İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
“Bugün her zamankinden daha fazla şunu hatırlamak gerekir:
İran rejimi gibi nefret edilen bir rejime karşı olmak mümkündür ki İspanyol toplumunun tamamı bu rejime karşıdır.
Ama aynı zamanda uluslararası hukukun dışında, gerekçesiz ve tehlikeli bir askerî müdahaleye de karşı olunabilir.
ABD Kongresi’nin ya da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yetkilendirmesi olmadan başlatılan bir savaşa karşı olunmalıdır; daha önce de söylediğim gibi, bu tür bir savaş uluslararası hukuku ihlal eder.
İspanya’nın duracağı yer burasıdır ve Avrupa Birliği’nin tamamının da burada durması gerektiğine inanıyorum.”
Bir kez daha yanılttınız Sn. Kılıçdaroğlu…
Arkadaşlarınız bir bir içeri alındı…
Kimi sabaha karşı götürüldü,
kimi doğum gününde
çocuğunun pastasını üfleyemeden…
Siz sustunuz...
Sadece sustunuz.
Oysa böyle durumlarda susmak bazen tarafsız olmak değil,
apaçık taraf olmaktır.
Sustunuz ama futbol, basketbol takımlarının zaferini, anneler-babalar gününü, karne alan öğrencileri kutlayan vb. tweetler attınız bunca hüznün, endişenin, yangının, acının içerisinde hiçbirini kaçırmadınız…
Yangın yerinde telaşa, endişeye düşmüşken insanlar; umursamadınız…
Bir damla su da benden olsun demediniz…
Futbol, basketbol takımlarına bile kutlama mesajınız vardı ama bir annenin hapishane parmaklıkları ardından
çocuğuna sarılamadığı ana dair
tek bir kelimeniz yoktu.
Çınar’ın doğum günü vardı o gün annesi hapise girerken
ve siz ucundan, kıyısından bile bir cümle yazmadınız…
Ne acı!
Bekledim… Bekledik…
Defalarca twitter hesabınıza baktım…
Belki bir cümle…
Belki bir “yanınızdayım”…
Belki bir ses…
Bu ara kutlamaları kaçırmazken bir “doğum günün kutlu olsun evladım” mesajı…
Yoktu…
Ama anlaşıldı...
O meşhur sakinliğiniz aslında
bir bilgelik değil boşlukmuş.
Bomboşlukmuş…
Sahi, mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa dönebileceğinizi düşünüyor musunuz?
O koltuk, kimseye sığınak değil…
Ne genel başkanlığı?
Halk, susanları değil,
konuşanları ararken ne genel başkanlığı?
Söz vermiştiniz; yeni bir yol bulacağız demiştiniz…
O yol, hep döndü dolaştı aynı kapıya çıktı…
Aynı masaya, aynı insanlara,
aynı hamle hatalarına…
Sustunuz… Öylece sustunuz…
Bunca insanın hislerine, beklentilerine, umuduna, yeni bir heyecan, soluk arayışına sırtınızı döndünüz…
Size inanıp, güvenmişlerdi...
Omuzunda umut taşımaktan yorgun düşmüş olanları hayal kırıklığına uğrattınız…
En çok ihtiyaç olduğunda
yoktunuz.
Zor zamanlarda bir yudum cesaretin yerine, kişisel hesapların gölgesinde koca bir sessizlik sundunuz...
Bir umutla çıkılan yolun taşlarını
sizin sessizliğiniz döşedi.
O taşların üstünden yürüyenler şimdi
sesleri bastırıyor.
Ve siz hala susuyorsunuz…
Yokluğunuz, varlığınızdan daha çok ses getirdi…
Tweetlerinizin altındaki yorumları okuyorum…
Hemen hepsi aynı.
Herkes benzeri kırgınlığı bazen de öfkeyle dile getirmiş…
Size kırgın olmaya, öfkelenmeye bile değmez artık...
Kırgınlık da, öfke de bir bağdır çünkü...
Bunca yaşanana susanla ne bağ kurulabilir?
Geride kaldınız artık…
Çok geride…
Pişmanlık yolunda geride kalan kilometre taşları derin izlerle dolu…
O kilometre taşlarında Ekmeleddin yazıyor…
“Tıpış tıpış oy vereceksiniz” yazıyor…
“Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” yazıyor…
Mühürsüz oylara sürdürülebilir, son aşamaya kadar itiraz etmemek yazıyor…
Siz bir susuşsunuz artık…
Ama kimse o suskunluğun içinde ardınızda yetim kalmadı…
Çıktı konuştu…
Öğrencilerin önüne kattığı; hiç alışık olunmayan aktivist, enerjik, genç, dinamik bir duruşla tanıştı…
Umutlarını bir kişiye değil,
bir ülkeye, bir hayale, adalete bağlamış olanların inancı sizden çok uzak düştü…
Siz susmuşken, durmuşken yürümeye devam ettiler… Ediyorlar…
Siz bir susuşsunuz artık…
Susuşunuzun ardında var olmaya çalışan cümleler, umutlar size rağmen yeşermeye devam ediyor…
Gelecek, sizin sessizliğinizin enkazı üzerinde değil; susmayanların sesiyle yükselecek.
Gelin hele gelin… Mutlak butlanla mı, neyle geliyorsanız gelin de halk da bir karşılığınız kalmış mı görelim…
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…