Öğretmenin 60 gün tatili var, düz memurun zaten 30 gün izni var. Kalan o 30 günün hasetiyle koskoca bir mesleğe saldırmak sosyolojik bir travmadır, net.
Hala alışamadık. Yıllardır aynı şeyi tartışıyoruz. Sınav öncesi okullar tatil edilir. Çünkü temizlik yapılır, kameralar yerleştirilir, ortam hazırlanır. Bazı okullar tatil bazıları eğitime devam edemez. Öğretmenler bakıcınız değildir. Böyle durumlarda çare bulmak zorundasınız.
Korktu, sindi, ilçeden uzak yere gitti geldi. Sendikasından bile istifa edemedi daha kötüsünü yaparlar diye. Devletin öğretmeni sadece devletten korkmalı kendini devlet zannedenlerden değil. Değerli meslektaşlarım, sizin korkunuz onların cesaretini besliyor. Bütün mesele bu!
Okul ve kurum yöneticilerimiz, asli görevlerinin yanı sıra yoğun bir şekilde *muhakkiklik* göreviyle yükümlendirilmektedir. Görevle ilgili yasal ve idari düzenleme talebimiz için MEB'e başvuruda bulunduk.
Taleplerimiz nettir:
• Muhakkiklik görevi inceleme aşamasıyla sınırlı tutulmalı, soruşturma süreçleri Eğitim Müfettişlerine devredilmelidir.
• Her muhakkiklik dosyası için *10 saat ek ders ücreti* ödenmelidir.
• Görev, yöneticilerin rızasına bağlı olmalı; gerekli eğitim ve harcırah desteği sağlanmalıdır.
Eğitim yöneticilerimizin üzerindeki idari yükün azaltılması, disiplin süreçlerinin kalitesinin artırılması ve çalışma barışının korunması için taleplerimizin takipçisi olacağız.
Başvuruyu görmek için tıklayınız:
https://t.co/2cknEfqFxv
Ne Çok Öldük...
2025-2026 Eğitim-Öğretim yılı ağır, kronik sorunların yanı sıra öğretmenlerin kâh sınıfta, kâh ailesinden binlerce kilometre uzakta can verdiği bir yıl olarak tarihe geçti.
Ruhun şad olsun öğretmenim.
@egitimisagri
Bu acı satırlar, bir vicdan çağrısıdır. Yaşamını yitiren öğretmenimiz Irmak Koparan’ı saygı, sevgi ve özlemle anıyor; ailesinin, yakınlarının ve öğrencilerinin tarifsiz acısını yüreğimizde hissediyoruz.
Öğretmenlerin yalnız olmadığını yalnızca sözle değil, en zor zamanlarında yanlarında durarak gösteren Eğitim-İş olarak; dayanışmayı, sorumluluğu ve insan onurunu savunmaya devam edeceğiz.
Meslektaşımız Irmak Koparan’ı son yolculuğunda da yalnız bırakmayacağız. 11 Haziran Perşembe günü İzmir Torbalı Ayrancılar Mahallesi’ndeki Egekent Camii’nde öğle namazının ardından gerçekleştirilecek cenaze töreninde ailesinin, yakınlarının ve sevenlerinin yanında olacağız.
Bir öğretmenin yaşamını yitirmesine yol açan koşulların üzeri örtülemez. Yaşananların tüm yönleriyle aydınlatılması, iddiaların ve ihmallerin ortaya çıkarılması için hukuki süreci üstleneceğimizi ve sonuna kadar takip edeceğimizi kamuoyuna açıkça ilan ediyoruz.
Bakanlık yetkililerinin ve üyesi olduğunu öğrendiğimiz sözde yetkili sendikanın yaşananlar karşısındaki sessizliğini de not ediyoruz. Bir öğretmenin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan böylesine ağır iddialar karşısında suskun kalmayı tercih edenlerin tutumu da kamuoyu vicdanında mutlaka değerlendirilecektir.
Irmak öğretmenimizin gerçeğinin karanlıkta bırakılmasına izin vermeyecek, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Irmak öğretmenimizi saygı, sevgi ve özlemle anıyor; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiasına bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz.
