Güne Merhaba.
Kamuoyunda yeterince dikkat çekmeyen, ancak ülkemizin varlığına, değerlerimize, milletimizin ahlakına, kişiliğine ve asaletine yönelik olduğunu düşündüğümüz önemli bir gelişmeyi milletimizle paylaşmak istiyoruz.
Takdir ve değerlendirme milletimizindir.
Söz konusu şirketin adı Atlantis Events.
Merkezi: California Abd
Faaliyet alanı: Eşcinsellik odaklı kruvaziyer turizmi.
Bu şirket, bu yıl düzenlediği kruvaziyer turunun rotasına Kuşadası ve İstanbul’u da dâhil etmiştir.
07 Temmuz: Kuşadası
08-09 Temmuz: İstanbul
Şimdi ise bu şirketin Instagram hesabında yaptığı paylaşımları, Türkçeye çevrilmiş hâliyle sizlerle paylaşacağız.
Kararı ve değerlendirmeyi aziz milletimize bırakıyoruz.
https://t.co/QYQYdpy1hZ
@mkulunk Lut kavminin helakı ve Kuranı kerimde açık ifadelere rağmen Allah cc ya meydan okurcasına lgbt yi savunmak çoğaltmak hatta (tercihtir)deyip saygı duymak en hafif tabirle ahmaklıktır en ağır tabiri (.....)yazmıyorum. Abiler için Ya Kahhar
CHP Halk Tv’ye ayda 15 Milyon Lira veriyormuş!
CHP Sosyal Medya Trollerine ayda 46 Milyon Lira ödüyormuş!
Açıklayan da CHP’li @barisyarkadas !
CHP’DEN PARA ALIP “FATİH TEZCAN KAÇTI” DİYE İFTİRA ATAN NAMUSUNU SATMIŞ MEDYA KAHPELERİNE AZ BİLE SÖVMÜŞÜM!
https://t.co/ti5t4OibQi
İç cephede asla kırılma yaşamamalıyız
İç cephedeki birlik ve beraberliğimizi bozacak üretilen bütün senaryolara üretilmek istenen çatışma alanlarına top döküm birlikte itiraz etmeliyiz
Çünkü tarihi bir eşikteyiz
Türkiye yalnızca kendi geleceğini taşımıyor.
Aynı zamanda; mazlum milletlerin umudunu, dağılan insanlığın vicdanını, ve yeniden kurulacak küresel adaletin yükünü omuzlarında taşıyor.
Bu nedenle:
•Daha dikkatli olmak zorundayız.
•Daha dirayetli olmak zorundayız.
•Daha güçlü bir millet şuuru oluşturmak zorundayız.
Öncelikli görevimiz: İç Cephe’yi tahkim etmektir.
Yani;
İç cepheyi sağlamlaştırmak, Millet-Devlet bütünleşmesini çelikleşmiş bir iradeye dönüştürmek, bu topraklarda yaşayan herkesin tarihi sorumluluğudur.
Çünkü büyük yürüyüşler, önce içeride kazanılır.
Kararımız nettir.
İrademiz tamdır.
Gelecek İstanbul’dur.
Gelecek Türkiye’dir.
Zamanın Ruhu İstanbul’u İşaret Ediyor
Dünya parçalanıyor.
Çok kutuplu dünya düzeninde Türkiye GEZEGENİN MERKEZİDİR.
Tarih bir kez daha bir büyük kırılmayı YAPAY ZEKA üzerinden yaşıypr.
Artık YZ odaklı büyük kırılmaları göreceğiz ve toprak ile petrol ile birlikte yeni güç Yapay Zeka oldu.
Jeostratejik denklemler dağılıyor.
Küresel finans modeli çok kutupluluğa evriliyor. Teopolitik çatışmalar insanlığı tüketiyor.
Tam da bu yüzden; Üçüncü Binyıl’ın yeni merkezi, yeni vicdanı, yeni barış ekseni İstanbul olmak zorundadır.
Çünkü İstanbul; Doğu ile Batı’nın, kuzey ile güneyin, medeniyet ile insanlığın buluşma noktasıdır.
Bu bir hayal değildir.
Bu; zamanın ruhudur.
Ve zamanın ruhu artık İstanbul demektedir.
Anlarsak ve anlam katarsak insanlık medeniyetinin merkezi İstanbuldur.
