***MÜLAKAT MAĞDURİYETİNE ACİLEN ÇÖZÜM ÜRETİLMELİDİR!***
Keşke böyle olmasaydı, çok çok üzgünüm. Polis müdahalesi değil sağduyulu bir çözüm önerisine ihtiyaç vardı.
Başından beri söylüyoruz, burada açık bir mağduriyet var.
Defalarca çözüme yaklaştık, ek kontenjan, emsal karar, torba yasa...
Mülakat mağdurlarını, diğer talep gruplarıyla, siyasi şov peşinde koşanların taşkınlıklarıyla aynı kefeye koyup polis müdahalesine tabi tutmak, çözüm bekleyen suçsuz günahsız yüzlerce aileyi bir kez daha üzmüş ve telafisi mümkün olmayan yara açmıştır.
Bakanlığımız, doğru adım atmalı, bu arkadaşlarımız ve aileleriyle yeniden iletişim kurarak problemi çözmelidir.
Basın Açıklamamız:
İL MÜDÜRÜMÜZÜN YANINDAYIZ
6 Haziran Cumartesi günü İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde, okullarımızda hiç görmek istemediğimiz bir olay yaşandı: Okul müdürü konuşurken mezuniyet törenine katılan öğrenciler arkalarını dönerek, okul marşını söyleyerek, bazı veliler ise ıslık çalarak, slogan atarak okul müdürünü konuşturmadılar. Tören boyunca protesto adı altında törene katılan yöneticilere saygısızlık yapıldı, hakaretler edildi. Bunun üzerine il millî egitim müdürümüz Murat Mücahit Yentür bu saygısızlığa tepki göstererek beraberindekilerle birlikte okuldan ayrıldı ve tören sona erdirildi. Olay sonrası her zaman olduğu gibi malum marjinal çevreler, okul müdürümüz ve il müdürümüzle ilgili linç kampanyası başlatarak yaşananları son derece normalmiş gibi gösterdiler.
HOCASINA SIRT DÖNEN BİR ZİHNİYET KABUL EDİLEMEZ
Şimdi şu soruyu sorma vaktidir:
Büyüğünün önünde ceketini ilikleyen, saygıda kusur etmeyen bir neslin yerini; nasıl oldu da arkasını dönen, protestoyu edepsizlikle karıştıran bir gençlik aldı?
Bizler, anlık heyecanlarla yapılan işlerin sonunun nereye vardığını iyi bilen bir kuşağız. O heyecan bittiğinde, birilerinin elini yakmasın diye "maşa" olarak kullanılan kurbanlar olmanın acısını bu ülke geçmişte çok yaşadı. İstanbul Erkek Lisesi’nde yaşananlar, liseleri ve üniversiteleri ideolojik çatışma sahası haline getiren o eski, karanlık "kurtarılmış bölge" zihniyetini hatırlatmaktadır. Bu kirli zihniyet bugün yeniden hortlatılmak mı isteniyor?
KİRLİ HESAP YAPANLARA: "HADİ ORADAN!"
Elbette hepimizin farklı görüşleri olabilir ve bu bir zenginliktir. Ancak kural nettir: Yarın kendiniz aynı makamlara geldiğinizde karşılaşmak istemediğiniz bir muameleyi, bugün mezuniyet sevincinizi paylaşmaya gelen devlet büyüklerine ve hocalarınıza reva göremezsiniz! Devletin makamına ve öğretmenin emeğine gösterilen bu saygısızlığın sonucu, kocaman bir hiçtir.
Çok net görüyoruz ki; bu gençlerin tertemiz duygularını, mezuniyet heyecanlarını kendi siyasi ajandalarına meze yapmak isteyen kirli odaklar vardır. Gençler üzerinden gizli hesaplar yapanlara, onları piyon gibi ileri sürmeye kalkanlara verilecek en güzel cevap, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürümüzün gösterdiği dik duruşla verilmiştir. Bu duruş, rahmetli Necmettin Erbakan’ın o tarihi sözünü hatırlatmaktadır: “Hadi oradan!”
