Bu kadarı da fazla!
İşgalci İsrail ordusu istihbaratında görev yapan ve Türk vatandaşlığı da bulunan Talia Sağlam, Muğla'da yaptığı tatili sosyal medyada paylaştı.
Bu ve bunun türevlerinin vatandaşlıkları iptal edilmeli, ülkemizde rahatlıkla gezmeleri ivedilikle engellenmeli!
Terörsüz Türkiye, Devletimizin Sarsılmaz İradesidir! 🇹🇷
Kapsamlı istişareler neticesinde hazırlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin, geniş bir mutabakatla Gazi Meclimizin takdirine sunulması; terörün ülkemizin gündeminden kalıcı olarak çıkarılması yolunda tarihî bir adımdır.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın dirayetli liderliğinde atılan bu adım; milletimizin çözüm iradesini, devletimizin kudretini ve ortak geleceğimize duyduğumuz güçlü inancı ortaya koymaktadır.
Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlıkları ile milletimizin birliği, devletimizin güvenliği ve hukukun üstünlüğü; bu süreçte attığımız her adımın değişmez ölçüsüdür.
Türkiye’yi terör tehdidinden kalıcı olarak kurtaracak, millî birlik ve beraberliğimizi daha da perçinleyecek, ülkemizde ve bölgemizde huzuru güçlendireceğiz.
#TerörsüzTürkiye hedefinden dönüş yoktur.
Kazanan devletimiz, kazanan milletimiz, kazanan Türkiye olacaktır. 🇹🇷
Kanun teklifinin aziz milletimiz, devletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim, birlik ve kardeşliğimizi daim; devletimizi güçlü, milletimizi her türlü fitne ve tehditten emin eylesin.
Ülker 'e ait SEÇ Marketlerde
Yerli bir marka ve sanki bizdenmiş gibi
"Bizim Usta" ismi ile çıkan ve piyasaya yayılmayı hedefleyen bu yeni marka Algida 'ya ait olup BOYKOT 'lardan
kaçabilme girişimidir. Bilmeyenlerin öğrenmesi için paylaşalım. 🇵🇸
Yahu sen, sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarında devlet her harekete geçtiğinde buna karşı çıkan, bunu basite alan ve yanlış bulan kişi değil misin?
Yahu sen, Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde YSK önünde basın açıklaması yapan Altılı Masa'nın temsilcileri arasında yer alırken, bir muhabirin “PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldı. Bu gelişmeye ne diyorsunuz?” sorusu üzerine, “Dağılın beyler!” diyerek uzaklaşanlar arasındaki kişi değil misin?
Terör eylemleri devam ederken, siyasi menfaat uğruna PKK’nın unsurlarıyla aynı ittifak atmosferini paylaşmış, birçok konuda yan yana gelmiş olan bu parti, yaşadığı erimeyi durdurabilmek için şimdi de “Terörsüz Türkiye” sürecini kendisine siyasi malzeme edinmiş durumda.
Zaten başka yapabilecekleri de pek bir şey yok…
Siyaset noktasında tıkanmış durumdalar.
@Yildiraycicek9
Esta no es una imagen de Hiroshima del siglo pasado, es el sur del Líbano, donde "Israel" está usando miles de toneladas de bombas para borrar de la faz de la tierra a pueblos enteros.
Estas imágenes las subieron los propios genocidas sionistas, ni siquiera esconden sus crímenes
Ünlü tarihçi Justin McCarthy’den ezber bozan tespitler:
"Dünyada en büyük soykırım Osmanlı Türklerine karşı yapıldı. 1821'den 1922'ye kadar 5.5 milyon Osmanlı türkü balkanlardan sürüldü. 5 milyondan fazlası ise öldürüldü. Bunları kimse bilmez. Tarih kitapları yazmaz."
Neden yazmaz bunları tarih kitapları?
Aziz milletimiz kimin küçük hesapların, günü kurtarma telaşının peşine düştüğünü; kiminse vatan ile millet derdine ömür ve gönül verdiğini bütün çıplaklığıyla görmüş ve kavramıştır.
Almanya'da bunlar yaşanırken,
Türkiye'de olanlara bakın.
Milliyetçi görünümlü İP'li Müsavat Dervişoğlu:
(İçişleri Bakanı Çiftçi’ye hitaben)
-"İşinizi yapın, Kudüs'e vali bulurlar merak etme. Sen mülki idareden geliyorsun.
Mülkiyelisin,ayrıca artık vali değilsin bakansın.
Bu memleketin diplomatik makamları var, orduları var.
Türkiye'yi sağa sola karikatürize edecek sataşmalar yapan yöneticilerin ülkesi haline getirmeyin arkadaş.
Allah aşkına birinizle işini yapsın, işini tam layıkıyla yapsın.
Merak etme, Kudüs'te valisiz kalmaz."
Türkiye’nin en seçkin eğitim kurumlarından biri: İstanbul Erkek Lisesi.
Kendilerine ‘Hiyerarşi’ adı veren grup Müslüman öğrencilere baskı uygulayarak zorla ellerine alkol ve sigara verip fotoğraflarını çektiği ortaya çıktı.
