@eczozgurozel Çerçeve yasayı onaylarsanız Meral Akşener yada Kılıçdaroğlundan bir farkınız olmayacak. Siz de trajik bir hata yapmış olacaksınız. Partiniz de ölü doğmuş olacak
Bunu destekleyen danışmanlarınızı tekrar gözden geçirin
Az kaldı bırakacam vaka yapma işini. Günde 45 tane randevulu hasta bakarım tamam. Hakkı bokunu ödemez oldu gerçekten. Aldığım maaş+teşvik özellerde yapılan tek ameliyat parası bile etmiyor artık. Kaza bela hata yapsan ömür boyunca ödeyemeyeceğin tazminatlar da cabası.
📢 HASTANELERDE DAĞITILDIĞI İDDA EDİLEN SUNUMDAKİ BİREYSEL HEDEF KATSAYISI UYGULAMASI NELER GETİRİYOR? LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUNUZ ÖNEMLİDİR.
👉Sağlık Bakanlığınca hazırlandığı idda edilen sunuma göre Bireysel Hedef Katsayısı (BHK), hekim ve diş hekimlerinin teşvik ek ödemesini 1,00 ile 1,40 arasında etkileyen yeni bir değerlendirme sistemi olarak uygulanacaktır.
Örneğin bu sistemde bir hekim eski usulde 10 TL teşvik ek ödemesi alıyorsa ve yeni katsayısı 1,40 olarak belirlenmişse, alacağı ek ödeme yaklaşık 14 TL olacaktır. Peki bu aradaki 4 TL kimin cebinden çıkacaktır?
📌 Sunumda öne çıkan başlıklar:
✅ Hekimlerin aynı branş ve benzer hastane grubundaki meslektaşlarıyla karşılaştırılması (Örn. Bir hastanedeki 4 kardiyoloğun tıbbi puan ortalaması alınacak; ortalamanın üstünde kalanların BHK'si 1,01 ile 1,40 arasında değişirken ortalamanın altında kalanlar 1,00 ile çarpılacaktır),
✅ İşlemlerin zorluk, süre ve emek düzeyine göre sınıflandırılması,
✅ Baraj puanı, branş ortalaması, Z-skoru ve bonus kriterlerinin kullanılması,
✅ Bazı altyapı, personel ve malzeme eksiklikleri için muafiyet uygulanması öngörülmektedir. Örnek başhekim şu hekim şu nedenden dolayı puan üretememiştir derse muaf olacaktır. Umarız bu yetkiyi başhekimler elinde koz görüp farklı amaçlarla kullanmaz.
🔍 Gelin durumu somut bir örnekle açıklayalım:
Bir hastanede 4 kardiyolog olsun. Bunlardan 2'si insanüstü bir gayretle çalışıp yüksek puan üretsin, diğer 2'si ise standart hekimlik sınırlarında puan üretsin. İcat edilen yeni Z-skoru formülü ile bu 4 hekimin puan ortalaması alınacaktır. Ortalamanın üstündeki 2 hekimin katsayısı 1,10 - 1,40 arasında değişecek, ortalamanın altındaki 2 hekimin katsayısı ise 1,00 olacaktır.
Peki katsayısı 1,00 olan hekimin aldığı net tutar düşecek mi?
🧮 Basit Bir Hesaplama:
Eski Sistem (Mevcut Durum):
Hastanenin Dağıtacağı Tutar: 1.000 TL
Toplam Puan: 1.000 puan
Hekimin Puanı: 100 puan
Hekimin Teşvik Net Tutarı: 100 TL
👉Bireysel Hedef Katsayısı Sonrasında:
Hastanenin Dağıtacağı Tutar: 1.000 TL (Değişmedi)
Toplam Puan (Katsayılarla): 1.200 puan
Aynı Hekimin Puanı: 100 puan
Hekimin Yeni Payı: 83,33 TL
👉Sonuç: Burada 1,40 BHK alan 2 kardiyolog eski sistemde 100 TL alacakken yeni sistemde 140 TL alacaktır. Diğer 2 kardiyolog ise ortalamanın altında kaldığı için hak ettiği 100 TL yerine 83,33 TL alacaktır. Hastanenin toplam geliri ve dağıtılan havuz artmadığı için, 1 katsayılı hekim kendi cebinden meslektaşına aktarma yapmış olacaktır. Paralar sadece kendi aralarında yer değiştirmektedir! (Burada ki örneği sadece kardiyolog olarak düşünmeyin. Hastane geneline yayıp düşünün.)