OKULLARIMIZI KİRLİ EMELLERE ALET ETTİRMEYECEĞİZ
Eğitim-Bir-Sen İstanbul Şubeleri olarak açıkça ilan ediyoruz:
Okullarımızın; devrecilikten kaynaklı zorbalık, taciz iddiaları ve dışardan güdümlü protestolarla bilinmesini istemiyoruz. Okullarımızın başarılarıyla, vatana millete yaptıkları hizmetlerle hafızalarda yer etmesini istiyoruz.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürümüzün bu saygısızlık karşısında ortaya koyduğu net, kararlı ve asil iradenin sonuna kadar yanındayız. Devletin makamını, öğretmenin izzetini ve bu toprakların değerlerini korumak adına atılacak her adımın destekçisiyiz.
Okullarımızı ve göz bebeğimiz olan öğrencilerimizi, kirli senaryolarına alet etmek isteyenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Bu ülkenin gençleri, ideolojik masaların kullanışlı piyonları değildir ve olmayacaktır.
Devlete çağrımız da şudur:
Bu tür okullar için tedbir alma zamanı çoktan gelmiştir. Bir dakika daha gecikilmemelidir. Okullarımız, birtakım derneklerin ve yabancı ülkelerin etkisinden kurtarılarak beyin göçünün önüne geçilmelidir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
EĞİTİM-BİR-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ
@MucahitYentur@istanbulilmem@TC_istanbul@tcmeb
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎MANZARA-İ UMUMİYE ZİYADESİYLE İBRETLİK BİR HAL ALMIŞTIR!▪︎▪︎▪︎
“O sendikayı fetöcüler kurdu. Vekil,
...., kurucu genel başkanın ceza almaması için kefil oldu, cesaretleri varsa çıkıp yalanlasınlar.”
“Rakı parasını sendikadan karşılayan daha ne yapmaz ki? Onca suçlama karşısında ben böyle bir şey yapmadım, ispat etmeyen şerefsizdir, haysiyetsizdir demiyor.”
“Genel Başkan, fetöcü değilim diye dava açmadı, benim bilgilerime nereden ulaştın, diye dava açtı.”
“Üyelerini PKK’lı diye yaftalayan bir sendika başkanı düşünülebilir mi?”
“Temsil hakkı ve ek ders ödemesi dört ay öncesine kadar 50.000 lira ödeniyordu, benim teklifim ve talebimle 10 bine indirilmiştir.”
“MHP Bolu İl Başkanı, Türk Sağlık-Sen Bolu Şube Başkanının görevden alındığını duyurarak, liderine sadık olmayan hiçbir kimseyle yolculuğumuz yok, dedi.”
…
Ülkemizde, memur sendikacılığının, acilen ele alınması gerektiği, gecikilmesi halinde sendikacılığın, telafisi mümkün olmayan şekilde zarar göreceği ile ilgili tespitimizde ne kadar haklı olduğumuz anlaşılmıştır sanırım.
Büyük laflar ettiler. Fark edilebilmek için en galiz küfürler, iftira ve çarpıtmalarla saldırdılar. Bizim üzerimizden kendilerini ifade etmeye çalıştılar. Eleştiri adına, yaptıklarımızı değersizleştirmeyi denediler. Ortaya bir şey koyamadılar ve artık kendi sicillerinde boğulma evresine sürüklendiler.
Seviyeli olacaklardı, ilk sınavda çakıldılar. Temiz dil kullanacaklardı, eğitimcilerin yüzünü kara çıkaracak manzaralar sergilediler. Apolitik olacaklardı, muhalefet vekillerinin önce oyuncağı sonra da maskarası oldular.
Şeffaf olacaklardı, maaş bordrolarını yayınlıyor, temsil hakkı, ek ders vs. başka hiçbir ödeme almadıklarını ilan ediyorlardı. Gördük ki kamuoyunu yanıltmışlar, dürüst davranmamış, açık açık yalan söylemişler.
En ibretlik olanı ise, bize yıllar yılı, “sendikamsı yapı” diye saldırıp, camiamızın bütün vakıf, dernek ve teşkilatlarını “sakıncalı” ilan edenlerin içine düştükleri acınası durumlarıdır.
Şimdi kamuoyu, eylem kararı alması yasaklanan, aldığı eylem kararı iptal ettirilen, şube başkanının parti il başkanı tarafından görevden alınabilen hilkat garibesi bir yapıyı görüyor ve hayretle izliyor.
Bütün bunlar olurken biz ise, bir taraftan ülkemizdeki sendikal gündemi belirliyor diğer taraftan Cenevre’de bir katliamcıyı susturmak için fitili ateşliyor; bakanlık, işveren ve emek kesimi temsilcilerini harekete geçiriyorduk.
