Ey CHP'li belediyeler ödemediğiniz SGK primleri devletin ve halkın parası; emekçinin hakkı!
Devlete ödemekle yükümlü olduğunuz SGK prim borçlarını hem senelerce ödemeyecek hem de borcunuz boyunuzu aşınca hükümeti hedef alıp 'tefeci' diyeceksiniz! Biz gerçeği söyleyince de masalara vuracaksınız öyle mi?
Sorumlusu ve yetkilisi olup da yapmadığınız, üstesinden gelemediğiniz ya da üstüne çöktüğünüz her iş için doğruları duymamak için masaya değil; dizlerinize vurmanız daha doğru olacak!
⚠️ S.O.S ⚠️
Şu anda Çiğli Anadolu Caddesi tehlike saçıyor!
An itibariyle Büyükşehir Meclis Toplantısı’ndayız! CHP’li Başkan @drcemiltugay tarafından yine susturulduk. Çünkü; beceriksizliğini örtmek için bildiği tek yol bu! Biz de kamuoyuyla paylaşalım dedik!
Cadde boyunca Büyükşehir ekiplerince açık bırakılan, asfaltlama bekleyen çukurlar, yola savrulan loğar kapaklarına acil müdahale edilmesi için kaza olması, can verilmesi mi bekleniyor? Vatandaşın kendince aldığı tedbir ne kadar işe yarayabilir!
‘El insaf��� diyoruz artık… El insaf!
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a dil uzatma cüretini gösteren eli kanlı Netanyahu, bugün yalnızca Gazze’de işlediği insanlık suçlarıyla değil, hakkında yürütülen uluslararası soruşturmalarla da tüm dünyanın gözleri önünde meşruiyetini yitirmiş zavallı bir figürdür.
Ortadoğu’yu yıllardır istikrarsızlığa sürükleyen İsrail yönetimi, saldırgan ve yayılmacı politikalarıyla bölgesel huzursuzluğun başlıca kaynaklarından biri olmaya devam etmektedir. Netanyahu ise hadsizliğin sınırlarını aşarak, yüzyıllardır ortak tarih ve kader paylaşan milletleri kendi siyasi hesaplarına malzeme etmeye çalışmakta; çatışmayı körükleyen, nefreti büyüten ve zulmü derinleştiren bir anlayışın borazanlığını yapmaktadır.
İsrail ordusu sivilleri hedef almaya, hastaneleri bombalamaya, kadınları ve çocukları katletmeye devam ederken, bu vahşetin sorumlularının içine düştüğü siyasi ve ahlaki çıkmazı herkes açıkça görmektedir. Kendi elleriyle oluşturdukları karanlığın içinde savrulanların, hakikati çarpıtma çabaları artık hiçbir vicdanda karşılık bulmamaktadır.
Bugün Ortadoğu’da ve dünyada barışın, istikrarın ve adaletin en güçlü savunucularından biri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Türkiye’nin ortaya koyduğu diplomasi, diyalog ve güven zemini, çatışmadan beslenenlerin değil, insanlığın ortak vicdanının sesidir.
Bebeklerin, kadınların ve masum sivillerin kanına girenlerin, Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımıza ve milletimizin vicdanlı duruşuna yönelik sözlerini önce kendi vicdanlarında tartmaları gerekmektedir.
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Yalancı, utanmaz sahtekar…
Mevcut vahşi depolama alanlarındaki kapasite artışlarına bile biz destek olduk.
Çöp dağları İzmir’i çökertmesin diye elimizden geleni yaptık.
Naldöken’de destek olduk.
Harmandalı’da destek olduk.
Harmandalı’da ek ilave depolama işlerine onay verdik.
Manisa’ya taşınma konusunda jet hızıyla bürokratik tüm engelleri aştık.
Yamanlar’a başla diye resmen çırpındık.
Kalibren bu kadar olacağını o gün tüm arkadaşlarımıza söyledik keşke haksız çıksaydık.
Neyse İzmirliler kime inanacağını kimin yalan kimin doğru söylediğini çok iyi biliyor.
Konuşmak kolaydır; önemli olan konuştuğunu hayata geçirmek, İzmirliye hizmet etme sorumluluğunu yerine getirmektir. Ancak aradan geçen iki yılda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay görevi olanı değil, kolay olanı seçmiş; söylemleriyle gündemde kalırken hizmet konusunda sınıfta kalmıştır.