👉O ki bu 4 kardiyolog da insanüstü çalışıp yüksek puan üretirse; bu sefer ortalama yükselecek ve 4'ü de 1,00 katsayı alarak yine eski sistemdeki parayı alacaktır. O da olmadı, diğer hastanelerdeki kardiyologların ortalaması devreye girecektir.
⚠️ Adalet mi, Yoksa Performans İçinde Performans mı?
Burada gün aşırı çalışan ödüllendirilirken, standart ve insani şartlarda çalışan cezalandırılmış olmaktadır. Herkes gün aşırı çalışırsa bu sefer yine kimse ödüllendirilmeyecektir!
Bazı hekimlerimiz "Çalışanla çalışmayan ayrılsın" diyordu; işte böyle ayırmışlar! Doğru mu olmuş yanlış mı, yorumu size bırakıyoruz.
👉Ayrıca; zaten puan üreten hekimin emeği tıp standartlarında ölçümlenmektedir. Geçtiğimiz Ocak ayında "Kurum Hedef Katsayısı" icat edilmişti, şimdi de "Bireysel Hedef Katsayısı" icat edildi.
Soruyoruz: Dünyanın neresinde 3 kuruşluk emek karşılığına bu kadar karmaşık şart koyulmuştur? Dünyanın neresinde böyle bir bordro hukuku vardır?
Burada "performans içinde performans" uygulanmaktadır! Hekimin aynı emeği ve tıbbi faaliyeti; birbirini izleyen ve tekrar eden katsayılarla mükerrer biçimde değerlendirilmekte, üstelik hekimin kontrolünde olmayan kurumsal/karşılaştırmalı veriler bireysel ücretine yansıtılmaktadır.
👉Aynı çalışma ikinci kez performans değerlendirmesine tabi tutulmaktadır. Bireysel performansın farklı adlarla tekrar tekrar değerlendirilmesi, kurumun ve diğer çalışanların sonuçlarının bireysel ücrete yüklenmesi ve hesaplama sisteminin öngörülebilir olmaması hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum.
⚖️ Sendika olarak duruşumuz: Yönetmelik resmi olarak yayımlandığında, hukuk birimimiz konuyu detaylıca değerlendirecek ve gerekli hukuki ile idari mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir.
Not: Bu değerlendirme ve hesaplamalar hastanelerde sunulduğu iddia edilen bilgilendirme sunumlarına göre yapılmıştır. Kesin analizlerimiz yönetmelik yayımlandıktan sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Doktorlara karşı öyle bir savaş var ki; kazanırlarsa KAYBEDECEKLER. Sağlık hizmeti korkuya esir olursa, hasta bakılamaz. İnsan hayatına yapılan her müdahale ölümcül RİSK içerir. RİSKİ KABUL ETMEDİĞİNİZ SÜRECE YAŞAMA SEÇENEĞİ KALMAZ.
BASINA VE KAMUOYUNA📣📣📣
Hukuki Güvence Olmadan Sağlık Hizmeti Sürdürülemez!
