Women marry men for MONEY and SECURITY.
Men marry women for SEX and BABIES.
I don't know why you guys like to argue this shit.
She chooses which restaurant. She wants flowers, gifts, money sent, bills paid, trips booked all to PROVE you can take care of her before marriage.
So tell me…if she is demanding PROOF that you can provide...
What the fuck do you think HE is demanding as proof from YOU?
Flower? Gifts? Money? Bills paid?
He is not asking you to buy him a watch. He is not asking you to pay his rent.
He wants SEX. He wants pussy on demand, not pussy on negotiation.
He wants submission. He wants babies. He wants a feminine, loyal, peaceful house to come home to. That's the TRADE. That's always been the trade.
You want him to prove he is a PROVIDER.
He wants you to prove you are a WOMAN.
Y’all modern women want the old benefits without the old duties. You want his wallet like a traditional wife, but you give him sex like a modern feminist once a month, when you feel like it, if he behaved.
No.
If you are making him spend money, buy gifts, take you to expensive restaurants just to PROVE he can take care of you
Then don't be stupid. He is already expecting YOU to prove you can fuck him well, submit to him, respect him, and give him children.
If you don't want to do that, stop asking him to do his part.
You can't want a traditional husband with a modern pussy.
Men don't marry successful women, men marry innocent women.
A woman can have money, degrees, influence, and a thriving career but what's more important and attractive is her innocence and decency.
A woman ought to be so pure and innocent like a child.
The value of a woman is in her purity and innocence.
The innocence of a woman is golden and attractive. Her purity is priceless.
@dadstartingover I’ve been in a sexless marriage for 8 years and moved into the guest room. I’m 65 now. Stayed for the kids. Me & Wife are housemates. No expectation except the running of the household. Works for me & sometimes we enjoy each other as friends. I have my freedom.
Herkes ABD'nin borcunu konuşuyor. Asıl hikaye 13 yıldır Japonya'da yaşanıyor.
Dünyanın en borçlu gelişmiş ülkesi ABD değil.
Japonya'nın borcu milli gelirinin %215'i.
Herkes 30 yıldır bu ülkenin batmasını bekliyor.
Batmadı.
Ama bunun bir bedeli vardı ve o bedel hiç konuşulmadı.
Nasıl batmadığını anlarsanız, ABD'nin bu hafta girdiği yolun sonunu da görürsünüz.
Size o hikayeyi göstereceğim.
Bu batış beklentisine yıllardır pozisyon açılıyor ve pozisyonun bir adı bile var.
Japon devlet tahvilini açığa satmak, yani Japonya'nın batışına oynamak, piyasada dul bırakan işlem olarak anılıyor.
Çünkü bu pozisyonu açanlar arasında dünyanın en zeki fon yöneticileri de vardı ve hepsi kaybetti.
Peki Japonya neden bir türlü batmıyor?
Çünkü hepsi yanlış felaketi bekledi.
Japonya'nın tahviline yeterli alıcı kalmayınca devreye merkez bankası girdi ve yıllar içinde devlet tahvillerinin yarısından fazlası onun kasasına geçti.
2016'da ise iş resmileşti ve faize tavan kondu. Merkez bankası, 10 yıllık faizin belli bir çizginin üzerine çıkmasına izin vermedi.
Bu araç da Japonya'nın icadı değil.
1942'de ABD kendi faizine %2.5 tavan koymuş ve savaş borcunu o yolla eritmişti.
74 yıl sonra aynı araç bu kez Japonya'da kullanıldı ve sonuç değişmedi. Beklenen kriz hiç gelmedi. Bedel ise 13 yıl boyunca taksit taksit ödendi.
O taksitlerin kaydını Ray Dalio yeni makalesinde yayımladı.
2013'ten beri Japon tahvili tutanlar dolara karşı %51, altına karşı %76 kaybetti. Japon işçisinin ücreti aynı dönemde ABD'li işçiye göre %55 geriledi.
Yen 40 yılın en düşük seviyesini gördü.
Japonya batmadı. Japonlar sessizce fakirleşti.
Dul bırakan işlemin sırrı da bu.
Batışa oynayanlar kaybetti, çünkü bu yolun sonunda çöküş yok, halkın adım adım fakirleşmesi var.
Şimdi ABD'ye dönelim, çünkü aynı hikaye bu kez orada başlıyor.
ABD'nin borcu 40 trilyon doları aşmış durumda ve uzun vadeli tahvile alıcı azalıyor.
Yalnız bir fark var.
Japonya'da faizi bastıran el merkez bankasıydı. ABD'de bu işi Hazine üstlendi.
