🦷 YENİ SUT DÜZENLEMESİNDE DİŞ HEKİMLİĞİ YİNE YOK!
29 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de kapsamlı bir SUT Değişiklik Tebliği ile Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararı yayımlandı.
Yaptığımız ayrıntılı incelemede;
➡️ EK-2/B’ye 28 yeni işlem,
➡️ EK-2/C’ye 26 yeni işlem eklendiği,
➡️ Bazı tıbbi işlem, ilaç ve malzeme bedellerinin güncellendiği görüldü.
Ancak Diş Tedavileri Puan Listesinde (EK-2/Ç) diş hekimleri lehine hiçbir düzenleme yapılmadı.
❌ Yeni bir diş tedavisi kodu eklenmedi.
❌ Diş tedavisi puanları artırılmadı.
❌ Mevcut işlemlerin kapsamı genişletilmedi.
❌ Dental malzeme ve protez bedellerinde iyileştirme yapılmadı.
❌ ADSM, ADSH ve hastanelerde sunulan diş hekimliği hizmetlerinin gerçek maliyetlerini karşılayacak bir adım atılmadı.
Dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi, cerrahi işlemler, periodontal tedaviler, protez, ortodonti ve diğer diş hekimliği hizmetleri; artan malzeme, laboratuvar ve işletme maliyetlerine rağmen yine eski puanlarla bırakıldı.
Sağlık hizmetlerinin fiyatlandırılması güncellenirken ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yok sayılması kabul edilemez.
DİŞHEK-SEN olarak talebimiz açıktır:
📌 EK-2/Ç puanları gerçek maliyetler esas alınarak artırılmalıdır.
📌 Güncel diş hekimliği uygulamalarına yeni işlem kodları tanımlanmalıdır.
📌 Dental malzeme ve protez bedelleri piyasa koşullarına göre güncellenmelidir.
📌 Diş hekimliği hizmetleri genel sağlık düzenlemelerinin tali bir unsuru olarak görülmekten vazgeçilmelidir.
Diş hekimliği sağlık hizmetidir; görmezden gelinemez!
https://t.co/e15g8IcZot
#DişhekSen
“GECE DİŞ TEDAVİSİ” BEKLENTİSİ:
YANLIŞ YÖNLENDİRİLEN TOPLUMSAL ALGI,
ACİL KAVRAMININ İSTİSMARI VE
KAMU DİŞ HEKİMLİĞİNDE NÖBET SORUNU
Son dönemde sosyal medya platformlarında ve basında, diş hekimliği hizmetlerinin gece saatlerinde de rutin biçimde sürdürülebileceği ya da ağrısı olan her hastaya gece tedavi uygulanması gerektiği yönünde bir beklenti oluşturabilecek paylaşımların artmasını endişe ile takip ediyoruz.
❗Diş hekimliğinin bilimsel gerçekleri; basının oluşturduğu algıya, vatandaşın yanlış yönlendirilmiş beklentisine veya popülist idari tercihlere göre değiştirilemez.
🚨 DİŞ HEKİMLİĞİNDE “ACİL” KAVRAMI
Diş hekimliğinde “acil” kavramının klinik sınırları bellidir. Acil müdahale;
* Loj apseleri gibi ilerlemiş odontojenik enfeksiyonlarda,
* Dişlerde avülsiyon, intrüzyon veya lüksasyon; çene eklemi hasarı, oklüzyon bozukluğu, pulpayı ilgilendiren diş kırıkları ve benzeri ciddi klinik tablolara yol açan çene-yüz travmalarında ve
* Kontrolsüz kanamalarda söz konusudur.
⚠️ Uzun süre ihmal edilmiş ağız ve diş sağlığı sorunlarında gece ortaya çıkan ağrı, tek başına klinik aciliyet oluşturmaz. Bu vakalarda “diş ağrısı” gerekçesiyle rutin tedavinin gece verilmesinin beklenmesi; acil sağlık hizmetinin amacı ve diş hekimliğinin klinik gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.
ELEKTİF TEDAVİ İLE ACİL MÜDAHALE BİRBİRİNE KARIŞTIRILAMAZ
Uluslararası klinik yaklaşımda da, diş hekimliğinde acil durumlar; ertelenmesi hastanın yaşamını veya sağlığını tehlikeye atabilecek durumlar ile sınırlı tutulmakta, geri kalan tüm klinik tablolar ise “elektif” başlığı altında değerlendirilmektedir.
