The world is a mess because men like Joe Biden get to die peacefully in their homes of cancer.
They live long lives free from consequences for their monstrous actions.
They don't spend their final days rotting in a cell at The Hague.
Nobody makes them pay for what they did.
The worst people on the planet are elevated by the capitalist empire to the highest echelons of power across every field, and they make life worse for everyone, and then they die comfortably of old age, surrounded by loved ones.
That is the real source of our problems. Not immigrants. Not "woke". Not elections going to the wrong political party. The source of our problems is that we are ruled by murderous psychopaths and do not use the power of our numbers to forcibly cast them from their thrones. That we let tyrants get away with genocide.
Joe Biden backed a live-streamed holocaust in full view of the entire world, and now he shuffles off this mortal coil with nary a slap on the wrist. We all watched him do it. We all watched him circulate lies about seeing beheaded babies murdered on October 7 and about the Gaza death toll being fake in order to justify his genocidal atrocities. And there are so many of us. But we didn't stop him. We didn't make him pay. We aren't making an example of him showing everyone else why no one should ever do what he did.
This is happening everywhere. We're watching powerful people wage wars and genocides, destroy our ecosystem, shove AI down our throats and surround us with tyrannical surveillance technology, and they're doing it right out in the open, and we're all basically just going along with it.
As Utah Phillips said, "The earth is not dying, it is being killed. And the people who are killing it have names and addresses."
It's not just that the revolution hasn't materialized, it's that it hasn't come anywhere remotely close to materializing. We're given just enough bread and circuses to mollify us, and then we sit there munching doritos and watching Netflix while the world burns.
Nature isn't going to let this continue for much longer. We will awaken the natural ferociousness within ourselves, or nature's ferociousness is going to make this planet a lot less habitable fairly soon.
We will either pass this test or we will fail it. And as long as the Joe Bidens of the world are living long lives free from consequences, we are failing.
@Palestine_UN It is true that the Palestinian people will never surrender. But you surrendered long ago. I am certain that once they are rid of you, they will even establish a state.
بفضل الله تم اليوم الانتهاء من طباعة كتابي "كيف تقدم الغرب ولماذا لم يسلك المسلمون ذلك الدرب. دراسة تاريخية مقارنة من منظور اسلامي"
شرحت في هذا الكتاب معتمداً على اكثر من ٣٠٠ مصدر معظمها غير عربي الطريق الطويل الذي سلكه الغرب للوصول للتقدم مع تركيز على انكلترا التي منها خرجت القومية والليبرالية والرأسمالية والدولة العلمانية القومية الحديثة ذات السيادة. ومنها خرجت الثورة العلمية والصناعية وحتى الجنسية، وفيها بلغت الثورة المالية التي وُلدت في هولندا ذروتها من سندات الديون والمعاملات البنكية الربوية والشركات الاستعمارية.
هذا التقدم خرج من رحم الظروف الأوروبية وثقافتهم وتدينهم وعاداتهم وعنفهم … لم يكن القصد من التدافع الذي أدى بالتقدم أبداً جعل حياة الانسان اكثر انسانية، بل تحقيق مصالح النخبة، فكانت خطوات ذلك التقدم مبنية على أمور لا أخلاقية من قمع ديني واستغلال الفقراء ونظرة متعالية للذات وجشع والسعي وراء الشهوات ونكبات اخلاقية ضد سكان افريقيا وسكان البلاد الاصليين في امريكا وسكان ايرلندا والهند والصين …
تحول الإصلاح الديني الذي قاده مارتن لوثر لردة دينية وأخلاقية وصلت في القرن العشرين للنتيجة الحتمية للنهج الغربي في التقدم ألا وهو العدمية الأخلاقية، خاصة فيما يتعلق بالأخلاق الجنسية. لم يستطع بلد واحد التقدم والحفاظ على الأخلاق من اليابان للبرتغال والمكسيك. والدول الاسلامية ليست بمنأى عن هذا المسار ورأينا شواهده منذ سنوات. هذا الكتاب يبين ان الأمر ليس بخطأ مطبعي يمكن تصويبه، لا يمكن أخذ النموذج الغربي في العلم والاقتصاد وتجنب الأخلاقي والثقافي، كله يأتي جملة واحدة ولو بعد حين.
