Halkın İradesine Yönelik Siyasi Müdahaleler Kabul Edilemez: Demokrasi ve Özgürlükler Mücadelemizden Vazgeçmeyeceğiz
Seçilmiş belediye başkanlarına, belediye yöneticilerine ve muhalefet temsilcilerine yönelik giderek artan tutuklamalar ve kayyum uygulamaları; halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeyi ve seçme-seçilme hakkını sistematik biçimde hedef almaktadır. Gelinen aşamada, milyonlarca yurttaşın oylarıyla oluşan yerel yönetim iradesinin önemli bir bölümü fiilen ortadan kaldırılmış; demokratik temsil hakkı yargı süreçleri aracılığıyla işlevsizleştirilmiştir.
Siyasal rejimin toplum üzerindeki baskısını her geçen gün daha da artırdığı bu süreçte; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükler sistematik biçimde aşındırılmaktadır. Demokratik denetim mekanizmalarının zayıflatıldığı, yargının siyasetin aracı hâline getirildiği bir ortamda toplumsal barışın, adalet duygusunun ve geleceğe güvenin korunması mümkün değildir.
Sağlığın temel önkoşullarından biri demokratik, barışçıl ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplumsal düzendir. Demokrasiye yönelik her müdahale, yalnızca siyasal yaşamı değil; toplumun ruhsal, sosyal ve fiziksel iyilik hâlini de olumsuz etkilemektedir.
TTB olarak halkın iradesine yönelik antidemokratik uygulamaları kabul etmiyoruz. Hukukun üstünlüğünün, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanmasını; seçilmişlere ve kamu görevlilerine yönelik süreçlerin siyasi müdahalelerden arındırılmasını talep ediyoruz.
Ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey, baskının ve kutuplaşmanın derinleştirilmesi değil; demokrasi, hukuk, toplumsal barış ve eşitlik temelinde ortak bir geleceğin inşa edilmesidir. Tüm demokratik kamuoyunu, emek ve meslek örgütlerini, halkın iradesine ve temel hak ve özgürlüklere sahip çıkmaya; demokratik bir Türkiye mücadelesini birlikte büyütmeye çağırıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
🔗 https://t.co/heIocM9pkj
Türk Tabipleri Birliği ve 58 Tabip Odasından Ortak Açıklama:
Hekimlik, Tutuklama Tehdidi Altında Yapılamaz!
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve aşağıda imzası bulunan tabip odaları olarak; Şanlıurfa'da bir hastanın yaşamını yitirmesine ilişkin soruşturmada kadın hastalıkları ve doğum uzmanı bir meslektaşımızın hukuksuz bir şekilde tutuklanmasını, hekimlik mesleğinin bilimsel ve hukuki güvenceleri bakımından kabul edilemez buluyoruz!
Her şeyden önce yaşamını yitiren yurttaşımızın ailesine başsağlığı diliyoruz. Bir hastanın ölümü her yönüyle araştırılmalı, tıbbi süreç eksiksiz biçimde incelenmeli, varsa sorumluluklar ortaya çıkarılmalıdır.
Bir hekim hakkında kusur değerlendirmesi yapılırken hastanın durumu, hastalığın seyri ve uygulanan işlemler birlikte ele alınmalıdır. İstenmeyen bir sonuç, tek başına hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Ön inceleme tamamlanmadan ve kanunda öngörülen özel soruşturma usulü işletilmeden; meslektaşımız hakkında soruşturma yürütülmesi ve tutuklama dâhil herhangi bir koruma tedbirine başvurulması kabul edilemez. Tutuklama bir ceza değil, yalnızca istisnai koşullarda başvurulabilecek bir tedbirdir ve hiçbir biçimde cezalandırma, kamuoyunu yatıştırma ya da baskı aracına dönüştürülemez.
Meslektaşımızın tahliyesini olumlu karşılamakla birlikte, bir hekimin, bilimsel bir değerlendirme yapılmadan yalnızca mesleğini icra ettiği için özgürlüğünden yoksun bırakılması, tüm hekimler üzerinde ağır bir baskı oluşturur.
