İsmail Arı’nın gözaltından yolladığı mesaj:
“Üç ay önceki bir video nedeniyle gözaltına alındım. Bayram ziyaretinden akşam alınıp 450 km kat edip Ankara'ya getirildim. Dosyama yeni tweetler ve eski videolarım eklenmeye devam ediyor. Sanıyorum ki tutuklanmam için dosya şişirilmek isteniyor. Zaten son bir yıldır beni tutuklamak için bahane arıyorlardı. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmak. Gazetecilik suç değildir! Gazetecilerin yanında olun. Sevgiler..."
https://t.co/bv4NLh2tBu
Nilay Esmer'in bu çığlığını duyun...
Nilay Esmer Türkiye'de bütün yetkililere açık mektup yazdı...
Bu çığlığa ses olalım:
Yıllarca babamın istismarına uğradım...
Eğitimci olan amcam ve halam beni hep korkuttular...
Amcam ve halama eğitimci oldukları için çok güvendim ama beni sırtımdan bıçakladılar...
Özellikle halam S.E ifadeni değiştirip "rızam vardı" demem için çok baskı yaptı...
Halam "rızam vardı" dememem durumunda babamın çıkınca beni, annemi ve kardeşlerimi öldüreceğini söyledi...
Şanlıurfa'da yaşayan başka bir halam H.E o bölgeden babamı savunmak için bir avukat tutarak bütün bu olayları organize etti.
Babamın bir çok yakını bana sürekli baskı uyguladıkları için büyük bir korku yaşadım...
Bütün bu süreçte yaşadığım bu durumlar, psikolojimi, hayatımı ve geleceğimi etkiledi...
Etkin bir soruşturma ile bütün gerçekler ortaya çıkarılmasını istiyorum..
Benim için adalet sağlansın...
Bütün çocukların hakkı için bu soruşturma yeniden açılmalı...
Bütün yetkililerden tek istediğim bu konuda bana yardımcı olmaları...
Nilay'ın mektubunu okuyunca ortaya çıkan bir gerçek var:
Nilay Esmer'in babası Erdoğan Esmer'in bütün kardeşleri ve babası tek ağız birlikte hareket ederek organize bir şekilde davranarak yaşanan bu iğrenç olayı kapatmak için çalışmışlar...
Erdoğan Esmer'in bütün kardeşleri Erdoğan Esmer'i kurtarmak uğruna yeğenleri Nilay'ın geleceğini yok etmek için organize hareket ettikleri gerçeği otaya çıkıyor...
Nilay Esmer'e bu kötülüğü yapan halaları ve amcaları ile dedesi kesinlikle yargılanmalıdır...
Arkadaşlar Nilay'ın bu mektubunu lütfen paylaşalım ve Nilay'a ses olalım...
@adalet_bakanlik, @abakingurlek
Kur’an’a Hizmet Vakfı, Fatmanur Çelik ve gencecik evladı İkra’nın hayatını kaybetmesine neden olan Ayhan Şengüler ve onun tarikat bağlantıları hakkında konuştuğumuz için partimize ihtar göndermiş!
Bu iş burada kalacak sanıyorsanız, bir ihtarla sineceğimize inanıyorsanız vay halinize.
Fatmanur bu tarikatın yetkilileri tarafından tehdit edildiğini söylerken, “ölürsem intihar demeyin” derken tek kelime açıklama yapmayanlar şimdi kendi itibarının peşine düşmüş!
Elinizden geleni ardınıza koymayın. Ne bu işin peşini bırakacağız ne de sizden korkup sizin gibi olacağız.
Dini alet ederek insanları istismar eden kim varsa hesap soracağız, bu da böyle bilinsin!
@SaadetOzkanEfe Olayı uzaktan izleyin, gerçek bir destek vermeyin, kadın başıma birşey gelirse intihar olduğuna inanmayin diye bas bas söylesin, sonra sen çık orda ahkam kes intiharmis, psikolojik destek falan de. Siz de çok politiksiniz bunu da herkes bilsin!
ben bir kadının tecavüze uğradığı için özür dilemesini “keşke beni öldürseydi” demesini kaldıramıyorum. tecavüzcü kızını da istismar ettiği halde tutuklanmıyor. yayını yaptığımdan beri kendime gelemiyorum. bu kadına ses olun
Bu çığlığa kulak verin!
Tayfun Kahraman’ın sağlığı için dönüşü olmayan bir sürece girilmeden önce anayasa mahkemesinin kararı bir an önce uygulanmalı !!!