Bugün ilimizde, doğum sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle bir vatandaşımızın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Öncelikle merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Yaşanan üzücü olayla ilgili adli sürecin yürütülmesine bir itirazımız yoktur. Ancak, bilimsel bilirkişi raporları tamamlanmadan ve illiyet bağı kurulmadan hekimin tutuklanması; masumiyet karinesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Tıpta, önlenemez "komplikasyonlar" ile "hekim hatası" ayrımı ancak bilimsel verilerle yapılabilir. Bu tespit yapılmadan uygulanan peşin cezalandırmalar, hekimlerde çekingenlik yaratarak kritik ve acil vakalarda sağlık hizmeti sunumunu aksatacak, doğrudan toplum sağlığını tehlikeye atacaktır.
Şanlıurfa Tabip Odası olarak, tutuklama kararının derhal yeniden değerlendirilmesini ve adli sürecin tutuksuz yürütülmesini talep ediyoruz.
Şanlıurfa Tabip Odası
@UrfaValiligi@sanliurfaism@adalet_bakanlik@saglikbakanligi
Şanlıurfa’da Tutuklanan Meslektaşımız Derhal Serbest Bırakılmalıdır!
Şanlıurfa’da özel bir hastanede sezaryenle doğum yaptıktan sonra durumu ağırlaşan ve sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesi’nde yaşamını yitiren hastaya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir meslektaşımızın tutuklandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Her şeyden önce yaşamını yitiren yurttaşımızın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Bu ölümün bütün yönleriyle araştırılması, tıbbi sürecin eksiksiz biçimde incelenmesi ve varsa sorumlulukların ortaya çıkarılması gerektiği açıktır; ancak tıbbi uygulamalar değerlendirilirken sonuçla yetinilmemeli, hastanın klinik durumu, hastalığın seyri ve yapılan tıbbi işlemler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Kusur ve nedensellik bağı, ilgili uzmanlık alanlarından bağımsız bilirkişilerce tüm kayıtlar incelendikten sonra belirlenmelidir.
Kamuoyuna yansıyan sınırlı bilgiler olayın tıbbi yönü hakkında kesin bir değerlendirme yapmaya elverişli değildir. Bilimsel ve hukuki incelemelerin henüz tamamlanmamış olması ve kanunda öngörülen özel soruşturma usulünün işletilip işletilmediğinin bilinmemesi karşısında, meslektaşımız hakkında tutuklama tedbirine başvurulması ceza muhakemesinin temel ilkeleri yönünden ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun Ek 18’inci maddesi uyarınca, özel sağlık kuruluşlarında görev yapan hekimler hakkında, mesleki faaliyetleri kapsamında yürütülen soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde Mesleki Sorumluluk Kurulundan soruşturma izni alınması zorunludur.
Öte yandan, meslektaşımıza isnat edilen suç kapsamında genel hükümlere göre soruşturma yürütülmesinin söz konusu olamayacağı değerlendirilmektedir. Bu nedenle, yetkili makamlar tarafından anılan özel soruşturma usulünün işletilip işletilmediğinin kamuoyuna açıklanması gerekmektedir. Aksi hâlde, soruşturma izni alınmaksızın gerçekleştirilen ifade alma, gözaltı ve tutuklama gibi işlemler hukuka aykırı hale gelmektedir.
Bununla birlikte, özel soruşturma usulü işletilmiş olsa dahi bu durum tutuklamanın koşullarının oluştuğu anlamına gelmemektedir. Çünkü tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai hâllerde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir. Bu nedenle meslektaşımız hakkında verilen tutuklama kararının somut deliller, tutuklama nedenleri ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Soruşturmanın; masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve tıp biliminin gerekleri gözetilerek, hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde yürütülmesini bekliyor; meslektaşımızın tutukluluk hâline derhâl son verilmesini talep ediyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/4aOoJhDM5K
Sağlık Bakanlığı tarafından sezaryen doğum oranlarındaki yüksekliğin tek sorumlusu olarak Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanlarının gösterilmesi yanlıştır.
Sağlık Bakanlığı, hekimlere saygı duymalı, hekimleri değersizleştirmeye yönelik kararlarından vaz geçmelidir.
