrı
Mülahaza = Düşünce / değerlendirme
Müstesna = İstisnai / ayrıcalıklı
Muvaffak = Başarılı
Mücbir = Zorlayıcı
Müstakbel = Gelecekteki
Mütemayil = Eğilimli
Binaenaleyh = Bundan dolayı
Hasebiyle = Sebebiyle
Velhasıl = Kısacası
Hasılı = Sonuç olarak
Ahiren = Son zamanlarda
Mezkûr = Bahsi geçen
Mahiyet = Nitelik / iç yüz
Keyfiyet = Durum / mesele
Ziyadesiyle = Fazlasıyla
Tahayyül = Hayal etme
Tasnif = Sınıflandırma
Telakki = Kabul etme / algılama
Teferruat = Ayrıntı
Tefrika = Ayrılık / bölünme
Tebdil = Değiştirme
Tahakkuk = Gerçekleşme
Tahammül = Katlanma
Tenezzül = Alçalma / razı olma
İmtina = Kaçınma
İstihza = Alay
İhtiva = İçerme
İhtilaf = Anlaşmazlık
İntibak = Uyum sağlama
İntikal = Geçiş / aktarılma
@aylakokur Dikkatle okudum yazınızı. Sadece bu kısımda durdum. Acının coğrafyası hayli geniş. Evrensel bir ağıt dolayısıyla. Miselyumlar ve Formikaryum doğayla özdeşik önemli metaforlar kitapta. Bu yapıyla yeraltında bütün Ortadoğu’ya yayılmış başkaldırıyı imliyor.
@HulyaAkarsu1 Ne güzel ve doğru cümlelerle anlatmışsınız. Sizin gibi düşünüyor söylediklerinize katılıyorum. sadece “cümlelerine” demeden “yine de şiiri elden bırakmayan” eklerdim diye düşündüm okurken.
Bazı kitaplar yayımlandıkları dönemin ötesine geçer; yıllar boyunca yeni okurlarla buluşmayı sürdürür. #YereDüşenDualar da bizim için böyle kitaplardan biri.
İlk kez 2006 yılında yayımlanan, destansı anlatımı, zengin hayal gücü ve çok katmanlı yapısıyla yıllardır okurların ilgisini canlı tutan bu özel romanın 10. baskısını yapmanın sevincini yaşıyoruz.
Yirmi yıla yaklaşan yolculuğunda kitabı sahiplenen, öneren, yeniden okuyan ve yeni okurlara ulaştıran herkese teşekkür ederiz.
#YereDüşenDualar şimdi 10. baskısıyla raflarda.
🔗 https://t.co/jro3MSf76V
@soneroguz40 Her kitap, kapağı açıldığı anda yeni bir labirente dönüşür. O labirente giren her okurun elinde kendi ipi vardır; yolları, durakları, karşılaşmaları ve çıkışları birbirinden farklıdır. Bu nedenle okuma edimi, her birey için biricik bir deneyim. Yargılanmamalı.
Nobel ödüllü Fransız yazar Annie Ernaux, sosyalist La France insoumise’nin mitingine katılıp destek açıklamış, çok etkileyici bir konuşma yapmış.
Boynunda kefiyesiyle.
Kendine değer vermeyeni kimse görmüyor. Hele günümüzde. Nihayet içindeki eve yerleşti ve şimdi ismi gibi neşeli şiirler de yazabilir. Dokunaklı, duygusal, komik ve şairane. Sanat üzerine, şiir üzerine. Hayli politik, eleştirel bir film. Bende uyandırdığı duygu şefkat oldu.
@veokadar Tencerinizi baştan soğuk su ile çalkalayın ve içine orta boy -sığacak - bir tahta kaşık atın. Süt hem yapışmaz hem de taşmaz. Ancak yine de siz bilirsiniz heyecanı da ayrı güzel 🤍
@pomeryan Siyah beyaz çekilmişti. Filmekimi gösteriminde Atlas’ta izlemiştim. İzlemesi oldukça zordu. Salondan ayrılanlar olmuştu. Bu sahne kült sahnelerden birisiydi. Görsel efektlerle, dijital yöntemlerle hayvanlara ve çocuk oyuncuya zarar vermeden çekildiği yönünde röportajları vardı.
@RudawTurkce Kendince “beyaz” espriler yapanın ne olduğu https://t.co/Hr2oqzjHqfıl ağır olan, yanında durup gülen kadınların bu anlık refleksinin nereden beslendiğini anlamak. Bu biat,bu sonsuz riya, gerçekle yüzleşme cesaretine dönüşmedikçe, kadın hakları bağlamında hiçbir yere varılamaz.