TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Konu: Staj ve Çıraklık Sigortası
Mağduriyetinin Giderilmesi, Uzun Vadeli Sigorta Başlangıcı Sayılması.
@mehmedmus@ifarukaksu@oerdem42@Nilgun_OK@sadullahkisacik@ayyuceturkestas@resulkurt34@haltinsoy68@orhanyegin@Mv_CavitAri@ahmetkilic16@GulizarBicer@AdaletKaya_@ejderacikkapi@OzgurKarabat34@yasarkirkpinarr@UmitOzlale@cevdetakaychp@NecmettinErkan_@MKalayci42@AVBakirlioglu@kamurantanhan47@GulsoySeydi@tahsinocakli@ertugkocacik@AvukatErsanAksu@55erhanusta@ismailgunes64@suleymansahan66@bakiersoymhp@SaruhanOluc@isikhanvedat@memetsimsek
Çalışma hayatına erken yaşlarda, üretimin tam merkezinde başlayan stajyer ve çıraklar olarak Sosyal Güvenlik Sisteminde ciddi bir eşitsizlikle karşı karşıyayız. İşyerlerine ilk adımı attığımız gün tarafımıza SGK tescil numarası verilmiş ve sigortamızın başlatıldığı beyan edilmiştir. Ancak bu sigorta yalnızca "kısa vadeli" sigorta kollarına prim yatırılmasıyla sınırlı kalmış, uzun vadeli yaşlılık ve emeklilik primleri kapsam dışında bırakılmıştır. Bu durum, çocuk yaşta ter döken milyonlarca vatandaşı emeklilikte ciddi bir mağduriyetle baş başa bırakmıştır.
Sosyal güvenlik mevzuatındaki mevcut uygulamalar ve Anayasa’nın eşitlik ilkesi çerçevesinde bakıldığında durum şu çelişkileri ortaya koymaktadır:
Avukatlık Stajı Borçlanması: 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca avukatlara staj dönemleri için borçlanma imkânı tanınmış ve bu hak borçlanılan süreleri sigortalılık başlangıcına çekme imkânı sağlamıştır.
Yurt Dışı Borçlanması: Yurt dışından gelen vatandaşların bulundukları ülkelerdeki ilk işe giriş veya staj tarihleri Türkiye'de de sigorta başlangıcı olarak kabul edilmektedir.
Adaletsiz Ayrışma: Avukatlara tanınan ve yurt dışı borçlanmasında geçerli olan bu hakların, bu ülkenin üretimine çocuk yaşta bedenen katılan stajyer ve çıraklara tanınmaması Anayasa’nın "Kanun Önünde Eşitlik" ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Yargıtay İçtihatları ve Üretime Katılım Gerçeği
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin ve iş mahkemelerinin son dönemde verdiği emsal kararlar, stajyer ve çırakların sanılanın aksine sadece "öğrenim" görmediğini, doğrudan üretimin ve çalışma hayatının bir parçası olduğunu tescillemiştir. Yüksek yargı, fiilen üretime katılan ve beden gücüyle çalışan kişilerin hakiki anlamda sigortalı sayılması gerektiğini vurgulayarak bu mağduriyetin hukuki zeminini netleştirmiştir.
Taleplerimiz
Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmekte olan bütçe ve kanun teklifi süreçlerinde bu sesin duyulmasını istiyoruz:
Staj ve çıraklık dönemindeki ilk tescil tarihlerinin uzun vadeli sigorta kolları başlangıcı olarak kabul edilmesini,
Yargı kararlarının gösterdiği "fiili üretim" gerçeğinin yasama organı tarafından görmezden gelinmeyip yasal düzenlemeyle çözüme kavuşturulmasını arz ve talep ederiz.
Saygılarımızla,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
TBMM Adalet Komisyonu’na ve Kamuoyuna Çağrımızdır!
Yargıtay tarafından verilen son karar, yıllardır dile getirdiğimiz haklılığımızı bir kez daha hukuki olarak tescillemiştir.
@Akingurlek_@AbdullhAydgdu@burakceylan_@SedatAyyildizz@cuneytyuksel_@AvOrhanKIRCALI@Emine_Gozgec16@avoguzhankaya@hasanozturkmen@avsbulbul@gizemozcanmugla@yclblt06@YildizFeti@ttaskinozer@avatakanunver@CumhurUzun48@_hakanolgun@avidrissahin@isikhanvedat
Fiilen hizmette bulunmuş bir stajyer/çırak kardeşimizin sigorta başlangıcının haklı mücadelesi Yargıtay nezdinde karşılık bulmuş ve haklılığı kabul edilmiştir.
Ancak çözümün adresi adliye koridorları, bireysel dava süreçleri ve yıllarca süren yargı yükü olmamalıdır! Yüz binlerce mağdurun talebi net:
Çözüm, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir!
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak TBMM Adalet Komisyonu ve tüm milletvekillerimize açıkça sesleniyoruz:
Mahkeme Kapılarında Değil, Meclis Çatısı Altında Çözüm: Vatandaşlarımızı tek tek dava açmak zorunda bırakmak, hem adalete erişimi zorlaştırmakta hem de yargı sistemine devasa bir yük bindirmektedir.
Yasa Tasarısı İhtiyacı: Adalet Komisyonu öncülüğünde, fiilen çalışılmış staj ve çıraklık dönemlerinin uzun vadeli sigorta başlangıcı sayılmasına yönelik kalıcı bir yasa düzenlemesi derhal gündeme alınmalıdır.
