@cedarpartiki@drzigystardust Bu 3ünün hiçbiri diğerinden daha iyi değil aynı kalibre, robert pattinson da kötü karakterleri oynayarak usta oyuncu klasmanına giremez öyle pat diye daha yolu var, üstelik yarattığı kötüler birbirine benzemeye başladı -bence-
Akıllı bir kız röportajlarını izlediniz mi hiç? Kendisinden çok daha tecrübeli, duayen kişilerin yanında bile hem saygıyı koruyor hem kendini çok iyi ifade ediyor. Hızlı düşünen hızlı konuşan gerçekten akıllı bir kız o yüzden buralara geldi zaten. Aklın eşlik etmediği aura maura yalan öyle şeylerle kendimizi kandırmayalım
Maalesef benim de yakinen tanıdığım bazı hainlerin Agammemnon dallamasını ve savaş suçlusu Odysseus'u savunduğunu görüyorum hatta tövbe haşa onlara hayranlık beslediğini görüyorum Çanakkale'yi geçilmez yapmak için kanını döken ilk büyük komutanımızı nasıl hiçe sayarsınız?
Ya tamam da bir an susmuyordu ki. Klip gibi başladı film. Uzun sürede öyle devam etti. Ya nolan nasıl bu hataya düşmüş? Arada bi durun bi görüntüye kapılalım gıy gıy gıy bunu bu kadar övmek normal değil bu kadar öven spotify üyeliği alsın biraz müzik dinlesin gazını alsın.
Tamam müzikler iyiydi ama SÜREKLİ çalar mı ya uzun trailer haline döndürmüşler filmi
Odyssey müzisyeni de Nolan gibi manyak çıktı. Artık kullanılmayan 3.000 yıl önceki müzik aletlerini diriltip onlarla çalışmış. Bildiğimiz anlamda bir orkestra yok.
İmkan varsa; kafayı kırmak, kazandırır.
"Bu adamlar" Laistrygones (Λαιστρυγόνες) veya Laistrygonlar.
Odysseus'un yolculukları sırasında karşılaştığı, vahşi bir topluluk... (Bkz. Hom. Od. 10.119.) Gayet net bir bilgi.
Thukydides'ten öğrendiğimize göre (Thuk. 6.2), genel gelenek onları Sicilya'ya yerleştirmiştir. (Gerçi bu tarihçi, onlarla ilgili her şeyi bilmediğini sağduyulu bir şekilde beyan eder.) Hatta tam yerleri, Sicilya'nın doğu kıyısıdır, bu nedenle Laestrygonii Campi ("Laestrygon Ovaları") diye adlandırılan Leontini ovaları onlarla ilişkilendirilir. Circeium Burnu'nu Homeros'taki Circe/Kirke Adası olarak kabul eden Romalı şairler ise Laestrygonları Latium'un güney kıyısına, bu halkın kralı Lamus tarafından kurulduğunu düşündükleri Formiae civarına taşımışlardır.
Kyklops türüyle kıyaslanırsa toplumsal kimlikleri daha baskındır, insan yaşayışına nispeten daha yakın oldukları düşünülebilir. Hayvancılıkla geçinen bir halk olmakla birlikte, Homeros'un Λαιστρυγονίη diye adlandırdığı bir kentleri, bir limanları ve Artakia adlı bir pınarları vardır. Ama kötü bir huyları vardır: İnsan yerler. Bu her şeyi değiştirir.
Apollodoros, epitomunda Odysseus ve adamlarının, bu yaratıkların memleketinde neler yaşadığını şöyle özetler:
"Laistrygonlar yamyamdılar ve kralları Antiphates'ti. Bu nedenle Odysseus, ülkenin sakinleri hakkında bilgi edinmek isteyerek araştırmaları için birkaç adamını gönderdi. Fakat kralın kızı onlarla karşılaştı ve onları babasının yanına götürdü. Kral adamlardan birini yakalayıp yedi, geri kalanlar ise kaçtı. O da bağırarak ve diğer Laistrygonları çağırarak onların peşine düştü. Laistrygonlar deniz kıyısına geldiler, taşlar fırlatarak gemileri parçaladılar ve adamları yediler. Odysseus kendi gemisinin halatını kesip denize açıldı, fakat diğer gemiler mürettebatlarıyla birlikte yok oldular."
Laistrygonlar tarihten ziyade mitolojiye mi ait? Belki tüm söylenenler, vahşi bir halka ilişkin eski bir tanıklığın mitolojiye yansımış abartılı anlatımından ibarettir.
Belki de bir metaforun parçasıdırlar.
Yaşlı Plinius bir yerde (7.2.9-10) "insan kurban etmek, insan eti yemekten çok da uzak bir uygulama değildir" der.
İnsan kurban eden, yeni nesil Laistrygonlar, yani insan yemese de tüketmeyi yönteme dönüştürmüş sistemin yürütücüleri bugün her yerde egemendir. Odysseus gibi halatı kesip denize kaçma şansımız da yok.
Odysseyus tayfası girdi mağaraya
Niyetleri vardı uzun süre kalmaya
Koyunlar geldi mağaraya sürüylen
Odysseyus dedi uyuruz bunların yünüylen
Tam koyuna yaptı hamleyi
Tek gözlü dev geldi vurdu silleyi
Dev yoruldu yattu uyudi
Odysseus bağladı samanı kendini korudi
Tayfa aldı sopayı soktu devun gözüne
Dev bağırdı odysseus senin benle derdun ne
Dev aldı adamı tükurdi kafayu miğferlen
Odysseus aldı yayu vurdi oki sinurlen
Odyssey tayfası tekneye koşar koşar kaçamaz
Dev tekneye vurur vurur kıramaz
Dev döndü etti kelamu
Dedi Poseydon versin senin belanu
Sen benu kör ettun
Tanrılar kessun senin cezanu
Filmin en saçma sahnesiydi. Orijinal hikayede Odysseus mağarada tepegözle karşılaştığında onunla konuşur. Burada ne aradıklarını sorar. Troya’dan döndüklerini, ikram istediklerini söyler. Cyclops “burada Zeus’un kuralları geçmez” der. İki adamını yer. Uyur. Ertesi gün odysseus merhamet ister. Merhamet olarak en son onu yiyeceğini söyler. Odysseus ile şarap içmeye başlarlar.
Odysseus’a ismini sorar. O da kendini -Outis- yani “hiç kimse” olarak tanıtır. Dev çok sarhoş olup bayılır. Sahnedeki gibi kör edilir. Bağırmaya başlayınca diğer devler gelir. Ona kimin saldırdığını sorarlar. O da “hiç kimse” diye cevap verir. Böylece de mağaradan kurtulurlar.
Odysseus çok kibirli biri olduğu için bu işi kendinin yaptığının bilinmesini ister. Gemiye kadar onu takip eden tepegöze “Ben Odysseus” diyerek bağırır. Fakat devin Poseidon’un oğlu olduğunu bilmemektedir. Dev, babası Poseidon’a seslenir. “Oğlunu Odysseus kör etti. Ya ölsün, ya da evine geç dönsün. Her şeyini kaybetsin”
Böylece Odysseus’un evine geç dönüşünün tanrısal sebebi açıklanır.
Nolan maalesef en kilit bu noktayı işlemedi.