Ethereum yaklaşık 20 gündür ciddi bir sıkışma bölgesinde.
Sanki piyasa bir şey bekliyor gibi…
Benim izlenimim, pozitif bir haber veya güçlü bir katalizör geldiğinde bu sıkışmanın yukarı doğru sert şekilde kırılabileceği yönünde.
Ama öncesinde dikkatli olmak lazım. Özellikle likidite toplamak için aşağı yönlü iğneler gelebilir.
Ethereum’un Glamsterdam testnet aktivasyonu 6 Ekim’de planlandı.
Bildigim kadarı ile Ana ağ tarihi ise henüz belirlenmiş değil. Bu bir haberi sat olabilir
The "Sold 255 BTC to short" whale has opened massive long positions worth $310M:
1,210 $BTC($109.5M)
32,474 $ETH($100.6M)
503,778 $SOL($69.9M)
14.26M $XRP($29.9M)
His total profits have now exceeded $9.4M.
https://t.co/YxhBzBvaTQ
Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi, New York’ta düzenlenen 22. Stevie Awards for Women in Business’ta “Kadınlar için Finansal Okuryazarlık Girişimlerinde Başarı” kategorisinde Altın Stevie Ödülü kazandı.
Proje, 8 Mart 2023’te başladı ve öncelikli olarak deprem bölgesindeki genç kadınların finans ve teknoloji alanlarında güçlenmesini hedefledi.
Bugüne kadar 54 farklı ilden 1.700’den fazla kadına ulaşıldı. Katılımcıların %78’inin 20–29 yaş aralığında olması ve %77’sinin daha önce hiçbir güçlendirme programına katılmamış olması ise oldukça dikkat çekici.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a meydan okuyan (ve belki de tahtından indirmesi muhtemel olan) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, birçok kişinin inanmadığı suçlamalarla tutuklanmasından önce bile Türk demokrasisi hastaydı.
Demokrasinin bu durumu kendi başına dikkate değerdir. Ama belki de daha önemli olan, Gezi Parkı’ndan beri Türkiye'de ilk defa yaygın protestoların tetiklenmesidir.
Mevcut jeopolitik durumun Türkiye’ye heba etmemesi gereken yeni bir fırsat yaratıyor olması ise tüm bunları çok daha önemli kılıyor.
Şu şekilde bakılabilir:
Trump halihazırda sadece Amerikan demokrasisine zarar vermekle kalmıyor, dünya düzenini de yeniden kurmaya çalışıyor. ABD demokratik olmayan, otoriter ülkelerle giderek daha fazla ittifak kurabilir. Örneğin Trump, Rusya'nın otokratik lideri Vladimir Putin ile iyi ilişkiler içinde kalmaya hevesli gözüküyor. Tarifeler ve çip savaşlarına rağmen, Trump Çin ile de fayda-maliyet odaklı yeni ve daha dostane bir ilişki kurabilir.
Kanada ve Avrupa ülkeleri ile ABD’nin uyumu ise Trump’ı daha az ilgilendiriyor. ABD'nin NATO'ya olan taahhütlerinden vazgeçme olasılığının da sinyalini veriyor (sadece birkaç yıl öncesinde bile düşünülemeyecek bir şey).
Demokratlar 2026'daki ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'ni geri alırsa ve Trump'ın ABD kurumlarına yönelik saldırısını ve küresel düzeni yeniden oluşturma çabalarını yavaşlatırsa ve ardından da 2028 başkanlık seçimleri sonuçlarını tersine çevirir ve ABD demokrasisini yeniden inşa ederse, bu durumda her şey tekrar değişebilir. Ancak şimdilik bunu yapabileceklerinin garantisi yok. ABD kurumlarının dört yıl daha bozulmadan hayatta kalacağına kesinlikle güvenmemeliyiz.
Yani liberal demokrasiye bağlı ve kendi savunmasını önceliğe alan yeni bir Avrupa bloğu (hatta Kanada'nın bile katılacağı) ihtimali artık düşünülemez değil.