Bu nedenle;
📌 Hekimleri suçlu ilan eden söylem ve uygulamaların, sağlıkta şiddeti besleyen bir zemin yarattığının görülmesini, hekimlerin can güvenliğinin ve mesleki huzurunun korunmasını,
📌 Tıbbi uygulamalara ilişkin soruşturmalarda özel soruşturma usulünün ve soruşturma izni şartının eksiksiz uygulanmasını,
📌 Hekimlerin masumiyet karinesine, kişi özgürlüğüne ve adil yargılanma hakkına sürecin her aşamasında saygı gösterilmesini,
📌 Zorunlu soruşturma izni alınmadan adli süreç başlatılmış ve koruma tedbirine başvurulmuş olmasının açık bir hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edilmesini; bu sürecin nasıl işlediğinin ve sorumluluğun yetkili merciler tarafından değerlendirilmesini ve kamuoyuna açıklanmasını talep ediyoruz.
Hekimliğin yargılanma ve cezalandırılma korkusuyla yürütülmesi, hekimleri ağır ve riskli hastalardan uzaklaştırıp, savunmacı tıbbı daha da yaygınlaştıracak, bu durumdan en çok da sağlık hizmetine gereksinim duyan hastalar zarar görecektir. Hekimlerin mesleki uygulamaları nedeniyle peşinen suçlu sayılmasına, tutuklamanın fiilî bir cezaya dönüştürülmesine karşı ortak tutumumuzu koruyacağız. Süreci sonuna kadar takip edeceğiz.
Hiçbir meslektaşımız yalnız değildir.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
Adana Tabip Odası
Adıyaman Tabip Odası
Afyonkarahisar Tabip Odası
Ağrı-Kars-Ardahan-Iğdır Tabip Odası
Ankara Tabip Odası
Antalya Tabip Odası
Aydın Tabip Odası
Balıkesir Tabip Odası
Bartın Tabip Odası
Batman Tabip Odası
Bitlis Tabip Odası
Bolu-Düzce Tabip Odası
Bursa Tabip Odası
Çanakkale Tabip Odası
Çorum Tabip Odası
Denizli Tabip Odası
Diyarbakır Tabip Odası
Edirne Tabip Odası
Elazığ-Tunceli-Bingöl Tabip Odası
Eskişehir-Bilecik Tabip Odası
Gaziantep-Kilis Tabip Odası
Giresun Tabip Odası
Hatay Tabip Odası
Isparta-Burdur Tabip Odası
İstanbul Tabip Odası
İzmir Tabip Odası
Kahramanmaraş Tabip Odası
Karabük Tabip Odası
Karaman Tabip Odası
Kastamonu-Çankırı Tabip Odası
Kayseri Tabip Odası
Kırıkkale Tabip Odası
Kırklareli Tabip Odası
Kırşehir Tabip Odası
Kocaeli Tabip Odası
Kütahya Tabip Odası
Malatya Tabip Odası
Manisa Tabip Odası
Mardin Tabip Odası
Mersin Tabip Odası
Muğla Tabip Odası
Muş Tabip Odası
Nevşehir Tabip Odası
Ordu Tabip Odası
Osmaniye Tabip Odası
Rize-Artvin Tabip Odası
Sakarya Tabip Odası
Samsun Tabip Odası
Siirt Tabip Odası
Sinop Tabip Odası
Sivas-Erzincan Tabip Odası
Şanlıurfa Tabip Odası
Şırnak Tabip Odası
Tekirdağ Tabip Odası
Trabzon Tabip Odası
Uşak Tabip Odası
Van-Hakkari Tabip Odası
Zonguldak Tabip Odası
👇
https://t.co/mOG1SdyQGA
İtirazlarımız Sonuç Vermeye Devam Ediyor: Öğretim Elemanlarını Güvenlik Soruşturmasına Tabi Tutacak Madde de Geri Çekildi
Türk Tabipleri Birliği olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmeye devam edilen Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin üç maddesine ilişkin kamuoyuna duyurduğumuz, ilgili komisyona ilettiğimiz ve hekim milletvekilleri ile paylaştığımız itirazlarımız sonucunda bir kazanım daha elde edilmiştir.
Yabancı uyruklu asistan hekimleri döner sermaye ek ödemesinden dışlayan düzenlemenin ardından, öğretim elemanlarının kadrolara atanmadan önce güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına tabi tutulmasını öngören düzenleme de geri çekilmiştir.
