Reçetesiz işler üzerine birkaç kelam ettik, atölyelerimizin dışına çıktığımız, daha çok bir arada olduğumuz günleri temenni ettik. ✨ O zaman 21 Mart Dünya Kukla Günümüz bu yıl daha da kutlu olsun! :) ♥️
🎭1 Mayıs’ta, grev alanlarında bir kuklanın hikayesi: Fırtına Habercisi
21 Mart Dünya Kukla Günü sebebiyle Kukla Sanatçısı Dilan Uğurlu (@DilanUgurlu) ile kukla sanatını konuştuk
Şeyma Akcan (@sakcanseyma) ve Hasan Can Bilici'nin (@hcbilici) haberi
🔗https://t.co/x17LGcv624
#SavaşÖrgütüNATODağıtılsın demek için buluştuğumuz sokaklarda bize eşlik eden biri daha vardı. 🚨
İşte Taksim’den Dolmabahçe’ye kadar alıkoyduğumuz Trump. ✨ #GoHome
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
Füsun Erbulak 83 yaşında olmasına rağmen oldukça dinç, gözlerinden muziplik akıyor. Onunla tanışmak ve Deniz Gezmiş’lerle bağını, Şirin Cemgil’le olan dostluğunu ondan dinlemek ayrı bir keyifti. Üstelik röportaja Sevinç Erbulak da dahil oldu. İzlemenizi gönülden isterim 💐
'Kaç para eder on altı yaşında bir insanın canının değeri?'
‘Ne akla hizmet o saate kadar çalıştırırsın bir çocuğu? Bilsem ki vardiyalı çalışıyordu, o zaman anlarım. Gündüz evinde dinlenmiş, akşam da işe gitmiştir dersin. Ama öyle değil. Sabahtan gitmiş de çalışmış o saate kadar.’
Eren Yüceboy'un (@yuceboye) haberi
https://t.co/X1TWg766zM
Uyuşturucu kullanma yaşı 10’a inmiş. Okulların önünde simit bulmak daha zor. Denizde, gümrükte yakalanan uyuşturucu yüklü üç gemiden ikisinin rotası Türkiye… Ama mücadele adı altında şöhretli isimleri sabah vakti evlerinden derdest ediyorsunuz. Bu mücadele değil, gözdağıdır. Yıllardır süren, Manifest ve Mabel Matiz ile yakın dönemde yükseltilen şiddetin yeni bir halkası. Yeni rejim popüler kültür alanını zor yoluyla zapturapt altına almak istiyor. Bunu yaparken de “ahlak, değer, dini hassasiyet” gibi kavramları toplum adına koruduğu iddia ediyor. Günlük hayata nüfuz etme ve toplumu etkileme becerisini kaybettikçe daha da saldırganlaşıyor. Afife Jale töreninde ‘mağdur edilen devletin sanatçısı’nın intikamıdır belki yaşanılan, kim bilir!
Hayal dünyasındaki sevgili beyaz yakalı;
İzmir’de belediye işçilerinin talep ettiği ücret (ki gerçek rakam için işçi hesaplarına bakmak lazım) seni üzmüş, biraz da onurunu kırmış gibi.
Çünkü işgücü piyasası ve ücret mekanizması düşündüğün gibi çalışmıyor.
Ücretlerin birey temelli belirlediğini düşünsen de bu, toplam ekonomide ancak istisna. Özgür ve kutsal birey çoğu zaman neoliberal bir efsane.
Ücret ortalamasını belirleyen makro etkenler vardır (ülkenin uluslararası iş bölümündeki konumu vb.)
Bununla birlikte işgücü piyasası parçalıdır. Tek tek mesleklerde ücretlerin şekillenişinde çok sayıda unsurun yanı sıra o meslekteki işgücü arzı kritik bir etkendir.
Yani ülkede on bin x mühendisi ihtiyacı varken yüz bin x mühendisi mezun varsa, o mühendisler asgari ücrete de çalışır, işsiz de kalır. İki üniversite mezunu A101’de kasiyer olur. Bu avukatından işletme mezununa kadar her meslek için geçerli.
Eğer piyasada yüz bin tesisatçıya ihtiyaç varken on bin tesisatçı varsa, ilk okul mezunu tesisatçı asgari ücretin beş katı gelir elde edebilir.
