Dünden beri bakıyorum, bir cinnet hâlindesiniz İ. Melih Gökçek Bey.
Durun, 6 yıldır yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı sıralayayım.
Trol saldırıları ✔️ Ev ve iş adresime linç kitapçıkları ⏳ Beyaz TV’de Onlar TV ve Murat Ağırel programı ⏳ …
Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı. FETÖ’ye “parsel parsel” arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana “Sana FETÖ’cüler destek veriyor” martavalına sığınıyor. :)
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım “Terörsüz Türkiye” sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit.
Hodri meydan. Bekliyorum.
Atatürk’ün kurduğu Atatürk Orman Çitliği hızla betona gömülüyor
Cumhurbaşkanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile Medipol Üniversitesi inşaatlarından sonra şimdi de Milli Eğitim ve Aile Bakanlığı AOÇ arazisinde inşaata başlayacak
Hem Ankara’nın kent hafızası yok ediliyor hem AOÇ❗️
Büyük Önderimiz Atatürk’ün çocuklarımıza gülümsemesi, yalnızca bir yüz ifadesi değil; ülkenin ve ulusun geleceğine duyulan sarsılmaz inancın bir yansımasıdır.
Ulusal egemenliğimizin TBMM ile hayat bulduğu bu anlamlı günde; çocuklarımızın her türlü şiddetten uzak, sağlıklı ve güvenli ortamlarda sevinçleriyle çoğalan her gülüş, yarınlarımızı daha güçlü, daha mutlu ve daha huzurlu kılacaktır.
“Egemenlik, kayıtsız şartsız ulusundur.”
#23Nisan #23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Çok öfkeliyim
Fatmanur Çelik ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in Zeytinburnu sahilinde cansız bedenleri bulundu. Fatmanur hanım ile 2023 yılında bir kafede görüştük, yaklaşık iki saat yaşadıklarını belgeleriyle anlattı.
Birçok haber yaptık ama seslerini duyan olmadı süreci belgeleriyle anlatıyorum. Çünkü Fatmanur Çelik, "Başıma bir şey gelirse intihar demeyin" demişti.
Sorumlunun kimler, hangi "makamlar" olduğuna siz karar verin +
Cumhuriyetimizin temelleri, büyük bir mücadeleyle atılmış; laiklik, çağdaş eğitim ve toplumsal eşitlik ilkeleriyle şekillenmiştir. 3 Mart 1924, Türkiye’nin çağdaşlaşma yolculuğunda bir dönüm noktasıdır. Hilafetin kaldırılması, Öğretim Birliği Yasası’nın kabulü, Din ve Vakıflar Bakanlığı’nın kapatılmasıyla Cumhuriyet laik temeller üzerine kurulmuş ve eğitim bilimsel temele dayandırılmıştır.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği olarak; bu vazgeçilmez kazanımlarımıza sahip çıkmaya, onları koruyup güçlendirerek geleceğimizi aynı sağlam temeller üzerinde yükseltmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
Bir asırlık devrim yasalarımız kutlu olsun!
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Evrendeki en anlamsız şey savaştır.
Hele Amerikan emperyalizminin ve onların vahşi çıkarlarına dayalı savaşlar…
Yaşadığımız çağda, “demokrasi ve özgürlük getireceğiz” sahtekarlığı ardında, tüm bölgeyi talan eden, sömüren o Amerikan emperyalizmi. “Böl ve yönet”!
Dünyada pek çok ülkede baskı rejimleri veya kötü yönetimler elbetteki var. Hepimiz biliyoruz. Toplumların kendi aydınlanmalarını, kendi devrimlerini, kendilerinin yaratmalarından yanayız.
Bu dünyada artık sadece ölümler ve sahte önyargılar kaldı...
Diyalog bitti.
Doğu ve batı yokoluşa sürüklendi.
Çaresini düşünen olmadı.
Bir şeylerin düzelmesi için yaşamaktan ve yaşatmaktan yana olmak lazımdı halbuki.
Geriye, ölümleri haberlerde seyretmek kaldı…
Buyrun siz seyredin…
Çok acı bir çağ bu.
Tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın ifadesinden: “İki çocuğum vardır. Bu ülkede halka gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım. Çünkü ben suç işlemedim.”