يقارن هذا الكتاب دائما مع الحالة الإسلامية وخاصة عند المنعطفات التاريخية الأوروبية، ويوضح أن الأمر المركزي للمجتمع المسلم كان الأخلاق المنضبطة بالشريعة والقيمة الأخلاقية العليا هي العدل. ومن هذا المنطلق لم يكن للمسلمين ان ينتهجوا النهج الغربي في مجتمعاتهم ولا في استكشافاتهم وتجارتهم، ويعرض الكتاب أربعين سببا منعت المسلمين من سلوك درب الغرب. ولا يعني هذا بأي حال تزكية لحال المسلمين الذين عانت مجتمعاتهم من الفساد السياسي. لكن السبب الذي أدى لتخلف المسلمين ليس مرده عدم اتباع سنة الغرب، بل عوامل ذاتية يتركها المؤلف لكتاب آخر.
يرى العبد الفقير أن الكتاب يقدم للمكتبة العربية جديدا، فهو لا ينطلق من نموذج أن التقدم الغربي هو النتيجة النهائية التي على البشرية انتهاجها، بل هو نتيجة عوامل أوروبية مجتمعة صُقلت في إنكلترا وهولندا. ويُخضع المؤلف التقدم الغربي للمعيار الإسلامي وحتى الإنساني الأخلاقي، فيراه ليس بتلك الوردية وليس بمثال يحتذى للأمة المحمدية. وكمثال يذكر عقوبة قانونية في مستعمرة جمايكا الانكليزية حيث يتم التغوط في فم العبد ثم خياطة فمه لساعات، ويقارن ذلك بحادثة ضرب فيها الخليفة العباسي أبو جعفر المنصور عبداً، فذكره العبد بحديث رسول الله ﷺ فأعتقه الخليفة.
وكمثال لتبيان مدى تغلغل المعيار الأخلاقي في كينونة الحضارة الاسلامية، يقارن الكتاب بين حاكم شركة الهند الهولندية في آسيا جان بيترسون كوين الذي ارتكب في أوائل القرن السابع عشر عمليات تطهير عرقي ضد سكان جزر إندونيسيا بهدف احتكار تجارة جوزة الطيب، إضافة إلى جرائم أخرى بحق شعوب آسيوية متعددة. ومع ذلك أقيمت له التماثيل. أما الحجاج بن يوسف الثقفي، الذي حقق نجاحات سياسية وإدارية وعسكرية تفوق ما حققه كوين بمراحل، لا نجد له تماثيل في مدن المسلمين.
وكفا العبد الفقير فخراً ما كتبه الأستاذ الدكتور ياسين أقطاي @yaktay في تقدمته لهذا الكتاب:
"وربما لن توافق المؤلف على جميع أطروحاته بعد أن تطوي الصفحة الأخيرة، وريما ستجد نفسك مختلفًا معه في بعض استنتاجاته. لكنني على يقين من أنك لن تنظر بعد اليوم إلى تاريخ الغرب, ولا إلى الحداثة, ولا إلى الرأسمالية, ولا إلى العلمنة، ولا حتى إلى تاريخ حضارتنا، بالبساطة والسطحية اللتين اعتدناهما. وذلك هو في تقديري, الإنجاز الحقيقي لأي كتاب جيد: ليس أن يضيف إلى معلوماتك شيئًا جديدًا فحسب. بل أن يجبرك على إعادة التفكير فيما كنت تظن أنك تعرفه."