Hazine bu hafta uzun vadeli tahvilleri geri alma kararını açıkladı ve 30 yıllık faiz aynı gün %5.33'ten %5.19'a indi.
Ortada bir Fed kararı bile yoktu, hamle tamamen Hazine'nindi.
Üstelik bu seferki yöntem daha sessiz.
Geri alım parası kısa vadeli borçla bulunuyor, yani borç uzun vadeden kısa vadeye kayıyor.
O kısa vadeli tahvillerin en hızlı büyüyen alıcısı ise stablecoin şirketleri.
Yasa gereği topladıkları her doları bu tahvillere yatırmak zorundalar.
Sistem kendi kendini besliyor.
Uzun vadeli faiz düştükçe para riskli varlıklara yöneliyor ve kripto yükseliyor.
Bu haftaki yükselişin zemininde de bu var.
Kripto büyüdükçe stablecoin arzı artıyor ve toplanan dolarlar yeniden kısa vadeli tahvile akıyor.
Uzun vade kısaya, kısa vade kriptoya, kripto yeniden kısaya akıyor.
Japonya'nın tahvilini merkez bankası almıştı.
ABD'nin tahvilini ise telefonunda stablecoin tutan sıradan insanlar alıyor.
Trump'ın Bitcoin'i neden bu kadar istediği de bu tabloda netleşiyor.
ABD, Bitcoin için devlet rezervi kurdu ve Trump yeni alımlar yapmak istediklerini söylüyor.
Sebebi hayranlık değil, çift taraflı bir hesap.
Hesabın bir tarafı borç.
Kriptoya giren para stablecoin üzerinden ABD'ye borç olarak dönüyor.
Öbür tarafı ise Japonya'dan tanıdık.
Para eridiğinde değer ortadan kalkmıyor, adres değiştiriyor.
Yeni adres de hep arzı artırılamayan varlıklar oluyor. Çin bu yüzden yıllardır altın topluyor.
ABD ise aynı korumayı Bitcoin'le kuruyor.
Yani ABD masaya iki taraftan oturuyor.
Bir eliyle borcunu eritecek düzeni işletiyor, öbür eliyle de paranın kaçacağı varlığı şimdiden topluyor.
Peki bu yol ABD'yi nereye götürüyor?
Bugün iki ülke aynı yolda ters yönde yürüyor.
Japonya 13 yıl sonra çıkışı arıyor.
10 yıllık faizi bu ay %2.9 ile 1996'dan beri en yüksek seviyeyi gördü. Merkez bankasının eylülde yeni bir artışa gitmesi konuşuluyor.
ABD ise yolun daha girişinde.
Elbette ABD'nin sonu Japonya'yla aynı olmak zorunda değil.
Ama Japonya'nın 13 yılı geriye tek ders bıraktı.
Bu hikayede izlenecek şey çöküş değil, erimedir. Erimenin faturası önce paraya, sonunda da o parayı tutan herkese kesilir.
Son sözü bir asır öncesinin ünlü iktisatçısına bırakıyorum.
Keynes 1919'da, devletlerin enflasyon yoluyla vatandaşlarının servetinin önemli bir bölümüne el koyabileceğini yazmıştı.
Japonya'nın 13 yılı, bu cümlenin en taze kanıtı.
Bu benim kişisel analizim.
Gelişmeleri izliyorum. Sizi bilgilendireceğim.
When I’m 85 and my relatives all tell me I’m too old to stay in my home and I should go to assisted living…
I’ll say: Screw that. I’ve got Tesla Optimus.
Here’s how Optimus is being built to help senior citizens stay independent, safe, and thriving in their own homes:
Home Services
Full laundry cycle (sort, wash, fold, put away)
Cleaning, vacuuming, wiping surfaces, taking out the trash
Simple meal prep, light cooking, and serving food/drinks
Receiving packages, unpacking groceries, organizing the house
Light chores and smart-home control
Human / Physical Assistance
Helping stand up and transfer safely
Walking support and fall prevention (walking beside you)
Assisting with dressing and daily routines
Fetching items from high shelves or the floor
Carrying heavy objects so you don’t risk injury
Medical Capabilities
Medication reminders and management
Instant fall detection + automatic alerts to family and emergency services
Health monitoring and vital data sharing
Support for telehealth visits right in the living room
24/7 basic care support powered by Grok AI
Companionship & Everything Else
Real conversations (any language or personality via Grok)
Combating loneliness with chats, games, and mental stimulation
Home security monitoring
Facilitating video calls with family through the robot
Learning your routines and preferences for truly personal help
No forced move to the old folks home. Just independence, dignity, and a tireless companion that never sleeps.