Eğer görevini layıkıyla yerine getirmiş olsaydı, göreve gelirken sıkça dile getirdiği su baskını sorununa kalıcı çözümler üretirdi. İzmirli vatandaşlar her yağmurda aynı manzaraları yaşamak, aynı mağduriyetlerle karşı karşıya kalmak zorunda bırakılmazdı.
İzmir siyaseti için ilklerin günü.
İlk defa Gündoğdu Meydanı'na çıkan bir sokakta yapılan bir mitinge İzmir olarak şahit olduk.
Mitingi yaptığınız yeri İzmirliler çok iyi bilir.
Normalde polis memurlarımızın Gündoğdu mitinglerine giriş için arama ve kontrol yaptığı sokakta toplanabildiniz.
Bari kabul edin, İzmirli hemşehrilerimizi kirli algılarınıza alet etmeyin.
İzmir, kavgalarınızın tarafı değil!
İzmir’de suya indirim değil, bindirim yapıldı!
Biz, sadece bir bardak su içerek aşım yapan vatandaşın hakkını savunurken gelen yeni düzenlemeyle metreküp kullanımını aşanların indirim hakkını hiç ettiler.
CHP’li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı @drcemiltugay; 2 yıl önce verdiği indirim sözünü tutmadığı gibi, yakaladığı fırsatı, bindirime çevirmiş; İzmirlilerin omuzlarına 2 Milyar TL’lik yükü gözünü kırpmadan bırakmış durumda!
Buna; gerçeği çarpıtmak denir! Sağ gösterip, sol vurmak denir! Saman altından su yürütmek denir! Kaşıkla veriyor gibi görünüp kepçeyle çıkarmak denir! İzmir halkına ödetilecek bedel ortadadır.
Hatırlatmak isteriz ki; manipülasyonla yaratmaya çalıştığınız algı gerçek değildir. Ve gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkma gibi bir huyu vardır.
19 Mayıs; bir milletin bağımsızlık inancını yeniden ayağa kaldırdığı, umutlarını geleceğe taşıdığı kutlu bir yürüyüştür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; başta gençlerimiz olmak üzere aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı yürekten kutluyorum.
Cemil Tugay’ın Kabak Tadı Veren Açıklamalarına Cevap - 2
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, son günlerde İzmir’de toplanan vergiler üzerinden bir tartışma yürütmeye çalışıyor. Daha önce defalarca anlattık, yine anlatıyoruz ama nafile… Amaçları İzmirlilerin algısıyla oynamak.
Gerçekleri bir kez daha hatırlatalım:
2025 yılında İzmir’de toplanan vergi yaklaşık 950 milyar TL. Bunun 330 milyar TL’si, merkezi İzmir’de bulunan firmalar üzerinden, Türkiye genelinde tüketilen tütün ürünlerinden elde edilen vergidir.
Bu kaynakların önemli bir bölümü, doğrudan belediyelere aktarılmaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin gelir bütçesinin yaklaşık %94’ü, yani 70 milyar TL, ilçe belediyeleriyle birlikte toplamda yaklaşık 130 milyar TL, sizlere hizmet üretmeniz için aktarılmaktadır. Ancak ne yazık ki bu kaynaklar hizmete değil; verimsiz kadrolara, plansız personel politikalarına ve “bankamatik” anlayışına harcanmaktadır.
AK Parti hükümeti olarak, İzmir’e aktarılan kaynaklarla yaklaşık 200 bin kamu personelimizin maaşını günü geldiğinde eksiksiz şekilde hesaplarına yatırıyoruz. Yani İzmirli hemşehrilerimizin verdiği vergi, kamu personellerinden hizmet olarak geri dönüyor.
Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir ve AK Parti iktidarı olarak biz; ayrım yapmadan, her ilimize hizmet götürmeye devam ediyoruz.
Bugün İzmir’de de hükümetimizin yatırımları aralıksız sürmektedir.
Hastaneler yenileniyor, okullar modernize ediliyor, spor tesisleri inşa ediliyor, yollar yapılıyor, kamu hizmetleri kesintisiz devam ediyor.
Velhasıl; AK Parti olarak göreve geldiğimiz ilk günden bu yana durmadan, yorulmadan çalışıyor; vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet sunmaya devam ediyoruz.
Sayın Özgür Özel; beni sarhoş kafayla ayar verdiğin o arkadaşlarınla sakın karıştırma!
Seçilmiş bir kadın başkanın yuvasına ve aile mahremiyetine fütursuzca dil uzatan, yol arkadaşlarına WhatsApp’tan galiz küfürler saydıran, Özkan Yalım'ın en yakın mesai arkadaşı sen; bize saygı ve ahlak dersi verecek en son kişisin!