Seviyesizliği ve açmazları ile sürekli bölünen, üyesinin iradesini genel yönetim kurulu üyeliği için pazara çekip satışa çıkaran, bir partinin iç kargaşasında taraf olup siyaset yapan ve siyasetin esiri olanlara inat;
Yakında başlatacağımız yeni eğitim hamlesiyle, uluslararası sempozyum ve diğer etkinliklerle bir sendika, seçim sürecinde bile üreterek nasıl kardeşlik ve eğitimci duruşu ile yönetiyor kamuoyuna göstereceğiz.
Bizi izlemeye ve farkımızı fark etmeye davet ediyorum.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]@EgitimBirSen
İsrail, İLO’da Boyunun Ölçüsünü Gördü✊
İsrail’in talebiyle ILO’daki “Filistin’in gözlemci üyeliğinin kaldırılması”yönündeki oldu bittiye getirilmeye çalışılan önerge, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 Kabul , 394 RED ✔️
oyu ile reddedildi.
İsrail’in önergede ısrarı üzerine Memur-Sen başta olmak üzere Türkiye delegasyonunun masalara vurarak protesto etmesiyle başlayan eyleme bir anda herkes eşlik etti. Bir kaç defa yaptığı girişimi aynı şekilde protesto edilen İsrail büyük şok yaşadı ve girişimi kursağında kaldı.
İsrail’in önergesi İLO’dan geçmedi ama protesto tarihe geçti.
#FreePalestine✊ #ILC2026
Memur-Sen Heyeti Olarak Başlattığımız Protesto Genel Kurul’da Büyük Destek Gördü: İsrail Susturuldu
Katiller topluluğu İsrail’in, Filistin’in ILO’daki “Üye Olmayan Gözlemci Devlet” statüsünü hedef alan ve Filistin’in uluslararası platformlardaki meşru temsilini zayıflatmayı amaçlayan girişimi, sosyal tarafları temsil eden delegelerin online oylamasında 17 kabul oyuna karşılık 394 ret oyuyla ezici bir çoğunlukla reddedildi. Böylece Filistin’in ILO bünyesinde elde ettiği temsil ve katılım hakları bir kez daha uluslararası toplum tarafından teyit edilmiş oldu.
Ancak İsrail bununla da yetinmedi. Genel Kurul’da bu kararı protesto etmek için söz alan İsrail temsilcisini, Memur-Sen/Türkiye heyeti olarak başlattığımız ve dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin güçlü destek verdiği protestolarla susturduk. Salonda masalara vurularak yükselen tepkiler, açılan Filistin bayrakları ve adalet çağrıları, insanlığın ortak vicdanının sesine dönüştü. İsrail temsilcisinin konuşması defalarca kesintiye uğradı.
Bu tablo, yalnızca bir oylamanın sonucu değil; yıllardır işgal, zulüm, katliam ve hak ihlalleriyle mücadele eden Filistin halkına verilen güçlü bir dayanışma mesajıdır. Filistin davası, sadece Filistinlilerin değil; adalete, insan haklarına, emeğe, özgürlüğe ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.
Uluslararası emek hareketi, hakkı ve hakikati hedef alan girişimlere karşı susmayacağını, mazlumun yanında yer almaya devam edeceğini bir kez daha göstermiştir. Filistin’in meşru temsil hakkını yok saymaya çalışanlar kaybetmiş; adalet, dayanışma ve insanlık kazanmıştır.
Memur-Sen olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Filistin’in haklı davasını her platformda savunmaya, uluslararası kuruluşlarda adaletin, özgürlüğün ve insanlık değerlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.
Filistin özgür olana, adalet yerini bulana kadar...
#Filistin #ILO #FreePalestine #JusticeForPalestine
“Konstantiniyye elbet fethedilecektir… Onu fetheden komutan ne güzel komutan,onu fetheden asker ne güzel askerdir.”
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümünde; başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere, kahraman ecdadımızı rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum.
#İstanbulunFethi
İstanbul’un Fethi;
Hz. Peygamberimizin kutlu müjdesine nail olma yolunda milletimizin ortaya koyduğu inanç, azim ve kararlılığın neticesidir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın mühendislik çalışmalarıyla kazanılan, tarihin seyrini değiştiren büyük bir zaferdir.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
Mazlum coğrafyalar başta olmak üzere yeryüzüne barış, huzur ve refahın hakim olması duasıyla; herkesin neşe ve mutluluk içinde bir bayram geçirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.