Şimdi vakit Harezmi El Cezeri El Kindi
İbn-i Sina Uluğ Bey ve imam-ı Azam,İmam Maturidi,Ahmedi Yesevi,Hacı Bayramı Veli Hacı Bektaşi Veli bu asra cevap verecek dili vaktidir
ÜÇÜNCÜ BİNYILIN ANA EKSENİ:
İSTANBUL MANİFESTOSU
Pergelin Sabit Ayağı: İstanbul
Ne Amerika… Ne İngiltere… Ne Çin…
İnsanlığın önüne dayatılan yapay merkezleri reddediyoruz.
Çünkü biliyoruz ki; tarihin, coğrafyanın ve medeniyet hafızasının işaret ettiği tek merkez vardır:
İstanbul!
Bugün küresel sistemin pergelinin sabit ayağı İstanbul’dur. Bu yalnızca siyasi bir tercih değil; tarihin kaçınılmaz hükmü, coğrafyanın değiştirilemez gerçeğidir.
İstanbul; geçici güç patlamalarının değil, medeniyet inşasının merkezidir.
Dün olduğu gibi bugün de, yarın da dünya siyasetinin kalbi olmaya aday değil; zaten o kalbin kendisidir.
Tarih Konuşmuştur: 1453 Bir Başlangıçtır
İstanbul bu vasfı bugün kazanmadı.
1453’te; çağ açıp çağ kapatan irade, yalnızca bir şehri fethetmedi.
Yeni bir dünya tasavvurunun kapısını açtı.
Ve bugün insanlığın beklediği yapay zeka ve dijital üzerinden İNSANLIK MEDENİYET’nin merkezi yine yeniden İSTANBUL olacaktır
O gün; adaletin, ilmin, kudretin ve medeniyetin merkezi tescillendi.
Mezopotamya’nın kadim hafızasını, Mısır’ın devlet aklını, Atina’nın düşünce mirasını, Roma’nın siyasi organizasyonunu aşan büyük medeniyet yürüyüşü, İstanbul’da yeniden şekillendi.
Bugün ise;
Brüksel’in bürokratik çöküşü, Paris’in kimlik krizi, Londra’nın sömürge artığı zihniyeti, Moskova’nın sert güç çıkmazı, Pekin’in ruhsuz ekonomik kuşatması, New York’un çöken küresel finans düzeni…
İnsanlığa yeni bir gelecek sunamamaktadır.
Yeni eksen artık Batı değildir.
Yeni eksen: İstanbul’dur.
Rize’de FETÖ’nün bu hareketliliğinin sebebi nedir acaba?
Üstelik bu ülkeye hiç ihanet etmemişler, Sayın Erdoğan’ı devirmek için hiçbir girişimde bulunmamışlar gibi; Rize’de bazı AK Parti çevrelerinden kabul görmeleri ve milletin aklıyla alay edercesine gülerek bir araya gelmelerinin arkasındaki akıl, acaba neyin hazırlığıdır?
İLK SÖZ:
ABD’de bugün asıl savaş, dijital dolar sistemini kimin kontrol edeceği savaşıdır.
Bankalar mı?
Yoksa stablecoin şirketleri mi?
Washington’da verilen mücadele artık yalnızca bir finans tartışması değil; küresel güç dengesinin yeniden kurulma mücadelesidir.
Bu savaşın ekonomik cephesi Senato’da sürerken, jeopolitik cephesi ise Hürmüz Boğazı’na taşınmış durumda. Çünkü enerji yollarını kontrol edenler, yarının dijital para sistemini de kontrol etmek istiyor.
Önümüzde duran tablo aslında yeni bir düzen savaşının kendisidir.
Bir tarafta klasik finans sistemi,
diğer tarafta dijital sermaye düzeni…
Ve dünya, yeni zamanın ekonomik mimarisine doğru hızla sürükleniyor.
ABD’nin kendi içinde verdiği finans ve dijital güç savaşı anlaşılmadan;
Hürmüz’de yaşanan gerilim de,
Çin ile Trump arasında yürüyen temaslar da tam olarak anlaşılamaz.
Çünkü bugün dünya yalnızca enerji yolları için değil;
dijital doların kontrolü, küresel ödeme sistemleri ve yeni ekonomik düzen için mücadele ediyor.