👉 Elektif tedavi, hastanın sağlığını acil olarak tehdit etmeyen, planlanarak ve uygun bir zamanda uygulanan tıbbi veya cerrahi müdahaledir.
👉 Diş hekimliğindeki restoratif, endodontik, protetik ve birçok cerrahi işlem elektif işlemlerdir.
🦷 DİŞ ÇEKİMİ “AĞRI KESME YÖNTEMİ” DEĞİLDİR
Toplumda yerleşmiş en tehlikeli yanlışlardan biri, “dişim ağrıyor, çekilsin” anlayışıdır. Oysa diş ağrısı, tek başına çekim gerektiren bir durum değildir. Esas olan, ağrının nedenini doğru belirlemek ve mümkünse dişi tedavi ederek ağızda tutmaktır.
👉 Diş çekimi lokal anestezi altında gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir.
√ Hastanın sistemik hastalıkları,
√ Kullandığı ilaçlar,
√ Kanama riski,
√ Tansiyon kontrolü,
√ Gerekli konsültasyonlar,
√ Radyografik değerlendirme,
√ Cerrahi komplikasyon ihtimali ve
√ Gerektiğinde uzman desteğine ulaşılabilirlik vb. durumlar değerlendirilmeden diş çekimi yapılamaz.
👉 Komplikasyon geliştiğinde röntgen, deneyimli yardımcı personel, cerrahi klinik, uzman hekim desteği, sevk imkanının bulunmadığı bir ortamda “gece bir diş hekimi olsun diş çeksin” anlayışı doğru ve güvenli bir sağlık hizmeti planlaması değildir.
⏳ UZUN SÜRE İHMAL EDİLEN DİŞ TEDAVİLERİ, GECE ORTAYA ÇIKAN AĞRIYLA ACİL NİTELİK KAZANMAZ
Diş ağrılarının önemli bir bölümü, akut olarak bir gecede gelişen patolojilerin sonucu değildir. Dental çürükler, pulpal patolojiler ve periodontal hastalıklar çoğunlukla uzun bir süreç içerisinde progresyon gösterir. Aylarca, hatta yıllarca tedavi edilmeden ilerleyen bir patolojinin gece ağrı semptomu vermesi, hastalığın başlangıcını o geceye taşımaz. Gecikmiş bir ağız ve diş sağlığı sorununun gece ortaya çıkan ağrı üzerinden rutin gece tedavisine gerekçe gösterilmesi, bilimsel ve rasyonel bir sağlık politikası yaklaşımı değildir.
📢 BASIN VE SOSYAL MEDYA VATANDAŞI YANLIŞ YÖNLENDİRMEMELİDİR
Basının ve sosyal medyanın da bu konuda ciddi bir sorumluluğu vardır. Diş ağrısını dramatize ederek “hasta gece geldi, neden dişi çekilmedi; neden kanal tedavisi yapılmadı?” şeklinde oluşturulan içerikler vatandaşın tıbbi gerçeklerle bağdaşmayan beklentisini beslemektedir.
Sağlık hizmeti, kamuoyu baskısına göre değil bilimsel endikasyona göre verilir. Daha da önemlisi, yöneticilerin ve karar vericilerin bu yanlış beklentiyi düzeltmek yerine popülist söylemlerle beslemesi kabul edilemez.
⚠️ HALKIMIZ BİLİNÇLENDİRİLMELİDİR
Ağrı önemlidir ve dikkatlice değerlendirilmelidir; ancak her ağrı gece cerrahi veya girişimsel tedavi endikasyonu değildir.
🦷DOĞRU SAĞLIK POLİTİKASI GECE DİŞİ ÇEKMEK DEĞİL, ZAMANINDA TEDAVİ İLE DOĞAL DİŞİN KORUNMASIDIR
Vatandaşın tedavisini son aşamaya kadar ertelemesini normalleştirip gece çekim hizmeti vermeye çalışmak yerine;
👉 Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, düzenli kontroller yaygınlaştırılmalı ve vatandaşın gündüz mesaisinde nitelikli kamu diş hekimliği hizmetine erişimi artırılmalıdır.