Kazanılmış Hakların Teslimi: Alın teri dökülmüş, fiilen hizmet verilmiş günlerin sigortaya sayılması bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Yüce Meclisimizin ve Adalet Komisyonu’nun bu hukuki gerçekliğe ve Yargıtay’ın emsal niteliğindeki yaklaşımına kayıtsız kalmayacağına inanıyor; tüm yetkilileri bir an önce kanun taslağı üzerinde çalışmaya davet ediyoruz.
Haklıydık, Haklılığımız Tescillendi; Şimdi Sıra Yasada!
Saygılarımızla,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Konu: MESEM Kapsamındaki Öğrencilerin Gelecek Güvencesi, Etkin Denetim Mekanizmaları ve Geçmiş Dönem Staj ve Çıraklık Sigortası Mağduriyetlerinin Çözümü Hakkında
@Yusuf__Tekin@CelileErenOKTEN@CihadDemirli@bllmct40@farukyelkenci@prof_mahmutozer@PrfDrFilizKilic@NazimMavis@Suat_Ozcagdas@serbazmustafa61@ismetguneshan17@latifselvi42@kemalkarahanmv@ZehraNurAydemr@ilyastopsakal@saffetsancakli@profzuhaltopcu@Suat_Ozcagdas@senolsunat@UGUR__POYRAZ@ComezTurhan@naimozturrk@mustafaergen_
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak; üretimin, emeğin ve mesleki eğitimin sahadaki durumunu en yakından takip eden kurumsal bir yapı sorumluluğuyla hareket etmekteyiz.
Ülkemizin kalkınma hamlesinin ve sanayisinin temeli olan genç yeteneklerimizin korunması, hak ettikleri değeri görmesi ve yarınlarına güvenle bakabilmesi toplumsal bir zorunluluktur.
Bu doğrultuda, Bakanlığınız Komisyonu bünyesinde yürütülen çalışmalara katkı sunmak adına aşağıdaki temel hususları dikkate almanızı önemle arz ederiz:
Geçmiş Dönem Mağduriyetlerinin Bütüncül Çözümü:
Yıllar önce staj ve çıraklık kapsamında fiilen çalışmış ancak sigorta başlangıçları emeklilik hesabında sayılmadığı için mağduriyet yaşayan vatandaşlarımızın hak hakkaniyet çerçevesinde teslim edilmelidir.
Geçmişte yaşanan bu adaletsizliğin giderilmesi, hem toplumsal vicdanı rahatlatacak hem de mesleki eğitim sistemine olan güveni yeniden tesis edecektir.
MESEM Öğrencileri İçin Gelecek Güvencesi: MESEM bünyesinde eğitim alırken doğrudan üretim süreçlerine katılan çocuklarımızın geleceğe umutla bakabilmeleri, sosyal güvenlik haklarının eksiksiz teminat altına alınmasına bağlıdır. Eğitim döneminde yapılan çalışmaların uzun vadeli sigorta kollarını da kapsayacak şekilde düzenlenmesi, gençlerimizin yarın kaygısını ortadan kaldıracaktır.
Etkin ve Şeffaf Denetleme Mekanizması: Eğitim süreçlerinin niteliğini korumak, iş sağlığı ve güvenliği standartlarını en üst düzeyde tutmak adına sahada işleyen güçlü bir denetim mekanizması şarttır.
Denetim kanallarının daha sıkı, düzenli ve şeffaf bir yapıda çalıştırılması; hem çocuklarımızın haklarını güvenceye alacak hem de uygulamanın istismar edilmesini önleyecektir.
Geçmişte hak kaybına uğramış staj ve çıraklık mağdurlarının adalet talebinin karşılanması ve geleceğimiz olan MESEM öğrencilerinin yarınlara güvenle bakabilmesi adına atılacak her adımı desteklediğimizi belirtir, Komisyonunuza çalışmalarında başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu adına Alperen kardeşimiz,
@TuzlaBbp@BskBbp@Kemal_ucuncu@bbpgenelmerkez@Mustafa_Destici@Alperen53646842
BBP Tuzla İlçe Başkanlığı'na anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi.
Haklı davamızı ve mağduriyetlerimizi aktardığımız bu buluşmada, bizleri sıcak bir misafirperverlikle ağırlayan BBP Tuzla İlçe Başkanı'na ve teşkilatına yürekten teşekkür ediyoruz.
Dayanışma ile kazanacağız!
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na
@KRTCANLI
"18 yaş altı her çocuk devletin koruması altındadır" ilkesini her fırsatta dile getiriyorsunuz. Ancak sahada yaşanan acı gerçekler karşısında sormak zorundayız: Eğer bu çocuklar devletin tam koruması altındaysa, nerede ve neden yaşamını yitiriyor? Bu çocukların kağıt üzerinde kalan korumadan başka ne gibi bir ayrıcalığı var?
Eğitimin bir parçası, geleceğin mesleki hazırlığı diye sunulan MESEM ve Meslek Lisesindeki staj süreçleri, ne yazık ki ölümle sonuçlanan ağır ihmaller zincirine dönüşmüştür. Henüz 13 yaşındaki evladımız Tunç Çam’ın oto tamirhanesinde bir motor parçasının başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybetmesi, "eğitim" veya basit bir "iş kazası" kılıfıyla geçiştirilemez. Bu durum, iş kazasının ve ihmalin çok ötesindedir!