The future of aging in place looks like this. 🚀
ABD 40 trilyonluk borcu nasıl ödeyecek? Cevap 1946'da.
ABD'nin borcu bu hafta 40 trilyon doları geçti.
Bessent'e aynı gün bu borcun nasıl ödeneceği soruldu ve cevabı iki cümleydi. Sihirli bir şey yok, büyüyerek çıkarız.
Bu soru ABD'ye ilk kez sorulmuyor, en son 1946'da bu soru sorulmuştu.
O günkü cevabın gerçekte nasıl işlediğini ise IMF yıllar sonra hesapladı.
Size o hesabı göstereceğim.
Bessent aynı konuşmada geri alımların artık rutin olacağını, gerektiğinde 4 milyar doların üzerine çıkılabileceğini ve bunun bir kısmının piyasaya sinyal vermek için yapıldığını da söyledi.
Bu cümleleri aklınızda tutun, çünkü hikayenin sonunda yeniden karşımıza çıkacaklar.
Hikaye, İkinci Dünya Savaşı'nın bittiği günlerde başlıyor.
1946'da ABD'nin borcu milli gelirinin %106'sına ulaşmıştı.
Bu o güne kadar görülmüş en yüksek orandı ve ABD bugünkü soruyla karşı karşıyaydı.
Bu borç nasıl ödenecek?
Cevap bir vergi paketi ya da tasarruf planı olmadı.
Fed, 1942'de uzun vadeli faize %2.5 tavan koymuştu ve bu tavan tam 9 yıl korundu. Fed o yıllarda bağımsız bir merkez bankası gibi değil, Hazine'nin borçlanma penceresi gibi çalıştı.
Bu arada savaş sonrası enflasyon geldi ve 1947'de %14'ü gördü.
Devlet tahvili en fazla %2.5 verirken fiyatlar yılda %14 arttı. Yani parasını devlete emanet edenler kağıt üstünde faiz kazanırken gerçekte her yıl alım gücü kaybetti.
Mart 1951'de Hazine ile Fed anlaştı ve tavan kalktı. Ama düşük reel faiz dönemi onunla bitmedi, çünkü sonraki yıllarda da enflasyon çoğu zaman beklentilerin üzerinde geldi ve tahvil sahibinin gerçek getirisi sık sık ekside kaldı.
1946'da %106 olan oran, 1974'te %23'e inmişti.
Nesiller boyunca bu iniş bir büyüme mucizesi olarak anlatıldı. Savaş bitti, ekonomi büyüdü, borç küçüldü dendi.
IMF 2024'te yayımladığı bir çalışmada bu hesabı yeniden yaptı ve başka bir şey buldu.
Faiz baskısı ve beklenenin üzerinde gelen enflasyon olmasaydı oran 1974'te ancak %74'e inebilecekti, ama gerçekte %23'e indi.
Yani inişin küçük parçası büyümeydi, büyük parçası ise bastırılmış faizle beklenenden yüksek enflasyonun birlikte çalışmasıydı.
Üstelik o yıllarda borcun kendisi hiç azalmadı, dolar olarak artmaya bile devam etti. Küçülen şey borcun ekonomiye oranıydı, çünkü fiyatlar ve gelirler borçtan çok daha hızlı arttı.
Bunu eski bir ev kredisi gibi düşünün. Taksit alındığı gün ağırdır ama maaşlar ve fiyatlar yıllar içinde katlanınca aynı taksit önemsizleşir. ABD'nin borcuna olan tam olarak buydu.
Şimdi bugüne dönelim ve Bessent'in cümlelerini hatırlayalım.
Geri alımlar rutin olacak, gerekirse 4 milyarın üzerine çıkılacak ve bunun bir kısmı piyasaya sinyal olacak.
19 Ağustos'ta bunun ilk örneğini gördük. Fed faize dokunmadı ama Hazine geri alım kararını açıkladı ve 30 yıllık faiz aynı gün %5.33'ten %5.19'a indi.
1942'de uzun vadeli faizi tavanla tutan el Fed'in eliydi. Bugün uzun vadeli faizi aşağı çeken el Hazine'nin kendi eli.
Araçların adı değişmiş, işlevi değişmemiş.
Tarih tekerrür etmek zorunda değil, dönem farklı, dünya farklı ve bu sefer sonuç başka olabilir.
Ama bu hikayenin anlattığı kural borçtan büyük.