Yani meslek, eğitim, “vasıf” vb. nitelikler kapitalist toplumda otomatikman yüksek ücret garanti etmez.
Her meta gibi arzı talebin üstüne çıktıkça değeri düşer.
Müthiş eğitim sandığın şeye başkaları da sahipse ya da talep yoksa o ortalamadır, piyasa için pek de müthiş değildir.
Bu doğru olmayabilir, ama this is capitalism!
Elbette Marx’ın yaklaşık yüz elli yıl önce vurguladığı gibi bu bir doğa yasası değil. Arz ve talep yasasının çarkları da kader değil.
Örgütlenirsen (bkz. İzmir), birlik olup hakkını ararsan (bkz. İzmir) bu saçma piyasa mantığının ötesine geçer, asgari ücreti ikiye katlar, üçe katlamanın yolunda ilerlersin.
Örgütlü değilsen “onlar benden neden daha yüksek ücret alıyor” diye ağlar ağlar durursun.
Mesela özel okul öğretmenleri, temizlik işçileri benden fazla ücret alıyor diye şikayet etmek yerine örgütleniyor, hakkını arıyor. Belki yarın, belki yarından da yakın önemli kazanımlar masada duruyor.
Dolayısıyla hakkını arayana, düzgün bir ücret isteyene değil, sana daha düşük ücreti layık görene, büyük patrona, onların keyif sürdüğü kapitalist işleyişe öfkelen ki, sana da, hepimize de faydası olsun.
Çünkü, ter içindeki yakanın rengi seni işçi olmaktan çıkarmıyor. İşçi düşmanlığı ve belediyede düşen ücretler zamanla seni de yoksulluğa mahkum ediyor. Bkz. Son çeyrek yüzyıl.
tanzimat döneminde seyirci eğitimi sırasında, oyunla ilgili bilgi verip, seyircinin nerede susup nerede alkışlayacağını açıklayanlara karşı, mealen şöyle bir cevap verilmişti hayal dergisinde."nerede gülüp nerede ağlayacağımızı sizden öğrenecek değiliz."
Türkiye’de dizi/film sektöründe ışıkçısından oyuncusuna binlerce emekçi, uzun saatler boyunca güvencesiz ve insanca olmayan koşullarda çalışıyor. İş cinayetleri, sigortasızlık ve ücret gaspları artıyor:
📍Haftada 90+ saat mesai
📍Maaşlar 2-3 ay gecikiyor, fazla mesai ödenmiyor
📍Sigortasızlık ve 4B dayatması
📍İş cinayetleri, yangınlar
📍Uzun dizi süreleri, ağır koşullar
📍Sendika ve TİS hakkı barajlarla fiilen gasp ediliyor
Dizi/film emekçilerinin talebi net:
Sigortalı, güvenceli, insanca çalışma koşulları!
Gerçek bir denetim, sendikal haklar ve toplu sözleşme güvencesi!
Çalışma Bakanı @isikhanvedat'a sorduk👇
@oyuncusendika@DiskSine@biroymb
Ahmed Arif’in
“Ne alnımızda bir ayıp / Ne koltuk altında / Saklı haçımız / Biz bu halkı sevdik / Ve bu ülkeyi”
dizelerindeki gibi yaşadı Sırrı Süreyya Önder.
Adı barış mücadelesinde hep anılacak.
Türkiye’nin en güzel abisine uğurlar olsun…
#SırrıSüreyyaÖnder
Sema Barbaros'a Özgürlük!
İstanbul İl Başkanımız Sema Barbaros 60 gündür tutuklu. İddianamesi ise hâlâ yok.
Sema Barbaros ve tüm siyasi tutuklular serbest bırakılsın!
Sema biziz, biz buradayız!
#SemaBarbarosaÖzgürlük#SiyasiTutsaklaraÖzgürlük
Ülker, bugünkü manşetimize dair açıklama gönderip, "Bu teşvikleri sadece biz değil, herkes alıyor, dava açarız haa" demiş.
Yani.. 'O bala hepimiz, elimizin kolumuzun uzunluğunca dalıyoruz' diyorlar.. Doğru.
Biz de zaten sadece Ülker alıyor demedik, Ülker 2 senede bu kadar teşviklenmiş dedik.
Haberimizi teyit ediyorlar.