👉 Her diş kaybı yeni ve daha maliyetli bir tedavi zincirinin başlangıcıdır. Çekim sonrası oluşan diş eksikliği; protez, köprü veya implant gibi ileri rehabilitatif tedavileri gündeme getirir. Bu süreç hastaya zaman ve maliyet yüklerken kamu sağlık sistemi açısından da daha fazla kaynak, malzeme ve iş gücü kullanımına neden olur.
🏥 DİŞ HEKİMLİĞİ ACİLLERİ İÇİN DOĞRU MODEL: İCAP NÖBETİ VE REFERANS MERKEZLERİDİR
Diş hekimliğimliğinde nadir gerçekleşen acil klinik durumlar genel hastanelerin acili içerisinde değerlendirilmesi gereken travmalar ve sistemik risk taşıyan tablolardır. Bu tip acil vakaların yönetimi için her ADSM ve ADSH'de rutin gece polikliniği oluşturulması zorunlu değildir. İl ve ilçelerin nüfusu, başvuru sayıları ve gerçek acil vaka verileri değerlendirilerek belirli merkezlere gece nöbeti tanımlanabilir; geri kalan hizmet genel hastanelerde gerekli durumlarda diş hekimlerinin çağrıldığı icap nöbeti modeli şeklinde yürütülebilir. Tıp branşlarında olduğu gibi diş hekimliğinde de hekimi bütün gece kurumda bekletmek yerine, gerçek acil vaka oluştuğunda ulaşılabilecek bir organizasyon kurulması çok daha rasyoneldir.
⚠️ Diş hekimliği; radyoloji, sterilizasyon, yardımcı personel, gerektiğinde uzman desteği ve komplikasyon halinde etkin sevk mekanizması gerektiren girişimsel ve cerrahi ağırlıklı bir branştır. Bütün bu destek mekanizmaları kapalı iken tek bir diş hekimini gece kurumda bırakıp vatandaşa “24 saat diş tedavisi veriyoruz” izlenimi oluşturmak gerçekçi değildir.
👥GECE NÖBETİNİN BEDELİNİ GÜNDÜZ HASTALAR ÖDÜYOR
Gece nöbeti sonrasında mevzuat gereği dinlenme hakkını kullanan hekimin iki gün gündüz MHRS'sinin kapalı olması kamu diş hekimliği hizmetinin gündüz kapasitesini de azaltmaktadır.
Bu nedenle sistemin gerçek veriler üzerinden sorgulanması gerekir: Gece kaç hasta başvuruyor? Bunların kaçı bilimsel anlamda gerçek acil veya zaman duyarlı vaka? Bu hizmeti verebilmek için ertesi gün kaç MHRS kapatılıyor?
🚨ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ
Gece nöbeti tutan diş hekimleri ve sağlık personelinin güvenliği de bu tartışmanın ayrılmaz parçasıdır. Gece saatlerinde çok az sayıda sağlık personelinin kolluk kuvvetlerinin bulunmadığı birimlerde, gerçekçi olmayan bir “gece tedavisi” beklentisi oluşturulmuş hasta ve hasta yakınlarıyla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez.
📢 SONUÇ
📌 Kamu ağız ve diş sağlığı kurumlarında yaygın gece nöbeti uygulaması kaldırılmalıdır.
📌 Gerçek aciller için ihtiyaç ve vaka yoğunluğuna göre belirlenmiş merkezler ile icap nöbeti modeli esas alınmalıdır.
📌 Dişhekimliğinde acil kavramı gerçek ve zaman duyarlı acil klinik tablolar esas alınarak bilimsel olarak tanımlanmalı ve toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir.
📌 Elektif diş tedavileri gece acil hizmetinin parçası haline getirilmemelidir.
📌 Gece nöbeti nedeniyle kaybedilen gündüz MHRS kapasitesi ve bunun vatandaşın randevuya erişimine etkisi açıklanmalıdır.
📌 Diş hekiminin gece çalışma güvenliği, yardımcı personel ve komplikasyon yönetimi öncelikli dikkate alınmalıdır.
📌 Basın, sosyal medya ve karar vericiler vatandaşa “her diş ağrısı gece tedavi edilir” algısı vermekten vazgeçmelidir.
