BU ÖFKENİN SEBEBİ
Türkiye'de, Hocaefendi'nin vefatı ve cenaze ile ilgili, insanı utandıracak kadar seviyesiz yayınlar yapanlar, yazıp çizenler ve ifrat edenleri gördük. Bu hırçınlık ve hezeyanlarının nedeni, Hocaefendi ve Hizmet insanlarının, iddia ettikleri gibi olmadığını bilmek. Bir tarafta, davaları için hayatlarını ortaya koyacak kadar yiğit ve tertemiz insanlar varken, 3 kuruş para, az bir makam için peylenecek kadar ucuz olduklarını kendileri de biliyorlar. Ne kadar isteselerde onlar, hizmet insanlarının tırnağı dahi olamayacaklar. En büyük endişeleri, hizmetin ve hizmet insanlarının haklı oldukları gerçeğinin ortaya çıkması. Bütün gayretleri ve duaları, hizmet insanlarının eline bir taş alması. Bütün kı��kırtmaları, onlardan bir mukabele görmek için. Terörle itham ettikleri, her türlü iftirayı attıkları insanların, çakı dahi taşımadığını biliyorlar ve bu onları çileden çıkarıyor. Haksız olduklarını, kaybeden tarafta, değersiz ve anlamsız bir hayatı sürdürerek öleceklerini bilmek onları hizmet insanlarına karşı nefrete sevkediyor. Girdikleri lanetli yoldan dönmek mümkün ancak onlarda bedel ödeyecek ve tercihinin yükünü taşıyacak yürek yok. Yıllardır yapılan bunca zulme rağmen hâlâ, omuz omuza ve dimdik duruyor olunmasını hazmedemiyorlar. Eğer, onları haklı çıkaracak tek kare yakalasalar, yaklaşık on yıldır gece-gündüz iddiasında oldukları şeyin doğru olduğuna hükmedecek ve mutlu olacaklar. Onlar için Hocaefendi'nin vefatı son fırsattı aslında. Önce ve sonrası, acılı hizmet insanlarının, yazılıp edenlere, tacizlere bir karşılık vereceklerini, mukabele edeceklerini hesap ettiler ancak olmadı. Cenazede birşeyler olur diye düşündüler tutmadı. Hizmet insanları, karakterlerinin gereğini yerine getirdi. Hakkın muradı budur diyerek, vakur bir şekilde, kışkırtmalara aldırmadan, küfür ve hakaretlere mukabelede bulunmadan, en sevdikleri Hocaefendi'yi ebedi istirahatgâhına tevdi ettiler. Büyük bir metanetle, birlik beraberlik içinde, acılarını dualara havale ederek geldiler. Tek bir an olsun bu tavırlarını bozmadılar ve kendilerine yakışır bir şekilde Hocaefendi'ye vefalarını gösterdiler. Rabbim Hocaefendi'ye rahmet eylesin. Büyükler vefat ettiklerinde, onlar için merhum ifadesi kullanılmaz. İmamı Azam, Abdülkadir Geylani, İmam Rabbani, Üstad gibi insanlar, bedenen dünya yükünden kurtulmuşlardır ancak ruh ve mânâ olarak hayattadırlar. Yol ve davaları yaşadığı müddetçe onlar canlı sayılırlar. Aynı şeyi, değerli Hocamız içinde söyleyebiliriz. O bizim hayatımızda, hiç ölmemiş gibi varlığını sürdürmeye, her zaman rehberliği ile bize yol göstermeye devam edecek. Rabbim kendisinden razı olsun. Bizleri, ona karşı mahcup etmesin.
Kestanepazar'ında başlayıp, Kestane kampının bahçesinde, muvakkaten son bulan ve dünya gurbetinden ukba yurduna uzanan bir hayat. Bize bir ideal, bir dava verdin. Seninle hayatımız anlam kazandı. Sağda solda gezinip duran nâdanlardık, sen bize bir ufuk gösterdin. Vefatınla, kalplerimiz kırık, gönüllerimiz dağınık ancak davayı emanet ettiğin omuzlar olarak mesut ve talihliyiz. Rabbim senden razı olsun.
İmtihanlar çeşit çeşit. Allah insanları bazen yoklukla imtihan ediyor bazen varlıkla… bazen mallardan ve canlardan eksiltmekle imtihan ediyor bazen çile ve mihnetlere maruz bırakarak… bazen tutku ve şehvetleriyle imtihan ediyor bazen hırs ve hasetleriyle… bazen makam ve mansıplar vererek imtihan ediyor bazen de verdiği bütün payeleri geri alarak… herkes hayatının bir döneminde bunlardan birine veya birkaçına maruz kalıyor. Ama bütün bunların yanında öyle çetin bir imtihan var ki herkes her an bu imtihanı yaşıyor; o da En’am suresinde (53) anlatılan insanın insanla imtihanı.
📌Yusuf Kerim'i bir kez daha annesinden kopardılar.
İki günlük sevinç sona erdi; anne cezaevine götürüldü, Yusuf Kerim taburcu edilerek evine gönderildi.
YusufKerimi AnnesindenAyırmayın
Sn. @Cemrebirand1 :
“Karşınıza bir babaanne, bir anne olarak çıkıyorum. Yusuf Kerim’in annesini serbest bırakın. Hastaları serbest bırakın. Hapisteki bebekler için çare arayın. Çok geç olmadan, lütfen.”
YusufAnnesiyle İyileşsin
“Belki diktatör ama bizim diktatörümüz” diyorlar.
Bilmiyorlar ki müstebitler için “tabanları” sadece sayıdan, oy’dan ve güçten ibaret.
Yoksa kimsenin canı, malı, şerefi omurlarında bile değil.
Kahrolası saltanatları için gözden çıkarmayacakları hiç kimse, hiç bir şey yok!
Bir adam otobüste seyahat ederken yolculardan biri cebindeki bütün paraları çalmış. Bilet parasını ödeme zamanı gelince elini cebine atmış para yok. Mahcup olmuş. Hırsız hemen atlamış "senin paranı ben öderim" demiş. Adam çok memnun olmuş ve otobüsteki herkes hırsızı alkışlamış.
Dün gece Twitter’ın kapatılması öyle kolay kolay atlatılacak bir olay değildir. Kimbilir kaç kişi kimseye ulaşamadığı , yerini haber veremediği için hayatını kaybetti
Çıplak gerçek şu; "Twitter'ı nasıl kısıtlar, binlerce insanın hayatı söz konusu, hiç mi düşünmüyor?" diyorsunuz ya hani? Sadece bugün değil, hiçbir zaman hiç kimsenin hayatı umrunda olmadı. Sadece kendini ve saltanatını düşündü. Saf, tepeden tırnağa süzme bir kötülük bundaki!
Twitter neden açık olmalı biliyor musunuz ey yetkililer!
Bakın normalde 111,000 beğenini görüntülenmesi 2-3 milyondur.
Sadece şu twit ne canlar kurtardı.
Herkes twitin altına 10 kez baktı.
İnsanlar yakınları için yazdı.
Yakında olan gönüllüler bu twitlere bakarak destek verdiler