Değerli Kamuoyu, Kıymetli Meslektaşlarım,
Türk ceza adaleti sisteminde uzun süredir devam eden yorum farklılıklarını gidermek, ceza hukuku dogmatiğinin evrensel ilkelerini tahkim etmek ve uygulamadaki tıkanıklıklara bilimsel bir yol haritası sunmak amacıyla; AİHM Büyük Daire Yalçınkaya ve Yasak kararları ile müteakip 2. Daire kararlarının (toplamda 3554 başvurucu hakkında verilen ihlal kararları) Anayasa Hukuku, Maddi Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku açsıından değerlendirilmesi için hazırlanan "Hukukî Mütalâa" tamamlanmış ve kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.
2005 Ceza Hukuku Reformu ile yürürlükteki Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. Adem Sözüer (@AdemSozuer) ve Prof. Dr. İzzet Özgenç (@izzetoezgenc), ceza usul hukukunun duayenleri Prof. Dr. Faruk Turhan ve Prof. Dr. Cumhur Şahin ile anayasa hukuku uzmanı Prof. Dr. Tolga Şirin’in (@tolgashirin) ortak imzasını taşıyan bu mütalaa, ceza adaleti sistemimiz açısından tarihi bir uzlaşı belgesidir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin Yüksel Yalçınkaya ve en güncel Şaban Yasakkararları başta olmak üzere binlerce grup ihlal kararı; sorunun münferit yargılama hatalarından değil, yasal ve rutin sivil faaliyetlerin otomatik suçluluk karinesi olarak uygulanmasından kaynaklanan yapısal bir nitelendirme hatasından ileri geldiğini tescil etmiştir.
Akademisyenlerimiz; derinlemesine bilimsel tahlillere dayanan bu mütalaa ile ceza hukuku dogmatiğinin ilkelerini, derece mahkemelerinin karar verme süreçlerinde rehberlik edecek öngörülebilir ve bütüncül bir çerçeveye oturtmuşlardır.
Değerli hocalarıma müteşekkirim.
Hukuk akademisi üzerine düşen tarihi ve entelektüel sorumluluğu yerine getirmiş; ceza adaletinin yeniden tesisi için tarafsız ve yapıcı bir hukuki altyapı sunmuştur. Bundan önce olduğu gibi bu noktadan sonra da çözümün adresi siyasi iradedir.
Siyasi irade, çözümün önünde bir tereddüt kaynağı değil; toplumsal barışı, adaleti ve müreffeh bir geleceği inşa eden çözüm adresi olmalıdır.
Ülkemizi daha adil, daha müreffeh ve hukukun üstünlüğü temelinde sarsılmaz bir geleceğe taşımak için enerjimizi geçmişin yüklerine değil, geleceğin inşasına harcamak zorundayız. Bu tarihi sorumluluk karşısında elbirliğiyle çalışacağımıza olan inancımla, mütalaa metnini takdirlerinize sunarım. Saygılarımla.
https://t.co/EjZd9UQnpg
Adli mahkumu yok sayan hiçbir düzenleme adalet duygusunu güçlendirmez. Cezaevlerindeki kapasite sorunu ortadayken milyonlarca aile eşit ve hakkaniyetli bir infaz düzenlemesi bekliyor. Adalet herkes için olmalı.
#MeclisAdliMahkumuDuy#CezadaAdaletİnfazdaEşitlik
✅ KHK’lı Uçak Mühendisi Songül Yılmaz;
“Ben şimdi uçaklar, yakıt tasarrufu, aerodynamic hakkında konuşmalıydım, temel hak ve özgürlüklerim konusunda değil!”
Dünyanın el üstünde tuttuğu kıymetleri bir gecede hukuksuzca harcadınız!
#AiHMihlalDedi
Vaktin birinde bir yolcu, Atina'dan Megara'ya gitmek için bir eşek kiralar. Eşeğin sahibi de yaya olarak onlara katılır.
Yolun yarısında kavurucu bir sıcak bastırınca dinlenmek isterler; ancak etrafta ne bir ağaç ne de bir gölge vardır. Yolcu, serinlemek için eşeğin gölgesine sığınır.
Bunu gören eşek sahibi itiraz eder: "Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil!" der.
Yolcu ise, "Eşeği kiraladıysam, ona ait olan her şeyi, dolayısıyla gölgesini de kiraladım!" diye karşılık verir.
İkili, gölgenin kime ait olduğu konusunda öyle şiddetli bir kavgaya tutuşur ki, sonunda mesele mahkemeye kadar taşınır.
Demosthenes bu hikâyeyi halka anlatırken tam kavga kısmında durur ve kürsüden iner.
Halk merakla bağırır: "Sonra ne oldu, anlatsana!"
Bunun üzerine Demosthenes geri döner ve şu unutulmaz dersi verir: "Sizin için hayâtî öneme sahip olan devlet meselelerini, özgürlüğünüzü ve geleceğinizi konuşurken beni dinlemiyorsunuz; ama bir eşeğin gölgesi üzerine olan bu saçma sapan olayı ağzınız açık dinliyorsunuz. İşte sizin hâliniz budur!"
Antik Yunan'ın en büyük hatiplerinden biri olan Demostenes, MÖ 4. yüzyılda, günümüzden yaklaşık olarak 2350 yıl önce yaşamıştır.
O günden bugüne değişen hiçbir şey yok. Toplum hâlâ sığ ve yapay konularla meşgul oluyor.
Belki de Keçecizâde Izzet Molla'ya kulak verme vaktim gelmiştir.
"Yorulmaktır cihân-ı köhneyi tamire uğraşmak"
#EseginGolgesi
Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya:
"Hâkim ve savcılar gösterişten, riyadan, haramdan, yalandan şiddetle kaçınmalıdırlar.
Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir, ibadetle af olmaz. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez.
Midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır. Haram yiyen insanların gönül gözleri gerçeği göremez. Haram ile abat olanın sonu berbat olur."
Günaydınlar dostlar. Ramazan ramazan herkes oruç tutuyor ama şu olay benim vicdanımı sızlatıyor, herkes susuyor, size de bildirmek istedim. Bu fotoğrafta gördüğünüz “beşiz kardeşler.” Beşi bir yatıp kalkıyor. Fakat uyurken sürekli ağlıyorlar. Neden? Çünkü hem anneleri hem de babaları cezaevinde. En azından anneleri başlarında olsa hem çocuklar mutlu olur hem de sevap işlemiş olursunuz. Bankanın kurdelasını kesenler zevk içindeyken, bankanın önünden geçenlerin tutuklanması hukuken kabul edilemez. Yazık, günah.