📌 Kamu diş hekimliği, diş hekimliğini anlamayan idareciler tarafından ve popülist beklentilere göre değil; bilimsel veriler ve mesleğin klinik gerçeklerine uygun şekilde liyakatli ve sahadan gelme diş hekimi yöneticiler tarafından yönetilmelidir.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sbkhgm@memindemirkoltr@sagliklicozum@tcbestepe@TBMMresmi
#dişhekimliği
#dişhekimi
✅ DİŞHEKSEN faaliyetlerini incelemek ve üye olmak için
🔗 https://t.co/uXTsEApaRM
DİŞ HEKİMLİĞİ İŞLEM KODU VE KATSAYI YARIŞI DEĞİLDİR !!.TEDAVİYİ HEDEF TABLOSU DEĞİL , HASTANIN İHTİYACI BELİRLER ..
KOSKOCAMAN BİR NOKTA !..
@saglikbakanligi@drmemisoglu
📌 DİŞHEK-SEN’DEN BİREYSEL HEDEF KATSAYISINA İTİRAZ!
Diş hekimliği, hedef ve katsayı tutturma yarışı değildir!
Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Bireysel Hedef Katsayısı (BHK) sistemiyle diş hekimlerinin teşvik ek ödemeleri daha da karmaşık bir performans sistemine bağlanmıştır.
ADSM ve ADSH’lerde görev yapan diş hekimleri için sistem artık yalnızca yapılan işlemlerin puanından ibaret değildir. Diş hekimlerinin Kategori-11/a işlem puanı ana parametre, Kategori-11/b işlem puanı ise yan parametre olarak kullanılacak; hekimin işlem puanı diğer hekimlerin ortalaması ve standart sapmasıyla karşılaştırılarak katsayısı belirlenecektir.
Genel diş hekimleri açısından buna bir de ayrı işlem hedefleri eklenmiştir. Bakanlık;
20 diş çekimi, 8 kanal tedavisi, 40 dolgu, 40 detertraj, 20 sabit protez ve 4 hareketli protez
olmak üzere altı ayrı minimum işlem hedefi belirlemiş; bu hedeflerden en az beşinin gerçekleştirilmesini ek ödeme hesabında önemli bir kriter haline getirmiştir.
🚩 Böylece diş hekiminin yalnızca ne kadar çalıştığı değil, hangi işlemi kaç kez yaptığı ve meslektaşlarının üretimine göre nerede bulunduğu da ücretini etkileyen bir unsur haline gelmiştir.
Bir hekim yüksek işlem puanı üretse dahi Bakanlığın belirlediği işlem dağılımını sağlayamadığında kendi yüksek katsayısından yararlanması sınırlandırılabilecektir.
⚠️ PERFORMANS İÇİNDE PERFORMANS YARATILIYOR
Diş hekimliği;
❌ Daha fazla çekim yapma yarışı değildir.
❌ Daha fazla dolgu, kanal veya protez kotası doldurma yarışı değildir.
❌ Meslektaşının puanını geçme yarışı değildir.
Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağı, aylık hedefi tamamlamak için değil; hastanın tıbbi ihtiyacına göre belirlenmelidir.
🦷 DİŞHEK-SEN OLARAK TALEBİMİZ NETTİR
Performansın içine yeni performans kriterleri yerleştiren, hekimleri birbirleriyle ve işlem kotalarıyla yarıştıran ücret sisteminden vazgeçilmelidir.
Diş hekimlerinin ücretleri;
✅ Mesleki eğitim ve uzmanlığı,
✅ Emeği ve sorumluluğu,
✅ Mesleki riskleri,
✅ Sunulan sağlık hizmetinin niteliği
esas alınarak adil, güvenceli, öngörülebilir ve emekliliğe yansıyan tek kalem ücret sistemi üzerinden ödenmelidir.
#DİŞHEKSEN #BireyselHedefKatsayısı
Tek kalem maaşımız yok bizim.
1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe girecek yeni performans düzenlemesi bize; zaten var olan yarışı iyice artır diyor!
"Çok iş yaparsan, çok kazanırsın."
Peki nasıl?
Çünkü çalışma süresi değişmiyor.
Herkes için aynı.
Gün yine 24 saat.
Çalışma saatleri yine aynı.
Süre sabitse, daha fazla iş yapmanın tek yolu nedir?