Rakamlar Birer İstatistik Değil, Sönmeyen Ocaklardır!
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, 2013’ten bu yana en az 852 çocuğumuz çalışırken yaşamını yitirdi. Bunların 730’u erkek, 122’si kız çocuğu evladımızdır.
2016’dan bu yana MESEM ve Meslek Liseleri kapsamında 3080’den fazla iş kazası yaşandı, onlarca çocuk hayatını kaybetti. Sadece 2026 yılının ilk aylarında tespit edilen 61. çocuk işçi ölümü, sistemin nasıl bir yıkım ürettiğinin açık kanıtıdır.
Raporlara ve haber bültenlerine birer "sayısal veri" veya "istatistik" olarak geçen bu rakamlar; aslında bir ananın sönmeyen yangını, bir babanın kırılan kolu kanadı, bu ülkenin kanayan vicdanıdır!
Geçmişin Enkazı Geleceğimizi Yutmasın!
Soruyoruz:
Sonuca geldik mi?
Bugün uygulanan "iş kazası sigortası" tam olarak ne işe yarıyor?
Bizler, zamanında fiilen çalıştığımız, ter döktüğümüz halde çıraklık ve staj dönemleri emekliliğe sayılmayarak hakkı gasp edilmiş, geçmişin enkazı altında bırakılmış bir nesiliz. Haklılığımızı ve geçmişten gelen çalışmışlığımızın hakkını ararken, aynı enkaz birikintisine bugün evlatlarımızın, gencecik bedenlerin katılmasına asla izin vermeyeceğiz! Bu insanlar fiilen çalışıyor; stajyer veya öğrenci adı altında ağır sanayide, tehlikeli işlerde sömürülmelerine seyirci kalamayız.
FEDERASYON OLARAK AÇIK VE NET TALEPLERİMİZ:
18 yaş altındaki hiçbir çocuk, ucuz iş gücü olarak tehlikeli iş kollarında ve denetimsiz atölyelerde çalıştırılmamalıdır.
İş Güvenliği Hayat Kurtarır: Çocukların bulunduğu her iş yerinde sıfır toleranslı, tavizsiz ve sürekli iş güvenliği denetimleri yapılmalıdır.
Tam Sigorta ve Sosyal Güvence:
Göstermelik, kısıtlı ve geçici çözümler değil; fiili çalışmayı esas alan Tam Sigorta ve Tam Sosyal Güvence eksiksiz bir şekilde yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
Geçmiş Hakların Teslimi: Geçmişte emeği ve staj/çıraklık çalışmışlığı yok sayılan vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilmeli, geçmişin enkazı temizlenerek geleceğimiz güvenceye alınmalıdır.
KRT TV EKRANLARINA VE BÖLGE HABERCİLERİNE TEŞEKKÜR
Sessiz kalanların aksine, 13 yaşındaki Tunç Çam’ın ve yitip giden yüzlerce evladımızın sesini duyuran, çocuk işçiliğindeki bu acı tabloyu kamuoyu gündemine taşıyarak tarafsız, ilkeli ve vicdanlı yayıncılık örneği sergileyen KRT TV ailesine ve habercilerine yürekten teşekkür ederiz.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
13 yaşındaki çocuk işçi Tunç Çam, çalışırken hayatını kaybetti
Oto tamirhanesindeki patlamada 13 yaşındaki çırak Tunç Çam yaşamını yitirdi. Yaşananların ardından iş yeri kapatılırken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Çam’ın, 2026’da tespit edebildikleri 61’nci çocuk işçi ölümü olduğunu bildirdi.
MESEM Gerçeği ve Çocuklarımızın Geleceği: Ucuz Emek Değil, Güvenceli Gelecek!
@BirGun_Gazetesi
Milli Eğitim Bakanlığı’nın açıkladığı son veriler, MESEM bünyesinde yaşanan iş kazaları ve can kayıplarının boyutunu gözler önüne seriyor.
Sadece 2025 ve 2026 yıllarında 9 bin 950 iş kazası ve 37 evladımızın hayatını kaybetmesi, geçiştirilecek bir istatistik değil; derin bir vicdan ve sistem sorunudur.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak altını çizerek vurguluyoruz:
Sıkı Denetim Hayat Kurtarır: İşletmelerdeki denetimler kağıt üstünde kalmamalı, artırılmalı ve çocuklarımızın can güvenliği her şeyin üstünde tutulmalıdır.
Tam Kapsamlı Sosyal Güvenlik Şarttır: Erken yaşta çalışma hayatına adım atan gençlerimizin geleceği, eksik ya da göstermelik düzenlemelerle değil, tam kapsamlı sosyal güvenlik hakları ile garanti altına alınmalıdır.
Çocuklarımız Ucuz Emek Değildir: Eğitim adı altında yürütülen süreçlerin ucuz iş gücü çarkına dönüşmesine izin verilemez.
Gençlerimizin üretime katılırken can korkusu duymadığı, haklarının eksiksiz korunduğu ve geleceğe umutla bakabildiği bir sistem, savunag geldiğimiz temel ilkelerin başında yer almaktadır.
