ÇOK GÜZEL KIRMADAN İNCİTMEDEN YAZMIŞ. YÜREĞİNE SAĞLIK ❤️
“Bir Kadından Bir Cumhuriyet’in Kadınına”
Selvi Kılıçdaroğlu’na Açık Mektup
Sayın Selvi Kılıçdaroğlu,
Size bu mektubu yazmak, başlı başına ağır bir sorumluluk.
Çünkü hitap ettiğim kişi yalnızca bir siyasetçinin eşi değil…
Bir döneme tanıklık etmiş, Cumhuriyet tarihinin en çalkantılı yıllarında metanetle yanında durmuş, Türkiye’nin kaderine eşlik etmiş bir kadınsınız.
Ama artık bu hikâyenin sessiz tanığı olmakla yetinilmeyecek bir noktadayız.
Çünkü söz konusu olan artık sadece bir koltuk değil.
Bir partinin değil sadece…
Bir ülkenin vicdanı, direnci ve rotasıdır kaymakta olan.
Sayın Hanımefendi,
Türkiye tarihi, nice liderler gördü.
Kimi, bir dönemi aştı; kimi, o dönemin enkazı altında kaldı.
Ama her biri, bir zamanın kaderini elinde tuttu.
Eşiniz Kemal Bey, bu ülkenin demokratik hafızasında önemli bir yer edindi.
12 Eylül sonrası suskunluğa bürünmüş sosyal demokrasiyi yeniden görünür kıldı.
Kürt meselesinden Alevi kimliğine, devlet içi yapıların açılımına kadar pek çok risk aldı.
Ancak artık tarihin çizgisi başka bir yöne akıyor.
Ve direnilen şey bir iktidar değil; bir değişim arzusu, bir tazelenme ihtiyacı.
CHP, kurucu felsefesi gereği sadece bir parti değildir.
Bir rejimin, bir kültürün, bir direnişin adıdır.
Ve bu yapı, ilk kez bu kadar ivmelenmişken…
Gençlerin yeniden umutla baktığı, kadınların sesini duyurduğu, Anadolu’da yeniden toprağa ayak bastığı bir döneme girilmişken…
Şimdi bu yükselişi, bu dinamizmi kişisel bir hesaplaşmaya kurban etmek…
Bütün bir geçmişe ihanet değil de nedir?
Sayın Selvi Hanım,
Tarih, yalnızca büyük savaşları değil, küçük suskunlukları da yazar.
Ve bazen susmak, en büyük destek biçimidir.
Bu destek artık vicdanları yoruyor.
Ben sizi yıllar içinde, hep güçlü duruşunuzla izledim.
Sade ama etkili, geri planda ama anlamlı…
Şimdi o zarif duruşu bir adım daha öne çıkarma zamanı.
Bir kadın olarak,
Bu ülkenin yorgun ama direnen evlatlarından biri olarak,
Size içten ve samimi bir çağrı yapıyorum:
Eşinize söyleyin.
Bu hikâyenin sonu, kaybettiği seçimlerle değil, çekildiği yerde kazandığı onurla yazılsın.
Giderken devleti, adaleti, muhalefeti dizayn etmeye değil,
Yeni nesle yol açmaya gitsin.
Biliyoruz ki, her zaferin önünü açan biri vardır.
Bazen bu bir lider olur.
Bazen bir kadın.
Bazen sadece bir eş.
Şimdi size düşen, bir seçim değil;
Bir uyarı, bir telkin, bir vicdanın sesidir.
Bir cumhuriyet kadını olarak, tarihin kırılma anlarından birinde susmak,
Yalnızca susmak değildir.
Bu mektup bir öfke değil.
Bu bir çağrıdır.
Bize kalan son umudun, yok yere heba edilmesine karşı yazılmış bir tarih notudur.
Saygılarımla,
Bir Cumhuriyet Kadını
Handan Atamer Engin
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun fikirlerini benimseyen milyonlarca vatandaşımıza yönelik aşağılayıcı ve kutuplaştırıcı ifadeler kullanan Rümeysa Eker hakkında ilgili bakanlıklara gerekli başvuruları yaptım.
Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini hedef alan bu anlayış karşısında sessiz kalmayacağız. Sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. @TC_icisleri@adalet_bakanlik
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. İkimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.
Bugün kadınları evlenmede, boşanmada, mülkiyette, mirasta ve mahkemede tanıklıkta erkeklerle eşitleyen, istedikleri mesleği seçme hakkı veren ve çocuk yaşta evliliği yasaklayan Medeni Kanun'un yürürlüğe girişinin 99. yıldönümü.
Uygarlık öncümüze şükranla.
Herkese selamlar,
Sofrada bereket, sokakta selamet, insanda dürüstlük ve daha niceleri gibi dertlerimiz varken,
başka bir derdimiz yokmuş gibi günlerdir yazdığım şarkı sözleri sosyal medyada konuşuluyor. Kasıtlı, son derece art niyetli ve aklıselim biri tarafından algılanması imkansız olacak şekilde bambaşka bir yerlere çekiliyor. Şaşkınlıkla izliyorum.
100’ü aşkın eserin söz yazarı olarak, ilk ve son kez, Perperişan şarkısı özelinde kafaları biraz netlemek gereğini görüyorum. Şarkılarım her zaman hayatın pek çok alanından ilham almış ve hayatın kendisini anlatmıştır. Benim yazım tarzımla ortaya çıkmış bir üründe herkes, her dinleyen, kendine ait, kendine dair kişisel anlamlar bulabilir. Sanatın ve edebiyatın çekici ve güzel yanı da budur zaten.
Bu şarkı halk edebiyatı geleneğine öykünerek, metaforlar üzerinden bir aşk hikayesini anlatıyor.
Dinleyenlerimin son derece aşina olduğu muzip bir anlatım tarzı. Misal, kuş dediğin yuva da kurar göklere de uçar. Artık nereden almak istersen.
Sadece bir noktayı son derece net olarak ifade etmem gerekir ki, şarkıda geçen “toy bebe”, “kelek / ham / hayattan derslerini almamış ruh” manası taşımaktadır. (Kuşkusuz biçimde ve de tabii ki!)
Benim bu hikayenin neresinde olduğumun yorumunu ise sizlerin temiz kalplerine bırakıyorum. En kadim kültürel değerlerimiz arasında olan “ozanlık” gereği, bunun şahit olanı ve anlatıcısı da olabilirim.
Son olarak, kamu düzeni ve genel sağlığımızın alt tarafı bir şarkıdan bozulacak kırılganlıkta olmadığına inanmak istiyorum. Bu algı yaratma çabaları arasında, zihni ve kalbi rencide olan ne kadar sevenim varsa her birine yürekten sarılıyorum.
Demokrasilerde eleştiri, siyasetin ayrılmaz parçasıdır. Bu millete yıllarca hizmet etmiş, vatanı için mücadele etmiş bir subay, Emekli Albay Orkun Özeller, düşüncelerini söyledi diye tutuklanamaz!
Bu kabul edilemez bir hukuksuzluktur.
Kaldı ki; yargılama gerekiyorsa bunun yolu tutuklu yargılama değil, tutuksuz yargılamadır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; farklı düşünceleri yargılamak değil, demokrasiyi büyüten, ifade özgürlüğünü koruyan bir anlayıştır.
İşte bu yüzden her konuşmamda hukukun üstünlüğünden, adaletin temel değer olmasından bahsediyorum. Çünkü milletimizin huzuru ve demokrasimizin teminatı, ancak özgürlüklerin ve hukukun korunmasıyla mümkündür.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi eleştirdikten sonra tehdit mesajları aldığını belirten ve bu konuda kendi sayfasında açıklama yapan Emekli Albay Orkun Özeller, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamasıyla gözaltına alındı
BİR ŞEHİR NASIL KATLEDİLİR, LÜTFEN İZLEYİN!
Burası Dodurga.
