30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve Aziz silah arkadaşları ile birlikte
bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anlıyoruz.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
#30ağustoszaferbayramı
KATLEDİLEN CANLAR İÇİN ADALET,
FAİLLER İÇİN HESAP VAKTİ!
Canice katledilen kaplumbağa ile vahşice katledilen kedinin failleri hakkında bugün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına RESMÎ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK.
#ŞiddetiDurdurun#7527İptalEdilsin
Öncelikle Diyarbakır’daki evladımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz.
Olayın nasıl gerçekleştiği tüm yönleriyle ortaya çıkmadan, kedileri hedef gösteren bir algı kampanyasının başlatılmış olması kabul edilemez.
Akla gelen ilk soru : SIRA KEDİLERE Mİ GELDİ?
(Gerçekleri araştırmak için köye giden muhabirin başına gelenlerde sosyal medyada yayınlandı. “Kuduz vakası görülen mahallede görüntü alınmasını istemeyen muhtarın yakınları, haber için gelen muhabirin aracını sıkıştırdı.
Tarlaya uçan muhabir, şahıslardan şikayetçi oldu.”)
Gerçekler henüz aydınlatılmamışken, kedileri toplumsal öfkenin hedefi hâline getirmek yalnızca hayvanları değil, toplumsal sağduyuyu da hedef alan tehlikeli bir yönlendirmedir.
Hiç kimsenin, doğruluğu ortaya konmamış bir olay üzerinden kedilere yönelik nefret söylemi üretmeye ve onları hedef göstermeye hakkı yoktur. Yetkili kurumları, olayı tüm yönleriyle ve bilimsel veriler ışığında açıklığa kavuşturmaya çağırıyoruz.
Sayın @tarkanozcetin ’in 33 yıllık mesleki deneyimi ve bilimin ışığında yaptığı aşağıdaki ve görseldeki açıklamayı okuyunuz.
Kedilere dokunmayın.
“33 yıldır kedilerle çalışan bir veteriner hekim olarak son dönemde kediler üzerinden oluşan dili ve atmosferi dikkatle izliyorum. Nereye doğru gidildiğini görüyorum. Şimdilik bunun ötesinde bir değerlendirme yapmak istemiyorum...
Ama bir konuda sessiz kalamam!
Isırma mı, tırmalama mı olduğu dahi haberlerde farklı aktarılan tek bir olay üzerinden kedilerin toplum sağlığı için tehdit olarak gösterilmesine ve bunun binlerce sahipsiz kedinin yaşamını tehlikeye atabilecek bir korkuya dönüşmesine izin vermemeliyiz.”
Barınak mı? ÖLÜM KAMPI MI?
13.481 köpek toplandı, 11.315’i öldü!
Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ait hayvan barınağına 01.01.2025–03.08.2026 tarihleri arasında, yaklaşık bir buçuk yılda 13.481 köpek toplandığı; bunlardan 11.315’inin öldüğü, valilik raporuna yansıyan verilerle kamuoyuna yansıdı.
Eski bir barınak çalışanının dile getirdiği korkunç iddialar ise barınaktaki vahim tabloyu bir kez daha gözler önüne seriyor.
İddialar:
📌 "Keyfi Uyutma (öldürme) ve Ölüme Terk Etme"
📌 “Barınağa götürülen hayvanların keyfi şekilde uyutulduğu” (öldürüldüğü.)
📌 “Sezaryen ile alınan yavruların dahi uyutulduğu” (yaşam hakkının yok sayılıp öldürüldüğü)
📌 “Bazı hayvanların keyfi bahanelerle ölüme terk edildiği”
📌 “Kafeslerde ölen hayvanların diğer canlı hayvanların arasında unutularak günlerce o şekilde bırakıldığı”
SONUÇ: Yaklaşık bir buçuk yılda toplanan 13.481 köpekten 11.315’i öldü.