Senin İzmir’e gelişinle ilgili benim tek çekincem şu: İnşallah makam aracının arkasında o meşhur renkli valizlerle gelmemişsindir...
Kendi ellerinle aday gösterdiğin belediye başkanları tarafından tehdit edilerek hizaya getirilmeye fazlasıyla alışmışsın.
Her gün bir başkası tarafından şantaja uğruyorsun, çünkü sırtındaki o kirli bagaj çok ağır.
Kapalı kapılar ardında aldığın paraları ifşa etmekten bahsediyorlar.
Sen şimdiden CHP tarihine 'rüşvet toplayan, besleme bir Genel Başkan' olarak geçtin!
O şantajlar, o pazarlıklar sana işleyebilir ama senin kameralar önünde bana savurduğun kof tehditler bize vız gelir!
O kürsüde sen hamaset yaparken seni alkışlayan o belediye başkanlarına da sakın güvenme.
Çok yakında onların da tehditleri başlar...
Şimdi çık ve attığın o iftiraların tek birini ispatla!
İspatlayamıyorsan müfterisin.
Ben İzmir çocuğuyum!
Benim bu şehre olan sevdamı, İzmir’i 25 yıldır geriye götürenler asla anlayamaz.
Oylarınız İzmir’de yerlerde süründüğü ve 25 senelik o sahte tiyatronuzu nihayet bozduğumuz için kameralar karşısında böyle çaresizce ağlama.
İlk seçimde İzmir’i sizden kurtaracağız.
İzmir, sizden kurtulacağı o günü bekliyor!
İzmir’de sokağa çıkın da görelim!
Artık, halkın sadece adında geçtiği Ana Muhalefet Partisi CHP’nin lideri, milli mücadele kahramanlarının kemiklerini sızlatan, yüz karası gündemler ve soruşturmalarla anılan CHP’nin Lideri @eczozgurozel; bizim gençliğimize dil uzatacak son isimdir!
Genel Sekreterimiz; Milletvekilimiz @eyupkadirinan ve AK Parti’nin genç kadrolarının bulundukları konumlar analarının ak sütü kadar helaldir. Hepimiz halkın çocuğuyuz, hepimiz şehirlerimiz ve ülkemiz için çalışırız, hepimizin alnı aktır.
İki eleştiriye tahammülü olmayan; her şartta birbirini yiyen; yanlışlarınızla, eksiklerinizle yüzleşemediğiniz için ‘çamur at’ taktiğine sığınan, “engelleniyoruz” diye feveran eden sizlersiniz!
Bu işler; iki kurdele kesmekle olmuyor! Çünkü, görünen köy kılavuz istemiyor! Sayın Özel; sahneleri, kürsüleri bıraksın; bir dahaki gelişinde İzmir’in sokaklarında dolaşıp halka karışsın da görelim!
Ödemiş Belediye Meclis Üyemiz, dava ve yol arkadaşımız Halil Deveci’nin vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Kıymetli büyüğümüze Allah’tan rahmet; başta ailesi olmak üzere yakınlarına ve teşkilatımıza başsağlığı ve sabır diliyorum.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
İzmir’de CHP, şeffaflıktan korkan bir anlayış sergiliyor!
CHP’nin yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi, mecliste gündem dışı görüşmelerin canlı yayınını keserek, aslında neyi saklamak istediğini açıkça ortaya koymuştur. Meclis Başkan Vekili Levent Yıldır’ın AK Parti Grubumuza karşı “CHP grup üyeleri de sizin gibi İzmirlilere sesini duyurmayacak” sözleri ise bu sansürün bilinçli bir tercih olduğunu itiraf niteliğindedir.
Bu yaklaşım, demokrasiden kaçışın, milletten kopuşun ve hesap vermekten duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. İzmirlinin gerçekleri duymasını engellemek, eleştiriden kaçmak ve muhalefetin sesini kısmak adına atılan bu adımlar kabul edilemez.
Üstelik önergeler için getirilen süre kısıtlaması da, meclisi bir tiyatro sahnesine çevirmekten başka bir şey değildir. Sözde çoğulculuk, pratikte baskı ve susturma düzenine dönüşmüştür.
Tüm bunlar yaşanırken meclise gelmeyen, verdiği emirlerle halkın iradesi olan meclisi susturmaya çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kente hizmet etmediği gibi hizmetsizliğini bu şekilde saklayabileceğini sanıyor. Yaptıklarından anlaşılıyor ki, kendilerine anti demokratik yönetim özlemi var.
