HAMMAM Türkmen'in adının değiştirilmesini kabul etmiyoruz.
Bu konuda İçişleri Bakanlığını kamuoyunu bilgilendirecek acil bir açıklama yapmaya davet ediyoruz. Yaşanan bu gelişme toplumda ciddi endişe yaratmıştır ve kabul edilebilir bir durum değildir.
Ez zeydi’ye hükümet kurma izni verilmesi de, Sünnilerin açık desteği de KYB’nin memnuniyeti de gösteriyor ki üzerine mutabık kalınabilecek bir isim Başbakan olarak seçildi. Türkiye için ise durum ne? Bence Zeydi Irak’ı yönetmek yerine tüm kanatları iyi idare edebilecek birisi. Dolayısıyla Türkiye ile çıkar çatışması yaşayacak politikalar izleyeceğini düşünmüyorum. Şimdilik hayırlı olsun…
Bazı hesapların dolaşıma soktuğu “ihbar”, görün duyun vs. paylaşımları da aslında bir etki operasyonudur. Çok kapsamlı bir tedhiş faaliyeti yürütülüyor… Ne hikmetse(!) bu terör eylemlerinin başlangıcı İran’ın Körfezi vurması ve Finans Merkezi arayışlarında İstanbul’un adının geçmesinden sonra oldu…
Gürsel Dönmez 'in Kozmik Mesele kitabında bulunan bu modelleme genel itibariyle ontolojik olarak merkeze "zaman-dünya-insan" oturtan, buradan hareketle de insan tarihe tanıklık eden bir dünyalık olarak tanımlanıyor. Neticede ulaşılan noktada uluslararası sisteme çok katmanlı bir biçimde ulaşan anlayışıyla yapılan çözümlemenin şematik gösterimidir.
Katmanlar arası potansiyel riskler ve sorunların da ortaya koyulduğu bu şematik gösterim; şu silsileyle yapılandırılmıştır:
İnsan, toplumu oluşturan ilk katmandır. Toplumlar ise bir arada yaşama iradesiyle bir ’arayış’ içine girerek ideolojiler oluşturur. Aslında bu arayışın sonucuna bir nevi ‘töre’ de denebilir. Töre denilen bu kavram ise bir sonraki katmanda geçen "zihniyet-ahlak-ideoloji-doktrin" olgularının tamamıdır. Töre zamanla yazılı olarak ya da teamülen oluşan "siyasal-sosyal-iktisadi-hukuki" sistemlerin temelini teşkil eder. Bu temel de organik ya da suni olarak oluşmuş diğer zeminlerle ilişkiler kurmaya başlar ve bu zeminlerin diğer yapılarla kurduğu temasa ‘Uluslararası İlişkiler’ denir.
Netice itibariyle bu katmanların hepsi bir arada okunduğunda da "evrimsel, devrimsel ve çevrimsel bir diyalektik akışla ortaya çıkan dünya tarihi" akış diyagramını oluşturur. Yazar, tarihin birdenbire, aniden, sabit ve lineer bağımlı olarak değil, zıt fikirlerin ve güçlerin birbiriyle çarpışması sonucunda, birtakım kırılmaları göz ardı etmeden ve tarihin tekerrür edebileceği de hesaba katılarak çok katmanlı bir yapısı olduğu anlaşılagelmesi istenmektedir.
Gürsel Dönmez ’in “Kozmik Mesele” isimli eseri; “İnsan -> Toplum -> Sistem -> Uluslararası ilişkiler -> Dünya Tarihi Oluşumu” zincirini kurmasıyla meseleyi genel hatları ile incelikli şekilde özetleyen bir çalışmadır.
Diyagramın en dış halkası, tüm bu dinamik ilişkinin toplamı olan ‘evrimsel, devrimsel ve çevrimsel bir diyalekti akışla ortaya çıkan dünya tarihi’ni temsil eder.