@tcdenizlibld Başkanı @BNuriCavusoglu
Bu kadar yüksek ölüm sayısına rağmen hâlâ “şeffaflık” açıklamaları yapılması kabul edilemez!
Bu tablo karşısında sorumluların görevde kalması, ölümlerin devam etmesi riskini artırabilir.
@DenizliValiligi kapsamlı bir soruşturma başlatarak tüm sorumlular hakkında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun görevi kötüye kullanma ve ilgili diğer hükümleri kapsamında gerekli idari ve adli işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.
@TC_icisleri Bakanı Sayın @mustafaciftcitr, valilik raporuna yansıyan veriler ve kamuoyuna yansıyan iddialar kapsamında, yaklaşık bir buçuk yılda toplanan 13.481 köpekten 11.315’inin öldüğünün belirtildiği bu ölüm tablosu nedeniyle Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Nuri Çavuşoğlu hakkında inceleme başlatılmasını talep ediyoruz.
@yenipartiyiz@eczozgurozel@ypdenizli_il@tcbestepe@RTErdogan@cevdetyilmaz@TRombudsman@mehmetakarca@TCTarim@ibrahimyumakli@adalet_bakanlik@Akingurlek@EmineErdogan@omerrcelik@illeridaresi@valibilmez@DKMP_5_Denizli@Denizli_Emniyet@iletisim
Bildiğiniz gibi, 7527 Sayılı Kanun’un TBMM’de görüşüldüğü süreçte ve sonrasında defalarca uyardık. Bu düzenlemenin sokak hayvanlarını korumaya değil, onların sistematik şekilde yok edilmesine zemin hazırlayacağını söyledik.
“Hayvanlar barınaklara alınacak, güvenli koşullarda korunacak” denildi. Bu sözlere güvenmemeniz gerektiğini ifade ettik.
Aradan iki yıl geçti.
Bugün Mamak’tan Aksaray’a, Kocaeli’nden Bursa Osmangazi’ye kadar birçok belediye barınağında ve il özel idarelerine bağlı yaşam alanlarında yaşananlar, ne yazık ki tüm uyarılarımızın haklı olduğunu ortaya koymuştur.
Toplama adı altında götürülen hayvanların açlıktan öldüğünü, hayatta kalabilmek için birbirlerini yemek zorunda bırakıldığını, sözde veterinerler eliyle öldürüldüğünü, hatta canlı canlı gömüldüğünü bu ülke hep birlikte gördü.
Biz bunları söylemekten büyük üzüntü duyuyoruz. Ancak gerçek budur.
Değerli vatandaşlarımız;
Geçen iki yılda yaşananlar açıkça göstermiştir ki bu konuda kandırıldınız.
Çünkü süreç boyunca anlatıldığı gibi ne merkezi idarenin ne de birçok yerel yönetimin amacı sokak hayvanlarını korumak olmuştur.
Asıl amaç; sokaklarda yaşam mücadelesi veren, Yaradan’ın bizlere emaneti olan sessiz canları toplumun gözünden uzaklaştırarak yok etmektir.
Bunun en acı örnekleri Ankara’da, Kocaeli’nde ve daha birçok ilimizde ortadadır.
Örneğin Ankara’da 52 bin hayvanın toplandığı, bunların 31 bininin “doğal ölüm” nedeniyle öldüğü ifade edilmektedir.
Bu, toplanan her iki hayvandan birinin yaşamını yitirmesi demektir.
Üstelik yalnızca vicdana değil, yürürlükteki kanuna da aykırıdır.
7527 Sayılı Kanun, yerel yönetimlere hayvan refahına uygun bakım evlerini kurmaları için 2028 yılı sonuna kadar süre vermiştir.
Buna rağmen birçok il ve ilçede sokak hayvanlarının derhal toplanmasına yönelik talimatlar verilmekte; İl Hayvanları Koruma Kurullarında ötanazi, besleme yasağı ve sahiplenme kısıtlamaları gibi, görev ve yetki sınırlarını aşan kararlar alınmaktadır.