Evlatlarımızın hayatı ve istikbali için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Yargıtay Çalışan Dedi
#StajçıraklıkBütçedeOlmalı
MESEM'lerde 10 bine yaklaşan iş kazası ve 37 ölüm: Staj değil, ucuz emek çarkı https://t.co/iB20TP2QrD
13 yaşındaki çocuk işçi Tunç Çam, çalışırken hayatını kaybetti
Oto tamirhanesindeki patlamada 13 yaşındaki çırak Tunç Çam yaşamını yitirdi. Yaşananların ardından iş yeri kapatılırken, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Çam’ın, 2026’da tespit edebildikleri 61’nci çocuk işçi ölümü olduğunu bildirdi.
ARDA TONBUL:
ÇALIŞIRKEN ÖLEN ÇOCUKLARIN AYLAN BEBEĞİ
Bazı çocukların adı yalnızca kendi hikâyelerini anlatmaz. Onların küçücük bedenlerinde, duyulmayan binlerce çocuğun çığlığı görünür hâle gelir.
Aylan bebek bunlardan biriydi.
Takvimler 2 Eylül 2015’i gösteriyordu. Suriye’deki savaştan kaçan bir aile, Bodrum’dan Yunanistan’ın Kos Adası’na ulaşmaya çalışıyordu. Bindikleri tekne battı. Aylan; annesi ve ağabeyiyle birlikte yaşamını kaybetti.
Ertesi sabah dünya, kırmızı tişörtlü, mavi şortlu küçücük bir çocuğun Bodrum kıyısında yüzüstü uzanan bedeniyle karşılaştı.
O güne kadar savaşta ölenler, göç yollarında kaybolanlar ve denizlerde boğulanlar hep sayılarla anlatılıyordu. Sayılar büyüdükçe acı küçülüyor, insan zihni yaşananlara alışıyordu.
Fakat kıyıdaki o küçücük beden bir sayı değildi. Sanki biraz önce uykuya yatırılmış bir çocuk gibi duruyordu.
Fotoğrafı çeken gazeteci Nilüfer Demir, Aylan’ın “sessiz çığlığını” dünyaya duyurmak istemişti. Savaşın, göçün ve dünyanın seyirci kalışının bütün ağırlığı bir anda tek bir çocuğun bedeni üzerinde toplandı.
Dünyanın dört bir yanında aynı söz söylendi:
“Kıyıya vuran insanlık…”
Aylan bebek bütün mülteci çocukların yerine geçmedi; diğer çocukların acısını değersizleştirmedi. Ancak görünmez hâle gelen büyük bir insanlık dramına bir yüz kazandırdı. İnsanlar artık yalnızca mülteci sayılarını değil, yarım kalan bir çocuk hayatını görüyordu.
Bugün Türkiye’de başka bir büyük insanlık yarasının karşısındayız.
Çırak, stajyer ve MESEM öğrencisi çocuklar; makinelerin arasında, sanayi sitelerinde, atölyelerde, inşaatlarda ve ağır işlerde hayatlarını kaybediyorlar.
İsimler, şehirler ve işyerleri değişiyor; sonuç değişmiyor.
Her birinin bir ailesi, hayalleri ve evinde boş kalan bir sandalyesi var. Fakat ölümler birbirini takip ettikçe toplum sayılara alışıyor. Birkaç gün üzülüyor, sonra unutuyoruz. Ta ki başka bir çocuğun ölüm haberi gelene kadar…
İşte benim için Arda Tonbul, çalışırken hayatını kaybeden çırak ve stajyer çocukların Aylan bebeğidir.
Yedi Aylıkken Annesiz Kalan Bir Çocuk
Arda henüz yedi aylıkken annesini gizli bir kalp krizi nedeniyle kaybetti.
Daha hayatının başlangıcında annesiz kalmıştı. Babası Raşit Tonbul’un anlattığına göre aile, Arda’ya bakmaya kıyamıyordu. Bir gün bile ona “of” dememişlerdi. Çünkü Arda’nın ailede ayrı bir yeri vardı.
Fakat Arda hüzünlü başlayan hayatına küsmemişti.
Afacandı, hareketliydi; kimseye saygısızlık etmezdi. Kin tutmaz, kimseye küsmezdi. Futbolu seviyordu, Galatasaraylıydı. Arkadaşları arasında öne çıkan, girişken bir çocuktu.
Onun da her çocuk gibi hayalleri vardı.
Babasına:
“Ben büyüyüp iş adamı olacağım baba. Senden daha büyük adam olacağım.”
diyordu.
Bir gün kendi işini kuracak, meslek sahibi olacak, para kazanacak, ailesine ve kardeşine destek olacaktı.
Babası, oğlunun geleceğe nasıl baktığını tek bir cümleyle anlatıyordu:
“Arda’nın hayata karşı ahdi vardı…”
Arda’nın hayatla yaptığı bir anlaşma, geleceğe verdiği bir söz vardı. Fakat hayatla arasındaki bu sözleşme, onu korumakla yükümlü yetişkinlerin sorumluluklarını yerine getirmediği bir işyerinde bozuldu.
Meslek Öğrensin Diye Gönderildi
Arda, bir meslek edinmek ve geleceğini kurmak istiyordu. Büyükçekmece’deki meslek lisesine gitmeyi kendisi seçmişti.
Babası onu çalıştığı yerden iki defa almak istedi. İçine sinmiyordu. Fakat Arda kalmak için yalvardı. Çünkü ailesinin ekonomik durumunun farkındaydı; hayata erken atılmak ve kendi ayakları üzerinde durmak istiyordu.