Bir zamanlar nefes alınacak alanlar, çocukların oynayacağı boşluklar, doğanın sesini duyabileceğimiz vadilerdi burası…
Ama önceki yönetim döneminde, ranta dayalı imar planlarıyla bu güzelliklerin üzeri betonla kapatıldı.
İşte şimdi gördüğünüz gibi; her boş araziye birer beton kulesi dikilecek.
Biz bu düzeni durdurmak için elimizden geleni yaptık.
İtiraz ettik, dava açtık, “Bu şehir hepimizin” dedik.
Ama mahkemeyi kaybettik.
Bu bir şehir planı değil.
Bu bir gelecek tasavvuru hiç değil.
Bu, çocuklarımıza bırakılacak bir yaşam değil, birer enkaz projeleridir.
Ranta dayalı imar planlarının burasıyla sınırlı olduğunu düşünmeyin:
Yarın size bir başka katliamı, Alaacatlı Mahallesi’ni göstereceğim.
Çünkü bu planlamaya ne yol yeter ne de altyapı…
@aDilipak Allah da şaşırdı kimi helak edeceğini 🤔
“ şu aklını kullanmayanlara ne dese boş “ …
oysa “ KURAN OKU DİYE BAŞLAR …
okuyan insan da geleceği görür …!!
ve de yazık ki “ Batının dünyaya saçtığı o savaşlar
dünyayı hiççç zehirlemiyor “ ya 😩😡
Gaziosmapaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe tutuklanınca, başkanlık koltuğu CHP'den AKP'ye geçti.
Çünkü mecliste CHP azınlık.
Siyasi nezaket ve millet iradesine saygı diye bir kavram var(dı). Bu gözetilseydi, bu koltuk değişimi olmazdı.
Bakın:
1998'de Erdoğan cezaevine girince yerine Ali Müfit Gürtuna seçildi. O gün Fazilet Partisi de belediye meclisinde azınlıktı ama muhalefet partileri kendilerinden bir isim yerine, seçmenin iradesi doğrultusunda oy verdi. Böylece İBB Başkanlığı yine Fazilet'te kaldı.
'Millet iradesi' diye yolan çıkan AKP'nin bugün geldiği nokta demokrasi açısından hazin.
Kutadgu Bilig’de der ki: Ülkeyi korumak için güçlü bir ordu, güçlü bir ordu için zengin bir halk, zengin bir halk için ise adalet gerekir.
Hz. Ali de der ki: Devletin dini adalettir.
Cumhuriyet Halk Partisi, milletvekili grubumuzla, il başkanlarımızla, örgütümüzle, belediye başkanlarımızla, tüm üyelerimizle ve demokrasiye inanan tüm yurttaşlarımızla dimdik ayaktadır.
Şu an İstanbul yolundayım ancak tüm yüreğimle Ekrem Başkanımızın yanında Saraçhane'de duran on binlerle birlikteyim.
Adaleti er ya da geç tecelli ettirmek için mücadelemize devam edeceğiz.
Çevresinde Necla Teyze diye bilinen Ülker Güleryüz'ün cenazesine katıldım. Komşularla konuştum. Bu akşam #neclateyzeiçinadalet arayanların sesini duyuracağız.
Ankara Barosu Hayvan Hakları Merkezi
Başkanı Avukat Tuğba Gürsoy konuğum olacak.
Buyurun yayına:
https://t.co/8n64hPhIfJ
Hayvansever zenginse ‘aç çocuklar yerine köpeklere yediriyor’ diye eleştirilir, fakirse ‘kendine bakamıyor, bambam diye feryad ediyor’ diye…
Mesele kimin kesesinde ne kadar altın ve para olduğu değil, kimin kalbinde ne kadar vicdan ve merhamet olduğudur…
#neclateyzeicinadalet
İte tapmıyordu.
Mor saçlı değildi.
Mama lobisi ne bilmezdi.
Yalnızca merhametli bir insandı…
82 yaşında, kaldığı barakada, sosyal medyada hedef gösterildikten bir kaç saat sonra çıkan yangında vefat etti.
ETİKETLEME VE HEDEF GÖSTERMEYE DUR DE !
#neclateyzeiçinadalet