Daha hızlı çalışmak.
Oysa hız nedir?
Trafikte kazadır.
Hız arttıkça hata ihtimali artar.
İnsan hem kendine hem karşısındakine zarar verebilir.
Hekimlikte de durum farklı değil.
Hastasını dinlemek için daha az zaman…
Muayene etmek için daha az zaman…
Düşünmek için daha az zaman…
Buna karşılık daha fazla hasta, daha fazla işlem, daha fazla puan.
Üstelik bu sistem, bunu bir başarı ölçütü olarak sunuyor.
Çalışan hekim diyor!
Oysa iyi hekim kimdi?
Hastasını dinleyen…
Ayrıntılı muayene eden…
Gerekli tetkiki isteyen ama gereksiz tetkik yükü oluşturmayan…
Doğru tanıya ve doğru tedaviye ulaşmaya çalışan hekim.
Şimdi ise verilen mesaj şu:
"Daha hızlı ol. Daha çok hasta bak. Daha çok girişim yap. Daha çok kazan."
O halde sormak gerekiyor:
Bu sistem gerçekten iyi hekimliği mi ödüllendiriyor?
Ve asıl soru şu:
Bundan en çok kim etkilenecek?
Sadece hekim mi?
Yoksa karşısında oturan hasta da mı?
Kararı birlikte verelim.
Bu olay çok garip. Doktor hastayı ameliyat ediyor. Hasta daha sonra ölüyor ve doktor tutuklanıyor. Ortada ne bir otopsi sonucu, ne bir bilirkişi incelemesi yok. Olayın detayını bilmemekle beraber, hekim olarak geldigimiz nokta çok kötü. Gelecek karanlık
https://t.co/GQjbU2LBTu
🚨 5 ACİL TALEP – 3
DİŞ HEKİMLERİ VE İKİNCİ BASAMAK HEKİMLERİ İÇİN TEŞVİK ORANI EN AZ %36 OLMALIDIR!
Sağlık hizmeti bir bütündür. Hastaların teşhis, tedavi ve takip süreçlerinde büyük sorumluluk üstlenen diş hekimleri ile ikinci basamakta görev yapan hekimler, sağlık sisteminin en önemli yapı taşları arasında yer almaktadır.
Ancak mevcut teşvik sistemi, aynı sağlık hizmetinin farklı alanlarında görev yapan hekimler arasında ciddi adaletsizliklere neden olmakta, emek ve sorumlulukla orantılı olmayan bir gelir dağılımı ortaya çıkarmaktadır.
Özellikle artan enflasyon, yükselen yaşam maliyetleri ve sağlık hizmetlerinin giderek ağırlaşan yükü karşısında mevcut teşvik oranları yetersiz kalmaktadır.
Hekimlerin motivasyonunu düşüren, çalışma barışını bozan ve sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
Bu nedenle üçüncü talebimiz nettir:
✅ Diş hekimlerinin teşvik dağıtım oranları artırılmalıdır.
✅ İkinci basamakta görev yapan hekimlerin teşvik dağıtım oranları yükseltilmelidir.
✅ Diş hekimleri ve ikinci basamak hekimleri için teşvik dağıtım oranı en az %36 olarak belirlenmelidir.
Hekimler arasında ayrım oluşturan değil, emeği ve sorumluluğu esas alan adil bir teşvik sistemi kurulmalıdır.
Adaletli ücretlendirme, güçlü sağlık sisteminin vazgeçilmez şartlarından biridir.
26 Haziran’da Sağlık Bakanlığı önünde taleplerimizi bir kez daha güçlü şekilde dile getireceğiz.
Yetkilileri, hekimlerin haklı taleplerine kulak vermeye ve gerekli düzenlemeleri hayata geçirmeye davet ediyoruz.
Aksi takdirde Hekim Birliği olarak, Türkiye’nin dört bir yanındaki 30 bini aşkın üyemizle birlikte eylemsellik sürecini başlatacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.
@drmemisoglu@saglikbakanligi
Sonra doktor arkadaş durumu başhekimliğe anlatıyor.
Diyorlar ki:
“Sekreter yok. Ya birlikte çalışırsınız ya da sekretersiz.”