Cumartesi günleri de çalıştırılmak isteniyordu. Babası buna izin vermedi. Arda hafta içi eve geldiğinde yorgunluktan âdeta yığılıp kalıyor, tatil günlerinde öğleden sonraya kadar uyuyordu.
Güçlü ve hareketliydi; fakat sonuçta çocuktu.
9 Ocak 2024 günü Arda’nın başı çalıştığı fabrikadaki başı sac büküm makinesine sıkıştı.
Kamera kayıtlarından aktarılan bilgilere göre 16 dakika boyunca o makinede kaldı. O sırada işyerinde yetişkinler vardı. Koşturmaca başladı; fakat bir çocuk ölümle mücadele ederken gereken müdahale zamanında yapılamadı.
Depremlerde hatırlarsınız sarsıntılarda o saniyelerin bitmek bilmediğine hepimiz şahit olmuşudur. Bu durumda bu çocuk tam 16 dakika acılar içinde kurtarılmayı bekledi.
Arda bilinci kapalı şekilde hastaneye kaldırıldı. Altı gün boyunca yaşam mücadelesi verdi.
15 Ocak 2024’te hayatını kaybetti.
Henüz 14 yaşındaydı. Sözde öğrenciydi !
Büyük adam olamadı. Kendi işini kuramadı. Babasına verdiği sözü yerine getiremedi. Çünkü ona meslek ve gelecek kazandırması gereken sistem, onun geleceğini elinden aldı.
Arda, yedi aylıkken kaybettiği annesinin yanına defnedildi.
Bir çocuğun hayatı, başladığı hüznün yanına dönerek tamamlandı.
On Altı Dakika Yalnızca Bir Süre Değildir
On altı dakika…
Bir makinenin başında beklerken kısa görünebilir. Ancak çocuğunuz nefes almak için mücadele ederken on altı dakika, bir ömürdür.
Bir yetişkin sokakta yere düşse insanlar çevresine toplanır. Ambulans aranır, ilk yardım yapılır, yaşatılması için seferber olunur.
Peki bir çocuk nasıl olur da çalıştırıldığı işyerinde bir makineye sıkışır ve dakikalar boyunca kurtarılamaz?
O makinenin başında bu çocuk ne arıyordu?
Çocuk neden korumasızdı?
Ustası , öğreticisi neredeydi?
İş güvenliği tedbirleri neden alınmadı?
Okul, işyeri ve ilgili kamu kurumları o çocuğu gerçekten denetledi mi?
Mesleki eğitim ile bir çocuğun yetişkin gibi üretimde çalıştırılması arasındaki sınırı kim koruyacaktı?
Arda artık bu sorulara cevap veremez.
Cevap verme yükümlülüğü hayatta kalan yetişkinlerdedir.
Hukuk İşledi mi, Vicdan Rahatladı mı?
Arda’nın ölümünden sonra yargılama başladı. Ulaşılabilen son ayrıntılı bilgilere göre şirket yetkilisi ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, 54 günlük tutukluluğun ardından tahliye edilerek tutuksuz yargılanmaya devam etti.
Aile avukatı; hâkimin uzun süre mazeretli olması nedeniyle duruşmaların yapılamadığını, işyerindeki keşfin ertelendiğini ve dosyanın ilerlemediğini açıkladı.
Burada yalnızca kanun maddelerini değil, hukukun vicdanla ilişkisini de konuşmak zorundayız.
Çocuğunu toprağa veren bir babaya adalet için yıllarca beklemek mi düşmelidir?
Çocuğun ölümünün yaşandığı işyeri faaliyetini sürdürürken, ailesinin hayatı neden durmuştur?
Bir çocuk 16 dakika boyunca bir makinenin içinde kalmışsa ve yargılama yıllara yayılıyorsa toplumun vicdanı nasıl rahatlayacaktır?
Hukuk yalnızca bir dosyanın açılması değildir.
Hukuk; delillerin zamanında toplanması, bütün sorumluların belirlenmesi, yargılamanın geciktirilmemesi ve verilecek kararın başka çocukların yaşamasını sağlayacak sonuçlar doğurmasıdır.
Geciken adalet, acılı bir aile için her duruşmada yeniden açılan yaradır.
Baba Raşit Tonbul, işyerinden önce para değil, insanlık beklediklerini anlatıyor. Yanlarına gelmelerini, acılarını paylaşmalarını, kendileriyle hemhâl olmalarını istemişlerdi.
Dava açıldıktan sonra kendisine para teklif edilerek davadan vazgeçmesinin istendiğini söylüyor. Fakat bir babanın aradığı şey para değildi:
“Benim çocuğum öldü, hiçbir bedeli olmayacak mı?”
Bu sorudaki “bedel”, bir çocuğun hayatına fiyat biçmek değildir. Çünkü Arda’nın hayatının parasal karşılığı yoktur.
Bu; sorumluluğun kabul edilmesi, hukuk önünde hesap verilmesi ve başka çocukların ölmemesi için gerçek bir değişimin başlaması talebidir.
Bir dosya para verilerek kapatılabilir mi?
Bir imzayla dava sona erdirilebilir mi?
Belki taraflar hukuken uzlaştırılabilir. Fakat vicdan zorla susturulamaz. Bir babanın yüreğine çek yazılamaz. Annesinin yanına defnedilen bir çocuğun yarım kalan hayalleri parayla geri getirilemez.
Hukuken kapanan her dosya, vicdanen kapanmış sayılmaz.
