Kadınlar: annem çok eziyet çekti, hayatını yaşayamadı. Ben çekmeyeceğim, annemin de bundan sonra mutlu olması için uğrasacağım
Erkekler: Annem çok çile çekti ne güzel, keşke tüm kadınlar çekse, ölseler keşke, annem de daha çok çeksin
6 MUZ
3 ERKEĞE 3 KADINA
ama sistem vermek 5 ERKEĞE 1 KADINA
KADIN HAKKI MUZU İSTEMEK
KADIN ÇALIŞMAK ÇABALAMAK
HAKKI OLAN MUZU ALMAK
AMA ERKEK O BENİM MUZU ALIYOR DEMEK?
AMA KADIN SADECE HAKKI OLANI OLMAK?
SORUN KADIN DEĞİL BAŞTAKİ DÜZENİN KENDİSİ OLMAK
Bakın bu sahne o kadar gerçek ki. Elde edemeyecekleri kadınlara tam olarak bu şekilde kuruluyor, ahlak, din adı altında aynı bu şekilde iftira atıyorlar erkekler. Kız sadece telefonla konuştu ama kaşar orospu olarak damgalandi. Bu mahallenin delikanlısı hikmetin yanında da kafa sken ömer baba yapma oğlum günah demiyor. İftira atma kiza demiyor, çünkü o da erkek. O da biliyor ki bu kız ona bakmaz. Erkekler şanslarının olmadığını düşündükleri kadınlara karşı hayvana dönüşüyorlar. Hayır diyen kadına da öyle. Artık bununla olmaz aşamasına gelince gerçek yüzleri açığa çıkıyor. İşin en korkunç yanı bu sahneyi ülkedeki tüm erkekler neredeyse oturup izlediler. Bu konuşmayı yapan kişiler de dizide sözü dinlenen kişiler. Biri de dememiştir kızın kıyafetinde ne var diye.
Yani bir erkek tarafından kaşar olarak damgalanmak için hiç bişey yapmanıza gerek yok. Ne giydiğinizin de önemi yok. Bu da çok korkunç bir adaletsizlik değil mi? Mesela bir erkek mahalledeki tüm kadınlara tecavüz etse kimse ona kaşar ya da orospu demeyecekken kızcağız sadece durdu diye kaşar damgası yiyor. Nefret ediyorum.
Erzurum'da 90'lı yıllarda pek çok köyde toplu mezar alanı bulundu.
Ermeniler "işte Ermeni soykırımının ispatı, Türklerin topluca katlettiği Ermenilere ait toplu mezarlar" diye "sevinçle" yaygara kopardı.
Bilimsel kazı çalışmaları başlatıldı.
İstisnasız TÜM toplu mezarların, Ermenilere değil, Ermeniler tarafından katledilen Müslüman Türklere ait olduğu ortaya çıktı.
İncelemeye gelen Ermeni heyeti olayın üzerini örtüp gitmişti.
Ermeni soykırımı koca bir yalandır.
Türkiye, tüm kazıları ve Ermenilere ait olduğu iddia edilen toplu mezar alanlarını tamamen şeffaf bir şekilde yabancı bilim insanlarına, uluslararası gözlemcilere, Amerikalı, Avrupalı tarihçilere ve dünya basınına (BBC, Reuters vb.) sonuna kadar açtı.
Ermeni soykırımı diye bir şey yok. Hepsi propaganda. Asıl soykırım ve ihanet Türklere yapıldı. Tanrı bu yalanın ortağı olanları affetmeyecek.
Hiçbir kadını bir tacizci erkeği hevesle beklerken görmedim ya da bunun mizahını yaptığını da görmedim.
Ama erkekler bunun mizahını yapabiliyor çünkü kadınların travması onların şakası.
Başına bir daha gelmeyeceğini iyi biliyor...
Kız tarafı ne kadar alttan alir, ne kadar verici olursa o kadar mağdur ediliyor maalesef memlekette. Çünkü damat, kız tarafının bu iyi niyetinin, bu fedakarlıklarının, kendisinin harika bir damat olması hasebiyle olduğunu düşünüyor. "Tabi yapacaklar" kafasında oluyor.
