Givenchy Paris'in Shanghai'da gerçekleştirdiği bu pop-up kahvaltı deneyimine bayıldım. 3 gün, 3 lokasyon, 3 RMB'den başlayan fiyatlar.
Çünkü lüks artık sadece bir etiket ya da uzaktan hayranlık duyulan bir dünya değil. Merak edenler için yazının tamamı; https://t.co/7CS7X7U60w
Taksim Gezi Parkı İngiliz taraftarlar için festival alanına çevrilmiş. Ne güzel de olmuş. İnsanlar yiyip içip sosyalleşiyor.
Beyoğlu’nda UEFA finali için gördüğüm neşe 2010’lar İstanbulunu hatırlattı.
Sıkıntı, şu ortamı bugün ülkende yaşayabilmek için İngiliz pasaportunun olması gerekmesi.
Aynı ortamı İstanbullu için kurmaya kalksak hemen “yassak kardeşim”.
Halbuki bu parkta biz konser de dinledik, şenliğe de katıldık, film de izledik, 1 Mayıs’ı da kutladık.
İBB parkı kamusal etkinliklerde kullanmasın diye Vakıflara dahi devretmeye kalktılar.
Neydi o popüler kelime:
D E K O L O N İ Z A S Y O N
Evet, herkese lazım.
“Limitler MASAK mevzuatı çerçevesinde belirlenmektedir, yönetim kararı değildir. Daha yüksek limit kullanımı için kimlik doğrulama işlemi yapmanız yeterlidir. Bu işlemi dijital olarak istanbulkart mobil uygulamasından ya da istanbulkart başvuru merkezlerinden yapılabilir. “
Ulaşım hakkı böyle bir şey olabilir mi, bu nasıl bir saçmalık. Paramı yatırıp neden istediğim yere gidemiyorum? Sadece 100 TL yatırabildim işe zar zor geldim, eve dönebilecek miyim muamma? @istanbulkart@IBBcozummerkezi
Güvenli limitin 70 kat üstü böcek ilacı, öyle ki yabancılar geri bile yollamıyor, doğrudan imha etmek üzere alıkoyuyor.
Bu acaba açgözlülük mü, salaklık mı yoksa cinayete teşebbüs mü, bilemedim.
Hem sokakta köpek olmaz, sahiplenin diyorlar. Sonra da sahiplenenleri linç ediyorlar. Akıl tutulması hali.
Aşırıcı, nefret oldu bir avuç insan ülkeyi esir alıyor.
Şebnem Ferah’a verilen reaksiyonu sadece ‘müzik zevki’ sanıyorsanız mevzuyu kaçırıyorsunuz.
İnsanlar sadece bir rock sanatçısına bilet almıyor. Kendi gençliğine, kaybettiği ülkeye, artık var olmayan bir atmosfere dokunmaya çalışıyor.
Bir dönem üniversite şenlikleri vardı bu ülkede. Gerçekten vardı. Öğrenci dediğin şey AVM’de story çekip kahve zincirinde oturan bir müşteri profili değildi sadece. Çimlerde saatlerce oturulurdu. Vega çıkardı. Şebnem Ferah çıkardı. Mor ve Ötesi çıkardı. İnsanlar birbirine benzemeden aynı yerde durabiliyordu.
Ve en önemlisi, herkes bu kadar öfkeli değildi.
Şimdi daha çok Z kuşağı, ‘Şebnem kim ya’, ‘vasat rockstar’ falan yazıyor. Yazabilir. Zevk meselesi. Kimse herkes aynı şeyi sevsin demiyor zaten. Ama bazı yorumlarda korkunç bir tarih yoksunluğu var. İnsan kendi yaşamadığı dönemin duygusunu küçümsememeli. Çünkü bazen cehalet, fikir sahibi olmak değil; bağlamdan habersiz özgüven oluyor.
Arkadaşlar, muhtemelen çoğunuz müziğe Spotify algoritmasıyla doğdunuz. Biz bir şarkının klibini görmek için saatlerce power, mtv falan açık bekliyorduk. Siz her şeye sınırsız erişimle büyüdünüz ama hiçbir şeye tam bağlanamadan büyüdünüz. Aradaki fark bu.
Bir de şu var. O dönem insanlar birbirini sürekli politik kimlik etiketiyle tartmıyordu. Şimdi bir sanatçının söylediği bir selam, ettiği bir cümle yüzünden komple insan silmeye çalışılıyor. Herkes birbirine savcı gibi davranıyor. Sürekli bir linç mahkemesi kuruluyor. Bu konuda bile ve bu çok yoruuc maalesef:)
Bu yüzden Şebnem Ferah’a olan ilgi sadece nostalji değil. İnsanların ‘normal’ hissedebildiği son dönemlerden birine duyduğu özlem. Tıpkıı Çilekeş'de olduğu gibi. Ama tabi ki ve tabi ki Şebnem'in sesini, müziğini, performansını, hep bi ağızdan o şarkıları söylemeyi özledik. Mevzuyu basitleştirmeyim :)
Ama kötü haber de şu ki, bazı şeyler geri gelmiyor. Mesele sadece bir konser hiçbir zaman değil. Ülkenin ruh hali değişti. Kampüs kültürü gitti. Ucuz konserler gitti. Bir arada yaşama refleksi gitti. Genç olmanın o hafif yanı gitti.
Şimdi geriye dönüp bunu anlatınca bazı insanların anlamaması çok normal. Çünkü insan hiç yaşamadığı bir kaybın yasını tutamaz. 🥲
🟢 Kadıköy Belediyesi’nin topladığı üç köpek, hayvan bakımevinde
👉 Zeus, Mavi ve Kırmızı isimli köpeklerin barınaktan kurtulabilmesi için yasal olarak sahiplenilmeleri gerekiyor.
