İyi kalpli kadınlar neden kötü kalpli erkeklere denk gelir? Zannettiğiniz gibi “öz değer” düşüklüğünden değil; iletişim kurmayı bilen, sevgi dolu, duygusal zekası gelişkin ve kibar olduklarından. Çünkü bu özelliklerini sömürebilecekleri bir kaynak olarak gören kötü kalpli erkekler anında beslenmek için harekete geçiyorlar. Bu kadınlar sabırlı oldukça, iletişim kurdukça, ilişkiyi taşıdıkça o erkeğin hayatını büyük ölçüde kolaylaştırıyorlar. Ancak toksik erkekler o kadının seviyesine çıkmak yerine, tüm kaynaklarını ve yaşam enerjilerini bedavaya sömürüyorlar. Şunu anlamalısınız ki problem kim olduğunuzla alakalı değil, kim olduğunuzla ve kaynaklarınızla alakalı tüm bilgileri o erkek haketmeden direkt sunmanız. O yüzden hak etmeyen hiç kimseye kendiniz hakkında hiçbir bilgi vermeyin, bırakın sizi tanımak için çabalasınlar.
birini sevdiğimde, onun için fazla çabalıyorum.. onu fazla önemsiyorum, fazla müsait, fazla sadık, fazla düşünceli, fazla sevgi dolu oluyorum. benim sorunum bu. her zaman sevilmek istediğim gibi seviyorum, karșılığını almayı umuyorum ve tahmin edin ne oluyor
"Bu hayatta neyi çok istediysem imtihanım oldu, neyin hayalini kurduysam kursağımda kaldı. Neyi sakındıysam onunla sınandım, neye sıkı sıkı sarıldıysam avuçlarımın arasından kayıp gitti. insan en çok kalbini koyduğu yerden kırılıyormuş, en çok güvendiği yerden yoruluyormuş. Artık ne yeni bir umuda tutunacak inancım kaldı, ne de bir hayali daha omuzlayacak dermanım. İçimde koca bir boşluk, göğsümde hiç hafiflemeyen bir ağırlıkla, bir zamanlar varlığına inandığım her şeyin sessizce kül olup savruluşunu izliyorum."..
Stanford'lu bir nörobilimci bir keresinde şöyle demişti:
"Karnınızda kortizol atıkları birikiyor. Yatmadan önce bu tek alışkanlıkla onu eritin. Ve hayatınız değişecek."
İşte 9 dakikalık çözüm:
Herkese merhaba. Ben bu çalışmayı yıllardır yaparım Rabbime şükürler olsun hep mucizesini yaşadım darısı başınıza ✨💚
Hazreti Resulu Ekrem “Göklere bakınız ve daima şunu söyleyiniz buyurmuştur: SUBHANALLAHÜL AZİM, YA HAYY YA KAYYUM” Bunu size geçen sene de söyledim. Sabahtan evinizden çıktı mı, göğe dikin gözünüzü, “SUBHANALLAHÜL AZİM, YA HAYY YA KAYYUM” Ne olur? De de ne olduğunu görüsün ondan sonra. Der demez sana kese mi getirecekler? Kalbinden bir pas silinir. Bir gün habersiz bir pencere açılır, herkes uyuduğu zaman kulağına bir şey fısıldanır!! Siz de aziz cemaat, gece ve gündüz, hiç olmazsa bir defa gözlerinizi gökte bir noktaya dikerek bunu söyleyiniz. "Ne olur?" demee. Buna aklın ermez!!"
Dr Münir Derman (Sufi ö.1989)
Bazı insanlar sorumluluk almaz, sonrasında 'Bana söyleyebilirdin.' der. Hayır, söyleyemezdim. Çünkü dinlemiyorsun. Konuyu saptırıyorsun. Her şeyi saldırıya çevirip sonra da mağdur rolü oynuyorsun. Seninle yapılan konuşmalar iyileştirici değil. Yorucu.
Laf sokarak konuşma, ciddi bir ruhsal bozukluktur. Kötü duygusu yüksek olan insanlar, karșı tarafa laf sokarak kendilerini iyi hissetmeye çalışırlar. Bazen kapalı bazen açık bir şekilde bunu yaparlar.
