Belki de "iyi, güzel ve doğru" revaçtan düşmüştür. Satılan canlar olsa da alan bulunamamıştır.
Marshall G.S. Hodgson, Dünya Tarihini Yeniden Düşünmek, Sy, 206, Vadi Yay, 2020
#100kitaplistesi 💕
#MedeniyetTasavvuruYolculuğu
Gurbetçi çocuklarının kaderi benimki gibi... Beş yıl önce Rabbine kavuştuğunda babacığım ellisine yaklaşmıştım. Toplasan elli ay göremedim. Önce o, sonra ben gurbetteydim. Fakat "babalık nedir" doyasıya tattım. Aslolan da o değil mi... Rabbim Efendimiz'in (sav) yanında buluştura.
Kötülüğe her sessiz kalışta iyilerin iyiliği biraz daha eksilir.
Edmond Burk "kötülüğün zaferi için gerekli olan tek şey iyilerin hiçbir şey yapmayışıdır" der. İyi kalmak uçin sesinizi çıkarın!
Müslümanlar şu eseri anlayıp onun muarızı olarak muadilini yazıp toplumsallaştıramadılar. Hemen hepsi de hümanist yarım, yamalıklı Faustlarımız olabildi. Müslüman zihninden karşılığı yazılamadı. Adnan Adıvar, Hasan Âli, Batıman... Şerh üstüne şerh. Belki bir gün bir yiğit çıkar.
Yıl 99. Türkiye'de "Sol düşünce" kendini lağvedeli çok oldu aslında. Hüsamettin Arslan rahmetli Ellul'ün Sözün Düşüşü'nü tercüme ettikten sonra Birikim, "Söz bitti mi?" diye sayı yapmış. Türkiye'de İslam karşıtlığını varoluş nedeni yapacaksın sonra da ahvalden musdarip olacaksın.
Dün "#Tabii harika bir iş çıkardı" demiştim. Benim de 6. Bölümde transhümanizm ve transgenderizm konusunda görüşlerimi beyan ettiğim belgesel konusunda LGBT fraksiyonları yayının kaldırılması için şikayette bulunuyorlarmış.
Cumhuriyet’in 102. yılında değişenler, değişemeyenler
Bu topraklardaki 1000 yıllık Türk egemenliğinin son yüzyılında devrimle Cumhuriyet modeline geçtik.
Artık sultan yoktu, başımızda cumhurbaşkanı olacaktı. İktidar Osmanlı hanedanından, devrimi yapan partiye geçmişti.
Teorik olarak ahali de "tebaa" değil "vatandaş" olmuştu, egemenlik "kayıtsız şartsız" onundu.
***
Ancak pratik için henüz erkendi, her şeyin bir zamanı vardı.
1 Kasım 1922'ye kadar süren Osmanlı'nın İkinci Meşrutiyet döneminde olduğu gibi, vatandaşın oy vereceği partilere kavuşmak için 1950'ye kadar beklemesi gerekecekti.
Tek parti döneminin ardından ilk serbest ve genel seçimlerde de CHP bir daha gelmemek üzere iktidardan düştü.
Cumhuriyet ise, gizli ajandalarında parlamenter monarşiye (Osmanlı'ya) dönüş olduğu söylenen "gericilerin" yönetiminde bugünlere geldi.
Türkiye 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997'deki askeri darbelere rağmen, cumhuriyetin alameti sandığı korumayı başardı.
Bugün bulunduğu coğrafyanın, halkın egemenlik hakkını serbest ve genel seçimlerle kullandığı yegâne vahası ve bölgesel gücü olarak varlığını sürdürüyor.
***
Peki, 1923'teki Cumhuriyet devrimi olmasa Türkiye refah ve demokrasi açısından daha iyi bir yerde mi olurdu?
Mesela o dönem Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayıp Türklerin yoluna Cumhuriyet modeliyle devam etmesini çıkarlarına uygun gören Birleşik Krallık gibi parlamenter monarşide ısrar etseydi?
"Oralarda monarşi sembolik" demeyin. İngiltere'de Brexit zamanı rahmetli Kraliçe'nin parlamentoyu nasıl şık şekilde tatil ettiğini unuttuk mu?
