DİL,DİN,CİNSİYET ve SİYASAL DÜŞÜNCE GÖZETMEKSİZİN TÜM EĞİTİM ÇALIŞANLARININ EKONOMİK,SOSYAL,KÜLTÜREL,ÖZLÜK HAK ve TALEPLERİNİ SOSYAL MEDYADA DAHA GÜÇLÜ DUYURMAK
İzmir’in merkeze en uzak köylerinden biri olan, Tire ilçemize bağlı Çeriközü Köyü İlkokulumuz hayli yıpranmış durumdaydı… Şimdi ise çok daha güzel, çok daha umut dolu bir halde. 😊🇹🇷🐺
Bir sendikanın çöküşü genelde tek bir şeyle başlar: eleştiriden korkmak.
Bazı kurumlar büyüdükçe güçlenir.
Bazıları ise büyüdükçe ilkelerini kaybeder.
Bir sendikanın gerçekten sendika olup olmadığını anlamanın basit bir yolu vardır:
Üyeler konuşabiliyor mu?
Eleştiri yapılabiliyor mu?
Sorular sorulduğunda cevap veriliyor mu?
Eğer bir sendikada üyeler konuşamıyorsa,
eleştiriler siliniyorsa,
farklı görüşler bastırılıyorsa,
kurallar kişiye göre değişiyorsa…
Orada sendikacılıktan değil, başka bir yönetim anlayışından söz edilir.
Ne yazık ki son dönemde üyesi olduğum sendikada tam olarak böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.
Üye gruplarından engelleniyorsanız,
üyelerin yazdığı mesajlar siliniyorsa,
eleştiriler görünmez hale getiriliyorsa…
Bu artık bir iletişim sorunu değildir.
Bu doğrudan bir yönetim sorunudur.
Seçim sürecinde yaşananlar da bunu açıkça göstermiştir.
Kurumsal bir hazırlık yerine
“kervan yolda düzelir”,
“biz yeniyiz, acemilikler olur”
sözleriyle yürütülen bir anlayışla karşı karşıya kaldık.
Oysa sendikacılık doğaçlama ile yapılmaz.
Kurallar sonradan hatırlanmaz.
Kurallar kişiye göre değişmez.
Daha da vahimi, yaşanan tüm sorunların genel merkez yönetimine resmi yollarla ve noter aracılığıyla iletilmiş olmasına rağmen ortada ciddi bir müdahale görülmemesidir.
Hatta bir genel merkez yöneticisinin, mevcut şube başkanının seçimi kaybetmesi halinde “ahmaktır” diyebilecek bir noktaya gelmesi sendikal kültürün hangi noktaya savrulduğunu göstermektedir.
Ortaya çıkan tablo nettir:
Üyelerin iradesiyle şekillenen bir yönetim değil,
genel merkez tarafından belirlenen bir anlayış hâkimdir.
Sendikalar eleştirinin susturulduğu yerler değildir.
Ben susmayı tercih etmiyorum.
Bu nedenle ilkesel nedenlerle Hürriyetçi Eğitim Sen üyeliğimden istifa edeceğimi açıklıyorum.
Çünkü sendikacılık koltuk değil, ilke meselesidir.
Erzincan Başbağlar Köyü’nde hain terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen alçakça katliamın yıl dönümünde, 33 şehidimizi rahmet, minnet ve dualarla anıyoruz.
Unutmadık, unutmayacağız!
5 Temmuz 2009 Urumçi Katliamı’nın yıl dönümünde, katil Çin’in Doğu Türkistanlı soydaşlarımıza uyguladığı zulmü lanetliyoruz.
Urumçi’de akan kan, Türk Milletinin vicdanında dinmeyecek bir çığlıktır.
Kahrolsun kızıl komünist Çin!
Yaşasın hür ve bağımsız Doğu Türkistan!
Şehit Jandarma Komando Er Görkem Taş'ın kıymetli babası:
🗣️: Devlet Bey'in başlattığı bu sürecin arkasındayız, destekliyoruz. Ben, şehit babası olarak destekliyorum. Sayın Devlet Bahçeli başkanımıza, bütün kalbimizle ve samimiyetimizle inanıyoruz, güveniyoruz. Terörle müzakere etmeyeceğini biliyoruz, sonsuz güveniyoruz."