Bu uygulamaların hukuka aykırı olduğu mahkemelerce yürütmenin durdurulması ve iptal edilmesi ile ortadadır.
Buradan tüm hayvan hakları derneklerine, federasyon ve konfederasyonlarımıza, barolarımızın hayvan hakları merkezlerine çağrıda bulunuyorum.
Kanuna aykırı olarak alınan bu kararlar hakkında gecikmeden yürütmenin durdurulması ve iptal davaları açılmalıdır.
Hukuk işletilmeden adalet sağlanamaz.
Biz yıllardır aynı gerçeği dile getiriyoruz:
Hayvana yönelik şiddet, insana yönelik şiddetin habercisidir.
Bugün Aksaray’da otizmli evladımız Elmas’ın darbedilmesini, Mersin Akdeniz’de küçük bir çocuğun markette acımasızca şiddete uğramasını ve benzeri onlarca olayı konuşuyorsak bunun nedeni, şiddetin cezasız bırakılmasıdır.
Şiddetin failleri hak ettikleri cezaları almadıkça bu sarmal durmayacaktır.
Öte yandan;
Kaçak hayvan üretimi sürüyor.
Yurt dışından yasa dışı hayvan girişleri devam ediyor.
Hayvan dövüşleri hâlâ engellenemiyor.
Deney hayvanlarının yaşadığı acılar sürüyor.
Hayvanat bahçeleri birçok canlı için zulüm merkezleri olmaya devam ediyor.
Avcılık adı altında binlerce hayvan öldürülüyor.
Bütün bunlar yaşanırken ülkemizde kadına yönelik şiddet, çocuğa yönelik şiddet ve toplumsal şiddet her geçen gün artarken, kamuoyunun gündemi yalnızca sokak hayvanları üzerinden şekillendiriliyor.
Gerçek sorunlar örtbas ediliyor.
Bugün buradan bütün vicdan sahibi insanlara sesleniyorum.
Göz göre göre yok edilen bu canların sessiz çığlığını duyun.
Bu yalnızca hayvanların meselesi değildir.
Bu, hukuk meselesidir.
Bu, vicdan meselesidir.
Bu, insanlık meselesidir.
Gelin, geleceğimizi karartan bu katliam getiren yasaya birlikte dur diyelim.
7527 Sayılı Kanun’un iptali için hep birlikte mücadele edelim.
Bizler, bu yasa iptal edilinceye kadar;
SUSMAYACAĞIZ!
KORKMAYACAĞIZ!
Katliam getiren yasaya İTAAT ETMEYECEĞİZ!
Hukukun ve demokrasinin bize tanıdığı tüm meşru haklarımızı kullanarak meydanlarda olmaya devam edeceğiz.
Yaşam hakkı tartışılamaz.
Çünkü adalet, tüm canlılar için gereklidir.
SİTE YÖNETİMİNİZİN PARA CEZASI KESME YETKİSİ YOKTUR.
📌 Hayvanların beslenmesi, gezdirilmesi, barındırılması halinde yönetiminiz tarafından, site sakinine para cezası düzenlenemez.
📌 Site yönetimi para cezası yazma yetkisine sahip değildir.
📌 Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, kat maliklerinin uymakla yükümlü olduğu borçlar belirlenmiştir ve bu kurallara aykırı davranıldığında yalnızca sulh hukuk hakiminin müdahalesi talep edilebilir. Site yönetimi sulh hukuk hakimi yerine ceza veremez, bu tür cezalar GEÇERSİZDİR!
📌 Site yönetiminizin yükümlülüklerin ihlali karşısında, yalnızca hakimin müdahalesini talep edebileceği 634 sayılı Kanunun 33 maddesinde açıkça belirtilmiştir.
