‘Yan baktın’ denilerek bıçaklanarak öldürülen 16 yaşındaki Atlas’ın annesi Gülhan Ünlü:
• Bunlarda bir cezasızlık algısı var.
• Ben de bilmiyordum evladımı kaybedene kadar, bir cinayetin karşılığının müebbet olduğunu düşünüyordum.
• Meğer bunlar yaş gruplarına göre ayrılıyormuş, indirimlerden, izinlerden faydalanılabiliyormuş...
• Hafta sonları ailesiyle görüşmesi için izin verilecekmiş. Ben oğlumun kabrine gidiyorum, neden o ailesiyle görüşebiliyor?
• Bizim çocuklarımız evet bu dünyada değil, biz de yasadan ve infaz kanunundan faydalanmak istiyoruz.
• Bu cezalar en azından 20 yıl mı? 20 yıl yatsın.
• Neden benim oğlumun katili 5 yıl sonra bizim yanımızdan geçsin?
• Biz bununla nasıl yaşayalım?
• O ona verilmiş bir ceza olmuyor, bu beni cezalandırmak oluyor.
E. Korgeneral Erdoğan Karakuş:
“Hedef Türkiye diyorlar ya, aslında hedef Türkler. Hedef, Türkiye'deki Türkler artı İran'daki Türkler, Türk dünyasının Türkleri.
Ve Pakistan Başbakanı şunu açıkladı: ’Biz Babür Hanlığının Türkleriyiz’ diye açıkladı.
Bugün Urdu dilidir, Pakistan'daki resmi dil. Düşünün işte 300 milyona yakın Pakistan halkının resmi dili, Urdu dili, yani Türk dili.
Hindistan'da da öyle. İkinci resmi dil Hindistan'da nedir? Urdu dilidir gene. Hindistan'daki Müslümanların dili Urdu dilidir. Onun için dünyadaki en büyük korku bir defa tarih korkusu.
Bakın ben bunları uzun yıllar inceledim.
14 bin yıldır Türklere verilen arazi belli. Yahudilerin bir vaat edilmiş toprağı yok. O topraklar bizim. Kudüs'e gelişleri zaten Yahudilerin 3600 yıl önce.
Halbuki biz orada 14.000 yıl oradayız.
Yani insanlarımıza Batı'dan gelen tarihi aşılattılar yıllarca.
Tarih çünkü 14 bin yıldır bizim ta Mısır'a kadar hakim olduğumuzu onlar da biliyor.
Merak etmeyin. Onlar bizden evvel biliyor. Çünkü ben doktora çalışmamı da İngiltere'de gizli belgelerden yaptım.
İngilizler, Fransızlara bir yazıyor. Şimdi gizli belgelerde. Ne diyor?
Efendim Mustafa Kemal Atatürk diyor Etiler ile ilgili çalışma başlattı.
Bu Etiler ile ilgili çalışmanın sonucunda iki yerde gerçekten Türklerle Etiler’in arasında bağ olduğu meydana çıktı.
Fransızlar cevap veriyor. Ne diyor?
‘Türkler kuvvetlenmemeli. Yoksa Etiler vasıtasıyla Mısır'a kadar hakikaten aidiyet talep ederler.’
Batı bizim tarihimizi bizden iyi biliyor.”
Ulan şerefsiz o zaman 2 yıldır neyin tiyatrosunu oynadınız.
Apo Kızılay Meydanı’nda asılsın!
YPG köpeklerine de sınır ötesi operasyon yapılsın.
Suriye’de salya sümük ağlıyordunuz!
Kadın çarşafı ile kaçtınız.
Sizde değil, sizi şımartanlarda kabahat!
Türkiye’de uzun yıllar boyunca belirli kalıplara sıkıştırılmak istenen Türk milliyetçiliği, kabuğunu kırarak genç nesiller arasında güçlü bir dip dalgaya dönüşüyor.