🗞️ Haber: Tuğçe Yılmaz
https://t.co/o0OWEspDBh
Valiliklerin belediyelere verdiği talimat doğrultusunda sokak köpekleri toplanıyor. Çoğu barınak kapasitesi yeterli olmadığı için korkunç yöntemlerle itlaf ediliyor. Yıllardır mahallelerde yaşayan mahallelinin tanıdığı sakin zararsız köpekler de buna dahil. Korkunç bir katliam var. Yapmayın etmeyin diyenlere, gidin köpekleri barınaktan sahiplenin deniyor. Bir izleyicimiz mahallenin köpekleri toplanınca gidip bu köpekleri barınaktan sahiplenmek istemiş, işte başına gelenler:
Evimizin çevresinde yaşayan, 2’si kısır, 1’i anne olmak üzere 3 yetişkin ve 4 yavru köpek vardı. Hepsi son derece zararsız, korkak ve sevecen hayvanlardı. Mahalle esnafı ve çevredeki pek çok kişi gibi biz de düzenli olarak mama ve su veriyorduk. Ancak bölgemizden gelen şikayetler üzerine bu köpekler belediye ekipleri tarafından toplandı.
Normal şartlarda evimizde bir köpeğimiz olduğu ve 7 aylık hamile olduğum için ikinci bir köpek sahiplenmek için uygun bir zaman değildi. Ancak bu hayvanların durumuna kayıtsız kalamadık çok alışmıştık onlara. Birini kendi evimize ikinci köpek olarak birinini de anneme köydeki evimizin bahçemize ikinci köpek olarak sahiplenmek istedik. Yavruların başkaları tarafından da sahiplenilme şansı biraz daha yüksek olabileceği için yetişkin köpeklerden iki tanesine yuva olalım dedik. Zaten kısır olmayan köpekleri de vermek istemediler.
Köpekler Cuma günü toplandı, Pazar günü ziyaret günüymüş pazar ziyaret edebildik. Parvo ve distemper gibi ciddi hastalıkların bulaşmasından endişe ettiğimizi hem bu köpekleri hem de evimizdeki ve bahçedeki köpeklerimizi korumak istediğimiz için bir an önce barınaktan çıkartmak istememize rağmen, sahiplendirme günlerinin yalnızca Çarşamba ve Perşembe olması sebebiyle bu mümkün olmadı.
Çarşamba sahiplenme için gittiğimizde Ankara Valiliği’nin aldığı bir karar doğrultusunda, apartman dairesinde yaşayan kişilerin yalnızca tek bir köpek sahiplenmesine izin verildiği belirtildi. Benim üzerime kayıtlı bir köpek olduğu için benim sahiplenmeme izin verilmedi, aslında iki köpek çıkartmak istiyorduk ama eşimin üzerine tek bir köpek sahiplenebildik.
Ayrıca, apartmanda köpek beslenmesine izin verildiğine dair apartman yöneticisinden imzalı ve kaşeli bir belge talep edildi. Diğer köpeğin annemin köydeki bahçesinde kalacağını söyledik, annemin üzerine sahiplenmeye çalıştık ama onun da ikameti apartmanda olduğu için onun apartman yöneticisinden de belge istendi. O belgeyi sağlayamadık. Köydeki bahçeli evin tapusu vs kabul edilmedi. Sonuç olarak iki köpek kurtarmaya çalıştık ama bir tane kurtarabildik.
Tüm bu süreçler, sokak hayvanlarına yuva olmak isteyen kişiler için ciddi bir engel teşkil ediyor. Eğer amaç hayvanların sokağa geri bırakılmasını önlemekse, zaten sahiplendirme sırasında hayvanlara takılan çip sahiplenen kişinin üzerine veriliyor ve sokağa terk edilmesi durumunda ciddi para cezası var.
Bu noktada şu soruyu sormadan edemiyoruz: Aynı belgeler ve kısıtlamalar, petshoplardan ücret karşılığı hayvan satın alan kişiler için de geçerli midir? Onlara da üzerinizde kayıtlı başka köpek var mı diye soruluyor mu, onların apartman yöneticisinden de kaşeli apartmanda köpek beslenebilir belgesi isteniyor mu?
Belediyeler bir yandan sokak hayvanlarını toplarken, diğer yandan barınaktan sahiplenmeyi bu kadar zorlaştırdığında, bu hayvanların geleceği bizi korkutuyor. Personel ilgili ve kibardı ama valilik kararı sebebiyle ellerinden pek bir şey gelmiyor. Kafeslerde tıklım tıkış beton üzerinde bulaşıcı hastalıklar arasında hayvanlar yaşamaya çalışıyor.
Bu yapılanların vebalinin çok büyük olduğunu, köpeklerin bu acımasızlığı hak etmediğini düşünüyorum.
@ussal Savaş, darbe, doğal afet gibi olağanüstü durumlarda insanlar sadece bilgi ve çözüm aramazlar. Aynı zamanda güvende hissetmek ve resmi teyit isterler. Ben senin vatandaşınım ve bu ülkedeyim bilgisini hatırlatma hissi bile olabilir, bir eylem planın varsa beni unutma demek.
Kandilli’de Boğaz manzaralı ev postunu, Kandil’de diye okudum. Teşekkürler, savaş haberleri yığını takip etmek. Diyorum Kandil’de ne Boğaz’ı ve benim önüme neden Kandil’de ev düşer. Düşmemiş.