Mecbur kaldığım için Akhisar’dan İstanbul’a giden Metro Turizm’e ait 353402 numaralı otobüse bindim. Otobüs, Bursa Otogarı’na gelince muavin ‘45 dakika bekleyeceğiz’ dedi. 45 dakika sonrasına bilet satmışlar. Otobüste cenazesi olan, uçak bileti almış yolcular var. Yolcularla itiraz için yazıhaneye gidince görevliler kaba, tehditkar sözlerle ‘Bekleyeceksiniz’ diyor. İnsanların haklarını aramamasına alışmışlar. Açıklama yapan tek yetkili yok. Metro Turizmi mecbur kalmasam asla kullanmazdım. Kimse kullanmamalı.
Arşivimizin derinliklerinde, Uğur Mumcu’nun bugüne kadar hiç gün yüzüne çıkmamış bir ses kaydına ulaştık. Şimdi kısa bir video eşliğinde onu ilk kez sizlerle buluşturuyoruz.
Suça sürüklenen çocuk safsatasını da bitirin artık! Ailelerin, gözünden sakınarak yetiştirdikleri çocuklar kendi yaşıtları tarafından keyfi olarak öldürül��yor. Neymiş suça sürüklenmiş. Hadi ya! Suça sürüklenen çocuk en fazla ekmek, baklava çalar, bir başkasının hayatını çalmaz!
18 yaşından küçük & büyük farketmeksizin cinayet suçlarına ağırlaştırılmış müebbet verilmeli. Hatta 18 yaşından küçükse aileleri de katille beraber yargılanmalı, hapse girmeli.
Sorunun çözümü bu tipleri toplumdan izole etmek! Bu ülkede ne yapılıyor? Cinayetten hapis yatanlara, onlarca sabıkası olanlara af çıkartılıyor.
Biz özgürce, korkmadan yaşamak istiyoruz! Devlet zaafiyet göstermeyecek. Cinayet suçlarına ağır cezaları verecek! Yoksa daha nice pırıl pırıl çocuğu bir hiç uğruna kaybedeceğiz! Sonra çıkacaksınız timsah gözyaşları dökeceksiniz! Yetkililerin işi timsah gözyaşı dökmek değildir. Çocukları koruyacak önlemler almaktır! #AtlasÇağlayan
Hayattan koparılan Atlas Çağlayan’ın annesi Gülhan Çağlayan’ı dinleyin.
Bu acı, yalnızca bir annenin değil; görmezden gelinen, denetimsiz bırakılan ve giderek çürüyen bir toplumun çığlığıdır.
Dizi ve filmlerde ahlak ve etik değerleri yok sayan;
mafya, çete, silah, şiddet ve çatışmayı olağanlaştıran,
emekle kazanılması mümkün olmayan lüks hayatları özendiren,
aşiret düzenini ve töre cinayetlerini meşrulaştıran yapımlar…
Bunları üreten yapımcılar kadar,
bunlara izin veren, denetlemeyen ve yayınlanmasını sürdüren kanallar da sorumludur.
Rap ile uzaktan yakından alakası olmamasına rağmen “Sözde rap” adı altında;
uyuşturucuyu, silahı, çeteyi, mafyayı, pornografiyi ve kültürsüzlüğü pazarlayan elektronik müzik pazarlamacıları ve bunları dillendiren sözde müzisyenler kadar,
bu içeriklere göz yuman, yaptırım uygulamayan kurumlar da sorumludur.
Sosyal medyada, özellikle TikTok’ta;
para ve etkileşim uğruna kurgulanmış saçma meydan okumalarla
şiddeti, zorbalığı ve akılsızlığı teşvik eden içerikler üretilirken,
bunları düzenlemekle yükümlü olanlar nerede?
Bu tablo yalnızca bireylerin değil;
yıllardır kültür, eğitim, medya ve dijital alanı siyasi politikalarla dizayn etmeye çalışan,
ancak bu tür yapıları görmezden gelen,
gerekli hukuki yaptırımları uygulamayan iktidarın da sorumluluğudur.
Denetlemeyen, korumayan, önlem almayan;
gençleri şiddetten, uyuşturucudan ve yozlaşmadan koruyamayan
bir dönem yaşıyoruz.
Dün Ahmet, bugün Atlas…
Hayatları daha başlamadan sona eren
bizim çocuklarımız.
Daha kaç pırıl pırıl çocuğumuzu kaybedeceğiz? Her olayda “emsal karar çıksın” diye ülkece ses çıkarıp, hiçbir adım atılmamasını mı izleyeceğiz?
Ortada sistematik bir ihmal var ve bunun yarattığı sonucu kabul etmiyoruz. Bugün çocuklar korunamıyorsa, bunun nedeni suçluların cesareti kadar yetersiz yasalar ve göstermelik cezalardır. Cezasızlık, suçu teşvik eder. Devletin görevi, her kayıptan sonra üzülmek değil; bir daha yaşanmaması için cezai yaptırımları ve sokak denetimini artırmak, caydırıcılığı gerçek anlamda sağlamaktır. Her olay olduğunda dönüp dolaşıp aynı caydırıcısızlığı yaşıyoruz ve BU FAİLE GÜÇ VERİYOR!