Doktor bey de diyor ki:
“Birlikte çalışamıyoruz çünkü çalışmıyor. Sizin bir şey yapmanız gerekmez mi?”
Cevap:
“Kaç yaşına gelmiş adama biz ne diyelim hocam? Başka da sekreter yok. Tüm hastanelerde sekreter sıkıntısı var. Birçok hastanede hekimler sekretersiz çalışıyor. Siz de birlikte çalışamayacaksanız tek devam edin.”
Bunun üzerine doktor bey yönetim katındaki sekreterleri söylüyor:
“Hastane müdürünün, başhemşirenin ve sizin birer sekreteriniz var. Bunlardan birini bana vereceksiniz. ��ünkü hasta bakmam, sizin buradaki işlerinizden daha önemli.”
Tartışma hararetleniyor ve doktor bey odadan çıkıyor.
Hastanede ama polikliniğe girmiyor.
Yaklaşık bir saat sonra haber geliyor.
Doktor beye sekreter bulmuşlar.
Hastanede yönetim katında çalışan sekreterlerden biri...
📊 HEKİM YOĞUNLUĞU DÜŞÜK BÖLGELERDE, SAĞLIK HİZMET ERİŞİMİNİ ARTIRMAK AMACIYLA, DİŞ HEKİMİ ATAMALARI YAPILMALIDIR.
OECD verilerine göre, bölgeler arası hekim yoğunluğu 1 ile 9 hekim / 1.000 kişi arasında değişmektedir.
Başkent bölgeleri hekim yoğunluğu en yüksek olan bölgelerdir.
🏥 Atina: 8,4
🏥 Prag: 8,1
🏥 Varşova: 7,3
🏥 Viyana: 7,1
🏥 Berlin: 5,5
TÜRKİYE'NİN GERÇEK TABLOSU; Hekim Yoğunluğu Açısından Bölgesel Uçurum Çok Derin.
OECD tablosundaki 27 Türkiye bölgesine bakıldığında;
🔹 En yüksek yoğunluk:
* Ankara: 4,28
* İzmir: 3,10
* İstanbul: 2,96
👉 OECD ortalaması olan 3,9’u sadece Ankara zor geçmektedir.
👉 Büyükşehirler bile Avrupa’nın gerisinde kalmaktadır.
🔻 En düşük yoğunluk (1,3 – 1,7 hekim / 1.000 kişi):
* Güneydoğu Anadolu – Doğu: 1,33
* Kuzeydoğu Anadolu – Doğu: 1,36
* Doğu Anadolu – Doğu: 1,48
* Akdeniz – Doğu: 1,65
* Batı Karadeniz – Orta/Doğu: 1,69
* İç Anadolu – Orta: 1,70
📉 Bu bölgeler Meksika ve Şili’nin düşük hekim yoğunluklu eyaletleri ile aynı seviyedir.
🦷 Politika Önerisi
Hekim yoğunluğunun düşük olduğu bölgelerde kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine de erişim önemli ölçüde sınırlanmaktadır. Bu durum, toplumun koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerine zamanında ve eşit koşullarda ulaşmasını engelleyen yapısal bir sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle, hizmet sunumundaki bölgesel dengesizliklerin giderilmesi amacıyla, ihtiyaç odaklı planlama esas alınarak diş hekimi atamalarının artırılması zorunluluktur. Binlerce atanamayan diş hekimi bulunmasına rağmen, ülkemizde koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin kurulamaması ve halkımızın tedavi talebinin karşılanamaması, Sağlık Bakanlığının kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerindeki yetersiz yapılanmasını ve hizmet sunumunda uzun vadeli planlamaların yapılamadığı gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Oysa ki yeterli altyapı yatırımı ile binlerce sayıda diş hekiminin kamu kadrolarına atanması; hem halkın kamu eliyle sunulan nitelikli ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimini güçlendirecek hem de mevcut sistem üzerindeki hizmet yükünü azaltarak daha sürdürülebilir bir sağlık hizmet sunumuna katkı sağlayacaktır.