Düzenleme 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa dayanarak fişleme niteliğindeki uygulamaları akademiye genişletmekte, bu yönüyle akademik-bilimsel özerkliğe ve öğretim elemanlarının temel hak ve özgürlüklerine tehdit oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu tür düzenlemelerin hukuka aykırılığına yönelik içtihadı da bulunmaktadır. Düzenlemenin geri çekilmesi muhalefet bileşenlerinin ortak kazanımıdır.
Kanun teklifinde itiraz ettiğimiz üçüncü düzenleme, hastanesi olmayan vakıf üniversitelerinin tıp fakültelerine yeniden ek süre tanınmasına ilişkindi. Bu düzenleme ise metinde tutularak kanunlaşmıştır. Nitelikli tıp eğitiminden ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişim hakkından ödün verilmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Düzenlemenin sonuçlarını yakından takip edeceğiz.
Hekimlerin hakları, nitelikli tıp eğitimi ve toplumun sağlık hakkı için her düzeyde müzakere etmekten ve mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/OVpsfQ7xQe
Meslektaşlarımıza TTB Merkez Konseyi Adına Teşekkür ve Çağrı
Değerli meslektaşlarımız,
Türk Tabipleri Birliği 78. Seçimli Olağan Büyük Kongresi’ni tamamladık. Önceki dönemde Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve diğer seçilmiş kurullarında görev yapan meslektaşlarımıza, Birliğimizin emekçilerine, delegelerimize, tabip odalarımızın yöneticilerine, seçilmiş kurul üyelerine, TTB’nin her bir aktivistine ve kongremizin gerçekleşmesine katkı sunan tüm üyelerimize teşekkür ederiz.
Yeni çalışma döneminde Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi görevini bizlere emanet ettiniz. Birliğimize üye olmayı ve onun mücadelesinin bir parçası olmayı başlı başına değerli gören bizler için bu görevi üstlenmek büyük bir onur ve mutluluk. Elbette aynı zamanda taşıdığımız sorumluluğun da farkındayız.
Yetmiş yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü ve saygın meslek örgütlerinden biri olan Türk Tabipleri Birliği’nin birikimini devralıyoruz. Bu birikimi daha ileriye taşımak, kongremizde ortaya çıkan iradeye layık olmak ve meslektaşlarımızın güvenini boşa çıkarmamak için Merkez Konseyi olarak b��tün gücümüzle çalışacağımızı bilmenizi isteriz.
Değerli meslektaşlarımız,
Hekimler, mesleki bilgi ve deneyimlerinin yanı sıra topluma karşı taşıdıkları sorumluluk nedeniyle tarih boyunca önemli roller üstlenmişlerdir.
Türk Tabipleri Birliği yalnızca merkezi kurullarından ibaret değildir. Birliğimiz gücünü tabip odalarımızın her bir aktivistinden, kollarımızda, çalışma gruplarımızda ve kurullarımızda emek veren her bir meslektaşımızdan ve örgütlü mücadelemizden alır.
Merkez Konseyi olarak bütün tabip odalarımızla, kol, çalışma grupları ve tüm kurullarımızla düzenli ortak ve koordineli çalışmalar yürütmeyi temel görevlerimizden biri sayıyoruz. Her bir meslektaşımızın deneyimlerini, önerilerini ve eleştirilerini Merkez Konseyi çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Ortak gündemlerimizi birlikte belirlemek, çalışmalarımız hakkında düzenli bilgi paylaşmak ve ihtiyaç duyulan başlıklarda ortak tutum ve çalışmalar geliştirmek istiyoruz. Bu amaçla bütün Merkez Konseyi üyelerimize her zaman doğrudan ulaşabileceğinizi özellikle belirtmek isteriz.
Bu ortak çalışmanın temel dayanaklarından biri, Hipokrat’tan günümüze, hekimlik tarihinin yüzümüzü ağartan örneklerinden süzülerek gelen ve bizim “iyi hekimlik” olarak ifade ettiğimiz mesleki ve etik değerlerdir. Hekimlik bilgisinin hiçbir ayrım gözetilmeksizin halkın sağlığı için kullanılması, insan yaşamının ve onurunun her koşulda gözetilmesi, bilgi ve deneyimin yeni kuşaklara aktarılması bu köklü geleneğin temelini oluşturuyor.