Diyagram, tarihi, lineer bir ilerlemeden ziyade; S1,S2 ve S3 eşiklerindeki iniş çıkışlarla şekillen canlı bir organizma olarak görür. Bu organizma; eşiklerdeki çatışmalar, uzlaşmalar ve zıtlıkların mezciyle şekillenen bir devinimdir.
Eserde yer alan diyagramın dış köşelerindeki tasnife bakıldığında ise yazarın tarihi dönemleri yahut başka bir gözle bakılırsa bir medeniyet tasavvuru dönem tasnifinden bahsedildiği söylenebilir. Yazar bu dönemleri inanç merkezinde temellendirirken dört dönemden bahsetmektedir:
I.Monoteist Zamanlar
II.Panteist Zamanlar
III.Politeist Zamanlar
IV.Ateist Zamanlar
@gurseldonmez
Kaani ile ilgili ta geçen yıldan beri bende bile bu adamda sorun olabileceğine dair algı oluşmuştu. İran’ın içinde sadece Kaani yoktur, Kaani kadar kuvvete sahip belki daha kuvvetli makamda oturanları vardır. Reset çözmez, komple 0’dan kurmaları lazım…
Kasım Süleymani suikasti, Hizbullah’ın telsizlerle yaşadığı hadise ve tüm askeri bürokrasi yok oluyor ne hikmetse bir tek Kaani yaşıyor… Meydana inip cambaza bak cambaza diyor…
İran’a harp tarihinde eşi benzeri görülmemiş enstrümanlarla saldırı kapıda duruyor…
Mücadele bir yanda dursun, bizim ağzımız açık kalıcak da bakalım İranlı yetkililerin de açık mı kalacak…
Sisteme bak, İran Uranyum zenginleştiriyor diye vuruluyor, İran’ın nükleer çalışmasını engellemeye çalışan, sistem dışı olan ve ne kadar nükleer çalışma yaptığı bilinmeyen İsrail’e en ufak engellemeyi geçtim söz söyleyen yok. Ne güzel dünya…
İran’a harp tarihinde eşi benzeri görülmemiş enstrümanlarla saldırı kapıda duruyor…
Mücadele bir yanda dursun, bizim ağzımız açık kalıcak da bakalım İranlı yetkililerin de açık mı kalacak…
Türkmen’e sadece hakkının verildiği değil, ekstra imtiyazlar kazanılmamış bir Suriye’de ne kazanırsanız kazanın töreye ihanet etmiş olacaksınız. Türkiye bir şey kazanacaksa Türkmenin gönlünü kazanmaktan başlamalıdır.
SURİYE’NİN KAYBEDENLERİ TÜRKMENLER OLMAMALIDIR!
Türkmenler 14 yıl boyunca hem zalim ESAD yönetimine hem de DEAŞ’a karşı tüm Suriyelilerin özgürlük mücadelesini vermişlerdir.
ABD ve batı kayıtsız şartsız evelemeden gevelemeden kendi hesaplarıyla uyuşsa da uyuşmasa da İsrail’i destekliyor. Biz de aynısını yapmak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz. Türkmenler bize Misak-ı Milli’den Atatürk’ün mirasıdır. Sahip çıkmak zorundayız…
Türkiye’nin Suriye politikası gözümüzle gördüğümüz, onlarca yıldır alışılagelmişin dışında bir anlayışa sahip, Türkiye’nin çıkarları açısından maksimize edilmiş amaçlar doğrultusunda istediğini almaya yönelik. Peki ya Türkmenler ve onların hakları ne olacak?
Suriye’nin istikrarı, toprak bütünlüğü ve güvenliği için savaş koşullarının bitmesi ve barışın inşası en büyük dileğimizdir.
Bu sürecin bir an önce neticelenerek kalkınma ve gelişme gündemine odaklanmamız iki ülke ilişkilerini daha da geliştirecektir.
Fehim komutan en doğrusunu yapmıştır. Suriye’nin en büyük ikinci milleti Türkmenin yok sayılmasına göz yumulamazdı. Fehim komutan gibi feraset sahibi birisi de yeter dedi. Kimse Türkmeni yok sayamaz..