#Irmaköğretmeniçinadalet
özellikle taşrada kalan okul idarecilerinin büyük kısmı aynı ilçeden hatta akraba. Bu durumda çoğu ücretli öğretmen torpilli bir zümre ortaya çıkıyor. bölgelere tayinle gelen ogretmenlerimiz ne de olsa "gidici" diye uzak köylere görevlendiriliyor
Tüm bu süreçte. Irmak öğretmenin ailesiyle ilgilenen, avukat ayarlayan, her ihtiyacında yanında olan ve süreci yakından takip edip ilgilenen Eğitim-İş sendikasına ailesi ve kendim adına çok teşekkür ederiz. @egitimisorg
Milli eğitim her yere yaşanabilir bir lojman yapmak zorunda
Her kurumun servisi varken öğretmen in yok
Bunu sağlamak zorunda
Ayrıca liyakatsız yöneticiliğe geleni
Öğretmeni kendi işçisiymiş gibi gören idarecileri denetlemek zorunda
yeter
#ırmakayşekoparan
Okullar sizin babanızın yeri değildir, keyfinize göre uygulama yapamazsınız, kadınlara baskı uygulayamazsınız. Yalnızlaştırılan, hayatı zorlaştırılan ve hayattan koparılan
#Irmaköğretmeniçinadalet
Ağrı’nın Hamur ilçesindeki Soğanlıtepe İlkokulu’nda görev yapan 24 yaşındaki gencecik meslektaşımız Irmak Koparan’ın ölüm haberi, tüm eğitim camiasını derinden sarsmıştır.
Gencecik bir öğretmenin hayattan kopuşu; sistematik mobbingin, fiziksel boyutlara ulaşan şiddetin, öğretmenin yıllardır içine itildiği derin psikolojik ve ekonomik bunalımın bir sonucudur. Bu acı kayıp, öğretmeni değersizleştiren ve yalnızlığa mahkûm eden politikaların bir eseri olarak tarihteki yerini alacaktır.
Bugün eğitim emekçileri; giderek ağırlaşan geçim derdiyle ekonomik, okulları sarmalayan şiddet ve can güvenliğini tehdit eden saldırılarla fiziksel, liyakatsiz yönetici kadrolarının baskı ve mobbing uygulamalarıyla da psikolojik şiddet görmekte, her türlü şiddetin kıskacında meslek onurunu korumaya çalışmaktadır.
Eğitim-İş olarak soruyoruz:
Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve ölüme mahkûm eden bu düzenin değişmesi için daha kaç meslektaşımızın hayattan kopması gerekiyor?
24 yaşında hayattan koparılan öğretmenimiz Irmak Koparan’a rahmet; ailesine, sevenlerine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Henüz ömrünün ve mesleğinin baharında olan Irmak öğretmenimizi ölüme sürükleyen sürecin tüm yönleriyle aydınlatılması, makamını gencecik öğretmenlerin üzerinde bir güç aracı olarak kullananların adalet önünde hesap vermesi için adli ve idari sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.
Şenay Aybüke Yalçın, henüz 22 yaşında, gençliğinin ve mesleğinin baharında bir fidandı. 9 Haziran 2017’de, görev yaptığı Batman’ın Kozluk ilçesinde hain terör örgütü PKK tarafından katledilerek hayattan ve çok sevdiği öğrencilerinden koparıldı.
Şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Eğitim-İş olarak şehit öğretmenlerimizin mirasını laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle yaşatmaya devam edeceğiz.
#şenayaybükeyalçın
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Meşhur haritanın yeni versiyonu geldi.
Bu sen il dışı için açılan yerler bu şekilde.
İlk atamada bile böyle yerler açılmıyor
Her yıl bu haritaya benzer haritalar görmek zorunda mı bu öğretmenler?
Her yıl hayal kırıklığı yaşamak zorunda mı bu öğretmenler?
Bu işe dur diyecek yok mu
Doğu’da 7 yılım bitti. Hizmet puanı biriktirdim ama karşılığı koca bir SIFIR!
❌ İlk atama Batı'ya açıldı.
❌ İl emri Batı'yı doldurdu.
❌ ZH affı yolları kilitledi.
Sistem diyor ki; 'Bekarsan memleketin yok, puanın geçersiz!' İlköğretim Matematik branşını betona gömdünüz👏