Zamanın geçtiğini aslında hiçbir zaman doğrudan hissetmiyorsun
Saatin akrep ve yelkovanı hareket ediyor diye zamanın aktığını düşünüyoruz ama beyninin içinde zamanı ölçen küçük bir saat yok beynin daha garip bir şey yapıyor olaylar arasındaki değişimleri karşılaştırıyor ve sonra bütün bu değişimlerin üzerine bir zaman hikâyesi kuruyor bu yüzden aynı odada hiçbir şey yapmadan birkaç dakika geçirmekle hayatının en yoğun anlarından birinde birkaç saat geçirmek aynı uzunlukta hissettirmiyor
Çocukken yaz tatilleri bitmek bilmiyordu şimdi yıllar bazen birkaç ay gibi geçiyor çünkü çocuklukta karşılaştığın dünya çok daha yeniydi beynin sürekli yeni bilgiler kaydediyordu yetişkinlikte ise aynı yolları aynı odaları aynı insanları ve benzer günleri tekrar tekrar görmeye başladığında çok daha az yeni iz oluşuyor ve geriye dönüp baktığında aylar sanki birbirinin üzerine sıkışmış birkaç görüntüden ibaretmiş gibi geliyor
Burada tuhaf bir paradoks ortaya çıkıyor zamanı en çok yaşadığın anlarda değil sonradan hatırladığında yeniden ölçüyorsun çok yoğun bir günün içindeyken zamanın yavaşlamasını isteyebilirsin ama aylar sonra o günün hafızanda kapladığı yer çok daha büyük olabilir buna karşılık sıradan geçen bir yıl yaşarken farkına bile varmazsın fakat geriye dönüp baktığında koskoca yılın zihninde birkaç sahneye sıkıştığını görürsün
Yani hayatının hızlandığını düşündüğün dönemlerde belki hızlanan şey zaman değildir senin dünyayı kaydetme biçimindir ve bu daha garip bir ihtimali ortaya çıkarıyor çünkü bir günün ne kadar uzun yaşandığını saat değil hafızanda ne kadar yer kapladığı belirliyor olabilir
Belki de yaşlanmanın en tuhaf tarafı zamanın gerçekten hızlanması değil yeni şeylerin azalmasıdır çünkü bilinç aynı manzarayı bininci kez gördüğünde onu eskisi kadar ayrıntılı kaydetmez ve sen fark etmeden günler birbirine karışmaya başlar
Belki hayatımızın kısa olduğunu düşündüğümüz için değil yeterince yeni olmadığı için hayatın hızla geçtiğini hissediyoruz
Ve belki zamanı yavaşlatmanın tek yolu daha uzun yaşamak değil
daha önce hiç yaşamadığın bir şeyin içine girmektir
We’re sharing a solution to the Navier-Stokes Millennium Prize Problem, one of the deepest problems at the frontier of mathematics.
The proof was produced by a group of agents, using an OpenAI next-generation model significantly more capable than GPT-6 Astra.
The problem concerns whether the description of smooth three-dimensional fluid motion modeled by the Navier-Stokes equations can break down. It has remained unresolved for roughly 90 years.
Decía Dostoievski que el dolor es el único capaz de abrirnos los ojos. Mientras todo va bien vivimos anestesiados; solo cuando el camino se tuerce, el alma despierta y la mente alcanza la lucidez necesaria para comprender la realidad.
Warren Buffett: “Gerçek zenginlik, en lüks evde oturup en pahalı arabaya binmek değildir.
Asıl zenginlik, kafan rahat yaşayacak kadar kazanırken vaktini nasıl harcayacağına, kiminle çalışacağına ve hayatını nasıl kuracağına kendin karar verebilmek.
Sonuçta insanın sahip olabileceği en büyük zenginlik, zaman ve özgürlüktür.”
#Bitcoin'de - 4 Yıllık Döngü Devam Ediyor
Döngü 1 (2011 - 2014)
2011 - Al
2012 - Tut
2013 - Sat
2014 - Ayı Piyasası
Döngü 2 (2015 - 2018)
2015 - Al
2016 - Tut
2017 - Sat
2018 - Ayı Piyasası
Döngü 3 (2019 - 2022)
2019 - Al
2020 - Tut
2021 - Sat
2022 - Ayı Piyasası
Döngü 4 (2023 - 2026)
2023 - Al
2024 - Tut
2025 - Sat
2026 - Ayı Piyasası (buradayız)
Döngü 5 (2027 - 2030)
2027 - Al
2028 - Tut
2029 - Sat
2030 - Ayı Piyasası
Şimdiye kadar 4 yıllık döngüler mükemmel bir şekilde gerçekleşiyor.
Yapının devamı ile, 2027 bir sonraki alım zamanı olacak...
Nassim Taleb y Fiódor Dostoyevski pelean exactamente contra el mismo enemigo: el racionalismo ingenuo, es decir, la soberbia de creer que el mundo y los seres humanos se pueden meter dentro de una caja lógica o matemática perfecta.
Según las probabilidades actuales de mercado:
📊 Fed (FOMC miércoles):
~87-90% de subir tasas
~10-12% de mantenerlas
📜 CLARITY Act (votación martes):
~30-34% de que se apruebe
~66-70% de que falle
No me gustan los clubes de lectura; no me gusta que me digan qué leer y en cuánto tiempo, no me gusta que me digan "lo que el autor quiso decir", no me gusta la gente que necesita que escuches su opinión para sentirse importante, tampoco me gusta demasiado la gente, en general.