📍 Bu durumun hukuki izahı ise şöyledir;
Cezaların kanuniliği ilkesi gereğince kanunda açıkça yer almayan cezalar tarafınızca zaten verilemeyecektir. İdari para cezası düzenleme yetkisi yalnızca idari kuruluşlara verilmiştir. İdari bir kurum olmadığınız için site yönetiminizin idari para cezası düzenleme yetkisi yoktur.
326 sayılı Kabahatler Kanunu İdarî yaptırım kararı verme yetkisi Madde 22- (1) Kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye ilgili kanunda açıkça gösterilen idarî kurul, makam veya kamu görevlileri yetkilidir.
Cezai şart açısından ele alındığı takdirde ise , cezai şart sözleşmeden doğmaktadır. Yani yönetim planından kaynaklanabilir. Yönetim planı Kat Mülkiyeti Kanunu 28.madde uyarınca sözleşme hükmündedir.
Borçlar kanunu 27.madde’ye göre yönetim planı, kanuna aykırı olamaz. Kanun maddesi bu konuda Kat Mülkiyeti 33. Maddede bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme dışına çıkılamaz.
Kat Mülkiyeti 33.madde kat maliklerinin borçlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde izlenecek yolu Hakimin müdahalesi olarak belirlemiştir. Site yönetiminin başvuracabileceği yol budur.
534Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu 33.madde : Kat maliklerinden birinin yahut onun katından kira akdine, oturma hakkına veya başka bir sebebe dayanarak devamlı surette faydalanan kimsenin, borç ve yükümlerini yerine getirmemesi yüzünden zarar gören kat maliki veya kat malikleri, anagayrimenkulün bulunduğu yerin sulh mahkemesine başvurarak hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Diğer taraftan sözleşme niteliğinde olan Yönetim Planı sözleşme yalnızca imzalayan kişiler hakkında bağlayıcıdır. Bu ihtimalde de taşınmazı sonradan edinen kişiye karşı yönetim planında madde olduğundan bahisle cezai şart yani para cezası düzenlenemeyecektir.
Hukuken her açıdan sakat olan para cezası yok hükmündedir.
Tarafınızca icra yolu ile talep edildiği takdirde itiraz edilecektir. Hukuka aykırı borç tahsil edilemeyeceğinden yönetiminiz icra masrafları, karşı vekalet ücreti ödemekle karşı karşıya kalacaktır.
Yargıtay’ın emsal kararını şöyledir;
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/4871 E., 2022/9631 K.
Tüm bu yasal düzenlemeler bir arada değerlendirildiğinde ana taşınmaza ait yönetim planında Kat Mülkiyeti Kanununda öngörülen hükümler dışında yapılan düzenlemelerin ancak ve ancak bunu imzalayan kat malikleri açısından bağlayıcı olduğu Türk Borçlar Kanununda düzenlenen cezai şart ve benzeri sözleşmeler açısından sonradan malik olanları bağlayamayacağı açıktır. Kaldı ki, Kat Mülkiyeti Kanunu'nda açıkça kat maliklerinin uymakla yükümlü olduğu borçları sayılmakta olup, aksi takdirde ne yapılması gerektiği de aynı Kanun'un 33. maddesinde belirtilmiştir.
Bilgi ve görsel kaynak: @Av_Nurmese Teşekkürler.
📌 Kanunun kabul edilmesinin ardından, belediyelere 2028 yılı sonuna kadar süre tanınmış olmasına rağmen, hayvanlar, kapasitesi olmayan barınaklara toplanmaya başlandı.
Örneğin Ankara'da mevcut barınak kapasitesi 13500 iken 52.000 hayvanın toplandığından bahsedilmektedir. Barınakların kapasitesi ortadayken, toplandığı söylenen bu hayvanlar nerededir?
📌 Toplamalarla birlikte barınak ölümleri ve toplu mezar görüntüleri artmaya başladı.