أتقدم بالشكر للأستاذ والأخ الغالي مهنا الحبيل @MohannaAlhubail لفضله المعنوي والمعرفي واللوجستي في إنجاز الكتاب. واشكر أ.د. أقطاي على وقته وجهده في كتابة تقدمة الكتاب. وأشكر الناشر، دار المعارف الشنقيطية وفريق عمله الموريتاني اصحاب العلم والخلق. وأشكر خلقا كثيرا كان لهم فضل على العبد الفقير، أبي د. محمد العمور وأمي وخالي م. مأمون الهبيان وعم زوجي فؤاد بن حسن بيك المسالمة.
وأدعوا الله أن يتقبل ويجعله عملاً خالصاً لوجهه على طريق بناء معرفة اسلامية متحررة من الدونية والسطوة الغربية فخورة بانتمائها لسيد البشرية.
Allah'ın lütfuyla bugün kitabımın baskısı tamamlandı:
"Batı Nasıl İlerledi ve Müslümanlar Neden Aynı Yolu İzlemedi? İslami Bir Perspektiften Karşılaştırmalı Tarihî Bir İnceleme"
Üç yüzden fazla kaynağa, bunların büyük çoğunluğu Arapça dışındaki eserlere dayanarak hazırladığım bu kitapta, Batı'nın ilerlemeye ulaşmak için kat ettiği uzun tarihsel yolu ele aldım. Özellikle İngiltere'ye odaklandım; çünkü milliyetçiliğin, liberalizmin, kapitalizmin ve modern, laik, ulus-devlet anlayışının doğduğu yer orasıdır. Aynı zamanda bilimsel devrim, sanayi devrimi ve hatta cinsel devrim de bu topraklardan doğmuştur. Hollanda'da filizlenen mali devrim ise, borç senetleri, faizli bankacılık sistemi ve sömürgeci ticaret şirketleriyle İngiltere'de zirve noktasına ulaşmıştır.
Bu ilerleme, Avrupa'nın kendine özgü tarihî şartlarının, kültürünün, din anlayışının, toplumsal geleneklerinin ve şiddet tarihinin bağrından doğmuştur. Bu süreci harekete geçiren dinamiklerin temel amacı hiçbir zaman insan hayatını daha insani kılmak olmamıştır. Esas hedef, egemen elitlerin çıkarlarını gerçekleştirmekti. Bu nedenle söz konusu ilerlemenin her aşaması; dinî baskılar, yoksulların sömürülmesi, kendini üstün gören bir zihniyet, açgözlülük, hazcılık ve Afrika halklarına, Amerika'nın yerli halklarına, İrlandalılara, Hintlilere ve Çinlilere karşı işlenen ağır ahlaki felaketler üzerine inşa edilmiştir.
Martin Luther'in öncülüğünü yaptığı dinî reform hareketi zamanla dinî ve ahlaki bir gerilemeye dönüştü ve nihayet yirminci yüzyılda Batı'nın ilerleme anlayışının kaçınılmaz sonucu olan ahlaki nihilizme, özellikle de cinsel ahlak alanındaki nihilizme ulaştı.
Japonya'dan Portekiz'e, Meksika'ya kadar hiçbir ülke hem Batı tarzı ilerlemeyi gerçekleştirip hem de geleneksel ahlakını koruyamadı. İslam ülkeleri de bu gidişattan muaf değildir; bunun işaretlerini son yıllarda biz de açıkça görmeye başladık.
Bu kitap, meselenin basit bir "uygulama hatası" olmadığını göstermeye çalışmaktadır. Batı'nın bilim ve ekonomi modelini alıp onun ahlaki ve kültürel sonuçlarından kaçınmak mümkün değildir. Bu model, bütün unsurlarıyla birlikte gelir; belki hemen değil ama er ya da geç.
Kitap boyunca Batı'nın tarihî gelişim süreci sürekli İslam dünyasının tecrübesiyle karşılaştırılmaktadır. Özellikle Avrupa tarihindeki dönüm noktalarında İslam toplumunun temel belirleyici unsurunun şeriatın yön verdiği ahlak olduğu, en yüce toplumsal değerin ise adalet olduğu ortaya konulmaktadır.
