Erdogan is dragging Turkey toward the same authoritarian model that destroyed Iran.
This man is not a friend of the West.
He is concentrating power, targeting political opponents and tightening his grip on the press and the courts.
At the same time, he openly praises Hamas and pushes Islamist politics deeper into the state.
Turkey is moving down a dangerous road under Erdogan.
If this keeps going, he could leave Turkey even more broken than the Islamic Republic left Iran.
Öcalan'ın MİT tarafından İmralı Adası'na götürülen PKK dağ kadrosu ile görüşmesinin üçüncü bölümünü bir Kürt avukat sorumluluğu gereği yorum ile paylaşıyorum.
https://t.co/57v1Ziof8g tahmin ettiğimiz ve Öcalan'ın ifade ettiği gibi "Devletin hayati meselesidir, bu an o andır. Benden talep edildi"
İfadesinden açıkça anlaşıldığı gibi süreç devletin bekası için başlatılmıştır.
https://t.co/X7Rysbqohr Öcalan'ın görüşme notlarında açıkça ve net olarak dünyadaki tek resmi ve uluslararası statü sahibi olan Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin etkin kurucu ve yönetici kadrosu olan Barzani'lere kin ve nefret söylemlerini görüyoruz.
3.sü Kürtlerin statüsü ve hakları için hiç bir talep veya endişe olmadığı halde Türkün yüceltilmesi ve devletin bekası için büyük kaydı ile hareket ediliyor.
5 yıldır Kürtçe dil hakları ve Kürdün statüsü için imkanlarım ölçüsünde çaba gösteren bir Kürt olarak bu süreci yürüten devletin norm içi ve norm dışı kadroları, Öcalan, PKK ve tüm kamuoyunun özet ve net olarak şunu bilmesini isterim: Elbette bir proje olarak yaratılan şiddet yine bir proje olarak sonlandırılmalıdır. Canı gönülden destekliyorum. Ancak Türkiye devletinin yaklaşık yarısı olan biz Kürtlere hukuki ve siyasi eşitliğe dayalı olmayan, Kürtlerin asli kurucu unsur olduğunu teyit eden ve Kürtçenin eğitimde, kamusal alanda kullanıldığı ve resmi dil yapıldığı anayasal güvenceler olmadan sorun çözülemez.
Ben bir Kürd olarak Birleşmiş Milletler kürsüsünde Kürtleri temsil eden dünyada bağımsız bir Kürdistan devletini de görmek isterim Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk etnik isimlendirilmelerden arındırılarak Kürtlerin de milli olarak Türklerle eşit olarak tanımlandığı eşitliğin sağlandığı bir devlet olarak da görmek isterim.
On milyonlarca Kürdün de benim gibi düşündüğünün Öcalan, cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dahil herkes tarafından bilinmesini isterim.
Evet tahminleri aşan bir operasyon ile İmralı'da yapılan bu görüşmenin notlarına
bu açıklamamı tarihi ve vicdani bir duyarlılıkla yapmaktayım.
Mazlum Abdi (@MazloumAbdi) artık sözü dikkate alınacak biri değildir. Günü kurtarmaya çalışan bir “müflis” olarak “muğlak” cümlelerle temennilerini anlatıyor.
..:: 1. Mazlum Abdi Halep ve Fırat’ın doğusunda savaşta yenilmiş yeteneksiz bir askerdir.
..:: 2. Mazlum Abdi defalarca tekrar ettiği halde Suriye Kürdistan’ındaki siyasi partileri bir araya getiremeyen yeteneksiz bi siyasetçidir.
..:: 3. Mazlum Abdi bütün SDG askerlerini bir Arap olan Semir Oso yani “Sipan Hemo” komutasında Suriye Arap devletine teslim etmiştir ve bir süre sonra eski SDG savaşçıları üzerindeki tesiri de sıfırlanacaktır.
..:: 4. Mazlum Abdi “siyasi boşluktan” bahsediyor. Rojava Kürdistan’ında PDK-S, ENKS, PYD gibi siyasi partiler zaten var ve Mazlum Abdi de PYD’lidir. Yeni bir isimle PYD’yi örgütlese de diğer Kürt partileri artık Mazlum Abdi’ye itibar etmezler çünkü bütün savaşlarda ve siyasi müzakerelerde mağlup olmuş bir yeteneksizdir.
Mazlum Abdi gidip yaşlı babasına hizmet etsin ve boşuna başkalarını yormasın.
Mazlum Abdi’ye geçmiş olsun.
🇹🇷🇮🇱 TURKEY’S INFORMATION WAR: TRYING TO TURN THE KURDS AGAINST ISRAEL
Twice in a single week, Turkish media published explosive statements attributed to senior Kurdish military figures portraying Israel as an enemy or potential military target.