Örneğin Ankara'da, son bir buçuk yılda toplandığı bildirilen 59 bin köpekten 31 bininin doğal yollarla öldüğüne dair paylaşılan belgeyi hepimiz sosyal medya üzerinden gördük. Bu tabloya göre, toplanan köpeklerin neredeyse her ikisinden biri yaşamını yitirmiş.
=======================
📌 Çözüm toplamak değil, kısırlaştırmaktır.
📌 Kontrolsüz üreme durdurulmalıdır.
📌 Kaçak üretim durdurulmalıdır.
📌 Yurtdışı cins hayvan girişi durdurulmalıdır.
📌 Hayvan satışı engellenmelidir.
📌 Sokaklardan köpeklerin çekilmesi, boşalan yaşam alanlarının yaban hayvanları tarafından doldurulmasına yol açabilir.
📍Toplama, sorunu çözmez; sadece geçici bir görüntü yaratır. Kalıcı ve bilimsel çözüm ise kısırlaştırmadır.
Ülke genelinde, özellikle kırsal bölgelerde sürdürülebilir, yaygın ve etkin bir kısırlaştırma seferberliği başlatılmadığı sürece sorun büyüyerek devam edecek ve 1910 yılında Hayırsız Ada ile başlayan; hayvanların doğduğu, toplandığı ve öldürüldüğü acı kısır döngü ne yazık ki sürecektir.
#ÇözümKısırlaştırmadır
#YaşatacakYasaİstiyoruz
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Ankara Şube Müdürlüğü’nü ziyaret ederek, göreve yeni gelen Sayın Şube Müdürümüz ile bir görüşme gerçekleştirdik.
Görüşmede, hayvanların korunmasına yönelik sahada karşılaşılan sorunlar, mevcut uygulamalar ve çözüm önerilerimiz hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. İlgili mevzuat çerçevesinde yürütülebilecek çalışmalar ile kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişi yapıldı.
Nazik kabulleri ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla Sayın Şube Müdürümüze teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dileriz.
AŞAĞIDA GÖRECEĞİNİZ HER RAKAM, BİR İSTATİSTİK DEĞİL; BİR CANDIR!
BU CANLARI DA, BİZ ACİZ KULLARI DA YARATAN CENAB-I ALLAH’TIR!
📌 Öncelikle bu sorun nasıl bu noktaya geldi?
2024 yılına kadar belediyeler KANUNİ YÜKÜMLÜLÜKLERİ olan kısırlaştırmayı yerine getirmedi, Merkezi otorite Kanunen belirlenmiş sorumluluklarını yerine getirmeyen belediyelere yaptırım uygulamadı.
Türkiye’deki 1.393 belediyenin yaklaşık 1.100’ü 20 yıl boyunca bakım evi dahi kurmadı. Bakım evi kuran belediyeler de dahil olmak üzere hiçbir yerde etkin ve sürdürülebilir bir kısırlaştırma yapılmadı.
Buna rağmen hiçbir belediye yaptırımla karşılaşmadı; çünkü görevini yapmayana yönelik bir ceza mekanizması işletilmedi.
📌 Ardından odağını ve kaynağını tam olarak tespit edemediğimiz trol hesaplar tarafından hayvanlara karşı kin ve nefret algısı yapıldı.
Bu konuda; Aydın Üniversitesi tarafından 4. kez düzenlenen Uluslararası İletişim, Dijitalleşme ve Toplum Sempozyumu’nda (ICDS) sunulan bir araştırma, sosyal medya manipülasyonunun boyutunu gözler önüne serdi.
* Akademisyenlerden oluşan araştırma ekibi tarafından X (Twitter) platformunda yapılan çalışmada; “sokak”, “hayvan”, “başıboş”, “sahipsiz”, “köpek”, “kısırlaştır” ve “itlaf” gibi kelimeleri içeren paylaşımlar analiz edildi.