Çocukların yaşam hakkı, siyasi hesapların ve “mevzuat yetersizliği” mazeretlerinin çok üzerindedir. Değişmeyen yasalar, suça ortak olur.
#AtlasÇağlayan
Tan Sağtürk, Devlet Opera Balesine bir armağan gibi geldi.
-2 yıl gibi kısacık bir sürede herşeyin en iyisini yaptı.
-Kurumu üretken hale getirdi.
-Her şeyden önemlisi motivasyonu sağladı.
-Anadolu’nun her köşesine sanatı götürdü.
-Uluslararası ilişkileri ve seviyeyi en üst düzeye çıkarttı.
- Yaz Festivalleri ile Antik Tiyatrolardaki gösteriler ile, toplumda Opera ve Baleyi tekrar gündem haline getirdi..
- Her bireye, her sanatçıya özen gösterdi, yol gösterdi, önem verdi, moral verdi.
Bunlar objektiv bakış açıları ile hepimizin bildikleri.
Yıllardır ihmal edilenleri yapmayı başaran, belki de son 50 yılın en iyi işini çıkaran, üreten,
uyumadan sürekli çalışan, bu kadar sevgi ile adanmışlık ile bu zor ortamda varolan ve yaratan, böyle bir Genel Müdür ile yolları ayırmanın hiç bir iyi tarafı olmadığını hepimiz biliyoruz.
Sebepleri bilmiyorum.
Sebep benim için önemli değil zaten.
Bu emeği için , dışarıdan bu kurumu seyreden biri olarak ben sadece şunu söylemek isterim;
“Her şey için teşekkürler dostum Tan.
Bravo, Bravo, Bravo”
@fazilsayofficial @tansagturk @devletoperabalesi
İmamoğlu diploma davasının duruşması görülmesi gereken idare mahkemesi yerine “geniş salon” talebiyle Silivri’ye sürüldü. Buna rağmen cezaevi giriş çıkışı kapatılmış durumda. İçeriye araç giremiyor, araç çıkamıyor.
İlk barikattan yürüyerek geçme hakkı olan az sayıda seçilmiş(!) kamuya açık görülmesi zorunlu olan bir duruşmayı seyretmek için ayrıca bina girişi ve sonra kapısındaki barikatlarını da aşmak zorunda.
Aştınız mı?
Bitmedi.
Silivri’deki salon da yine küçük salon. Kapısında en az 30 avukat meslektaşım ve kimi basın mensupları içeride yer kalmadığı için yine barikat ardında tutuluyor. Biri az önce fenalaştı.
İmamoğlu ise salonda, “savunmasını” yapıyor. 20 yaşında bir öğrenci olarak gazete ilanıyla başvurduğu yatay geçişle ilgili neden “suçlu” olmadığını anlatmaya çalışıyor.
Kendisinin de az önce söylediği gibi şu yaşanan her şey, bir parça haysiyeti olan herkes için, gerçekten utanç verici.
Şunu yazabilecek cesareti bulan şerefsizi savcılık, polis elbette bulacak ve gerekli cezayı verecektir. Çünkü o insanların da küçük kız çocukları vardır. Bugün bunu Murat Ağırel’e yapan yarın onlara da yapabilir. Asıl fena olan alttaki yorumlar. O mesajı normal bulanlar.
murat ağırel ile onlarca tv’de/radyoda yayın yaptık. en zoru bu oldu. bu aşağılık insanlar bulunmadı. onları cesaretlendirenlere dokunulmadı. 13 yaşındaki kızının sözlerini söylediğinde öylece kaldım. murat’ın isyanı bir insanlık çığlığıdır.
KATİLİN ADI İLHAN İHTİYAROĞLU • Abdullah Coşkun, 68 yaşında emekli bir öğretmendi. Kanseri yeneli sadece bir hafta olmuştu. Öğretmen maaşıyla iki çocuğunu tıp okutan, kızının tedavisiyle kendi hastalığını da atlatan amcamız; yara almadan kurtulduğu maddi hasarlı kazanın ardından çıkan kavgada, 38 yaşındaki bir cani tarafından demir levye ile katledildi.
Kızının çağrısı: “#AbdullahÖğretmen için adalet. Bu katilin en ağır şekilde cezasını alması için bize destek olun. Duyun, duyurun sesimizi!!”