Basına yansıyan iddialara göre; Şanlıurfa'da preeklampsi ve kifoskolyoz gibi ciddi ek hastalıkları bulunan yüksek riskli bir gebede sezaryen sonrası ağır komplikasyon gelişmiş, hasta yapılan resüsitasyonun ardından üçüncü basamak üniversite hastanesine sevk edilmiş, ancak tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir.
Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Olayla ilgili soruşturma kapsamında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımızın tutuklandığı kamuoyuna yansımıştır.
Her hekim, hastasını yaşatmak ve sağlığına kavuşturmak için tüm bilgi, deneyim ve vicdani sorumluluğuyla mücadele eder.
Buna rağmen tıbbın doğasında yer alan öngörülemeyen komplikasyonlar nedeniyle her hasta kurtarılamayabilir.
Olayın teknik ayrıntıları henüz adli raporlarla netleşmemişken, ortaya çıkan sonuca bakılarak bir hekim hakkında peşinen tutuklama tedbirine başvurulması kabul edilemez.
Bu yaklaşım, hekimleri ağır risk taşıyan hastaları tedavi etmekten uzaklaştıracak, savunmacı tıbbı yaygınlaştıracak ve en büyük zararı hastalar görecektir.
Hiçbir hekim, yaptığı her tıbbi girişimin sonunda özgürlüğünü kaybetme endişesiyle mesleğini icra etmek zorunda bırakılmamalıdır.
Hukuk sistemimiz, komplikasyon ile kusura dayalı tıbbi hatayı bilimsel kriterlerle ayırmayı esas alır.
Bu nedenle iddialar karşısında tıbbi süreçler bilimsel bilirkişi incelemeleriyle tam olarak ortaya konulmalı ve de tutuksuz yargılama esası uygulanmalıdır.
Adaletin yolu peşin tutuklama değil, bilim ve hukuktur.
#HekimlikKriminalDeğildir
#HekimlikSuçDeğildir
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik
Hekimlik; cesaret, bilgi ve vicdanla yapılan bir meslektir.
Hekimler, hastalarını yaşatmak için her gün en zor kararları vermektedir. Hukuki güvencenin zedelendiği bir ortamda ise bu kararları vermek giderek zorlaşır.
Hekimlerin korkuyla değil, bilimle; baskıyla değil, hukukun güvencesi altında görev yapması hem sağlık sisteminin hem de toplumun yararınadır.
Hekimler ayrıcalık istemiyor.
Kanunların öngördüğü hukuki güvencelerin eksiksiz uygulanmasını istiyor.
Çünkü...
Hekim korkarsa;
❌ Riskli vakalar üstlenilmez.
❌ Cerrahi branşlar tercih edilmez.
❌ Sağlık hizmetine erişim zorlaşır.
Kazanan değil, kaybeden toplum olur.
#HekimlikSuçDeğildir
#HekimKorkarsaToplumKaybeder
BASINA VE KAMUOYUNA
Şanlıurfa'da yaşanan üzücü olay nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Olayla ilgili adli soruşturmanın yürütülmesi elbette hukuk devletinin gereğidir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, sağlık camiasında ciddi endişe yaratmıştır.
Öncelikle açıkça ifade etmek isteriz ki; bir tıbbi komplikasyonun gerçekleşmiş olması veya bir hekim hakkında malpraktis iddiasının bulunması tek başına tutuklama nedeni değildir.
Ceza muhakemesinde tutuklama, ancak kanunda öngörülen istisnai şartların varlığı halinde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle yetkili adli makamlardan beklentimiz, kamuoyunda oluşan tereddütleri giderecek şekilde, tutuklama kararının hangi somut hukuki gerekçelere dayandığının açıklanmasıdır.
Eğer tutuklama kararı komplikasyon ya da malpraktis iddiasına dayandırılmışsa, bu durum sağlık camiasında çok ağır sonuçlar doğuracaktır.