Antinatalizme depresifken yönelmiştim. Şimdi mutluyum ve hayatımı bayağı seviyorum, ama hâlâ kendimi çocuk sahibi olmaya ikna etme hususunda acayip zorlanıyorum.
Şu aşamada hazır değiliz ve eşim de daha düzenimizi oturtamadığımız için erteliyor zaten de, valla "Hiç çocuk yapmayalım, beraber hayatımızı yaşayıp gidelim." dese hiç tereddütsüz kabul ederdim.
Anne olma isteği bende bir türlü ortaya çıkmıyor. Bunun mutlu veya mutsuz olmamla da ilgisi yok. Zorluyorum zorluyorum yok o içgüdü bende, hayatım boyunca hiç olmadı.
Diğer insanlar ebeveyn olmanın hayalini kurarken tam olarak neyi çekici buluyor, o konuda hiç empati de kuramıyorum ne yazık ki çabalasam da.
Annelik tecrübesini yaşayıp "Her şeye, tüm zorluklara değdi." edebiyatı yapanlara da zerre güvenemiyorum, çünkü isteseler de dürüst olmayacakları bir konu bu. Kötü olsa bile vazgeçemeyecekleri, geri dönüşü olmayan bir karar. Cope etmek zorundalar her türlü.
Bir annenin "Keşke çocuk yapmasaydım." demesi zaten toplum içinde çok büyük bir tabu. Bu yüzden toplumda realistik bir feedback yok bu konudaki hayat tecrübelerinde. Hep mantıktan arınmış overdose romantizasyon var, hem hormonların hem de toplumsal tabuların etkisi ile.
Bu gerçekleri düşününce insanın cidden ödü kopuyor.
Sosyal medyadaki nafaka tartışmalarını okuyorum. Sesiyle denizcileri büyüleyip gemileri kayalara çarptıran deniz kızları gibi kötücül kadınlar dolaşıyor her köşede. 3-5 ay evli kalıp kendine hayat boyu baktıran, erkeği mahveden efsanevi yaratıklar bunlar.
Bu mitolojik kadınlar neredeler, kaç kişiler bilmiyorum.
Ama şu kadınları hepimiz biliyoruz, her birimizin en az bir tanıdığı var:
Evlenmiş, koca şiddetinden kaçamamış, dayak yiyip baba evine sığındığında “senin yerin kocanın yanı” diye geri yollanmış, boşanamamış… Çocukları için, parası olmadığı için, başına bir şey geleceğinden korktuğu için, konu komşu ne der diye duygusal, fiziksel şiddete katlanmış... Meslek edinememiş, çalışamamış, belki okutulmamış, belki çocuktan sonra işe dönememiş, bugünkü aklım olsa hiç evlenir miydim demiş... Annen, anneannen, bir teyzen, bir ablan, bir komşun, iş yerinden biri, bir arkadaşın, eve gelen yardımcı… Tanıyorsun.
Ülkedeki kadına şiddet ve yapısal eşitsizliği ele almadan nafaka ödeme konusundaki her itiraz kocaman bir haksızlıktan öteye gidemez…
Sırf 5 ayda 160 kadın, kadın cinayetlerine kurban gitti. Ama gündemimiz ayda 5 bin lira nafaka veren erkeklerin sözde mağduriyetleri. Erkekler, kadınların ölmesini istatistik kendi cebinden çıkan 3 kuruş parayı ise toplumsal kriz olarak görüyor.
@muphemzade Anneannem yatalak oldu bizle yaşadı annem baktı. Babannem hasta oldu bir süre bizde kaldı annem baktı yıkadı etti sonunda oğluna teşekkür etti. Umarım anlatabilmişimdir.
tradwife akımı belası var bir de. 7-8 çocuk var, kadın dream body evinde çocuk bakıyor yoğurt mayalıyor falan bizim embesil erkeklerimiz de elin gavuru yapıyor bizim kadınlar eriniyor diye ağlıyor. hepsinin kocası milyoner kadınların benim salonum kadar kendi giyinme odası var, arka planda 2 bakıcı 2 hizmetçi var… bizim mallar da kocasına çocuğuna bakıyor sanıyor 😂😂