And twice, those statements were denied.
Is Ankara deliberately trying to poison relations between Israel and the Kurds before a meaningful relationship can develop?
As Kurdish activist and analyst Aram Aqil @aram_aqil argues:
“If Turkey is so afraid of a Kurdish-Israeli relationship, perhaps that relationship deserves to be taken more seriously.”
Full article link in comments.
Kürtlere 50 yıldır çalıştınız.
Yeter gidin biraz da Türklere, Filistinlilere ne bileyim Almanlara çalışın.
Allah razı olsun sizden. Sayenizde hiçbir şeyimiz eksik kalmadı.
Devletimiz var.
Bağımsızız.
Bagımsız birleşik üstelik demokratik bir Kurdistanımız var sayenizde.
Sizi hiç unutmayacağız!
Ölene kadar minnet duyacağız!
Utanmaz pezevenk!
Çünkü sen bir yıl önce Suriye’nin yarısını Kürdistan’ın bir parçası olarak yönetiyordun. Şimdi ise elinde üç köy bile yok. Tabii ki Türkiye sevecektir artık seni.
Felsefede kötülük, kaynağına ve ortaya çıkış biçimine göre temel olarak üç ana türe ayrılır: ahlaki kötülük, doğal kötülük ve metafizik kötülük.
Örgütlü kötülük ortaya çıktığında toplumsal ve
ulusal yıkımı körükleyebilir; çünkü kötülük bu
durumda organize ve ideolojik bir boyut kazanır.
Bireylerin özgür iradeyle ve akıllarıyla düşündüğü
toplumlarda manipülatif örgütlü kötülükler hayat bulamaz.
Millet olarak örgütlü kötülerin hedefinden çıkıp
kendine saygınlık duyurtmak kendi toprakların
üstünde egemenlik hakkına sahip olmakla mümkündür.
Felaketimiz.
Bu ailenin Kürdistan’da soyu sopu yok, yani Aponun bir amcası dayısı halası vs.Bu aile 100 bin Kürt gencini bağımsız Kürdistan hayaliyle Türk devletine katlettirdi.10 milyon Kürdü sürdü, iki milyonu diasporada Kendilerinin bir tavuğu bile devletin hışmına uğramadı
BEDEL ÖDEME SÖYLEMİ
Arkadaşlar, şöyle bir tavır var: Bir konu hakkında eleştiri yapacaksak, eleştirenin bizzat o konu ile ilgili şahsi bir deneyimi olması bekleniyor. Siyasi bir yorum yapıyoruz, sen o konuda yaptın? Sen ne bedel ödedin? Sen hapis yattın mı? Senin yakının öldü mü?
Bir de iyice fantazi suçlamalar var: "Deniz kenarında buzlu viskisini yudumlarken X Meselesi hakkında konuşmak kolay tabii!" gibi....
Kusura bakmayın da siyasi eleştiriyi kişisel deneyime bağlayacaksak işin içinden çıkamayız. Eleştiri kadar övgüyü de deneyime bağlamamız gerekir en asgarisinden.
Ama genel olarak bu tavrın literatürde adı var:
1. En net karşılığı Ad Hominem Tu Quoque (Sen de Safsatası): Sen sanki çok şey yaptın da konuşuyorsun" ya da "Sen bunu yaşamadın ki eleştiriyorsun" diyerek eleştiri hakkınızı elinizden almaya çalışırlar. Bir argümanın doğru ya da yanlış olması, o argümanı söyleyen kişinin o tecrübeyi yaşayıp yaşamadığından tamamen bağımsızdır.
2. Bir diğer karşılığı Argumentum ad Lazarum (Kıdem/Tecrübe Safsatası) Bir kişinin bir konuda eleştiri veya yorum yapabilmesi için mutlaka o alanda büyük bir başarı göstermiş, o durumu bizzat tecrübe etmiş veya o acıyı çekmiş olması gerektiği iddiasıdır. Yumurtanın bayat olduğunu anlamak için tavuk olmak gerekmez.
3. Duygu İstismarı: "Sen o acıyı yaşadın mı?" sorusu mantıksal bir argüman değil, duygusal bir manipülasyondur. Karşı taraf, rasyonel bir tartışmayı duygusal bir zemine çekerek sizi "duyarsız, bencil veya hadsiz" konumuna düşürmeye çalışır. Böylece çevredeki insanların rasyonel düşünmesini engeller ve acı çeken tarafa otomatik bir haklılık payesi verir.
