@uemek Uğur bey, tribün amigosu kıvamında yorum yapan çok. Ben de böyle bir analiz yaptım kendimce.
Mücadele edilsin tabii. Başarı için bence yapılması gerekenleri de yazının sonuna ekledim.
Ayrıca her CHP genel başkanına Samsun’a çıkan Atatürk kahramanlığı atfetmek doğru değil.
CHP’deki değişim hareketi yollarını ayırıp yeni bir parti kurarsa başarılı olma şansı nedir?
@PerspektifOn için yazdım.
Siyasi ortamın sıcaklığında bu soğukkanlı analiz sinir bozucu olabilir. Ama siyasetin görünüşü sıcak, gerçekleri soğuktur.
Bu ortamda çok yaratıcı ve etkili stratejjilerle, daralan manevra alanı genişletilebilir. Ama İmamoğlu içerdeyken Özgür Özel’in yetenekleri ve imkanları sınırlı.
“AKP, Refah Partisi'nin yeni bir versiyonu olarak çıkmadı. 'Muhafazakar Demokrasi' adıyla yeni bir çerçeve çizdi. CHP’deki değişim hareketinin en büyük handikapı ideolojik kısırlık ve yeni söylem eksikliğidir.”
@EABekaroglu yazdı:
https://t.co/nzaSvcpjMF
Devlet bürokrasisindeki insanlar o yapı içerisinde sosyalleştikleri için belli eğilimlere sahip olabilirler. Ama sonuçta senin benim gibi insandırlar. Yanlış hesap yapabilirler, yanlış bilgilere dayanarak çıkarım yapabilirler, çıkarları vardır, saçmalayabilirler vs...
Ben de 25 yıllık bir siyaset bilimci olarak devlet aklı diye bir şey olmadığını, devlet aklı diye mistifiye edilen şeyin devlet bürokrasisi, özellikle de güvenlik bürokrasisinden ibaret olduğunu ve bu bürokrasinin uzun zamandır Erdoğan tarafından yönetildiğini söyleyebilirim.
🗨️ Kılıçdaroğlu’nun 45 yıllık yol arkadaşı Kuşoğlu: Devlet aklı bir şeyler kurguluyor; adayımız Mansur Bey de Özgür Bey de olabilir
✍️ Cansu Çamlıbel'in söyleşisi...
https://t.co/9ug8zrEzS0
@cansucamlibel@bkusoglu
Bilgi Üniversitesi’ni finallere az bir zaman kala kapatma kararı hangi aciliyet ile verildi? Belli ki ne hocaların, ne rektörün ne YÖK’ün haberi vardı. Milli güvenlik sırrı değilse biri açıklasa da anlasak! Bu kadar insanı mağdur eden bu nobranlığın bir izahı olduğunu sanmıyorum.
Öğretim üyemiz Doç. Dr. Muhammed Ali Ağcan’ın baş editör olduğu Siyaset Teorisi dergisi Ocak 2027’de ilk sayısı ile yayın hayatına başlıyor. Siyaset teorisi literatürüne nitelikli katkılar sunmasını temenni ettiğimiz derginin yolu açık olsun.
#SiyasetTeorisi#PoliticalTheory
Bilim Tarihi Enstitüsü'nün, bilimsel çalışmalara ve felsefi düşünceye büyük önem veren Fatih Sultan Mehmet’in türbesinin hemen yanı başında olması da bence çok anlamlı olmuş. Bu vesileyle Fatih'in ruhuna da bir Fatiha gönderelim.
Bilim Tarihi Enstitüsü’nün yeni yerinde @ihsanfazlioglu hocayı ziyaret ettik. Fatih Camii Semaniye Külliyesi'nin ruhuyla İhsan hocanın birikimi ve tükenmeyen heyecanı birleşince ortaya gerçekten ilham verici bir mekan çıkmış. Emek veren herkesin eline, zihnine sağlık.
Çeşitli vesilelerle yurt dışına çıktığımızda üniversitelere bağlı böyle enstitüler görür kıskanırdık. Bilim Tarihi Enstitüsü de zengin uzmanlık kütüphanesi, atölyeleri, çalışma alanları ve iç bahçesiyle harika olmuş gerçekten.
Dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili uzun soluklu bir TÜBİTAK1001 projesini geçen sene bitirmiştik.
Son olaylar hepimizi üzdü; çok sayıda da uzman hocamız kendi alanlarından önemli bulguları burada paylaştı. Ben de üzerinde 8-9 yılı bulan orijinal veri toplayarak ve farklı ülkeleri karşılaştırarak tamamladığımız büyük ölçekli Tübitak projemizden bazı gözlemler paylaşmak isterim, tartışmaya biraz faydası olması açısından.
OKUL SALDIRGANLARI ANALİZİ
Peter Langman, yıllarca okul saldırganlarının günlüklerini, mektuplarını, adli raporlarını okumuş. Vardığı ilk sonuç rahatsız edici derecede sade. Tek bir okul saldırganı profili yok. Tek bir neden yok. Tek bir saldırı tipi yok.
Bu basit görünen cümleler, medyanın onlarca yıldır tekrarladığı klişeyi çürütüyor. Ergen, yalnız çocuk. Şiddet içerikli video oyunları oynuyor. Zorbalığa uğruyor. Bir gün dayanamıyor ve kendisine eziyet edenleri vuruyor. Langman diyor ki bu hikâye yanlış. Sadece eksik değil, yanlış.
Üç Psikolojik Tip
Langman saldırganları üç kategoriye ayırıyor. Her biri farklı bir iç dünyanın fotoğrafı.
PSİKOPATLAR. Aşırı narsisizm. Ahlakın reddi. Empatinin, suçluluğun, pişmanlığın yokluğu. Sadizm. Kendilerini hep kurban olarak görüyorlar, hiçbir şey onların hatası değil. Çabucak öfkeleniyor, kendilerini her şeye hak kazanmış sayıyorlar.
PSİKOTİKLER. Halüsinasyonlar. Paranoid sanrılar. Dağınık konuşma ve davranış. Derin bir yalıtım. Daha başarılı akranlarına karşı kıskançlık.
TRAVMATİZE OLMUŞLAR. Dağılmış, kaotik aileler. Ebeveynde madde bağımlılığı, suç geçmişi. Fiziksel, cinsel, duygusal istismar. Sık taşınmalar. Değişen bakım verenler.
Bu Tipoloji Bize Ne Söylüyor?
İlk ders, tekil nedenselliğin çöküşü. Medya bir saldırı sonrası hep aynı soruyu sorar. Video oyunları mı, silahlar mı, zorbalık mı, ruh sağlığı mı? Langman'ın verisi bu soruya tek bir cevabın olmadığını gösteriyor. Bütün saldırganları aynı çerçeveyle açıklayamazsınız. Biri narsist bir avcı. Öteki yaralı bir çocuk. İkisi de öldürdü ama motivasyonları, iç dünyaları, acıları aynı cinsten değil.
İkinci ders daha rahatsız edici. Psikopati, psikoz ya da travma tek başına saldırıyı açıklamıyor. Langman bunu açıkça söylüyor. Bu özelliklere sahip insanların büyük çoğunluğu hiç kimseyi öldürmez. Saldırı çok etkenli bir olay. İçsel yapı artı toplumsal tetikleyici. Kim olduğun artı başına ne geldi.
Tetikleyiciler listesi tanıdık. Akademik başarısızlık. Disiplin sorunları. Romantik reddedilme. Hukuki sorunlar. Akranlarla çatışma. Gelecek algısının çökmesi. Kariyer hayallerinin bitmesi. Hepsi sıradan ergenlik krizleri aslında. Fark şu. Psikopatik, psikotik ya da travmatize bir zihin, sıradan bir başarısızlığı kozmik bir adaletsizliğe dönüştürebilir. Diğerlerinin atlattığı şeyler, bu zihinlerde farklı yankılanır.