🚩Bu çerçevede sendikal yaklaşımımız nettir: Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi, toplumun sağlık hakkının güçlendirilmesi ve meslektaşlarımızın kamuda etkin şekilde istihdam edilebilmesi için, ihtiyaç analizine dayalı ve binlerle ifade edilen sayıda diş hekimi atamasının ivedilikle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu adım, hem halk sağlığı hem de sağlık sisteminin güçlendirilmesi açısından ertelenemez bir zorunluluktur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu@sbkhgm@sagliklicozum@tcbestepe@TBMMresmi
#dişhekimliği
#dişhekimi
✅ DİŞHEKSEN faaliyetlerini incelemek ve üye olmak için
🔗 https://t.co/uXTsEApaRM
𝗞𝗮𝗺𝘂 𝗱𝗶𝘀̧ 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿𝗶 𝗮𝘀̧ı𝗿ı 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮 𝘆𝘂̈𝗸𝘂̈𝗻𝗲 𝗯𝗮𝗴̆𝗹ı 𝗼𝗹𝗮𝗿𝗮𝗸 𝘁𝘂̈𝗸𝗲𝗻𝗺𝗶𝘀̧ 𝗱𝘂𝗿𝘂𝗺𝗱𝗮, 𝗵𝗮𝘀𝘁𝗮𝗹𝗮𝗿 𝗶𝘀𝗲 𝘆𝗲𝘁𝗲𝗿𝘀𝗶𝘇 𝘇𝗮𝗺𝗮𝗻 𝘀𝗲𝗯𝗲𝗯𝗶𝘆𝗹𝗲 𝗵𝗮𝗸 𝗲𝘁𝘁𝗶𝗴̆𝗶 𝘁𝗲𝗱𝗮𝘃𝗶𝘆𝗲 𝘂𝗹𝗮𝘀̧𝗮𝗺ı𝘆𝗼𝗿.
Günlük 21 MHRS randevusu zorunluluğu,
teşvik oranlarının %36'dan %21'e düşürülmesi, personel eksikliği, düşük kaliteli malzemeler ve liyakatten uzak idarelerin baskısı sistemi içinden çıkılmaz hâle getirmiş durumda...
Çözüm basit ve uygulanabilir:
Teşvik dağıtım oranı en az %36'ya çekilmelidir.
MHRS randevu sayısı 10-12 hasta ile sınırlandırılmalı, hekim tedavi planlamasını rahatlıkla yapabilmelidir.
Muayene ve tedavi süreçleri ayrı yarım günler şeklinde planlanmalıdır.
Bu sayede kaliteli hizmet sunumunun önü açılacaktır.
Hekime, hakkı olan zamanı ve hakkı olan tavan dağıtım oranı üzerinden ücret ödemesi sağlanmalıdır. Zaman aralığı artırıldığında tedavi sayısı artar. Tedavi sayısı artınca "yeşil alana" yönelim azalır, hasta birikimi önlenir.
Sonuç olarak hekim, hasta, idare hep birlikte kazanır!
Sistem işler...ve
Sağlıklı gülüşler...
𝗕𝗶𝗿 𝗸𝗲𝘇 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻 𝘁𝗲𝗽𝗲𝗱𝗲𝗻 𝗶𝗻𝗺𝗲, 𝘀𝗮𝗵𝗮𝗱𝗮𝗻 𝗸𝗼𝗽𝘂𝗸, 𝗺𝗮𝘀𝗮 𝗯𝗮𝘀̧ı 𝗸𝗮𝗿𝗮𝗿𝗹𝗮𝗿 𝗮𝗹𝗺𝗮𝗸 𝘆𝗲𝗿𝗶𝗻𝗲; 𝗰̧𝗼̈𝘇𝘂̈𝗺 𝗼̈𝗻𝗲𝗿𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻𝗲 𝗸𝘂𝗹𝗮𝗸 𝘃𝗲𝗿𝗶𝗻.
𝗗𝗶𝘀̧ 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿𝗶 𝘇𝗶𝗳𝗶𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿𝗮𝗻𝗹ı𝗸𝘁𝗮𝗱ı𝗿!...
KAMUOYUNA DUYURU
HEKİMLER ZATEN İMZALIYOR, ZATEN ONAYLIYOR, ZATEN DENETLENİYOR
SORU: DAHA NE İSTİYORSUNUZ?
T.C. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 22.12.2025
tarihli ve “Sağlık Hizmetlerinin Faturalandırılmasında Hekim Onayı” konulu yazı ile; hekimlere,
MEDULA-Hastane sistemi üzerinden her bir tıbbi işlem için ayrıca e-imza ile onay yükümlülüğü
getirilmiştir.