Bu nedenle Müslümanların Batı'nın izlediği yolu ne kendi toplumlarında ne de keşif ve ticaret faaliyetlerinde izlemeleri mümkün değildi. Kitap, Müslümanların Batı'nın geçtiği yoldan neden geçmediklerini açıklayan kırk ayrı sebep ortaya koymaktadır.
Bu, hiçbir şekilde Müslüman toplumların içinde yaşadığı siyasal yozlaşmayı meşrulaştırmak anlamına gelmez. Müslümanların geri kalmasının sebepleri elbette vardır; ancak bunların nedeni Batı'nın tarihî gelişim çizgisini takip etmemiş olmaları değildir. Bu içsel sebepleri ise yazar başka bir kitaba bırakmaktadır.
Mütevazı kanaatime göre bu kitap Arapça literatüre yeni bir katkı sunmaktadır. Çünkü Batı'nın ilerlemesini insanlığın mutlaka izlemesi gereken nihai model olarak kabul etmemektedir. Aksine, Batı'nın yükselişini Avrupa'ya özgü tarihî şartların ve özellikle İngiltere ile Hollanda'da olgunlaşan süreçlerin ürünü olarak değerlendirmektedir.
Yazar, Batı'nın ilerleme tecrübesini İslami ve genel anlamda insani-ahlaki ölçülerle değerlendirmekte; onun sanıldığı kadar pembe olmadığını ve Muhammed ümmeti için örnek alınacak ideal bir model teşkil etmediğini savunmaktadır.
Buna örnek olarak, İngiliz sömürgesi Jamaika'da uygulanan korkunç bir cezayı zikretmektedir: Bir kölenin ağzına dışkı yaptırılıyor, ardından ağzı saatlerce dikili tutuluyordu.
Buna karşılık İslam tarihinden şu olayı aktarır: Abbasi Halifesi Ebu Cafer el-Mansur bir köleyi dövdüğünde, köle kendisine Resûlullah'ın (sav) bir hadisini hatırlatınca halife onu derhal özgürlüğüne kavuşturmuştur.
İslam medeniyetinde ahlaki ölçünün ne kadar belirleyici olduğunu göstermek için kitap bir başka dikkat çekici karşılaştırma daha yapmaktadır.
yüzyılın başlarında Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin Asya'daki genel valisi Jan Pieterszoon Coen, muskat ticaretini tekeline almak amacıyla Endonezya adalarında etnik temizlik gerçekleştirmiş, bunun yanında çeşitli Asya halklarına karşı başka ağır suçlar da işlemiştir. Buna rağmen adına heykeller dikilmiştir.
Buna karşılık, siyasî, idarî ve askerî başarıları Coen'inkinden kat kat büyük olan Haccâc b. Yusuf es-Sekafî için Müslüman şehirlerinde heykeller yapılmamıştır. Çünkü İslam medeniyetinde tarihî şahsiyetleri değerlendirirken belirleyici olan yalnızca başarı değil, aynı zamanda ahlaki muhasebedir.
Bu fakir kul için en büyük iftihar vesilelerinden biri de, kıymetli hocam Prof. Dr. Yasin Aktay'ın kitabın takdim yazısında kaleme aldığı şu satırlardır:
"Muhtemeldir ki kitabın son sayfasını kapattığınızda yazarın bütün tezlerine katılmayacaksınız; bazı sonuçlarına itiraz edeceksiniz. Fakat eminim ki artık Batı tarihine, modernliğe, kapitalizme, laikleşmeye ve hatta kendi medeniyet tarihimize, şimdiye kadar alıştığımız o basit ve yüzeysel bakışla bakamayacaksınız. Bana göre iyi bir kitabın gerçek başarısı da budur: Sadece bilginize yeni şeyler eklemek değil; bildiğinizi sandığınız şeyleri yeniden düşünmeye mecbur bırakmaktır."