Böyle bir algının oluşması halinde hekimler, özellikle cerrahi ve girişimsel branşlarda en riskli ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri yaparken özgürlüklerini kaybetme endişesi yaşayacaktır.
Bunun kaçınılmaz sonucu ise defansif tıbbın yaygınlaşması, yüksek riskli hastalardan kaçınılması ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin olumsuz etkilenmesidir.
Hekimler hakkında yürütülen soruşturmalar elbette hukukun gereklerine uygun şekilde sürdürülmelidir. Ancak komplikasyon veya malpraktis iddiası, tek başına tutuklamanın gerekçesi olarak değerlendirilemez.
Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu olarak süreci yakından takip ediyor, yetkili makamlardan kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir bilgilendirme bekliyoruz.
Aksi yönde oluşacak uygulamalar, yalnızca hekimleri değil, ülkemizde sağlık hizmetinin geleceğini de doğrudan etkileyecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik@abakingurlek
BASINA VE KAMUOYUNA
Şanlıurfa'da yaşanan üzücü olay nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Olayla ilgili adli soruşturmanın yürütülmesi elbette hukuk devletinin gereğidir. Ancak kamuoyuna yansıyan bilgiler, sağlık camiasında ciddi endişe yaratmıştır.
Öncelikle açıkça ifade etmek isteriz ki; bir tıbbi komplikasyonun gerçekleşmiş olması veya bir hekim hakkında malpraktis iddiasının bulunması tek başına tutuklama nedeni değildir.
Ceza muhakemesinde tutuklama, ancak kanunda öngörülen istisnai şartların varlığı halinde başvurulabilecek bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle yetkili adli makamlardan beklentimiz, kamuoyunda oluşan tereddütleri giderecek şekilde, tutuklama kararının hangi somut hukuki gerekçelere dayandığının açıklanmasıdır.
Eğer tutuklama kararı komplikasyon ya da malpraktis iddiasına dayandırılmışsa, bu durum sağlık camiasında çok ağır sonuçlar doğuracaktır.
Böyle bir algının oluşması halinde hekimler, özellikle cerrahi ve girişimsel branşlarda en riskli ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri yaparken özgürlüklerini kaybetme endişesi yaşayacaktır.
Bunun kaçınılmaz sonucu ise defansif tıbbın yaygınlaşması, yüksek riskli hastalardan kaçınılması ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin olumsuz etkilenmesidir.
Hekimler hakkında yürütülen soruşturmalar elbette hukukun gereklerine uygun şekilde sürdürülmelidir. Ancak komplikasyon veya malpraktis iddiası, tek başına tutuklamanın gerekçesi olarak değerlendirilemez.
Hekim Birliği Sendikası Merkez Yönetim Kurulu olarak süreci yakından takip ediyor, yetkili makamlardan kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir bilgilendirme bekliyoruz.
Aksi yönde oluşacak uygulamalar, yalnızca hekimleri değil, ülkemizde sağlık hizmetinin geleceğini de doğrudan etkileyecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@adalet_bakanlik@abakingurlek
Adalet Bakanlığı'na soruyoruz;
Şanlıurfa'da görev yapan bir hekimin, mesleğini icra ederken meydana geldiği iddia edilen olay nedeniyle tutuklandığı yönündeki haberler doğruysa;
1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesinde öngörülen usul uygulanmış mıdır?
Yoksa bu süreç işletilmeden mi tutuklama tedbirine başvurulmuştur?
Kamuoyunda ve sağlık camiasında oluşan endişelerin giderilmesi adına, yetkili makamlardan bu hususa ilişkin açıklama bekliyoruz.
Hukuki güvence olmadan hekimlik yapılamaz.
#HekimlikSuçDeğildir #HukukiGüvence #SağlıktaAdalet #Şanlıurfa
@adalet_bakanlik@saglikbakanligi
TAHLİYE KARARI ÇIKTI.