* Araştırmanın sonuçlarına göre, hayvansever taraftaki en etkili 18 hesabın tamamı organik kullanıcı profillerinden oluşurken;
* Karşıt görüşteki en etkili 18 hesabın tamamının trol hesap olduğu tespit edildi.
Araştırmacılar, manipülatif dijital aktörlerin yalnızca tartışmalara “gürültü” eklemediğini, aynı zamanda karşıt kampın dijital liderliğini tamamen ele geçirdiğini belirtti.”
📌 Kanunun kabul edilmesinin ardından, kanunen belediyelere 2028 yılı sonuna kadar süre tanınmış olmasına rağmen, daha önce görülmemiş bir merkezi otorite baskısıyla hayvanlar, kapasitesi olmayan barınaklara alındıkları söylemiyle toplanmaya başlandı. Ancak birçok yerde barınak kapasitesinin bu toplamalara uygun olmadığı açıktır.
Örneğin Ankara'da mevcut barınak kapasitesi 13500 iken 52.000 hayvanın toplandığından bahsedilmektedir. Barınakların kapasitesi ortadayken, toplandığı söylenen bu hayvanlar nerededir?
📌 Toplamalarla birlikte barınak ölümleri ve toplu mezar görüntüleri artmaya başladı.
Toplamalarla birlikte artan barınak ölümleri, toplu mezarlar gibi ürkütücü görüntülerle yurdun her yerinde karşılaşmaya başladık.
* Ölü sayıları o kadar korkunç boyuttaki... Örneğin Ankara'da, son bir buçuk yılda toplandığı bildirilen 59 bin köpekten 31 bininin doğal yollarla öldüğüne dair paylaşılan belgeyi hepimiz sosyal medya üzerinden gördük. Bu tabloya göre, toplanan köpeklerin neredeyse her ikisinden biri yaşamını yitirmiş görünüyor. Böyle bir durumun kabul edilebilir olduğunu söylemek asla mümkün değildir.
* Halkımız şundan emin olmalıdır: Bugün birçok barınakta hayvanların sağlıklı ve yeterli koşullarda bakılabilmesine yetecek fiziki kapasite bulunmamaktadır.
📌 Kısırlaştırma yapılmadığı sürece sorun devam edecektir.
Kırsalda kısırlaştırma yapılmıyor, kırsalda üreme devam ederken, 2-3 yıl sonra şehirlerimizde benzer tablolar yine yaşanacaktır. Kısırlaştırma yapılmadığı surece, 1910 yılında hayırsız ada ile başlayan hayvanlar için bu doğum-katledilme döngüsü devam edecektir.
📌 Sokakların boşaltılması yeni riskler doğuracaktır.
Sokaklardan köpeklerin çekilmesi, boşalan yaşam alanlarının yaban hayvanları tarafından doldurulmasına yol açabilir.
📌 Çözüm toplamak değil, kısırlaştırmaktır.
📌 Kontrolsüz üreme durdurulmalıdır.
📌 Kaçak üretim durdurulmalıdır.
📌 Yurtdışı cins hayvan girişi durdurulmalıdır.
📌 Hayvan satışı engellenmelidir.
Toplama geçici bir görüntü yaratır; Kısırlaştırma ise kalıcı çözüm sağlar.
Ülke genelinde bilimsel ve kalıcı çözüm; hayvanları toplamak değil, özellikle kırsal bölgeler başta olmak üzere sürdürülebilir, yaygın ve etkin bir kısırlaştırma seferberliğinin hayata geçirilmesidir. Yoksa sorun büyüyerek devam edecektir.
Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Orman Bölge Müdürümüzü, @Dih_Federasyonu Başkanımız @TulayDanacioglu ile ziyaret ederek, can dostlarımızın yaşam hakkı ve korunmasına ilişkin yürürlükte bulunan kanun ve yönetmelikler çerçevesinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak, talep ve çözüm önerilerimizi ilettik.