Bu düzenleme, sahada çalışan hekimlerin gerçek çalışma koşullarından tamamen kopuk,
masa başında hazırlanmış ve hizmet üretimini fiilen durduracak niteliktedir.
Bugün Türkiye’de HEKİMLER;
- Günde 3-5 dakikada bir hasta bakmaya zorlanmakta,
- Ülke genelinde yıllık muayene sayıları milyarlarla, girişimsel işlem sayıları milyonlarla ifade edilmekte,
- Tüm işlemleri kişisel T.C. kimlik numaraları ve kendilerine özel şifrelerle sisteme girmekte,
- İlaç yazarken, sağlık kurulu raporu düzenlerken, ameliyat ve girişimsel işlemleri kaydederken
TÜBİTAK’tan alınmış elektronik imzalarını zaten kullanmaktadır.
Muayene, ameliyat, girişimsel işlem, ultrason, tomografi, endoskopi, laboratuvar sonuçları,
epikrizler… Bunların tamamı zaten hekim tarafından yapılmakta, hekim tarafından sisteme
girilmekte ve hekimin kişisel dijital kimliğiyle kayıt altına alınmaktadır.
Buna ek olarak; Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği uyarınca her sağlık tesisinde Puan
İnceleme Komisyonları bulunmaktadır. Bu komisyonlar;
- Her ay hekimlerin ürettiği performans puanlarını denetlemekte,
- Mevzuata aykırılık varsa düzeltme istemekte,
- Hatalı işlemler zaten sistemden silinmekte,
- Ödemeler bu denetimlerden sonra kesinleşmektedir.
Yani sistem zaten;
- Hekim onaylı,
- Komisyon denetimli,
- Çok katmanlı kontrol mekanizmasına sahiptir.
Buna rağmen şimdi hekimlerden; bir ay boyunca bakılan yüzlerce hatta binlerce hastanın
tüm muayene, tetkik, rapor ve işlemlerinin geriye dönük olarak, tek tek açılıp yeniden e-imza
ile onaylanması istenmektedir.
Açıkça soruyoruz:
Bu işlemler 8 saatlik mesai içinde nasıl yapılacaktır?
Hekim hasta mı bakacaktır, sistem mi denetleyecektir?
Amaç sağlık hizmetini geliştirmek midir, yoksa hizmet üretimini kilitlemek midir?
Bu düzenlemenin hayata geçebilmesi için;
- Bir ay boyunca hekimlerin hiç hasta bakmaması,
- Sadece önceki ay yaptığı işlemleri denetlemesi gerekir.
Bu, doğal hayatın olağan akışına aykırıdır.
Ayrıca bu uygulama;
- Hekimler üzerinde yoğun psikolojik baskı oluşturmakta,
- Zaten ağır olan iş yükünü katlanılamaz hale getirmekte,
- Tükenmişliği derinleştirmekte,
- Sağlık hizmetinin niteliğini doğrudan tehdit etmektedir.
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Bu yükümlülük kabul edilemezdir. Hekimlerin çalışma koşullarını yok sayan, sahayı görmeyen,
gerçeklikten kopuk bu düzenlemeye karşı sendikamız tarafından gerekli tüm itirazlar ilgili
mercilere yapılmıştır.
Konu, Merkez Yönetim Kurulumuzda ulusal ölçekte ele alınmış, hekimlerin mesleki onurunu ve
halkın sağlık hakkını koruyacak eylem planları masaya yatırılmıştır.
İdarelerden gelecek cevaplara göre; üyelerimizin ve vatandaşlarımızın zarar görmemesi için
hukukun ve sendikal mücadelenin izin verdiği tüm meşru eylem araçları kararlılıkla devreye
sokulacaktır.
Hekimler angarya kabul etmez.
Hekimler hizmet üretir.
Hekimler baskıyla değil, bilimle ve emekle çalışır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Bu kişi Mariano Barbacid. Kendisi ve ekibi, farelerde pankreas kanserini tamamen ortadan kaldırmayı başardı. Dünyanın kötüye gittiği bir zamanda, öne çıkarılmayı hak eden şey tam da bu: umut.
Illustration Ana Lisa