Bugünkü sağlık sisteminin yapılanmasına ve uygulamalarına ilişkin ciddi eleştirilerimizin bulunduğu bir sır değil. Yıllardır sürdürülen sağlık politikaları sonucunda iyi hekimlik değerlerinde ciddi aşınma yaşandığının hepimiz farkındayız. Bu aşınma hem hekimliğin saygınlığına hem tıp eğitimine hem de sağlık hizmetinin niteliğine aynı anda zarar veriyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemin öncelikli çalışma alanlarından biri, iyi hekimliği ve hekimlik değerlerini güçlendirmek, hekimliğin toplumsal saygınlığını hak ettiği yere taşımak için mücadele etmek olacak.
Türkiye’de sağlık sistemi, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin giderek daha fazla çalıştığı, buna karşılık emeklerinin karşılığını giderek daha az alabildiği bir yapıya dönüşüyor. Artan iş yükü, performans baskısı, güvencesiz çalışma, mesleki özerkliğin zayıflaması ve sağlıkta şiddet çalışma ortamını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Kamuda ve özel sağlık kuruluşlarında sağlık hizmetinin giderek daha fazla piyasa kurallarına tabi kılınması, sağlık emekçilerini de hastaları da mağdur ediyor. Sağlık hizmeti sunan hekimlerin ve sağlık emekçilerinin de bu hizmetten yararlanan toplumun da memnun olmadığı bu sistemden tek kazançlı çıkan, sağlık alanını bir kâr kapısına dönüştüren sermayedarlardır.
Bu koşullar, hekimlerin örgütlenmesini zorunlu kılıyor. Merkez Konseyi olarak, tabip odalarımızın çabası ve meslektaşlarımızın katılımıyla Türk Tabipleri Birliği’ni hekimlerin ortak sesi ve mücadele örgütü olarak daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
Türkiye’nin ve dünyanın içinden geçtiği zorlu dönemi hepimiz yakından yaşıyoruz. Bölgemiz savaşların, çatışmaların ve katliamların ağır sonuçlarını yaşıyor. Eşitsizlikler, yoksulluk, ayrımcılık ve demokratik hakların gerilemesi halk sağlığını da doğrudan etkiliyor.
Sağlığın ekonomik, toplumsal ve siyasal koşullar tarafından belirlendiğini biliyoruz. Bu nedenle hekimlerin ve hekim örgütlerinin toplumun yaşamını ve sağlığını etkileyen gelişmeler karşısında sessiz kalması düşünülemez. Türk Tabipleri Birliği olarak bu dönemde de yaşamı, barışı, demokrasiyi, insan haklarını ve halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz.
Değerli meslektaşlarımız,
Önümüzdeki dönemde ortak sorumluluğumuz iyi hekimliği savunmak, hekimlerin haklarını koruyup geliştirmek, hekimliğin toplumsal saygınlığını artırmak, sağlık sisteminin halkın yararına yeniden kurulması için mücadele etmek ve sağlığı etkileyen toplumsal koşullara müdahale etmektir.
Bu mücadeleyi hep birlikte yürütmek istiyoruz. Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görerek ortak amaçlarımız doğrultusunda yan yana gelmenin, tartışmanın, birlikte üretmenin ve mücadele etmenin mümkün ve gerekli olduğuna inanıyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi olarak sizi içtenlikle selamlıyoruz.
Dayanışmayla.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Adına
Dr. Pınar Saip
TTB Merkez Konseyi Başkanı
🔗 https://t.co/FvDppb5KcJ
GETAT Uygulamaları Yönetmeliği, Kamu Kaynaklarının İsrafı ve Bilim Dışılığın Kurumsallaştırılmasıdır!
Türk Tabipleri Birliği'nin GETAT Uygulamaları Yönetmeliğine ilişkin açıklaması👇
📎 Toplantı
Özel Sağlık Kuruluşlarında Çalışan Hekimler İçin Yeni Bir Dönem: 1 Haziran Sonrasında Hekimleri Neler Bekliyor?
