Ocak ve Nisan tarihleri arasında çalıştığım süre boyunca ABC Gazetesi'nden maaşımı alamadığımı, dün maaşımı istemeye gittiğimde ise TELE 1 ve ABC Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni tarafından sözlü hakarete uğradığımı beyan ederim.
Sn. Asu Kaya, Kadın Kolları Başkanı olarak önce 21 yaşında genç bir kadının yüzünün ve adının paylaşılmasına tepki göstermeliydi. Sonra da Özkan Yalım'ın kendi belediyesinde çalışan tam 36 yaş küçük bir kadınla olan birlikteliği gücünü kötüye kullandığını gösterdiği için
Hatırlayın Şule Çet davası da eğer biz kadınların mücadelesi olmasaydı intihar olarak kapatılacaktı. Gerçeklerin açığa çıkarılması, etkin bir şekilde soruşturmanın yürütülmesi için şu güzel gülüşüne bu mücadeleyi borçluyuz.
Bugün dava görülüyor umarım etkin bir soruşturma yürütülür ve keşif yapılması kabul edilir.Belki suçlu belki suçsuz ancak kesin olan şu ki şu ana kadar yapılan soruşturma gerçekleri ortaya koymaktan,kamu vicdanını rahatlatmaktan çok uzak ve ne yazık ki dosya da oldukça şüpheli.
Ayrıca olay günü bir tanık ifadesine göre Tuğba baş aşağı düşmüş. Bu eşinin söylediği "elleriyle tutunuyordu çekemedim" ifadesi ile çelişiyor. Ayrıca olaydan önce sözlü ve fiziki arbade yaşanmış. Apartmandakilerin duyduğu gürültü ve kanlı peçeteler de bunu doğruluyor. +
Tuğba Yavaş yaklaşık 80 kg, 1.55 boyunda.Avukat ve ailenin açıklamasına göre trabzandan bacağını öbür tarafa atması ve orada birkaç dakika dayanabilmesi fiziken mümkün değil ve herhangi bir insan bile gözüyle baksa bunu doğrular. +
“İntihar etmem ölürsem bilin öldürülmüşümdür” demişti. Bu şüpheli ölüm cinayet ise, katil şimdi sadece öldüren mi? Peki kadınları ve çocukları korumasını beceremeyen bir iktidarı destekleyenler, tutuklama talebinin reddine karar veren hakim, anne Fatmanur’un beyanına göre+
Çok üzgünüm. Okul sıralarından beri Alican Uludağ’ı hayranlıkla takip ederdim. Bu tutuklama kötü günlerin geride kaldığının, daha da kötülerinin bizi beklediğinin kanıtı bence. Gerçeği korkmadan anlatan gazetecilere sahip çıkamazsak, yarın gerçeği duyacak kimseyi bulamayacağız…
@gurseltekin34 Hadi be oradan! Google'dan seneler evvel de rezilliklerini okuduk, şimdi de okuyoruz. Beceriksiz, sevilmeyen bir siyasetçiydin ama şimdi REZİL bir siyasetçisin. Merak etme bu haysiyetsizliğin yalnız Google'da sınırlı kalmayacak kitaplarda da daha sayfa sayfa anlatılacak!
Bu davayı aklımdan çıkaramıyorum. Kardeşi Muhsin Bey, çok güçlü bir şekilde mücadele ediyor. Lütfen biz de onun mücadelesine kulak verelim, ses olalım. Çok kuvvetli şüpheler var. Bu şüphelerin etkin bir şekilde soruşturulması gerekiyor.
Ablam düştü ve öldü. Şüpheli eşi balkondan düşme anını şöyle anlatıyor:
🔹Balkonda trabzanın üzerine çıktı, (Ablam çıkmış)
🔹Trabzanın diğer tarafına geçti,
🔹Trabzandan tutunarak, ayağını duvara dayadı, (❓)
🔹Ayağı kaydı, boşluğa geldi,
🔹Koşup yakaladım, el bileklerinden tuttum,
🔹Çekmeye çalıştım,
🔹Ayağını trabzana atmayı denedi, atamadı,
🔹Trabzandan iki eli birden kaydı, (❓)
🔹Bir yandan da kolum kanıyordu,
🔹O an bana "Bir bez getir de bağla beni" dedi, (❓)
🔹"Bırakırsam düşersin" dedim, (⁉️)
🔹Gücümün yetmeyeceğini anladı,
🔹"Dişlerinden tut, çek" dedi, (❓)
🔹Trabzanlardan kayınca sadece ben tuttum,
🔹Eşim benden daha kiloluydu,
🔹Gücüm yetmedi ve düşerek vefat etti,
🔹 Olay bu şekilde olmuştur, beraatimi talep ediyorum.