Bu vesileyle, kitabın ortaya çıkmasında ilmî, manevî ve lojistik desteğini esirgemeyen kıymetli hocam ve kardeşim Mühennâ el-Hubeyl'e en içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Ayrıca bu kitap için takdim yazısını kaleme alma nezaketini gösteren Prof. Dr. Yasin Aktay'a, kitabın yayıncısı Dârü'l-Meârif eş-Şankîtıyye'ye ve ilim ve güzel ahlak sahibi Moritanyalı çalışma ekibine şükranlarımı arz ediyorum.
Bunun yanında, üzerimde emeği bulunan daha birçok kişiye de teşekkür borçluyum: Babam Dr. Muhammed el-Amur'a, anneme, dayım Mühendis Me'mun el-Hübeyyân'a ve eşimin amcası Fuad b. Hasan Bek el-Mesâlime'ye...
Yüce Allah'tan bu çalışmayı yalnızca kendi rızası için yapılmış samimi bir amel olarak kabul buyurmasını niyaz ediyorum. Aynı zamanda onun, aşağılık kompleksinden ve Batı'nın zihinsel tahakkümünden kurtulmuş; aidiyetini insanlığın efendisi Hz. Muhammed'e (sav) nispet etmekten onur duyan özgür bir İslamî bilgi anlayışının inşasına mütevazı bir katkı olmasını diliyorum.
Jews are not smart or strong
But their enemies are dumb and divided
If Sinwar with those modest capacities could do that to them
Imagine what major militaries and countries could do
It’s not about capacity, it’s about the minds and guts!
Kıymetli dostlar hep birlikte niyet edip çabalayarak Gazze'de 300 aileye buz* dağıtımı yapabildik elhamdülillah.
Dağıttımız buzlar sayesinde içtikleri soğuk su onlar için bir rahatlama ve ferahlama vesilesi oldu inşallah. Allah makbul mübarek kılsın.
Devam ediyoruz 🌷
@tubaerkor Şu sıcaklarda nekadar güzel ince düşünülmüş bir iyilik.Allah düşünenleri,hayır sahiplerini, hayrı ulaştıranları dünyadada ahirettede susuz bırakmasın,yakmasın.videoyu görünce çok mutlu oldum.günüm güzelleşti 🌹
@ertenyf Daha ne senaryolar dönecek bakalım 😄.Şerif Mısırdaki Gazze zirvesinde Trumpa Allah sizi korusun, gerçek bir barış insanısınız demişti.Sisiye ne gerek var Şerifte yapar bu işi gibi duruyor
@mehmet_koch haklısınız ancak pragmatik politika geliştirmek istese israil,Abd iranı rahatbırakırmı?gördüğüm,bizdeki düzenlerin kendilerine tehdit olmadan işlemesine izin verecek kadar istikrar istemeleri.batılıyla olmadıgı müddetçe tıkır tıkır işleyen anlaşmamızda yokki
I want Muslims of influence, at any level, to stop fighting over stupid issues
There is a terrorist Jewish group that has taken over a part of our holy lands and wants to expand across the region
This is the issue of our times. Don’t waste your energy on anything else.
The mutual defense pact of Saudi Arabia, Türkiye, and Pakistan is another achievement of @POTUS promoting stability, peace, and prosperity in the Middle East. With our prosperous Gulf allies, a liberated Syria, and Lebanese-Israeli negotiations, it is clear the murderous regime in Iran is isolated and the people of Iran can regain a new government worthy of Iran’s rich history.
@ibrahimkaragul Gazze katledilirken kimsenin aklına bütünlük güvenlik gelmedi.simdi abd israil,iran husilerle mücadele edemiyor.inshAllah imdatlarına koşmuyoruzdur.Direnişle itrailin başa çıkamayıp devreye Amerika aracılığıyla katar misir ve bizi alip sorunu çözdükleri gibi
@SireneOznur Tersten bakmıyoruz Olan olayları değerlendirdigimizde açık ve net irana ve husilere karşı kurulduğu ortada.e bu dogal olarak israil Amerika güvenliği çıkarı demek degilmi? Devletimiz iran ve Husilere karşı bir çatışma içine girerse yazıklar olsun