@tayfun_kahraman@de_meric
Bugün 196. kez Vera ile birlikte Tayfun’u cam ardından 1 saat görmek için Silivri’deydik.
Tayfun’un alnındaki kabuk tutmuş yarık yaralarına, kemikleri çatlamış eline dokunamadık bile…
Tüm kamuoyu ile paylaşmak isterim;
Adli Tıp Kurumu yetkisi gereği kişilerin adil yargılanıp yargılanmadığı ile ilgilenmez;
hukuken gerçek suçlular haklarında verilmiş cezaları sağlık koşullarından bağımsız olarak hayatlarının son günlerine kadar çekmek zorundadır.
Adli Tıp Kurumu ancak ve ancak hayatlarını tek başına sürdüremeyecek ve son günlerini yaşayan kişiler hakkında onlara refakat edecek yakınları cezaevine alınamayacağı için tahliye ile infaz erteleme kararı vermektedir. Bu koşulda dahi kişiler iyileşmeleri halinde cezaevine geri dönerek infazları devam etmektedir.
Bu nedenle, Adli Tıp Kurumu’na herhangi bir başvurumuz yok ve olmayacak.
Evet, Tayfun 22 senedir Multiple Skleroz hastası ve şu anda hastalığı akut atak döneminde;
ancak Tayfun Allah’a çok şükür ki ölüm döşeğinde değil ve ömrünün son günlerine kadar cezaevinde kalması gereken azılı bir suçlu değil.
Anayasa Mahkemesi kararı ile hukuken de tescillendiği üzere Tayfun adil yargılanmamış, suçlu olduğuna dair hakkında en ufak bir delil olmayan masum bir insan ancak dahası bu insan MS hastası.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ise ve Anayasamız yürürlülükte ise olması gereken;
ikinci AYM başvurumuzun ivedilikle karara bağlanması, derece mahkemesinin Anayasa’ya uyması, Tayfun’un yeniden ve bu kez adil yargılanmak üzere tahliye edilerek tedavisinin de hastane ve ev koşullarında sağlanmasıdır.
Neredeyse 4 senedir eline bir çakıl taşı alıp kimseye fırlatmamış masum bir insan ailesinden, ilk ve tek çocuğundan mahrum, sağlığı ile de sınanır haldedir.
Başta tüm hukukçular, tüm siyasi parti genel başkanları ve TBMM çatısı altında görev yapan tüm milletvekillerine sesleniyorum;
Adalet istiyoruz.
Adaletten başka bir şey istemiyoruz.
Bir izleyicimiz çok samimi ve içten bir mesaj yollamış. Babası emekli, hayatı boyunca çalışmış. Şimdi sistem bu babaya ufak bir hobiyi bile çok görüyor. Takdilerinize sunuyorum:
"İki yıl önce annemi kaybettik. Babam iki kedisiyle birlikte yaşıyor. Kendi evi var, SGK emeklisi. Emekli maaşı 18.000 TL civarında. Annem öldükten sonra içine kapandı. Hem annemin vefatı hem de hayat pahalılığı yüzünden evden dışarı çıkmak istemiyor. Aynı zamanda müzik öğretmenidir babam. Eski arkadaşlarıyla haftada bir stüdyoda müzik yapıyorlardı. Stüdyo kiraları çok arttı, gitmekten vazgeçtiler. Dışarıda bir kahve içmek bile gerçekten babam için lüks. Mesela kızımı okuldan alması gerektiği zaman, bahçede beklerken nescafesini yanında götürüyor kantinden 5 TL'ye sıcak su alıyor kahvesini içiyor düşünün işte... Faturalarına ben destek oluyorum, kira vermiyor, ona rağmen kıt kanaat geçiniyor.
Adamın tek eğlencesi Temu'dan aldığı küçücük hobi şeyleriydi. İşte mesela sukulent büyütüyor, çoğaltıyor. Ne bileyim süsler, minik objeler alıyordu Temu'dan. Sukulentleri süsleyip bizlere hediye ediyor. Ya da boncuklar alıyor, bileklikler yapıyor. Temu'dan ayakkabı bile alıyordu. Çünkü LCW bile artık emekli bütçesini aşıyor. Kendi kendine onuruyla yaşamak, hayattan on gram keyif almak isteyen 70 yaşındaki adama bile düşman bir zihniyet."
Şehri betona boğmak yetmedi.
Şimdi Sevgi Parkı’ndaki ağaçlar sökülüyor.
Bu ağaçların içinde Gezi'de yitirdiklerimiz için dikilen çınarlar da var.
Antakya’ya yapılan şey açık bir hafıza kıyımıdır.