Tarih boyunca büyük borçlar nadiren geri ödendi, çoğu zaman ya silindi ya da zamanla eritildi. Yük ise hiçbir zaman ortadan kalkmadı.
1946'da yükü taşıyanlar, parasını sabit faizde ve mevduatta bekletenlerdi. Devlet yükünden kurtuldu ve faturayı sessizce onlar ödedi.
Bugünün en büyük alacaklıları bu hikayeyi biliyor.
Çin'in altın alımının bir sebebi de bu, taşıyan taraf olmak istemiyor.
Çünkü para değer kaybettiği dönemlerde değer yok olmaz, arzı çoğaltılamayan varlıklara kayar.
Altının, gümüşün ve Bitcoin'in bu dönemlerde öne çıkması bu yüzden.
Bugün Bessent büyüyerek çıkarız diyor. IMF'nin hesabına göre geçen sefer çıkışı sağlayan şey büyüme değildi.
Sence bu sefer yükü kim taşıyacak?
Son sözü 250 yıl öncenin en büyük iktisatçısına bırakıyorum.
Adam Smith 1776'da şunu yazmıştı.
Milli borçlar belli bir noktayı aştığında, adil ve eksiksiz biçimde ödendiklerine dair bir örnek bile yoktur.
Kurtuluş hep bir iflasla gelir ve bu iflas bazen açıkça ilan edilir, çoğu zaman ise ödeme süsüyle gizlenir.
ABD'nin borcu bu hafta 40 trilyonu geçti. Smith'in aradığı o örnek hâlâ ortada yok.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri analiz ediyorum, sizi bilgilendireceğim.
Dear Russian fellow earth-dwellers. As a UK citizen, I would like to apologize on behalf of our stupid fucking government, of which we have no control over, because here in the UK, "democracy" is meaningless.
We, like you, would prefer peace and trade deals, not war.
Thanks.
US soldier experience
>deploy, send paycheck back to wife to pay for mortgage and car payments
>come back, she’s cheated, wants divorce, gets the house, you live in a car and make the mortgage and property tax payments for her and the new guy
Chinese soldier experience
>deploy, send part of paycheck to wife for shopping, already own the house and car
>come back, she’s cheated, you report her, she gets charged with treason and goes to prison for forever, enjoy paid off house to yourself
I find it fascinating that women got everything they ever wanted. Education, careers, wealth, power, sports, children at any age.
And seem to be more bitter and demanding and self-centered than we’ve ever been.
The BEST generation of men to ever exist for women are modern men.
Our grandfathers waited OUTSIDE the delivery room. We are INSIDE the room, holding your hand, rubbing your back, watching you scream at us, supporting you.
Our grandfathers married VIRGINS. We are marrying PROSTITUTES, OnlyFans whores with 50, 100 body counts and we still call them wives ans provided for them.
Our grandfathers married women who could COOK, CLEAN, slim and RAISE CHILDREN. We are marrying fat useless women who can't even boil rice or season chicken.
Our grandfathers married 18, 20, 22 year olds for youth and fertility. We are marrying 35, 40 year old GRANDMOTHERS and then spending $30,000 on IVF because their eggs are dead.
WE BROKE THE RULES FOR YOU.
WE BENT THE RULES FOR YOU.
WE DESTROYED EVERY TRADITION FOR YOU.
And it's still not enough.
Our fathers did 10% of what we do and got submissive, loyal, grateful wives.
We do 200% and get the most ENTITLED, SELFISH, LAZY, MENTALLY UNSTABLE, UNGRATEFUL, MASCULINE, DISRESPECTFUL wives in human history.
Our fathers were RIGHT. They knew exactly why you can't give modern women too much comfort and freedom.
Y'all don't deserve good men.
New UK Prime Minister Andy Burnham:
"On foreign policy. British-made drones were used by the Ukrainians against targets in Russia. Now Russia has accused the UK of escalating tensions and is warning that London's actions will inevitably have consequences. What message would you like to convey to President Putin in this regard?
- The UK is acting in accordance with its long-stated intentions. To provide Ukraine with 100% support against the illegal war waged by Vladimir Putin. We are providing assistance so that Ukraine can defend itself. The UK's position on this has been unchanged since the beginning of the conflict. It was previously stated by my predecessors and is supported by me."
He slaps his lips, spitting out memorized phrases, but clearly doesn't grasp the meaning. A British drone strike on Russian territory is not assistance so that Ukraine can defend itself. It is an attack by a state with which Russia is not at war. This gentleman with the eyeliner seems to have no idea what this means. And that his country has long since ceased to be the ruler of the seas or a great empire.