DİHFED Federasyonu Temsilcimiz @patiperisi8 CHP Gaziantep Milletvekilimiz Hasan ÖZTÜRKMEN’i ziyaret ederek bilgilendirme broşürlerini takdim etti.
Sayın Öztürkmen’e hassasiyeti ve desteği için teşekkür ederiz.
Londra’da şiddete uğrayan kedi kurtarıldı.
Kurtarılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, gösterdikleri duyarlılık ve çaba için kendilerini kutluyoruz.
Ancak masum bir canlıya vicdansızca şiddet uygulayan T.A.’nın, yürütülecek soruşturma neticesinde hak ettiği cezayı alması için tüm ilgili mercilere başvurularımızı sürdürüyoruz.
Sizler de yasal çerçevede ilgili kurumlara e-posta göndererek şikâyet ve taleplerinizi iletebilir, yaşam hakkı mücadelesine destek olabilirsiniz.
(Ankara, Birleşik Krallık Büyükelçiliği)
@haydarozkan06@Dih_Federasyonu
Başta aziz şehitlerimizin babaları olmak üzere; evlatlarına imkânları ölçüsünde sevgiyle, fedakârlıkla ve sorumluluk bilinciyle babalık görevini yerine getiren; insanı, hayvanı ve tabiatı baba şefkatiyle koruyan, gözeten ve sahip çıkan bütün babaların Babalar Günü kutlu olsun.
Doğa, insan ve hayvan… Hayat bir bütündür.
Birini yok saymak, yaşamın kendisini yok saymaktır.
Yaşam hakkı tartışılmaz!
Tüm canlıları yaşatacak, koruyacak ve birlikte yaşamı güvence altına alacak yasalar istiyoruz.
#YaşamHakkıTartışılmaz#YaşatacakYasaİstiyoruz
Güsoder sokak hayvanları ile ilgili kalıcı ve sürdürülebilir çözümler önermekte Yetkin DEĞİLDİR.
Sokak hayvanı sorununun, öldürerek çözülebileceğine inanan bu ve bunun gibi dernekler sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlayamaz.
Sokakların güvenli olmasını savunan bu derneğin yetkilileri, insaları hayvan ve hayvanseverlere karşı silahlanmaya çağıracak kadar pervasız ve tehlikelidir. Kamu güvenliği için tehlike arz eden bu dernek kapatılmalıdır.
Bu konuda kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretebilmek için Veteriner hekimler merkez konseyi, Veteriner fakülteleri, Baroların Hayvan Hakları Merkezleri STK’lar ile Gönüllüler den oluşan paydaşlarla birlikte amacı yaşatmak olan yol seçilmelidir.
Bayram tatili, hayvanların FELAKETİ olmasın!
📌 Belediye bakım evlerinde ve İl Özel İdare Sahipsiz Hayvan Yaşam Alanlarında yaşayan hayvanlar bayramı bilmiyor. Onlar sadece önlerindeki suyu, mamayı ve kendileriyle ilgilenen insanı bekliyor.
Bayram döneminde personel planlaması yetersiz kalıyor, bakım ve besleme aksıyor, hayvanlar temel ihtiyaçlarından mahrum bırakılıyorsa bunun adı “tatil düzeni” değil; ihmaldir.
Bir canlının günlerce aç ve susuz kalmasının hiçbir gerekçesi olamaz.
📌 Yetkililere çağr��mız nettir:
Bayram süresince bakım evlerinde yeterli veteriner hekim, bakıcı ve etkin nöbet sistemi sağlansın. Besleme, su temini ve bakım hizmetleri kesintisiz sürdürülsün. Denetimler artırılsın. Hayvanların yaşam hakkı takvimlere göre askıya alınmasın.
📌 Kıymetli hayvanseverler ve vicdan sahibi insanlar; bulunduğunuz şehirlerdeki barınakları ve yaşam alanlarını ziyaret edin, gözlem yapın, sessiz kalmayın.