Dahası, İzmir tarihinde ilk kez komisyon raporlarının ve gündem maddelerinin görüşülmesinde konuşma sınırı getirilmiştir. Demokrasinin kalbi olan İzmir’de, 150 yıllık yerel yönetim geleneğine yakışmayan bu anlayışı kınıyoruz. Söze gelince demokrasi diyenler, yetki ellerine geçtiğinde İzmir’e “konuşma, tartışma, 3 dakika konuş ve yerine otur” demektedir. Bu anlayışın adı açıkça CHP demokrasisidir!
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi, şeffaflıktan kaçamaz, gerçekleri saklayamaz!
İzmir halkının iradesini yok sayan, meclisi sansürleyen bu anlayışı İzmirli hemşehrilerimizin takdirine bırak��yoruz.
CHP yine aynı CHP!
Milletimizin tam 24 yıldır sandıkta açık iradesiyle yetki verdiği Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik hadsiz ifadeler; o iradeyi ortaya koyan milyonların onurunu hedef almaktadır. İnancımıza, mukaddesatımıza ve şanlı Türk Bayrağı’na uzanan bu çirkin dil; ne “yanlışlık” ne de “bilmeden yapılmış bir paylaşım” bahanesiyle örtülebilir. Bu, bilinçli ve kökleşmiş bir zihniyetin açık tezahürüdür.
Karabağlar’da bir CHP’li meclis üyesinin sergilediği bu seviyesiz tavır ve ardından gelen sözde “özür”, milletin aklıyla alay etmektir. Ortada bir gaf değil, değerlerimize yönelik sistematik bir saygısızlık vardır. Özrü kabahatinden büyük olan bu yaklaşım, samimiyetsizliğin ve sorumsuzluğun en net göstergesidir.
CHP’nin milletimizin değerlerine karşı takındığı bu mesafeli ve yer yer düşmanca tutum artık istisna değil, adeta kurumsallaşmış bir anlayıştır. Dün de aynıydı, bugün de değişen bir şey yok. Bu toprakların ruhunu anlamayan, milletin kutsallarına yabancılaşmış bir zihniyetin Türkiye’ye söyleyecek sözü de kalmamıştır.
Milletimiz, kendisine tepeden bakanı da, değerlerini hedef alanı da bugüne kadar nasıl sandıkta cezalandırdıysa, bundan sonra da gereken cevabı vermeye devam edecektir. Bu çirkin ve kabul edilemez tavrı en sert şekilde kınıyorum.
Kamuoyunun Dikkatine;
Dün gerçekleştirilen belediye meclisinde, sosyal medya paylaşımlarıyla gündeme gelen CHP Meclis Üyesi Kadir Dalgıç bir açıklama yapmış, özetle;
“Kazara paylaşmış”, “tam izleyememiş”, “yanlış anlaşılmış” demiştir.
Ancak ortada bir tane değil, aralıklarla yapılan üç ayrı paylaşım bulunmaktadır.
Üç paylaşımı da izlemediniz ve idrak edemediniz mi? (3 videonun ekran görüntüsü ekte)
Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik hakaret içerikli yürüyüşlerle gündeme gelen Belediye Başkanı Helil Kınay’dan ilham almış olabilirsiniz.
Bugün çıkıp “yanlış anlaşıldım” diyerek geri adım atmanız, yapılanın bilinçli olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.
Karabağlar Belediyesini son iki yıldır yolsuzluk iddialarıyla anılan bir belediye hâline getiren anlayışın içerisinde; Uğantaş ailesi, Helil Kınay ve sizin gibi isimlerin olduğu kamuoyunun malumudur.
Video paylaşımında Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerlere hakaret, halkı kin ve nefrete tahrik, Türk Bayrağı’na hakaret ve nice suç konusu. Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz.
'Yapay zeka' siyasetçileri!
Zıvanadan çıkmış siyaset dillerine yapay zekayı da alet ederek Cumhurbaşkanımıza hakaret etme hadsizliklerini katmerlemişler!
Karabağlar Belediyesi'nin CHP'li meclis üyesi Kadir Dalgıç, Büyükşehir Belediye Başkanları Cemil Tugay'ın aşağılayıcı, egoist tavrını örnek alıyor belli ki.
Bu; kendi adayların�� yapay zeka ile belirleyen, kritersiz, basiretsiz ana muhalefet partisi temsilcilerine çok yakışıyor aslında(!)
Ama altını çizmek gerekiyor ki; bu ülkenin Cumhurbaşkanına, bu milletin manevi değerlerine kimse kinini ve irinini bu dille akıtamaz!