Arda’yı Kullanmak Değil, Arda’nın Sesini Duymak
Burada özellikle bir ahlaki sınır çiziyorum.
Arda’nın ve diğer çocuklarımızın ölümleri, çıraklık ve staj mağduriyetini çözmek için kullanılacak bir araç değildir.
“Bu ölümleri kullanın”, “bu çocuklardan yararlanın, haklarınızı böyle alın” anlayışını kabul etmiyorum.
Arda’dan yararlanılmaz.
Bir babanın gözyaşından yararlanılmaz.
Bir çocuğun mezarı, herhangi bir talebin basamağı yapılamaz.
Arda’nın hatırasına saygı gösterilir. Ölümünden ders çıkarılır. Sorumluların hesap vermesi istenir. Başka çocukların yaşaması için gereken bütün tedbirler alınır.
Çırak ve stajyerlerin geçmiş sosyal güvenlik haklarının teslim edilmesi elbette önemlidir. Yıllarca çalıştığı hâlde sigorta başlangıcı kabul edilmeyen insanların mağduriyeti mutlaka giderilmelidir.
Fakat yaşam hakkı bütün hakların önündedir.
Hayatta olmayan bir çocuğa geriye dönük sigorta başlangıcı veremezsiniz. Kaybettiği yılları prim gününe çeviremezsiniz. Ona emeklilik hakkı tanıyamazsınız. Yarım kalan çocukluğunu ve hayallerini geri veremezsiniz.
Bu nedenle belki de bir çırak ve staj mağdurundan duyulması en zor cümleyi söylüyorum:
Keşke bizim mağduriyetimiz hiç giderilmese; fakat karşılığında tek bir çırak veya stajyer çocuk dahi çalışırken ölmemiş ve bundan sonra da ölmeyecek olsa…
Bu söz, hakkımızdan vazgeçmek değildir.
Bu söz, bir çocuğun yaşamının bizim bütün kişisel haklarımızdan daha kıymetli olduğunu ilan etmektir.
Devletin görevi ise bizi böyle bir tercihe mahkûm etmek değildir. Hem geçmişteki çırak ve stajyerlerin sosyal güvenlik haklarını teslim etmek hem de bugünkü çocukları yaşatmak zorundadır.
Neden Aylan Bebek ile Arda Tonbul?
Aylan bebeğin adı, göç yollarında kaybolan bütün çocukların adı oldu. Çünkü onun görüntüsü, insanlara sayıların arkasında bir çocuk bulunduğunu hatırlattı.
Arda Tonbul’un adı da makinelerde, inşaatlarda, sanayi sitelerinde ve atölyelerde hayatını kaybeden bütün çırak ve stajyer çocukların adı olmalıdır.
Bu iki çocuğu yan yana getirmek, acıları kıyaslamak değildir.
Biri savaştan kaçarken kıyıya vurdu.
Diğeri meslek öğrenmek isterken bir makinenin içinde yaşamını kaybetti.
İkisinin de ortak noktası şudur:
Onları korumakla yükümlü yetişkinlerin kurduğu düzen, onları koruyamadı.
Aylan bize denizlerde kaybolan çocukları gösterdi.
Arda bize üretim çarklarının arasında kaybolan çocukları gösteriyor.
Aylan’ın kırmızı tişörtü dünyanın vicdanına kazındı.
Arda’nın “Büyük adam olacağım” sözü de bu ülkenin vicdanına kazınmalıdır.
Bu Çağrı Yalnız Mağdurlara Değildir
Ben bu sözleri yalnızca çırak ve staj mağdurlarına söylemiyorum. Onlar zaten bu acının ve haksızlığın ne anlama geldiğini biliyorlar.
Ben çocuğu okula giden anne ve babalara sesleniyorum.
Öğretmenlere, okul yöneticilerine, işverenlere, ustalara, sendikalara, barolara, gazetecilere, siyasetçilere, kamu görevlilerine ve “Bu mesele beni ilgilendirmez” diyen herkese sesleniyorum:
Arda sizin de çocuğunuz olabilirdi.
Sabah evden çıkan, akşam sofraya dönemeyen çocuk sizin evladınız olabilirdi.
Telefonunuza gelen “Çocuğunuz kaza geçirdi, durum ciddi” cümlesini siz de duyabilirdiniz.
Bir mezarın başında, “Ben onu meslek öğrensin diye göndermiştim” diyen kişi siz olabilirdiniz.
Bu nedenle tepki göstermek için çırak veya staj mağduru olmanız gerekmiyor.
İnsan olmanız yeterlidir.
Arda’nın babası şu cümleyi kurdu:
“İsterdim ki Arda son olsun. Ama çocuklar ölmeye devam ediyor.”
Bu cümleden sonra hiç kimse “Benim çocuğum değil” diyerek susamaz.
Çünkü çocukların ölümü olağanlaşırsa sıradaki çocuğun kim olacağını kimse bilemez.
Aylan bebek kıyıya vurduğunda dünya birkaç günlüğüne de olsa durdu.
Şimdi Arda Tonbul’un yarım kalan hayatının karşısında da durmalıyız.
Yalnız üzülmek için değil…
Yalnız bir fotoğraf paylaşmak için değil…
Bir daha hiçbir baba, “Çocuğum 16 dakika makinede kaldı” demesin diye durmalıyız.
Arda’yı bir talebin aracı yapmayacağız.
Onu unutmayacağız ve unutturmayacağız.