Kurban Bayramınız mübarek olsun
#kurbanbayramınızmübarekolsun
@DrAhmetGok Kurban Bayramı’nın milletimize ve tüm insanlığa huzur, barış ve kardeşlik getirmesini diliyor; milletimizin ve tüm islam aleminin Kurban Bayramını tebrik ediyorum
Kurban Bayramımız Mübarek Olsun.
Kurban Kurbiyettir. Kurbiyet ağlamak. Ağlayabilseydik anlayabilirdik. Ben bu bayram ağlayamıyorum, ağlamak anlamaktı oysa. Dünya mazlumlarını görüp, duyup, dualarımıza, gözyaşlarımıza kattığımız ve anlayabildiğimiz güzel bayramlara kavuşma umudu ve duasıyla...
Bayramımız mübarek olsun!
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
Eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruyup ve geliştirme, yasaklarla mücadele ve özgürlük alanlarını genişletme mücadelemiz, 2026 yılında da eğitim çalışanlarının dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olmuş, mayıs ayındaki üye tespit tutanaklarının ortaya çıkardığı netice ile sendikacılığın zirvesindeki yerini pekiştirmiştir.
Geçen yıl 428 bin 618 olan toplam üye sayımız, açıklanan mutabakat sonuçlarına göre 16 bin eğitim ve bilim çalışanının katılımıyla 444 bin 454’e yükselmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları, genel yetkili sendika ünvanını üst üste 16. kez Eğitim-Bir-Sen’e vermiştir.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı, Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran üyelerimize “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/qJ8if09zac
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
"VEREN DE O, ALAN DA; NEDİR SENDEN GİDECEK?
TELAŞINI GÖREN DE CAN SENİN ZANNEDECEK..."
Şairlerin vebalini Alimlerden öteye taşıyanların öncülerinden şair, yazar, mütefekkir, aksiyon adamı, Üstad Necip Fazıl Kısakürek'i vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyorum.
Mekânı cennet olsun inşallah...
9 yıl, 3196 gün…
İnsan bazen en büyük zenginliğin “çoğa sahip olmakta” değil, elindekinin kıymetini bilmekte saklı olduğunu yürürken anlıyor.
Bugün, Kurban Bayramı öncesi son pazar yürüyüşünde;
sessizliğin içinde, doğanın eşliğinde bir kez daha şunu düşündüm:
“Az’ın bereketini anlayan, hayata başka gözle bakar. Çünkü yokluk; nimetin gerçek değerini öğretir.”
Her adım; sabrın, disiplinin ve sürekliliğin izidir.
3196 gündür aynı kararlılıkla yürümeye devam…
#YürümeBirYaşamHikayesi
#Disiplin
#Süreklilik
#Adana
#PazarYürüyüşü
#Kararlılık
#SağlıklıYaşam
#Doğa
#Yürüyüş
***Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎KATMERLİ MAĞDURİYET, MÜLAKAT!▪︎▪︎▪︎
Sınava girdiler, kontenjan içindeydiler, mülakat sonrası atanamadılar, yerlerine daha düşük puanlı adaylar atandı, mağdur oldular. Yollara düştüler, hep beraber “çözülecek” dedik, aylardır çalmadığımız kapı, başvurmadığımız merci kalmadı, şimdi bildiğimiz bütün çözümler tükendi! Yeni sınava da çalışamadılar ve mağduriyet katmerlendi.
Peki, neden böyle oldu? Öğretmen alımında 2002 yılında KPSS, 2013 yılında ilave alan sınavları, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, 2016 yılından itibaren ise güvenlik kaygısı ile mülakatlar gündeme gelmişti. Gerekçe güvenlik olunca mülakatlarda amaç daha iyi öğretmen seçmek değil örgüt üyesi adayları atamamak olmuştu.
Bu yöntem çok sağlıklı olmasa da karşılık bulmuştu. Önceleri komisyonlara artı-eksi beş, daha sonra üç puan yetkisi verildi. Bu uygulama da tepki alınca, elenenlerin mahkemeye başvurduğu, puanlardaki ondalık kısmın otomatik yuvarlama yapıldığı uygulamaya geçildi.