Bir insan bir insanı sevmeyi nasıl bırakır? Yarım kalan bir filmi kapatır gibi mi? Soğumuş kahveyi döker gibi mi? En sevdiği şarkıyı siler gibi mi? Bir kapıyı sessizce kapatır gibi mi? Belki de hiçbirine benzemez… İçinden bir şey bir gün çekilir ve sessizce kabullenerek biter…
Hayat çok garip bi yer. En yakınım dediğiniz insan gün geliyor en uzağınızdaki bi insana dönüşebiliyor. O yüzden insan belli bi yaştan şunu öğreniyor: Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. Ne insanların ne de duyguların hep aynı kalacağının…
BOĞA
Benim herkese güven verip bazen kendi umudunu kaybeden Boğa’m… İnsanlar seni sabırlı sanıyor ama kimse bilmiyor, bazen içinden “Hayatım ne zaman başlayacak?” diye geçirdin. Oysa seni yoran şey mutsuzluk değil, beklemekti. Ve çok yakında anlayacaksın ki; meğer hayat seni unutmamış… Sadece en güzel zamanını saklıyormuş.
Canan Demirci, Anadolu'da kadınların neden yelek giydiğini anlattı.
• Yüreğinin yükü ağır olan kadının sırtının orta yeri üşür.
• Yelek, Anadolu'daki kadınlar çokça giyer, hepimizin evinde de vardır, muhteşem bir kıyafettir.
• Ama özellikle Anadolu'da, kırsalda pek çok kadında görürsünüz, üst üste giyerler hatta.
• Bu kadınlara sorduğunuz zaman çoğu der ki: 'Şu iki kürek kemiğimin orta yerinde böyle elim gibi bir yer üşüyor.'
• Doktora gittikleri zaman onlara türlü testler yaparlar, romatizmadan işte reflüye ne varsa araştırılır.
• Hiçbir şey bulamazlar.
• Çünkü asıl bakılması gereken yürekleridir.
• Eğer bir kadının yüreğinin yükü ağırsa dostlar, sırtının orta yeri üşür.
• Yani sırtınızın orta yerinde böyle kürek kemiğinizin arasında elim gibi bir yer üşür mü hiç?
Şimdi size az konuşulan bir gerçeği anlatacağım: İnsanlar, sağlam gördükleri şeylere daha dikkatli davranır; kırılmış olanlara değil. Zarar görmüş bir şeyi incitmenin vicdani yükü daha hafif gelir. Bu yüzden hayatta en ağır darbeleri, yaralı olduğunu bilen insanlardan alırsın.
İlahi adalete inanın. Çünkü bazı insanların özrünü duyamazsınız, pişmanlığını göremezsiniz ama hayatın onlara verdiği cevabı mutlaka izlersiniz. Bugün sizi görmezden gelenin yarın görülmek için çırpındığını, kıymetinizi bilmeyenin bir gün yokluğunuzla sınandığını görürsünüz. O yüzden bırakın herkes yaptığının ağırlığını kendi omzunda taşısın. Bazı hesapları siz sorarsanız eksik kalır, zaman sorarsa herkes payına düşeni alır.
Affedicisin, naziksin; hak etmediklerinde bile naziksin. Kusur bulmazsın. Kusur görmek için bakmazsın. Basit hikâyelere güzel anlamlar yüklersin. Birini gönlünde büyütüp arşa çıkarırsın. İncinsen de caymazsın. 'Rahat bir vicdan' diye tutturmuşsun da dünyaya dost, kendine düşmansın.
Herkes senin iyiliğini istemiyor. Bu yüzden kendini çoğu zaman koruyan, sakınan taraf olacaksın. Ben gerçekten insanın hiçbir şey için üzülmemesini temenni ediyorum. Çünkü üzüntü sandığımızdan çok daha fazla zarar veriyor dostlar. Bazen bir kırgınlık günlerce zihnimizden çıkmıyor, bazen de bedenimiz o yükü taşımaktan yoruluyor. Ben kendi üzerimde bile o yorgunluğu hissedebiliyorum. Bu genç yaşta bizi bu hale getiren ne? Artık öyle bir devirdeyiz ki insanlar aniden dünyayı terkeder oldu. Bir gün yanımızda olanlar, ertesi gün hiçbir açıklama yapmadan uzaklaştı. Bu yüzden kime nasıl değer verdiğini bilmen gerek. Kimse için kendinizi tüketmeyin, kimse için ruhunuzu yormayın. Çünkü hayat zaten yeterince zor. Elinizden geldiğince kalbinizi koruyun, huzurunuzu kaybetmeyin ve sizi gerçekten seven insanlara değer verin. Çünkü bu zamanda en kıymetli şey, samimiyetini kaybetmemiş insanlardır.