Onun adını başka çocukların yaşayacağı güvenli bir geleceğe emanet edeceğiz.
Bütün çocuklar kıymetlidir.
Bütün çıraklar ve stajyerler kıymetlidir.
ARDA TONBUL İSE ÇALIŞIRKEN HAYATI ELİNDEN ALINAN ÇOCUKLARI ADI YÜZÜ YARIM KALAN HAYALİ VE VİCDANIDIR.
9.950 iş kazası, 37 can…♾️
@_cevdetyilmaz@tcmeb@csgbakanligi@adalet_bakanlik@isikhanvedat@Yusuf__Tekin@abakingurlek@t24comtr
Bu rakamlar bir istatistik değil; bir evlat, bir kardeş, bir can, bir ailenin yarım kalan hayatıdır.
Bizler geçmişte stajyer ve çırak olarak fiilen çalıştık, geldigimiz şu günde “siz öğrenciydiniz” denilerek uzun vadeli sigorta hakkımız yok sayıldı.
Bugün halen, MESEM’lerde ve meslek liselerinde aynı anlayışın izleri devam etmekte.
Çocuklarımız işyerlerinde fiilen çalışıyor; ancak konu sosyal güvenceye geldiğinde yine “öğrenci” deniliyor.
İş kazasında çalışan, sosyal güvenlikte öğrenci.
Bu nasıl bir adalet?
Ve bu çelişkinin bedelini en ağır şekilde aileler ödüyor.
Cuma günü bugün, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda, daha çocuk yaşta pastanede çalışırken hayatını kaybeden evladımız Mahir Buğra Karagön’ün annesi, İskenderun’da basın açıklaması yapacak.
Bir anne, evladının ardından konuşacak.
Tüm Türkiye o annenin ne söyleyeceğini dinleyecek.
Peki karar vericiler ne diyecek?
Geçmişte mağdur edilen bizler için de, bugün MESEM’lerde ve meslek liselerinde fiilen çalışan çocuklarımız için de artık aynı cümlelerin kurulmasını istemiyoruz.
Fiili çalışmanın olduğu yerde tam sosyal güvence olmalıdır.
Bu mesele yalnızca emeklilik meselesi değildir.
Bu mesele yaşam hakkıdır. Sosyal güvencedir. Adalettir.
Geçmişin mağduriyetini giderecek, bugün çalışan çocuklarımızı koruyacak ve gelecek nesilleri güvence altına alacak düzenleme artık TBMM’nin gündemine alınmalı ve kanunla hayata geçirilmelidir.
Daha kaç can?
Daha kaç anne?
Daha kaç yıl bekleyeceğiz?
Söz değil, kanunla çözüm istiyoruz.
Devlet Umursamadı Ama
#StajyerçırakYargıyaGüveniyor
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu olarak haklı mücadelemizi her alanda duyurmaya devam ediyoruz!
@bdemircioglu
Yarın akşam gerçekleştireceğimiz özel yayınımızda; güncel Yargıtay süreçlerini ve MESEM'lerde kaybettiğimiz evlatlarımızı, canlarımızı konuşacağız.
🎙 Konuk: Dr. Burhanettin Demircioğlu
📍 Mekan: Arda Tombul Odası (X Space)
📅 Tarih: 11 Eylül 2026 Cuma
🕘 Saat: 21.00
Oda Adı: Arda Tombul
Adalet arayışımızda sesimize ses katmak isteyen tüm staj ve çıraklık mağdurlarımızı yayına bekliyoruz.
Katılım linki yayın saatinde hesaplarımızdan paylaşılacaktır.
Devlet Umursamadı Ama
#StajyerçırakYargıyaGüveniyor
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu’ndan Kamuoyuna ve Yüce Meclis’e Çağrıdır
@Akparti@MHP_Bilgi@yenipartiyiz@RTErdogan@dbdevletbahceli@eczozgurozel@Yusuf__Tekin@tcmeb@isikhanvedat@csgbakanligi@memetsimsek@HMBakanligi@abakingurlek@iletisim@herkesicinCHP@iyiparti@YeniYolTBMM@SaadetPartisi@devapartisi@_DemokratParti@rprefahpartisi@anahtarparti@zaferpartisi@bbpgenelmerkez@DSPGenelMerkez@BTP_Parti@tipgenelmerkez@dypmerkez@emekpartisi@NumanKurtulmus@mehmetucum@oktay_saral@ejderacikkapi@MahinurOzdemir@profdrorhanates@MvDrHasanArslan@aerdemcantimur@Korkutata_Zeki@isikhanvedat@vedatbilgn@akbasogluemin@NazimMavis@leylasahinusta@resulkurt34@vedatbilgn@zorlu77
Yargı makamları önlerine gelen uyuşmazlıklarda mevcut mevzuat çerçevesinde kararlarını açıklamıştır.
Hukuki süreçlerin ardından artık çözümün ve adaletin adresi tektir: Türkiye Büyük Millet Meclisi.
Henüz 14-18 yaşlarında ellerine alet alıp üretime katılan, sanayide ve işletmelerde fiilen çalışan milyonlarca stajyer ve çırak, yıllar önce kendilerine verilen "sigorta kartları" ile geleceğe güvenle bakacaklarına inanmıştır.
Ancak verilen bu sigorta numaraları emeklilik hesaplamasında başlangıç sayılmamış; genç yaşta dökülen alın teri yok sayılmıştır.
