6 Ağustos Perşembe sabah Mustafa Kemal’in askeri (Teğmen) Serhad Dündar
kardeşim ile Gazilerimiz için koşacağız.
Ben de koşmak isterim diyeni bekleriz. Tişörtü bizden hediye….
🇹🇷Gazi Meclis yine kapandı!
💡Yine yoklardı, yine gelmemişlerdi.
📍Oysa gündemde;
👉Şehit yakınlarının ve gazilerin dertleri, sorunları vardı, onlarla ilgili yasa teklifi vardı.
👉Çocuk Koruma Kanunu’nu, çocuk suçlarının önüne geçebilmek için verilmiş kanun teklifini ele alacaktık.
👉Olmadı, çalışamadık.
👉Kapandı Meclis.
SON DAKİKA / Güvenpark’taki gaziler, açlık grevine başladıklarını duyurdu.
NE OLMUŞTU
Er gaziler, rütbesiz oldukları gerekçesiyle birçok haktan mahrum bırakıldıklarını belirterek, özlük haklarının diğer gazilerle eşitlenmesi talebiyle eylem başlatmıştı.
Başkent ANKARA… merkezinde 4 milyondan fazla insanın yaşadığı yer.
Soruyorum son 20 gündür kaç kişinin yolu Güvenpark önünden geçmiştir?
Kaç kişi sadece moral vermek için Gazilerimizin yanlarına uğramıştır ?
Tahminde bile bulunmak istemiyorum.
Kendi siyasi parti tercihlerine bakmadan 100 bin kişi uğramış olsaydı eminim bu gaziler haklarını almış ve evlerinde hak ettiği yaşama dönmüş olurdu.
Ankara’da yaşayıp da Gazilerimizin yanında olmanıza engel olan nedir ?
Ankara’da merkezi olan Türkiye Emekli Subaylar Derneği @TesudMerkez ne iş yapar?
Yüce Türk milleti, şu anlatacaklarımı dikkatle oku ve sonra da araştır ki, ben dahil, kimseye körü körüne güvenme.
Hele şunun gibi yüzsüz siyasetçilere asla!
Bakın, bunun övüne övüne verdiği tavsiye, tam olarak bugün ülkemizin yuvarlandığı uçurumun adıdır.
Ne milliyetçilik, ne laiklik ne de diğerleri...
Emperyalizm hedefini seçerken cumhuriyetimizin 6 temel ilkesinden HALKÇILIKı seçmiştir.
Halkçılığın sahadaki uygulaması sosyal hukuk devleti olmaktır.
Bakın, bu ilke cumhuriyetin ilanından sonra yapılan devrimlerle HER TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞINA EŞİT, ÜCRETSİZ VE KALİTELİ EĞİTİM VERMEK, SAĞLIK HİZMETİ SAĞLAMAK şeklinde uygulanmaya başlamıştı.
Zaman içerisinde milli eğitimi ve sağlık sistemini öyle bir hale getirdiler ki, vatandaş çocuğuna kaliteli eğitim aldırmak için ne idüğü belirsiz özel okullara mahkum oldu.
İçini boşaltıp doktorsuzlaştırdıkları, var olan doktorların da sevdikleriyle helalleşerek gittikleri devlet hastanelerini güvence olmaktan çıkarıp özel hastaneleri tek seçenek haline getirdiler.
Bugün ev kirası dışında bir ailenin en önemli giderleri nedir?
İşte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ekonomik olarak böyle tutsak ettiler kapitalist sömürgecilere.
Bu süreçte direksiyonda olanlardan biri de bu yüzsüzlük abidesi zat değil miydi?
Şimdi her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının anayasal hakkı olan EŞİT, ÜCRETSİZ VE KALİTELİ EĞİTİM yerine özel okul promosyonu yapıyor bir de.
Sizi toprak bile kabul etmeyecek, toprak!
Bu arada, kaçak güreş olmasın. Sözlerim sana @alibabacan
18. Gündür Emsal Statü hak arayışında olan Gaziler seslerini bide Zafer Partisi genel merkezinde yapılacak basın açıklamasıyla duyurmaları için alanda bulunan Gazilerden genel merkeze davet edip ve Gazilerimize konuşma fırsatı veren Genel Başkan Syn Ümit Özdağ’a teşekkürler.
Onların vatan nöbeti tutarken kopan kolları ve bacakları, başımızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandasıdır.
Unutmayın.
Onların hak arayışlarına sessiz kalmayın, bizler silah arkadaşı ve kader arkadaşıyız, sizler de uğruna bu bedellerin ödendiği Türk milletinin vekillerisiniz.
Bu sesin çağrısını duyun.
#GazileriminYanındayım
#GazilerimizinHakkınıVerin
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark'ta oturma eylemi yapan şehit ailelerini ve gazileri ziyaret etti:
"Marjinal bir grup olarak adlandırılıyoruz biz. Sorsanız buradaki gazilerin %80'i marjinalin kelime anlamını bilmez.