Şanlıurfa'da tutuklanan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımız hakkında verilen tahliye kararını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
Hekim Birliği Sendikası olarak, sürecin ilk anından itibaren meslektaşımızın hekim olan eşiyle doğrudan irtibata geçtik; Hukuk Müşavirliğimiz aracılığıyla her türlü hukuki desteği kendilerine sunduk ve süreci yakından takip ettik.
Tahliye kararının sevincini yaşamakla birlikte; bir anne, bir kadın hekim ve bir eşin, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı dahi bulunmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılarak bir geceyi cezaevinde geçirmek zorunda kalması vicdanlarda derin bir yara açmıştır.
Hekimler, komplikasyon geliştiği için peşinen suçlu muamelesi göremez. Hukuk devleti; bilimsel değerlendirmeyi, adil yargılanmayı ve ölçülülük ilkesini esas almak zorundadır.
Bu olay, hekimlerin hukuki güvencesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sürecin hukuki boyutunu sonuna kadar takip edecek, benzer mağduriyetlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Hekimin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir.
#HekimlikSuçDeğildir #HukukiGüvence #HekimBirliği
TAHLİYE KARARI VERİLDİ.
Şanlıurfa'da tutuklanan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı meslektaşımız hakkında verilen tahliye kararını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz.
Hekim Birliği Sendikası olarak, sürecin ilk anından itibaren meslektaşımızın hekim olan eşiyle doğrudan irtibata geçtik; Hukuk Müşavirliğimiz aracılığıyla her türlü hukuki desteği kendilerine sunduk ve süreci yakından takip ettik.
Tahliye kararının sevincini yaşamakla birlikte; bir anne, bir kadın hekim ve bir eşin, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı dahi bulunmaksızın özgürlüğünden mahrum bırakılarak bir geceyi cezaevinde geçirmek zorunda kalması vicdanlarda derin bir yara açmıştır.
Hekimler, komplikasyon geliştiği için peşinen suçlu muamelesi göremez. Hukuk devleti; bilimsel değerlendirmeyi, adil yargılanmayı ve ölçülülük ilkesini esas almak zorundadır.
Bu olay, hekimlerin hukuki güvencesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Sürecin hukuki boyutunu sonuna kadar takip edecek, benzer mağduriyetlerin bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Hekimin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir.
#HekimlikSuçDeğildir #HukukiGüvence #HekimBirliği
Hekim Birliği Sendikası olarak bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağız.
Öncelikle soruşturma dosyası ayrıntılı olarak incelenecek; olayın hukuki niteliği, suç vasfı, soruşturma usulü ve tutuklama kararının dayanakları uzman hukukçularımız tarafından değerlendirilecektir.
Özellikle 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi kapsamında, mesleki faaliyet nedeniyle yürütülen soruşturmada Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulundan soruşturma izni alınıp alınmadığı, kanunda öngörülen usullerin işletilip işletilmediği ve tutuklama tedbirinin Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki şartları taşıyıp taşımadığı ayrıntılı olarak incelenecektir.
Yapılacak hukuki değerlendirme sonucunda; soruşturma ve tutuklama sürecinde mevzuata aykırı işlem tesis edildiğinin, görev ve yetki sınırlarının aşıldığının veya hukuka aykırı koruma tedbirlerine başvurulduğunun tespiti halinde, sorumlular hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu nezdinde gerekli disiplin başvuruları ile tüm hukuki süreçler Hekim Birliği Sendikası tarafından kararlılıkla başlatılacaktır.
Hiçbir hekim, yalnızca mesleğini icra ettiği için hukuki güvenceden yoksun bırakılamaz.
Hekimin hukuki güvencesi, toplumun sağlık güvencesidir.
@saglikbakanligi @kemalmemisoglu53 @adalet_bakanlik@abakingurlek