Eskiden marjinallerin “geri kafalılık” olarak etiketlemeye çalıştığı bu aidiyet hissi, bugün üniversite amfilerinde, dijital dünyada ve sosyal yaşamda modern gençliğin en büyük reflekslerinden biri haline geldi.
Bu sosyolojik kırılmanın ve dönüşümün en ön sahasında ise Türk kadınları yer alıyor.
Türk milliyetçiliği, kadınların bu harekete kitlesel, entelektüel ve estetik bir boyut kazandırmasıyla bambaşka bir çehreye büründü.
Kadınlar; Tomris Hatun’lardan Kurtuluş Savaşı’na uzanan tarihsel mirasla bağ kurarak, milliyetçiliği sadece bir söylem olmaktan çıkarıp çevre, çocuk ve kadın hakları gibi toplumsal adalet mücadelelerinin merkezine yerleştiriyor.
Kadınların kendi kimliklerini, kültürlerini ve vatanseverliklerini modern bir duruşla açıkça göstermeye başlaması, bu fikri dogmatik olmaktan çıkarıp yaşayan ve üreten bir kimliğe dönüştürdü.
Kadın eli değen, onların entelektüel birikimiyle beslenen bu yükseliş, milliyetçiliğin geriye değil, tam aksine bu ülkenin geleceğine doğru atılan çağdaş bir adım olduğunu kanıtlıyor.
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan asil Türk kadınları, törende Türk bayrağı açtığı için bölücüler tarafından yuhalandı.
Türk bayrağına tahammül edemeyen bu bölücülerin derhal kimlik tespiti yapılıp haklarında işlem başlatılmalıdır.
Mersin’de Arife Balcı, 2 yıl önce şüpheli bir şekilde trafik kazasında ölen kızı Selime Balcı için adalet arıyor.
Kızına rızası dışında uyuşturucu verildiğini, fuhuşa zorlandığını, bedeninde tırnak izlerinin ve ısırık izleri olduğunu söylüyor.
Arife Balcı, yeniden kapsamlı bir soruşturma açılmasını istiyor.
#SelimeBalcıİçinAdalet
Görevini yapmadın. Sorumluluğunu yerine getirmedin. Acılar yaşanırken sessiz kaldın, makamının gereğini yerine getirmek yerine başka gündemlerin peşinden gittin.
Sen nasıl bir Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanısın? Ama mesele yalnızca sen de değilsin. İçişleri Bakanı'ndan başlayarak, görevini ihmal eden, çocuklarımızın feryadına kulak tıkayan herkes bu vebalin ortağıdır.
Yıllardır çocuklarımız katlediliyor, aileler paramparça oluyor ve sizler buna seyirci kaldınız. Adaletin, güvenliğin ve vicdanın gereğini yerine getirmediniz.
Bugün hesap vermiyorsanız da yarın vereceksiniz. İnsanlardan kaçabilirsiniz ama vicdanınızdan ve ilahi adaletten kaçamazsınız. Yüce Allah her şeyi görüyor.
Makamlar geçicidir, güç geçicidir; geriye sadece yaptıklarınız ve yapmadıklarınız kalır. Çocuklarımızın gözyaşının, ailelerin acısının hesabı er ya da geç sorulacaktır.
Bütün gece gözüme uyku girmedi. Bugün evladımız Atlas Çağlayan’ın duruşması var. Ey devlet yöneticileri; sesimizi duyduğunuzu biliyorum, feryatlarımızın size ulaştığını da biliyorum. Peki neden hâlâ gereken adımlar atılmıyor? Daha kaç ailenin ocağına ateş düşecek, daha kaç evlat toprağa verilecek?
Size sesleniyorum ey din adamları; masum canlar hayattan koparılırken, aileler evlatlarının mezarı başında gözyaşı dökerken neden sessizsiniz? Adaletin, merhametin ve vicdanın sesi olmak bugün değilse ne zaman?
Biz evlatlarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü suskunluk, kötülüğün en büyük cesaretidir.