Bu tavrı sergileyenlerin gözden kaçırdığı (veya kasıtlı olarak halı altına süpürdüğü) şey "Objektif mesafe" kavramıdır. Bazen bir acıyı veya süreci bizzat yaşayan insanlar, yaşadıkları yoğun duygusal travma veya stres nedeniyle o olaya dışarıdan objektif, rasyonel ve sağlıklı bir gözle bakamazlar. Dışarıdan bakan bir gözlemcinin (eleştirmenin) yaptığı eleştiri, süreci yaşayanın kör noktalarını görmesini sağladığı için aslında çok daha kıymetlidir.
Entelektüel veya aydın ne işe yarar?
Fransız düşünür Jean-Paul Sartre, özgün adıyla Plaidoyer pour les intellectuels (Entelektüellerin Savunusu)* adlı eserinde "entelektüel"i "kendisini ilgilendirmeyen şeylere burnunu sokan" veya "üstüne vazife olmayan işlere karışan" kişi olarak tanımlar.
Sartre'a göre örneğin nükleer silah üretmek için atomu parçalayan bir bilim insanına sırf bu bilgisi yüzünden "aydın/entelektüel" denilemez; o sadece bir uzmandır. Ne zaman ki bu uzman, ürettiği bilginin veya genel olarak sistemin toplumsal sonuçlarını (örneğin atom bombasının yaratacağı dehşeti) sorgulayıp kamuoyunu uyarmaya başlar, işte o zaman kendi sınırlarını aşarak bir "entelektüel" olur.
Tekrarlarsam, Sartre'a göre entelektüel, kendisine resmi bir görev verilmediği halde dünya üzerindeki adaletsizliklerden, siyasi baskılardan ve toplumsal çelişkilerden kendini sorumlu hisseden kişidir. Kimse ondan dünya üzerine konuşmasını istememiştir; ancak o, evrensel hakikat ve özgürlük adına sesini yükseltmeyi bir zorunluluk olarak görür…
Kürt Meselesi hakkında hoşunuza giden konuşmalar yaparken "bedel ödedin mi?" diye sormadıysanız, hoşunuza gitmeyen konuşmalar yaparken de bu soruyu sormamalısınız. Öte yandan bu ülkede "bedel ödemek" kişilerin kendi iradesiyle yaptıkları bir şey değildir. Size o bedeli birileri ödetir. Bunun algoritmasını da kimse bilemez, ancak başınıza geldiği zaman anlarsınız. Bu yüzden mesele bedel ödemek değil, bedel ödemeyi göze almaktır ki, kendi payıma kimse bunu göze almadığımı söyleyemez.
"Kürtler barış değil, hak ve özgürlüklerini istiyor."
Kürt meselesi bu kadar basit ve nettir işte. Konuyu felsefi terimlerle soslayarak siyasi kavram çorbasına çevirmeye gerek yok.
Meger, Ergenekon'un askeri gucu PKK imis.
Ben bu derece dogrudan baglanti beklemiyordum.
PKK'li ahmaqlar bir sosyopat'in dumenine aldanmis saniyordum.
Meger ortada Ergenekon-Ocalan tezgahindan daha buyuk bir oyun varmis.
Bu derece bir iliskiler agini 50 yil boyunca desifre olmadan surdurebilmek, sadece Tirkiye yetenegi ile aciklanamaz.
Ortada daha buyuk aktorler ve daha buyuk tezgah var.
Kurd Vatanseveri ve Milliyetcisi bunu desifre etmelidir.
Bu desifre olmadan Kurdistan davasi asli bagimsizlikci rayina oturtamayiz.
Gürlek'in ifadesi, "Terörsüz Türkiye" kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Kanun Teklifi'nin 9 Ağustos 2026'da TBMM Genel Kurulu'na sunulmasını işaret ediyor.
Yasa teklifi, PKK/KCK'nın silah bırakması durumunda bazı suçlarda soruşturma ve infaz ertelemesi öngörüyor; ağır suçlar hariç tutuluyor ve toplumsal güya ''toplumsal barış'' amaçlanıyor.
''Toplumsal Barış'' ilk olarak Kürdlerin millet olarak kimlik tanımı ve ana dilde eğitim hakkı tanınmadan mümkün mü?
15 web sayfası📷📷📷
Kurd Milleti Özgür Yaşama Mücadelesinden vazgeçmiş değil.
Bazı alçaklar Kurd Milleti adına temsiliyeti dayatıp, Kurd'un de teslim olmasını isteyebilir.
Bu onları bağlar.
Siz birer zavallıya dönüşmüş olabilirsiniz.
Ama kendi zavallı halinizi Kurd Milletine yüklemeyin.
Kurd Milleti asalet sahibidir.
...
Kurd Milletinin teslim olduğunu hiçbir kitap yazmaz.
Alçaklık size, asalet bize.
Kurd Milleti bu alçakllığı mahkum edip yoluna devam edecektir.
Bundan hiç şüphem yoktur.