Bir tarafta klasik bankacılık sistemi,
diğer tarafta stablecoin merkezli yeni dijital finans düzeni…
Hürmüz Boğazı enerji damarını,
dijital dolar sistemi ise geleceğin ekonomik egemenliğini temsil ediyor.
Bu nedenle önümüzdeki süreç;
sadece askeri ya da diplomatik değil,
aynı zamanda finansal ve teknolojik bir güç savaşıdır.
⬇️⬇️⬇️⬇️
Güne Merhaba.
İMPARATORLUKLARIN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ.
İmparatorluklar yükselir, güçlenir ve sonunda çökerler.
Tarih boyunca medeniyetlerin yükselişlerinin temel sebeplerinden biri, bilim üretme kabiliyetlerinin güçlü olmasıdır.
Eleştirel düşüncenin merkezde olduğu, soru sorma kabiliyetinin geliştiği; araştıran, sorgulayan ve bilineni yeterli görmeyip bilinmeyeni arayan toplumlar güçlenmiş ve yükselmiştir.
Çünkü medeniyetleri büyüten şey sadece askerî ya da ekonomik güç değil; akıl, zekâ ve düşünsel üretim kapasitesidir.
TEVAZUNUN KAYBI VE ÇÖZÜLME SÜRECİ.
Ancak yükseliş devam ettikçe birçok imparatorluk tevazusunu kaybetmiştir.
Ortak hedefler yerini bireysel çıkarlara bırakmış, dar çevrelerin oluşturduğu derebeylikleri güç kazanmıştır.
Birlik duygusu farklı sebeplerle zayıfladığında ise çözülme süreci başlamıştır.
Tarih göstermektedir ki içerideki parçalanma başladığında dışarıdaki tehditler daha etkili hale gelir ve büyük yapılar yavaş yavaş dağılmaya başlar.
LİYAKAT VE EHLİYETİN TASFIYESİ
En önemli kırılma noktalarından biri de liyakat ve ehliyetin tasfiye edilmesidir.
Kurumlarda yükselişler; bilgiye, emeğe ve kabiliyete göre değil de siyasetin dar hesaplarına göre şekillenmeye başladığında yozlaşma kaçınılmaz olur.
Sadece “ben” odaklı anlayışların hâkim olduğu yapılarda kurum kültürü zayıflar, devlet mekanizması yavaş yavaş küçülmeye ve işlev kaybetmeye başlar.
EKONOMİK BOZULMA VE SERVETİN TOPLANMASI.
Ekonomik anlamda toplum büyük sıkıntılar yaşamaya başladığında, servetin çok küçük bir grubun elinde toplanması sosyal kırılmaları artırır.
Mutfakta, sofrada ve cepte yaşanan zorluklar büyüdükçe toplumun devlete olan güveni de zedelenir. Böyle dönemlerde küresel finans elitlerinin ve dış ekonomik güçlerin ülkeler üzerindeki baskısı daha da artar.
ELEŞTİREL DÜŞÜNCENİN TASFIYESİ
En kritik başlıklardan biri ise eleştirel düşüncenin tasfiye edilmesidir.
Sivil, siyasi ve kamusal hayatta monolitik bir düşünme biçiminin hâkim hale gelmesi; her şeyin tek merkezden yönetilmeye çalışıldığı bir kült��r oluşturur.
Farklı düşüncelerin bastırıldığı, sorgulamanın tehdit olarak görüldüğü toplumlarda düşünsel üretim durur. Düşünce üretiminin durduğu yerde ise medeniyet enerjisi zayıflar.
AKIL VE ZEKÂDAKİ BÜYÜK YENİLGİ
Asıl büyük yenilgi askerî ya da ekonomik alanda değil; akıl ve zekâ alanında yaşanır.
Çünkü düşünmeyen, sorgulamayan ve yeni bilgi üretemeyen toplumlar zamanla kendi iç enerjilerini kaybederler.
Medeniyetlerin çöküşü çoğu zaman dışarıdan değil, içeride aklın, liyakatin ve eleştirel düşüncenin kaybolmasıyla başlar.
Bugün 19 Mayıs.
Mondros Mütarekesi ile teslim alınmış bir iradenin artık ayağa kalkamayacağını zannetmişti Batılı müttefikler…
Bugün Gazze’ye saldıran, İran’a saldıran irade; dün Anadolu’yu teslim almak isteyen aynı iradedir.
Oysa onlar, Anatolia’yı Anadolu yapan kahraman milletimizi unutmuşlardı.