O esnada 2. kat komşusu balkondaymış. İfadesinde:
🔴Kadının benim üst katlarımdan havadan süzülerek düştüğünü bizzat gördüm. Benim gördüğüm, kadın kafa üstü, havuza balıklama atlarmış gibi düşüyordu...
Ablam düştü ve öldü.
Eşi, 112’yi aramadı. Aşağı inmesi 2 dakikadan fazla sürdü.
📌 Ablamın düşmesi 2-3 saniye sürmüştür. 5. kattan düşen biri, 2. kata geldiğinde 1-1,5 saniye içinde 180 derece nasıl dönebilir?
📌 Kolu kanıyor, koşup tutuyor, ablam boşluktayken kilosundan dolayı çekemediğini iddia ediyor. Bahsettiği pozisyonda kendisi nasıl düşmedi?
Tanıklar mahkemede dinlenmedi, deliller eksik, ATK raporu eksik, süreç tüm boyutları ile araştırılmıyor, şüpheli telefonunu polise teslim etmeden önce temizlemiş, ilk iddianame sistemden usulsüzce silindi. Mahkeme tam dört kez yer değiştirerek en son asliyeye alındı.
Şüpheli serbest.
Ablam düştü ve öldü.
@AdemSozuer@esik_platform@MahinurOzdemir@yilmaztunc@AsuKaya80TBMM@AylinNazliaka@adalet_bakanlik@KadinCinayeti@Canakkalebarosu@ridvanuz17 @ozgurceylanchp @ismetguneshan17@GiderAyhan@turanbulent@KadinCinayeti@kepenekevrimm@fidanataselim@gulbenergen@sokakkedisitv@MeltemAkyl@AvTurkanKara@avumitaltay@PINAR_BK_2023@comugazete@ComezTurhan@onsekizmartuni @COMUMedyaM @kampusfmcomu@oncecocukkadin@tkdfederasyon@BRCNBY@emrullaherdinc@yesimsalkim
#TuğbaYavasİcinAdalet
Bugün şiddet iddiası ile yargılanan #OzanGüven 'i sahnede alkışlayanlar ve yargı süreci tamamlanmamasına rağmen onu tiyatro sahnelerinde çıkaranlar yarın kadınların bu mücadelede yanlarında olduklarını nasıl söyleyebilir?
Şiddet, toplumsal problemdir ve şiddet mağduru kadınların sayısı her sene artmaktadır. Bu gerçek ortadayken, sanat gibi toplumsal dönüşümde büyük payı olan bir alanda, şiddetle yargılanan birini alkışlatmak ciddi bir vicdan meselesidir. Çok çok üzücü...
Fatih Portakal’a Barış Pehlivan’ın gözaltına alınması sonrası sözleri için kızıp izlemeyeceğini söyleyenler; bir zahmet çalışanını yayında azarladığında zaten izlemeyi bıraksaydınız ya!
Fatih Portakal’ı izlediklerini görünce annemlere bir sinirle hep kanal değiştirtirim. Lütfen Fatih Portakal izlemeyecek kadar zekanız olsun bu hayatta. Ülkedeki birçok yetkin isim görünmezken, ne kadar hak etmeyen insan varsa bir şekilde bu kadar görünür oluyor, çok üzücü.
Umarım bunu @fatihportakal da okur. Zira "Türkiye şartlarında gazetecilik yapmayı bilmek" diye bir şey yoktur.
Gazetecilik vardır. Bir de gazeteciymiş gibi yapmak vardır. İkisinin arasında da epey kalın bir çizgi vardır...
Ve yazmaktan usandık ama
#GazetecilikSuçDeğildir
Tarih bize susmanın bir bedeli olduğunu defalarca gösterdi. Bugün de bu bedeli ödemeye devam ediyoruz.
Daha cesur olmak, sesimizi daha gür çıkarmak ve değişim için harekete geçmek zorundayız. Aksi halde, şehirlerin ve felaketin adı değişiyor ama düzen değişmiyor.
Göz göre göre öldük, unutma bizi ey halkım!”demişti #UgurMumcu. Bugün hâlâ göz göre göre öldürülmeye devam ediyoruz. Kartalkaya’daki yangından depremdeki kayıplara, tren kazalarından maden facialarına kadar saymakla bitiremeyeceğimiz ihmallerin yol açtığı felaketler, ++
unutan toplum, dökülecek kanların sorumluluğuna da ortak olur.” sözü, bugün hâlâ her birimize bir uyarı ve çağrı niteliği taşıyor. Çünkü hesabını yeterince soramadığımız her ihmal, sessiz kalınan her adaletsizlik, gelecekte yaşanacak acıların önünü açıyor. ++