🎙️ Konuşmacı: Av. Oya Öznur
🗓️ 12 Mayıs 2026, Salı
🕖 19.00
📍 T��rk Oftalmoloji Derneği Toplantı Salonu
(Avrupa Konutları Kale Ofis, Maltepe Mahallesi, Londra Asfaltı Caddesi, No:2, Kat:1, Zeytinburnu)
Özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin çalışma koşullarında yaşanacak değişikliklere ilişkin sorularınızı iletmek için👇
https://t.co/nKEqKLG7CY
Istanbul Tabip Odası seçimleri aynı zamanda gösteriş ile mütevazilik arasında bir seçim…
Bir yanda sokaklar boyu afişler, dev vinçlerden sallanan pankartlar, mavi-laci takım elbise giymiş hekim olmadığı aşikar olan insanlar; öte yanda hekim sıcaklığı, teması ve mütevazilik
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
“Bugün her zamankinden daha fazla şunu hatırlamak gerekir:
İran rejimi gibi nefret edilen bir rejime karşı olmak mümkündür ki İspanyol toplumunun tamamı bu rejime karşıdır.
Ama aynı zamanda uluslararası hukukun dışında, gerekçesiz ve tehlikeli bir askerî müdahaleye de karşı olunabilir.
ABD Kongresi’nin ya da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yetkilendirmesi olmadan başlatılan bir savaşa karşı olunmalıdır; daha önce de söylediğim gibi, bu tür bir savaş uluslararası hukuku ihlal eder.
İspanya’nın duracağı yer burasıdır ve Avrupa Birliği’nin tamamının da burada durması gerektiğine inanıyorum.”
VARAN : 4
Şanlıurfa Harran Üniversitesi;
Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşananlar artık söylenti değil, belgeye ve mahkeme kararına dayanan bir hukuksuzluk dosyasıdır.
Bu konuda açılan dava, HEP-SEN Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası tarafından açılmıştır.
Dosya Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi nezdinde görülmüş, mahkeme yoğun bakım hizmetlerinin hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı yürütüldüğüne hükmederek idarenin işlemini iptal etmiştir.
Mahkeme dosyası şunu açıkça tespit etmiştir.
Yoğun bakım ünitelerinde hemşire sayısı yetersizdir.
Bu yetersizlik süreklidir.
Hasta güvenliği ve çalışan sağlığı tehlike altındadır.
Ancak mahkeme kararına rağmen, hastanede liyakat yerine akrabalık ve referans ilişkileriyle yapılan personel alımları iddiaları kamuoyuna yansımıştır.
Belgelerde yer alan isimler ve ilişkiler şunlardır:
– Şeyda KILIÇ
İdris Kırhan’ın ablası Aysel KILIÇ’ın kızı
– Sultan KESKİNLİK
Dönemin Satın Alma’dan sorumlu Müdür Yardımcısı Mehmet Keskinkılıç’ın eşi
– Derya ASLAN
Başhekim Yardımcısı Müslüm Toptan’ın referansı
– Mehmet ÇADIRCI
Başhekim Yardımcısı Ahmet Atlas’ın akrabası
– Ruken Beray BİLEN
Başhemşire Yardımcısı Mürüvvet Bilen’in kızı
– Übeyt Ali DEMİR
Dönemin Müdür Yardımcısı Mahir Demir’in yeğeni
– Esma GÜMÜŞER
Başhekim İdris Kırhan’ın referansı
– Jutenya Mızraklı
Aşı sorumlusu Meral Mızraklı’nın kızı
– Münire BAŞDAŞ
Tahakkuk sorumlusu Mehmet Aslanoğlu’nun kızı
– İslim BOZNA ŞEKER
Sorumlu hemşire Figen Bozna’nın kızı
– Özlem DOŞ
Radyoloji sorumlusu Kemal Doş’un kardeşi
– Zeynep SUBAŞI
Başhekim İdris Kırhan’ın aile dostu
– İsmail CANPOLAT
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Seher ŞİMŞEK
Dönemin Müdür Yardımcısı Şahin Şahin’in arkadaşı
– Ümmügülsüm İNCİK
Güvenlik Şefi Kadir Doğan’ın yakını
– Muhammed Furkan KARAGÖZ
İdris Kırhan’ın yakın dostu Cumali Karagöz’ün kardeşi
– Hasan Sefa YAVUZ
Dönemin Müdür Yardımcısı Şahin Şahin referansı
– Büşra Nur BİCEK
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Harun ŞEKER
Başhekim İdris Kırhan referansı
– İbrahim Halil AKPINAR
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Kübra BİRLİK
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Mehmet KURTBOĞA
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Muhammed Emin FELHAN
Başhekim İdris Kırhan referansı
– Abdulkadir YEŞİLAĞAÇ
Başhekim İdris Kırhan referansı
Bu liste, tek tek hatalardan değil, örgütlü bir kayırmacılık düzeninden söz edildiğini göstermektedir.