Fiilen çalışma, mesai ve üretim olduğu halde sigorta türünün "kısa vadeli" ile sınırlandırılması, anayasal sosyal devlet ilkesi ve çalışma barışıyla bağdaşmamaktadır.
Mağduriyetin kaynağı idari ve yasal boşluklardır; çözümü ise milli iradenin tecelligahı olan TBMM’nin elindedir.
Taleplerimiz Net ve Açıktır:
Tescil Tarihi Başlangıç Sayılmalıdır: Staj ve çıraklık döneminde verilen SGK tescil numaralarının, uzun vadeli sigorta kollarında (emeklilikte) "ilk işe giriş tarihi" olarak kabul edilmesi yasalaştırılmalıdır.
Tam Güvence Sağlanmalıdır: Geleceğimizin teminatı olan gençlerin mesleki eğitimdeki emeği, kısa vadeli-uzun vadeli ayrımı yapılmaksızın eksiksiz koruma altına alınmalıdır.
Yıllardır süren bu haklı mücadelede beklentimiz bir ayrıcalık değil, alın terinin karşılığı olan adalettir.
Meclisimizin tüm siyasi partilerini ve milletvekillerini, bu toplumsal yarayı kapatacak kanun teklifini bir an önce gündeme alarak oy birliğiyle yasalaştırmaya davet ediyoruz.
Yargı kararını söylemiştir; şimdi söz de, karar da, vicdani sorumluluk da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir.
Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları
Federasyonu
Devlet Umursamadı Ama
#StajyerçırakYargıyaGüveniyor
Yeni Parti Genel Baskan Yardımcısı Sayın Zeynel Emre'nin
@yenipartiyiz@eczozgurozel@ozgurozeliletsm@ZeynelEmre_@Kamubiz_com
Geçmişte stajyer ve çırakların yaşadığı hak kayıplarını Meclis gündemine taşıyarak verdiğiniz değerli soru önergesinin, bugün Kamubiz Haber tarafından yeniden gündeme getirilmesi bizler için çok kıymetlidir.🙏🏼
Aradan geçen yıllara rağmen sorun hâlâ yüzbinlerce insanın hayatını etkiliyor. Fiili çalışmanın olduğu yerde sosyal güvence tam, emeklilik hesabında ise adalet olmalıdır.
Son zamanlarda ortaya konan Yargıtay kararları da ortadayken, bu hukuki tablonun çözüm yolunda güçlü bir veri olarak kullanılması gerektiğine inanıyoruz. Bizler bu hakkın mahkeme koridorlarında değil, TBMM'den çıkacak yasal bir düzenleme ile son bulmasını istiyoruz.
TBMM’nin tatil dönüşünde, geçmişte attığınız bu önemli adımın daha güçlü bir Meclis iradesine dönüşmesini; staj ve çıraklık başlangıçlarımızın emeklilikte sigorta başlangıcı sayılması için hakkımız teslim edilene kadar desteğinizi sürdürmenizi talep ediyoruz.
Geçmişin mağdurları, bugün çalışan gençler ve geleceğin emekçileri adına…
Söz değil, kanunla çözüm bekliyoruz.
🇹🇷Staj ve Çıraklık Sigortası Mağdurları Federasyonu
Yargı Kararı Komisyona
#StajyerçırakEşitlikistiyor
🚨 STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI İÇİN YENİ ÖNERGE!
e-Devlet’te “ilk işe giriş tarihi” olarak görünen staj ve çıraklık başlangıçlarının, emeklilik hesabında da sigorta başlangıcı sayılması isteniyor.
📌 2023’teki EYT düzenlemesinde kapsam dışında kalan staj ve çıraklık sigortası mağdurları, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini talep ediyor.
📍 10 Mayıs 2026’da Ankara’da düzenlenen “Büyük Ankara Buluşması”nda talepler bir kez daha gündeme taşındı.
İstenen düzenleme ise net:
➡️ Staj ve çıraklık başlangıç tarihi emeklilikte sigorta başlangıcı kabul edilsin.
➡️ Bu mümkün değilse, en azından staj ve çıraklık süreleri için geriye dönük borçlanma hakkı verilsin.
Staj ve çıraklık haberleri için @kamu_biz_ hesabını takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın!
Yargı Kararını Tanıyın
#StajyerçırakHakkınıAlsın
@CirakStajFED
🚨 STAJ VE ÇIRAKLIK SİGORTASI İÇİN YENİ ÖNERGE!
e-Devlet’te “ilk işe giriş tarihi” olarak görünen staj ve çıraklık başlangıçlarının, emeklilik hesabında da sigorta başlangıcı sayılması isteniyor.
📌 2023’teki EYT düzenlemesinde kapsam dışında kalan staj ve çıraklık sigortası mağdurları, yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini talep ediyor.
📍 10 Mayıs 2026’da Ankara’da düzenlenen “Büyük Ankara Buluşması”nda talepler bir kez daha gündeme taşındı.
İstenen düzenleme ise net:
➡️ Staj ve çıraklık başlangıç tarihi emeklilikte sigorta başlangıcı kabul edilsin.
➡️ Bu mümkün değilse, en azından staj ve çıraklık süreleri için geriye dönük borçlanma hakkı verilsin.
Staj ve çıraklık haberleri için @kamu_biz_ hesabını takip etmeyi ve bildirimleri açmayı unutmayın!
Yargı Kararını Tanıyın
#StajyerçırakHakkınıAlsın
@CirakStajFED