OKUL MU DEVŞİRME MERKEZİ Mİ?
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde öğrencilerin okul müdürünü sırtına dönerek konuşturmaması ve velilerin küfürlü protestoları sonrasında törenin iptal edilmesi çok konuşuldu.
Alman vakıflarından fonlu medyaya göre “Atatürkçü gençler gerici müdürü” protesto etmişti. Yaşananlar ülkenin en parlak öğrencileriyle, onlara gerici bir anlayışı dayatan müdürün şahsında Millî Eğitim Bakanlığı arasındaydı.
Öyle ya, ülkede ne kadar güzel şey varsa “dinci-gerici Atatürk düşmanı iktidar” ona düşmandı.
Oysa gerçek, otel odalarında basılan hırsızların peştamallarıyla örtemediği suçlar kadar ortada. Hakikat, maskelerle perdelenemeyecek kadar başka.
Bu okul İttihatçı Mehmet Nadir tarafından Numune-i Terakki adıyla 1884’te kurulmuştu. II. Abdülhamid’e darbe teşebbüsünde okulun merkezi bir rol üstlendiği ortaya çıktığında ise kapatılıp devletleştirilmişti.
Yani Türk Devleti’yle kan uyuşmazlığının tarihi kuruluşuna kadar gidiyor. Geçtiğimiz yıl okulun yatakhanesinin camından “İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez” yazılı pankartın sallandırılması aslında okulda fiilen hâkimiyet kuran “çetenin” neler yapabileceğini gösteriyordu.
Okulda Almanların etkisi 1950’lerde başladı. Fakat ülkenin en başarılı öğrencilerinin girebildiği liseye Alman Devleti’nin adeta çöreklenmesi 1997’de başladı. Ne tesadüf ki, bu sırada ülkede 28 Şubat darbesi yaşanıyordu.
Almanya ile yapılan anlaşma sonucu öğrenciler mezun olduklarında aldıkları “Abitur diploması” sayesinde Almanya’da istedikleri üniversiteye sınavsız girebileceklerdi. Böylece gençler sadece Alman kültürüyle hemhal olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletin imkânlarıyla yetişip tüm birikimlerini Alman Devleti’nin hizmetine sunabileceklerdi.
Liseye giriş sınavlarında her yıl tam puan yapacak kadar zeki ve başarılı 150 Türk genci bu okuldan mezun olduktan sonra soluğu Almanya’da alıyor. Zaten Türkçe ve Tarih gibi birkaç istisna dışında tüm dersler Almanca olduğu için Türkiye’deki üniversite sınavlarında başarılı olma şansları oldukça düşük. Bunun için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi derslere Türkçe olarak ayrı bir mesai harcamak zorundalar.
Kavga da tam bu noktada patlak veriyor. Bakan Yusuf Tekin Abitur uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatınca Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesini istiyorlar.
Yani törendeki protestonun arkasındaki asıl mesele bu.
Yusuf Tekin devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemiyor; Almanlar ise adeta bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları medya ve yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürmeleri bu yüzden.
İşte İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve Okul Müdürü Hikmet Konar, bu çeteye boyun eğmeyip dik durarak devletimizin itibarını korudular.
Almanya’nın ülke dışında benzer statüye sahip yaklaşık 140 okulu var. Fakat sadece Türkiye’deki İEL “devlet lisesi”. Diğerleri oldukça pahalı özel liseler.
Yani bu ülkelerde parası olana Almanya’da üniversite kapısı açık. Oysa biz devletin tüm imkanlarını seferber edip yüksek burslar verdiğimiz çocuklarımızı kendi ellerimizle bir başka devletin hizmetine gönderiyoruz.
Atatürk maskesi ise her yerde olduğu gibi burada da toplumu manipüle etmenin bir aracı. Oysa Atatürk bunun gibi tüm yabancı okulları çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla devletimizin uhdesine almıştı.
O gün de başta Fransa olmak üzere, İngiltere, İtalya ve ABD Türkiye’ye ültimatom gönderip “müfredata karışma” diyordu. Atatürk hiçbirisini dinlemedi. Bir gecede kapattığı sadece Fransız okullarının sayısı 38'di. Okullar ancak yabancı bayraklar ve haç gibi dini semboller binalardan kaldırılıp MEB’e “tamamen” bağlandıktan sonra yeniden açılabildi.
"Si los israelies no donan su propia piel ni sus órganos, por motivos religiosos, ¿como es posible que tengan el mayor banco de piel y órganos del mundo? ¿De donde lo sacan? Están expoliando a un pueblo hasta llegar a quitarles la piel".
La activista turca Aycin Kantoglu, miembro de la flotilla humanitaria Sumud, se cuestiona de donde salen los órganos y la piel que compone el banco donante más grande del mundo de "Israel".
İyiliği, dayanışmayı ve kardeşliği yaşatan Türk Kızılayı, milletimizin merhamet ve yardımlaşma geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biridir.
Türk Kızılayının kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, gönüllülerine, çalışanlarına ve tüm mensuplarına çalışmalarında başarılar diliyorum.