Ben Bursa'nın kenar mahallerinde büyüdüm. Kafama silah da dayadılar ama hep bir kural vardı. Yanında eşi olan adamla kavga edilmez, yanında çocuğu olan adamla kavga edilmez. 22 yaşındaki gencecik adamı neden öldürürsünüz yok yere. Korkunç cidden.
İstiklal Kadınları Hareketi Derneği olarak yarın, sokak teröristleri tarafından katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşmasına katılacağız.
• Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
• 9 Haziran 2026 Salı
• 10.00
Onurlu bir istifaya davet!
"Kürt Kadın" hikayesine dayanarak Koç grubunu boykot eden Kürt İşadamlarından sonra, Onlarla aynı düşüncede olan Koç Grubundaki Çalışanları da Onurlu istifaya davet ediyorum.
İstifa edin ki Koç Grubu, Sizlerden boşalan kadrolara Türkleri alsın ve ne olacak görsün.
Dağlardaki eşkıya artık şehirlere inmiş, vatandaşın can güvenliği her geçen gün daha fazla tehdit altına girmiştir. Her gün yeni bir cinayet, yeni bir acı haber alıyoruz. Bana ulaşan yüzlerce mesaj, toplumun içinde bulunduğu korku ve çaresizliği açıkça göstermektedir.
Devletin asli görevi vatandaşını korumaktır. Suçla ve suçluyla mücadelede kararlı adımlar atılmalı, toplumun huzurunu ve güvenliğini sağlayacak yasal düzenlemeler vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.
İnsanlarımız korkuyla değil, güven içinde yaşamak istiyor. Bu nedenle gerekli yasal düzenlemelerin acilen çıkarılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Ağrı’da 24 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın evinde ölü bulunması, bir kadının ve eğitimcinin maruz kaldığı ağır baskıları ve yalnızlaştırılmayı gözler önüne serdi.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, ilk bulguların intihara işaret ettiği bu acı olayın arkasındaki ihmaller zincirini yakından takip ediyoruz.
Irmak öğretmen, daha önce görev yaptığı okuldaki müdürün fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalmış, ancak sistem şiddet uygulayan kişiyi cezalandırmak yerine mağdur olan Irmak öğretmenin görev yerini değiştirmiştir.
İlçe merkezine 50 kilometre uzaklıktaki bir köy okuluna gönderilen genç kadına kalacak bir lojman sağlanmamış, her gün bu zorlu yolu kendi imkanlarıyla aşmak zorunda bırakılmıştır. Bu durum onun üzerinde hem çok büyük bir ekonomik yük hem de ciddi bir güvenlik kaygısı ve psikolojik baskı yaratmıştır.
En acısı da Irmak öğretmenin yaşadığı bu mobbingi, barınma ve ulaşım sorunlarını defalarca resmi kurumlara dilekçelerle bildirmiş olmasına rağmen yetkililerin bu çığlığa sessiz kalması ve hiçbir çözüm üretmemesidir.
Genç bir kadını, bir öğretmeni çaresizliğe ve yalnızlığa mahkum eden bu düzene karşı sessiz kalmayacağız. Şiddete uğrayanın sürgün edildiği değil, şiddet gösterenin ve bu duruma göz yumanların hesap verdiği bir sistemi kurana kadar mücadelemiz sürecek.
İstiklal Kadınları Hareketi olarak, Irmak öğretmeni bu noktaya sürükleyen tüm sorumluların açığa çıkarılması için sürecin sonuna kadar takipçisiyiz.
@jacksonhinkle İdiot, we wont be Arab when you show our beautiful country with Arabic music. We are Turks. We are number one culture in Europe and Asia. So respect mf.
“Bu ülkede pezevenkler Kemalisttir” diyen AKP’li Meclis Üyesi Rümeysa Eker, “Bu umumi bir çıkarım. Doğru da, bunu biliyorum.” diyerek kendisini savundu.
Rümeysa Eker’e tek bir soru soruyoruz:
Nereden biliyorsun?