Anayasa’nın 10. maddesi eşitliği, 70. maddesi ise kamu görevine alınmada liyakati emredici biçimde düzenler.
Mahkeme kararı ortadadır.
Belgeler ortadadır.
İsimler, akrabalık ilişkileri ve referans zinciri ortadadır.
Yoğun bakım yatakları hemşire eksikliği gerekçesiyle kapatılırken, liyakat dışı personel alımlarının sürmesi açık bir kamu zararıdır.
Bu tablo ihmalle açıklanamaz.
Bu tablo bilinçli bir yönetim tercihidir.
Buradan açıkça soruyorum.
Mahkeme kararını kim uygulamıyor.
Bu düzeni kim koruyor.
Hasta güvenliğini riske atan bu yapının siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek.
📢 Genç Hekim İntiharları Çalıştayı
Genç hekim intiharlarını tekil, öznel ya da münferit vakalar olarak ele almıyoruz.
Türkiye sağlık ortamı ve sağlık emek rejiminin genç hekim intiharları ile ilişkisini birlikte konuşmaya ve mücadele yolları aramaya davet ediyoruz.
🗓️ 28 Şubat 2026, Cumartesi
🕤 9.30-16.00
📍 Türk Oftalmoloji Derneği Toplantı Salonu (Avrupa Konutları Kale Maltepe Mah., Yedikule Çırpıcı Yolu Sk., 9. Blok, No:2 Kat:1, Ofis:1 / Zeytinburnu)
Program ve kayıt formu için👇
https://t.co/bHHusG0ANV
AKP’li bakan yardımcılığından “aşırı tarafsız ve bağımsız” başsavcı olarak atanıp, halkın seçtiği kim varsa tutuklatıp , sonra da AKP’li bakan olarak yargının başına geçmeye kalkarsan böyle AKPli korumalarla ve zaten rejim korumalığından gayrı hiçbir işe yaramayanlarla anca çıkarsın kürsüye.
AYM Kararlarını yani Anayasa’yı uygulamayan, uygulatmayan Akın Gürlek az evvel “Anayasa'ya uygun hizmet edeceğine”, “hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına” namusu ve şerefi üzerine and içmeye çalıştı.
Cumhuriyet tarihinin en utanç verici yeminini kan ter içinde yaptırmaya çalışmak da cümlesine çok yakıştı.
Usulden de esastan da geçersizdir bu yemin.
Beş yıl önce söylemişim yine söyleyim, yoksulluğun en önemli nedeni yolsuzluktur.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün yayımladığı 2025 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi'ne göre,Türkiye 182 ülke arasında 124'üncü sırada yer aldı. #YoksulluğunNedeniYolsuzluktur
Kamu kaynakları hacamata akacak!
Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp ile ilgili yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelikle, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü de kuruldu.
ACI KAYBIMIZ
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklarında görevli asistan hekim Dr. Zeynep Sude Taş’ın beklenmeyen ani kaybı nedeniyle derin üzüntü içerisindeyiz. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı diliyoruz.
Acı Kaybımız: Şükrü Abimiz Her Zaman Bizimle Yaşayacak
1977-1984 yılları arasında Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Genel Sekreterliği görevini üstlenen;
1986-1990 yılları arasında İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri, 1992-1994 yılları arasında İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi, 2004-2006 yılları arasında TTB Etik Kurul üyesi, 2006-2016 yılları arasında ise beş dönem TTB Yüksek Onur Kurulu üyesi olarak görev yapan ve ömrünü TTB’ye adamış olan toplumcu hekim hareketinin öncülerinden Dr. Şükrü Güner’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Ailesine, yakınlarına ve tüm sağlık camiasına başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Cenazesi, 8 Şubat 2026 Pazar günü, Bodrum Bitez Adliyesi karşısındaki Gülsevim Rüştü Kaynak Cami’nde kılınacak öğle namaının ardından defnedilecektir.
TTB Merkez Konseyi’nin Görevden Alınması Talebiyle Açılan Davada Yargıtay’ın Bozma Kararı Sonrasında Yargılama Yeniden Başladı
👇
https://t.co/wIiM9lpHlU