@CagdassKara Vallahi çok da umrumda değil ülke yoksulluktan kırılıyor insanlar açlıktan ölüyor intiharlar artmış kadın cinayetleri artmış hırsızlıklar artmış yani bu pislik koç da hırsız olduğu için çok bir fark yok neyse ne haliniz varsa görün bana ne
Zamanında kendi lise arkadaşım müdürdü beni sürdü yapmadığı hakaret kalmamıştı! Dışardan gelen öğretmen arkadaşlarımla iyi anlaşıp geziyorum diye türlü türlü iftiralar atmıştı! Bu pislikler her yerde var Ö.G gibileri müdür olmamalı. Bu süreç korkunç çünkü!
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
@Ferhat747118 Faşistlik yapma her yerde mobbing var kaldı ki zor yerlere kadın öğretmenleri göndermiyorlar ya da olanak sağlanıp yakın yerlere görevlendiriliyorlar !!
Asıl mevzu liyakatsiz yöneticilerin fazla olması ve adaletin ülkede yok olması !!
BİR EĞİTİM EMEKÇİSİNİN SESSİZ ÇIĞLIĞI: 24 YAŞINDAKİ IRMAK ÖĞRETMENİN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ
Agirî'nin(Ağrının) Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan, geride pek çok soru işareti bırakarak şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Gomika Hemaoya köyünde zorlu şartlar altında görev yapan genç eğitimcinin, elverişsiz yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle bir süredir yer değişikliği talebinde bulunduğu ortaya çıktı.
Ancak genç öğretmenin en temel insani talepleri, Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bürokrasisinin katı duvarlarına çarptı. Haklı talepleri reddedilerek zorla görev yerine geri gönderilen ve idari baskılara maruz kalan Koparan’ın, bu sürecin ardından intihar ettiği iddia edildi. Cansız bedeni otopsi için Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırılan genç öğretmenin trajik kaybı, sistemin ve liyakatsiz bürokratik dayatmaların emekçiler üzerindeki ağır baskısını bir kez daha gözler önüne serdi.
#Çaldıran ilçemizin #Özalp yol ayrımında meydana gelen trafik kazasında maalesef 4 yurttaşımız hayatını kaybetti, iki kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum.
Son yıllarda birçok trafik kazası yaşandı, birçok insanımızı kaybettik.Bunun önüne geçilmesinin bir yolu kurallara uymaktır; fakat yolların genişletilmesi, yeni yolların yapılması da gerekmektedir.
Özellikle uzak ve engebeli coğrafyamızda bunun bir zaruriyet olduğu da ortadadır. Bugün Van - Hakkari-Yüksekova ve Van - Bahçesaray yolunda yurttaşların çözüm çağrısı da bunun bir sonucudur.
“1,5 milyar lira harcadık içme suyu kalitesini artırdık.” Diyor belediyemiz.
Siz ise musluklarınızdan çamur aktığını söylüyorsunuz.
Halinize şükredin, nankörlük etmeyin.
Belediyemizin bu çalışması olmasaydı musluklarınızdan çamur yerine kim bilir ne akardı. #BahtsızDiyarVan
Kamuoyuna yansıyan görüntülerde Rahmi Koç tarafından anlatılan fıkra ve kullanılan ifadelerin, Kürt kimliğini aşağılayan, küçümseyen ve toplum nezdinde olumsuz bir algı oluşturan nitelikte olduğu; ayrıca kadın kimliğini hedef alan cinsiyetçi söylemler içerdiği görülmektedir.
Toplumun belirli bir kesimini etnik kimliği üzerinden alaya alan, aşağılayan veya değersizleştiren söylemler ile kadınları aşağılayan, cinsiyet temelli kalıp yargıları yeniden üreten ifadeler; toplumsal barışa, eşit yurttaşlık ilkesine, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve insan onuruna zarar vermektedir. Özellikle kamuoyunda etkisi bulunan kişilerin kullandığı bu tür ifadeler, ayrımcılığı normalleştirme ve toplumsal önyargıları derinleştirme riski taşımaktadır.
Kürt halkının kimliği, tarihi ve toplumsal varlığı üzerinden üretilen aşağılayıcı söylemler kabul edilemez. Aynı şekilde kadınların cinsiyetleri nedeniyle küçümsenmesi, alay konusu yapılması veya toplumsal yaşamda ikincil konuma iten söylemlere maruz bırakılması da kabul edilemez. Hiçbir halkın etnik kimliği nedeniyle, hiçbir bireyin ya da toplumsal kesimin de cinsiyeti nedeniyle hedef alınması demokratik toplum düzeni ve insan hakları değerleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu nedenle, söz konusu ifadelerin hukuki açıdan değerlendirilmesi ve gerekli soruşturmanın yürütülmesi amacıyla ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.
Etnik kimliğe dayalı ayrımcılığın, nefret söyleminin, cinsiyetçi söylemlerin ve aşağılayıcı ifadelerin karşısında olmaya; eşitlik, insan onuru, toplumsal cinsiyet eşitliği ve birlikte yaşam ilkelerini savunmaya devam edeceğiz.
Nûçeyên ku ji bo raya giştî hatine weşandin de, tê xuya ku pêkenoka ku ji aliyê Rahmî Koç ve hatiye vegotin û îfadeyên hatine bikaranîn, xwedî taybetmendiyên ku nasnameya Kurdan dadixin, biçûk dixin û di nav civakê de têgihaneke neyînî çêdikin. Her wiha, tê dîtin ku ev naverok nasnameya jinê dike armanc û gotinên zayendperest ên li dijî jinê di xwe de dihewîne.
Gotinên ku henekên xwe bi qismekî civakê dikin, biçûk dixin, an jî nirxê wan kêm dikin, û her wiha îfadeyên ku jinan biçûk dixin û klîşeyên li ser bingeha zayendî ji nû ve çêdikin, zirarê didin aştiya civakî, hêmanên welatîbûna wekhev, wekheviya zayendî û rûmeta mirovan.
Ev îfade, nemaze dema ku ji hêla kesayetên giştî yên bi bandor ve têne bikar anîn, dibin sedema normalîzekirina cudakariyê û kûrkirina pêşdaraziyên civakî.
Gotinên biçûkxistinê li ser nasname, dîrok û hebûna gelê Kurd nayên qebûlkirin. Bi heman awayî, biçûkxistin, tinazkirin an jî marjînalîzekirina jinan ji ber zayenda wan jî nayê qebûlkirin.
Armancgirtina gelek kesan ji ber nasnameya wan a nijadî an jî kesekî ji ber zayenda wan nayê qebûlkirin. Nêzîkatiyên bi vî rengî zirarê didin têgihîştina demokrasî, wekhevî û mafên mirovan.
Em wekî Baroya Wanê ji raya giştî re radigihînin ku em ê li dijî kesên têkildar da ku lêpirsîn bê despêkirin demildest gilîyê bikin.
Em ê li dijî cudakariya li ser bingeha nasnameya nijadî, gotinên nefretê, gotinên zayendperest û zimanê heqaretkar derkevin; û binemayên wekhevî, rûmeta mirovan, wekheviya zayendî û jiyana hevbeş biparêzin.