Çanakkale’de tereddütsüz şahadete yürüyenleri unutmuşlardı.
İstiklal uğruna küllerinden yeniden doğan bir milletin iradesini hesap edememişlerdi.
Ve işte o irade,
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü 19 Mayıs 1919’da Samsun’a taşıdı.
Gazi diyordu ki:
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
“Ya istiklal ya ölüm!”
Ortaya koyduğu ruh şuydu:
“Türk milleti esir yaşamamıştır, yaşayamaz.”
Temel düşüncesi ise:
“Hâkimiyet bilâ kayd ü şart milletindir.”
Ve gençliğe bıraktığı o büyük emanet:
“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”
Bugün 19 Mayıs…
O gün gelene dek her gün çıkacağız Samsun’a.
Siyonizmin İsrail üzerinden Anadolu’ya dayatılmak istenen yok edilme tehdidine karşı; her gün Samsun’a çıkacağız.
Karış karış Anadolu’da bağımsızlık ateşini en yükseklere, Ağrı Dağı’nın ötesindeki ufuklara kadar taşımaya devam edeceğiz.
Bugün gençlerimizin özgür akıl ve özgür zekâ ile sordukları sorular, eleştirel düşünceyi merkeze koyan buluşları ve insanlık adına ürettikleri eserler; yeni bir dirilişin habercisidir.
İnsanlığı ateşte yakmak isteyenlerin elinden ateşi alıp; onu insanlık için yeryüzünü cennete dönüştürecek bir mücadeleye çevireceğiz.
İşte bunun adı da:
Her gün Samsun’a çıkmaktır.
Yeryüzünde barışın, sevginin, hak ve adaletin egemen olacağı güne kadar her gün çıkacağız Samsun’a.
Samsun’a çıkış;
Anadolu’nun bağımsızlaşmasıyla insanlığın özgürleşmesine açılan yoldur.
Samsun’a çıkış;
“Biz yenilgilerden zaferler çıkaran bir milletiz” haykırışıdır.
Samsun’a çıkış;
Mazlum milletlerin umutlarına sesleniştir.
Ve Samsun’a çıkış;
Pagan küreselizmin yenilgisine açılan yoldur.
Durmaksızın çıkacağız…
Ve o gün geldiğinde;
İnsanlığın huzurunun, barışının, hak ve adaletin esas olduğu bir dünya kurulacaktır.
Bunun sırrı ANADOLU’dadır.
Bu sırrın vatanında TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ vardır ve de var olacaktır İnşaAllah.
Bu sırrın ifşası ise aziz milletimizin aklında, alın terinde ve imanlı yürüyü��ündedir.
Ve biz yürüyeceğiz…
Emperyalizm yenilecek.
Çünkü içimizde tazecik bir umut var:
Civanmert, sevdalı, delikanlı bir umut…
Kutlu olsun 19 Mayıs!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Kuvâ-yı Milliye ruhunu; Devletimizi yeniden kurmak uğruna her cephede şehit ve gazi olan kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Ve Büyük Anadolu’nun her köşesinden bu kutsal mücadeleye maddi-manevi destek veren aziz milletimizi selamlıyoruz.
Gençler.
Geleceğimiz sizsiniz
Aklinizi ve zekanızı özgürleştiririp yapay zeka devrimi sonrası insanlığın hangi bilimsel gerçeklikle karşılaşacağına dair bilgiyi arayıp bulacak sizsiniz.
“Sorgulayın!
“Düşünün araştırın sorgulayın ve hakikatin zorlu yollarında yürümekten yorulmayın”
Gençler;
Allah,
Kur’an’da ayetlerin birçoğunu diyalektik ve soru odaklı bir şekilde vahyediyor: “Düşünmez misiniz?”, “Görmez misiniz?”, “Bakmaz mısınız?”, “Akletmez misiniz?”, “Bilmez misiniz?” Bunlar soru değil mi?
Bu memleketin bilim tarihinde, soru sormayı ve soru sorarak bilim yapmayı terk edenler, Tanrı’dan koptular; Allah’ın varlığında kendilerini bulacaklarına, aklı ve zekâyı hayatlarından tasfiye ettiler. Aklın ve zekânın özgürlüğünü yok ettiler. Varlıkla olan ilişkiyi sonlandırdılar.” @metinkulunk