Hedef Meselesi ve Zorbalık Miti
"Okul saldırganı kendisine zorbalık yapanı vurur" anlatısı yanlış. Saldırganların büyük çoğunluğu personeli vuruyor. Öğretmenleri, yöneticileri, güvenlikçileri. İkinci sırada kadınlar var. Romantik reddedilme, cinsel hınç, yapısal misoji. Sonra aile. Zorba en altta. Demek ki saldırı bir intikam eylemi değil büyük ölçüde. Bir otorite, cinsiyet ve aile meselesi. Bu, sosyolojik olarak ayrıca incelenmesi gereken bir örüntü.
Tehdit Değerlendirmesi ve Uyarı Sinyalleri
Saldırganlar büyük çoğunlukla ne yapacaklarını önceden birilerine söylerler. Böbürlenmek için. Birini uyarmak için. Bir arkadaşı dahil etmeye çalışmak için. Hayran oldukları başka saldırganları taklit etmek için. Sosyal medyada, günlüklerde, sohbetlerde.
Verinin Sosyolojik Okuması
Veri bize ne söylüyor? Birkaç katman var.
Birincisi, psikolojik indirgemeciliğin sınırı. Üç tipoloji (psikopat, psikotik, travmatize) önemli ama olayın bir boyutunu ortaya koyuyor.
Bu tiplere sahip milyonlarca insan var, çok azı öldürüyor. Demek ki bireysel patolojiyi, toplumsal düzenin reddettiği, küçük düşürdüğü, seçeneksiz bıraktığı koşullarla birlikte düşünmek gerekiyor. Saldırganlık bir karakter değil, bir kesişim noktası.
İkincisi, erkeklik ve hınç meselesi. Hedeflerin dağılımı tesadüf değil. Kadınların ve otorite figürlerinin öne çıkması, reddedilmiş erkekliğin şiddete dönüşümü hakkında kuvvetli bir sinyal veriyor.
Üçüncüsü, sızıntının sosyolojisi. Saldırganlar izole değil aslında. Çoğu önceden konuşuyor, paylaşıyor, ima ediyor. Demek ki sorun sadece "yalnız kurt" değil. Sorun çevrenin sinyalleri işleyememesi, kolektif inkar, ve raporlama altyapısının çalışmaması. Bu bir bireysel psikoloji sorunu kadar bir kolektif dikkat sorunu.
Dördüncüsü, cezalandırıcı mantığın iflası. Uzaklaştırma, atma, sert disiplin, hiçbiri problemi çözmüyor. Hatta büyütebiliyor. Bu, Türkiye'deki güncel çocuk suçluluğu tartışmalarında dikkate alınması gereken bir konu. Cezanın yaşını indirmek ya da sertleştirmek, önleme değildir. Önleme, erken tespit ve müdahale sistemidir. Bu sistemi kurmak hem pedagojik hem kurumsal bir iştir.
Özetle Langman'ın çerçevesi bize şunu söylüyor. Okul saldırganlığı çok etkenli bir olgudur. Bireysel patoloji (psikopat, psikotik, travmatize) toplumsal tetikleyicilerle (akademik, romantik, ailevi, hukuki başarısızlıklar) buluştuğunda, ve çevre sızıntı sinyallerini göremediğinde, ve kurumlar ceza-merkezli düşündüğünde, saldırı olasılığı büyür. Önleme mümkündür ama disiplin değil, dikkat ister. Tehdit değerlendirmesi statik bir karar değil, süreklilik gerektiren bir süreçtir. Ve en önemlisi, bu çocuklar genellikle söylüyorlar. Biz duyamıyoruz.
Bu psikopatın dikkate alacağı iki kişi var: Xi Jingping ve Putin. Bu ikisinin Trump’ı köşeye çekip “Donald, yeter!” demesi gerekiyor. Derler mi? ABD biraz daha rezil olup, İran’ın füze kapasitesi azaldığında bunu yapma olasılıklarının yüksek olduğu kanaatindeyim.
Trump 'IMMEDIATELY starts SHOUTING if tell him you're wrong' — Japan PM
You have to keep telling him ‘yes you’re right’
'If he suddenly gets angry you're in trouble'