Eğer biz kendimizi kullandırtacak ya da herhangi bir siyasiyi kullanacaksak, bu benim cep telefonum. Sayın Genel Başkanım iki sefer buraya geldi. Açın bakın, kendisinin numarası dahi yok bende.
Biz buraya hak aramaya geldik. Bizim kamuoyuna ihtiyacımız var."
Almanya/Stuttgart Devlet Operası'nın 10 Nisan 2027'de sahnelemeyi planladığı "Atatürk – Mustafa Kemal Efsanesi" operası sıradan bir sanat etkinliği değil.
Bunu bizzat operanın resmî tanıtım metni ortaya koyuyor. Tanıtımda Atatürk'ün "otoriter güç iddiası", milliyetçilik, sürgün, şiddet ve tarihsel suçlar ekseninde ele alınacağı, Almanca, Türkçe, Ermenice, Kürtçe, Fransızca, Yunanca ve İngilizce bir anlatı kurulacağı açıkça belirtiliyor.
Almanya'nın böyle bir operayı sahneye koyması iyi niyetli değildir.
İki ayrı dünya savaşına ve milyonlarca masum insanın ölümüne neden olmuş; 1945'ten sonra ABD tarafından işgal edilmiş, bugün dahi dış politikada tam bağımsız hareket etmekte zorlanan, Kuzey Akım sabotajının hesabını bile soramayan Almanya'nın sözde sanatçıları çökmüş bir imparatorluğun enkazından emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vererek bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran, kulu vatandaş, ümmeti millet yapan uçurumun kenarında Orta Asya'ya sürülmeyi bekleyen ülkeyi laik ve çağdaş bir devlete dönüştüren Mustafa Kemal Atatürk'ü hangi tarihî ve ahlaki üstünlükle bir operada yargılamaya kalkmaktadır?
Üstelik bu girişim tesadüf değildir. Son yirmi yılda Atatürk, Türkiye'de özellikle genç kuşaklar tarafından yeniden keşfedilmiş, milletin Atasına bağlılığı her ortamda görünürlüğünü artırmış ve aynı ilgi Avrupa'daki Türk gençliği arasında da hızla güçlenmiştir.
Tam da bu dönemde Atatürk'ün tarihsel mirasını "otoriterlik" ve benzeri kavramlarla yeniden tanımlamaya çalışan bir opera sahneye konulmak istenmektedir.
Almanya'nın uzun yıllardır Türkiye'yi etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden değerlendiren, PKK'ya yönelik yaklaşımı ve geçmişte "Anadolu Federal İslam Cumhuriyeti" gibi Türkiye'nin bütünlüğünü tartışmaya açan projelerin dolaşıma girdiği siyasi atmosfer de hatırlandığında, bu opera yalnızca sanatsal bir çalışma olarak görülmemelidir.
Aşağıda gösterilen tanıtım afişi bile operanın librettosunun ip uçlarını şimdiden veriyor. Mustafa Kemal Atatürk'ü temsil etmek yerine, tarihî gerçeklikle hiçbir bağı olmayan anonim ve kimliksiz bir figür tercih edilmiş. Bu bir estetik seçimden öte, tarihî şahsiyeti bilinçli biçimde sembolleştirip yeniden kurgulama girişimidir. Aynı anlayış, tanıtım metninde Atatürk'ü "otoriter güç iddiası" üzerinden okumaya çalışan sakat yaklaşımın görsel yansımasıdır. Kısacası eser sahnelenmeden verilen mesaj belli. Amaç tarih anlatmak değil, tarihi yeniden yorumlamaktır.
Türk kamuoyu bugüne kadar Ermeni, Pontus ve benzeri iddialar üzerinden üretilen film, belgesel ve kültürel kampanyalara tepki göstermiştir.
Bu konuda da sosyal medyada ve Almanya'da yaşayan vatandaşlarımız tarafından gereken tepki süreci başlatılmıştır. Ancak bu devam ettirilmelidir.
Sosyal medyada güçlü ve demokratik bir kamuoyu oluşturulmalı, Stuttgart Operasının bu eseri sahnelememesi için meşru ve hukuki zeminde her vatandaş sorumluluk almalıdır.
Er şehit yakınlarının ve er gazilerimizin yaşadığı sorunların araştırılması, hak kayıplarının giderilmesi ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amacıyla TBMM’ye sunulan araştırma önergesi,
AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Fatih Altaylı: “Yine bir askerimiz şehit oldu. Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu? Terör örgütü mü vurdu? Hayır. Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı? Hayır! Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi? Asla.
Peki nasıl? Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu. Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit. Sizce bu normal mi?
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı?
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu?
Millet, evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor?”
Bu videoya bakın ve şu soruyu kendinize sorun.
Terörist başına özgürlük isteyenler kadar cesaret sahibi miyim?
Onlar bu cesareti kimden alırsa alsın senin için bu mazeret olur mu?