Akademi öncesi, 2023 KPSS puanı ve mülakatla son atama yapılacakken bir anda; “mülakatı, mülakat gibi yapacağız.” aşamasına geçildi. Hiç gereği yoktu, zaten akademi tartışmaları başlamıştı. Adayların isimleri ile değil son anda verilecek kodla gireceği, sınav puanını komisyonun görmeyeceği, bir ders saati sürecek, örnek ders anlatımının yapılacağı, puanın hemen öğrenileceği vs. bir sistem çalışıldı.
Sistem çalışıldı ancak yerleşik bir uygulama vardı. Komisyonlar özenli kurulamadı, uygulayıcılar eğitime alınamadı, yeni sistem çalışılamadı. Uygulama kâğıtta yazıldığı gibi olmadı, komisyonlar adayın puanını gördü, süre bir ders saati olmadı. Önceden prensip kararı alıp, eski alışkanlıkla sınav puanını mülakat puanı olarak veren komisyonlar olduğu gibi, tamamen özgün puanlayan komisyonlar da oldu. Sonuçta iller, hatta aynı ildeki komisyonların puanları arasında uçurumlar oluştu.
Sınav puanı ve yerleşik yuvarlama yöntemi uygulanmış olsaydı atamaya hak kazanacak adayın, hayatının kalan kısmını üzerine bina edeceği mülakatta, verdiği beş puan türünü doğru toplayıp yazamayan komisyonlar bile gördük mahkeme evraklarında. Karalamalar da cabası.
Adaylar, aileleri, sendikalar, mahkemeler, siyasetçiler, gazeteciler. Eylemler, isyanlar, ağlamalar, mahkeme salonları. Herkes bir yerinden tutuyor ancak, adayların en son sığındığı, adaletine güvenmek istediği ve Türk milleti adına karar veren mahkemelerin, bu kadar ayan beyan ortada olan adaletsizliği nasıl görmediklerini anlayabilmiş değiliz. Sadece maddi hata ve karalama ile ilgili denetim yapan mahkemenin yaptığını, iki muhakkik okul müdürü de yapabilirdi.
Samimiyetle çırpındık, çözüm için çabaladık. Ek kontenjan verilsin dedik olmadı. İdari mahkeme dedik, üst mahkeme dedik, emsal karardan torba yasada istisna bir maddeye kadar zorladık. Muhalefet şovunu yaptı, bazı vekiller umut verdi, şimdi aldığımız son bilgi bizi suçlama aşamasına geçmişler.
Bu problem çözülmelidir. Bu hak teslim edilmelidir. Bu adaletsiz uygulama böyle unutturulamaz. Ben hala aradan aylar, yıllar geçse de bir gün bu hak teslim edilecek diye düşünüyorum. Bu yazıyı da bu inançla yazıyorum. Bir isyanı dile getirmek adına yazıyorum.
Bir hak teslim edilecekse, bir yanlış düzelecekse, bir adaletsizlik ortadan kaldırılacaksa; partiyi, sendikayı, siyaseti, bitmez tükenmez hesapları bir kenara bırakın ve bir çözüm bulun.
Danıştay’daki bir hâkim çıksın ve bir karar yazsın: “Bu mülakatlar şeklen hukuka uygun gibi görünse de uygulaması ve sonuçları itibari ile hukuka uygun değildir. Sınav puanına göre kontenjana dahil olduğu halde elenen adayların mülakatları yeniden yapılsın.” Desin.
Desin ve başından beri bu problemi çözmek için bizimle ve mağdur adaylarla sağlıklı diyalog kuran Personel Genel Müdürü Bülent Çiftçi atamaları hızlıca yapsın. Gelin bu ağır yükü bu gençlerimizin omuzlarından alalım ve hayatları boyunca bu duygu ile yaşamalarına seyirci kalmayalım.
++++
***İL DIŞINA KONTENJAN***
📍 31 Aralık; TAMAM,
📍 2023 Mazerete ÇÖZÜM yakın,
📍Şimdi sıra İL DIŞINA YETERLİ KONTENJANDA...
İstege baglı il dışı ataması bekleyen öğretmenlerimizin talebi, sendikamızın da talebidir.
14 Mayıs'ta 81 ilin açılması ve yüksek kontenjan verilmesini istiyoruz... #MEBİlDışınaYüksekKontenjan