Bu gelişmeler bağlamında Türkiye'nin önünde bir tercih olacaktır. Her iki bloğun dışında kalmayı da seçebilir. ABD-Rusya-Çin eksenini kendine daha yakın da görebilir. Ya da Avrupa bloğunun bir parçası olmayı seçebilir.
Türkiye için Avrupa yolu artık ulaşılmaz değil. Türkiye NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip ve olası bir savunma birliği inşasında Almanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri için çok önemli bir ortak olacaktır. Avrupa nüfusunun hızla yaşlanması nedeniyle, Avrupa'ya daha fazla Türk göçü ihtimali artık eskisi kadar ürkütücü olmayabilir.
Avrupa Birliği'nin ve Avrupa Savunma Paktı'nın bir parçası olmak, Türkiye için oyunun kurallarını değiştirecektir. Cılız verimlilik artışı ve bunun sonucunda oluşan, yaygın yoksulluğa rağmen reel ücretlerdeki yavaş artış yüzünden ülke ekonomisi zorluk içinde. Ancak Avrupa pazarlarına açılmak, Avrupa sermayesinin katkısı ve en önemlisi de Avrupa teknolojisi ve Avrupalı şirketlerle ortak girişim fırsatları Türkiye'nin verimlilik potansiyelini önemli ölçüde artırabilir. (Türkiye’nin en yüksek verimlilik artışını AB üyelik sürecinde yaşandığını da hatırlatılayabiliriz.)
Ancak bu yol, Türkiye'nin demokrasiye olan bağlılığından geçiyor.
Türkiye'nin Avrupalı ortaklarına, demokratik kurumlarındaki bozulmayı tersine çevirmeye çalışacağına dair sinyaller göndermesi gerekiyor (mevcut durumda ülke, demokrasinin kötüleşmesi açısından dünyada en kötü performansa sahiplerden biri durumundadır).
Bu, hükümetin sivil toplum faaliyetlerini ve protestoları kabul etmesini ve hatta kutlamasını da gerektirir.
Ülke gençliğinin siyasete yönelik yeni ve büyük coşkusunu geliştirmesini ve hatta ülke işlerine daha da fazla dahil olmasını da gerektirecektir.
Ayrıca bu, nüfusun Avrupalıları ortak olarak görmesini de gerektirecektir.
Bu yolu seçecek olan kim? Cumhurbaşkanı Erdoğan geçmişte zamana ve fırsatlara göre değişebileceğini (ve bu tür geri dönüşler yaparken tabanını bir araya getirebileceğini) kanıtladı. Ancak burada gerekli olan perspektif ve kurumsal yaklaşım değişikliği, Kürt siyasetini kendi tarafına çekmeye çalışmaktan (Cumhurbaşkanı'nın şu anda denediği gibi) daha radikal olmalıdır.
Türkiye'nin bu yola gireceğinin garantisi yok. Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan buna teşebbüs etmezse (ki bu ihtimal az değil), Türk siyaseti daha belirsiz ve daha çatışmacı hale gelecektir. Değişime kimin liderlik edeceği ve bu liderin ülkenin geleceği için gerekli çığır açan dönüşümü başlatıp başlatamayacağı belirsizliğini koruyor.
Kanada'nın en kalabalık şehri olan Toronto'da son yapılan belediye başkanlığı seçiminde 2 milyon kişiden sadece %29'u oy kullanmıştır. Genel seçimlerde de benzer oranlar görülmektedir.
İnsanlar oy kullanmaya gitmiyor çünkü hangi adayın seçilirse seçilsin, ekonomiyi, eğitim sistemini, adalet sistemini, sağlık sistemini vb. değiştiremeyeceklerini biliyorlar.
Adaylar göreve geldiklerinde belirli bir maaşla çalışıyorlar estra herhangi bir gelirleri yok. Kimse bu sitresi çekmemek için aday bile olmuyor.
hatta belediye telefonundan amcasını kişisel işler için kullandıklarında istifa etmek zorunda kalıyorlar.
Durum bu şekilde olduğu için siyaseten başkan seçilmenin hiçbir önemi ve çıkarı yok.