Evet, sorumuza dönelim. Durumubugün krallıkla yönetilen İsveç'e, Norveç'e, Hollanda'ya, İspanya'ya, Kanada'ya falan mı benzerdi?
***
Beyin jimnastiğinden başka faydası olmayan boş bir tartışma değil mi?
Bence de öyle.
Tarih, koşullar dayatmış, bir tercihte bulunulmuş. Herkes gibi bizim de sorunlarımız, eksiklerimiz var ama hâlâ bu topraklarda onurlu ve bağımsız şekilde var olabiliyorsak, tüm emeği geçenlere minnettarız.
***
O hâlde nedir geçen yüzyılda kalmış bu tartışma sanki memleketin aslı gündemiymiş pozları?
Bayramda kavga çıkarmalar, Cumhuriyet'in 102. yıldönümünde, okullara Cumhuriyet'in ilk Cumhurbaşkanı Atatürk'le birlikte Cumhuriyet'in seçilmiş son Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafının asılmasına karşı çıkmalar falan...
Sorsan dertleri Cumhuriyet'in yeterince demokratik olmaması.
Ne var ki çözümü, "geçiş aşaması" denilerek demokrasinin ileri bir tarihe ertelendiği Cumhuriyet'in kuruluş ayarlarına dönmekte gören de yine ve sadece kendileri.
https://t.co/K6NYuJ05cs
On beşinde bir genç yüzü buruş buruş bu adama hayran olabilir mi? Milyon benzerim gibi ben de hayran oldum. Onu okumakla başlayan yolculuğum için verilen bu ödülden şeref duydum bu yüzden. Ödülü, "Öylesin", diye değil "Öyle olasın", diye verilmiş sayıyorum. Layık olmak duasıyla.
Ah yurdum insanın aşağılık kompleksi. Ne kadar utanç verici bu tipler."Oğlunu çarmıha gerdiren bir tanrıyi ve dini rasyonel ve modern" bulan hadım edilmiş bir zihin.Dede Efendi dinleyince duygusal veilkel,Mozart dinleyince rasyonel ve modern. Mevlana okuyunca geride, Shakespeare
Türkiye sevgisi ölümcül bir hastalıktır; evet, ama şehadet mertebesine doğrudur benim gözümde. Kimliksiz, hafızasız olabilir bugün için lakin onda benim gibiler öyle bir cevher görürler ki ömürlerinin yetmeyeceğini bildikleri halde Mehlika Sultan'ın âşığı gibi olmaya can atarlar.
Hayret etmiştim Cinuçen Tanrıkorur tarladan dönmenin anlamını nasıl bu kadar derinden duymuş, diye. Böyle zamanlarda sanata sanatla eşlik etmek sorumluluktur. Böyle doğdu Tarla Dönüşü şiiri. Taş plak kaydı gibi olmuş :) Emeğiniz için teşekkür ederim kardeş.
Teşekkürlerimle...
Milletimiz müsterih olsun.
Hükûmetleri; Türkiye’nin menfaatlerinin, huzurunun, dirliğinin, güvenliğinin sonuna kadar takipçisidir.
Biz bakkal işletmiyoruz; dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyoruz.
Devlet tecrübemiz, tarihî derinliğimiz, millet olarak yüzyıllara sâri birikimimiz, bu sürecin idaresinde bizim en büyük referans kaynağımızdır.
İktidar sorumluluğu; içi boş söylemleri, hamaseti, polemiği kaldırmaz.
Sırtında yumurta küfesi olmayanların söylemleriyle hareket edemeyiz.
Daha düne kadar İsrail’in gönüllü avukatlığına soyunup utanmadan sıkılmadan Hamas’a terör örgütü diyenlerin kışkırtmalarını zaten muhatap almıyoruz.
İsrail’in artan saldırganlığına dikkat çektiğimiz için bizi acımasızca eleştirenlere bugün bize akıl vermek, bizim hassasiyetimizi sorgulamak değil, şayet zerre miskal öz saygıları kaldıysa hatalarını kabul edip bizden özür dilemek düşer.
Biz attığımız ve atacağımız adımları daha burunlarının ucunu görmekten aciz bu vizyonsuzların tavsiyelerine göre değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışan devlet ciddiyetiyle belirliyoruz.