Devletçilik sistemi 62 sene önce kurumuşlar ve hangi aday seçilirse seçilsin sistemi değiştiremiyor. Bu nedenle halk, kimi seçerse seçilsin fark etmeyeceğini düşündüğü için seçimlere gitmiyor.
Size bir kendi gözlemimi anlatayım: Geçen seçim öncesinde, eski mahallemize asfalt dökülmüştü. Mahalle sakinleri, eski yolla da idare edebileceklerini düşündükleri için bu masrafın gereksiz olduğunu ve paranın boşa harcandığını düşünerek eski belediye başkanını eyalet başkanına şikayet ettiler. Bu şikayet nedeniyle adam az daha görevden alınıyordu. Belediye, kendi kafasına göre asfalt dökemiyor..
Varın gerisini siz düşünün..
"Preliminary numbers released by the City of Toronto reveal that a total of 551,890 votes were cast for mayor, only accounting for about 29 per cent of the estimated 1.89 million people who were eligible to vote. "
https://t.co/b9KQCYBEVa
#secim2024
Bana 1 dakikanızı ayırın;
Size Dünya’nın en güzel kalpli insanlarından biri Ramazan Abi’yi anlatmak istiyorum.
Kendini bildiğinden beri Çobanlık yapıyormuş, Her gün bizim Çiftlik Evi’nin önünden geçer, ben burdayken beraber bi çay içer sohbet ederiz sonra yoluna devam eder. Ondan Keçi Peyniri ve Sütü alırım.
Şaşırtıcı derecede Aydın bir insan ve her konuştuğumuzda yeni bir yanını keşfediyorum.
Ramazan Abi’nin özelliği, Doğa’ya ve Meşe Ağaçlarına olan düşkünlüğü.
Bir Meşe Ağacının Tam büyümesi on yıllar alıyor ve Ramazan abi devamlı Meşe dikiyor.
Ramazan Abi benim için tam olarak;
“En iyi insan, Gölgesinde serinleyemeyeceğini bildiği halde gelecek nesiller için Ağaç diken insandır…” Lafını temsil eden biri.
İlk kez sizlerden etkileşim talep ediyorum.
Ramazan Abi’yi herkesin tanımasını ve bu sonsuz sosyal medya Mecrasında ölümsüzleşmesi ve örnek teşkil etmesini istiyorum.
Benim için, saçma sapan videolara milyonlarca etkileşim alan tiktok, insta, fenomenlerinden çok daha değerli biri.
Çok yaşa Ramazan Abi, bu Dünya’ya senin gibileri lazım…❤️
"Savaş şöyle düğündür, böyle eglencedir" diye gezinen milliyetçi, militarist ergenlerin, soytarıların izlemesi gereken bir video.
Savaş bir avuç zenginin serveti için milyonlarca yoksulun öldüğü bir kıyımdır.
Adamın biri gaipten sesler duyduğu için bugün kendi evladını yatırıp kurban etmeye çalışsa, önce etraftakiler tarafından güzelce dövülerek linç edilir, sonra da manyağın teki olduğu gerekçesiyle akıl hastanesine kapatılır.
Aynı manyaklığı 4.000 sene önce yapan peygamber oluyordu.
Peygamberlik bir tür zamanı denk getirme meselesidir...
11. Unfortunately, I don't see any sign that AKP will be able to deal with the crisis either. There are few qualified people to take this task on board, and corruption and mismanagement are likely to continue. I am worried for the future of the economy and democracy.
Bu sözler Türkiye’ye hakarettir.
Biz o kadar ACİZ miyiz de bir kişi olmazsa yok oluyoruz?
Merak etmeyin Hanımefendi, Türkiye güçlüdür. Sizin gelmenize rağmen Türkiye elden gitmedi. Sizin tarihin en büyük İKİNCİ Ekonomik Krizini çıkarmanıza rağmen Türkiye elden gitmedi. Gitmez.
Ninja Squad 🤝 @Ledger
Together, Ninja Squad and Ledger are uniting to empower the web3 community with education and innovation!!📢
To celebrate our union we're giving away 2 Ninja Squad NFTs and 1 Ledger Nano S Plus to lucky winners 🎉
Like and RT to enter 🥷❤️
!poof