Bu adamın kendini peygamber sanan Hasan Mezarcı’dan farkı yok! Ciddiye alınmaması gereken biri. Yine de belki ruhunun tedavisine bir nebze katkı olur diye not düşelim:
Ateşli silah devrimi atlandığı için savaş meydanında çaresiz kalan Osmanlı askerlerinin portakal ağaçlarından kopardıkları portakalları düşmana fırlatmak zorunda kaldığını bilmiyor.
Coğrafi keşiflerden sonra tarihi Baharat ve İpek Yolu’na alternatif yollar yaratan Avrupalıların ele geçirdiği topraklardan servet akıtarak zenginleştiğini, bu esnada Osmanlı’nın rasathanedeki bilim insanlarının başını aldığını bilmiyor.
Doktor, hemşire, ebenin çok çok az olduğunu, tebaa cahil bırakıldığı için mevcuttakilerin de Batı’yla haşır neşir gayrimüslimlerden oluştuğunu, Anadolu’nun hastalıktan kırıldığını bilmiyor.
Karacaoğlan’ın,Yunus Emre’nin Türkçesini bugün aynen anlayabiliyorken saraya kapananların Enderun devşirmeleriyle birlikte yabancılaştırdığı “yapma dil” Osmanlıca’yı bizim öz dilimiz sanıyor. Bu dilin Arapça, Farsça ağırlığında olduğunu, canım Türkçe’nin içinde can çekiştiğini, daha Mustafa Kemal dünyada yokken Osmanlı bürokratlarının, entellektüellerinin “Halk öğrenemiyor, anlayamıyor, okuyamıyor.” diye yakındığını, çokça tartışıldığını, eleştirildiğini bilemiyor.
Osmanlı’da yetişmiş Atatürk’ümüzün neden Dil Devrimi yaptığını anlayamıyor.
Vahdettin’in onlarca seçenek içinde Milli Mücadelecilere idam fermanı çıkartarak direnişi kırmak; böylece sadece kendini kurtarmak istediğini, sefahatini sağlayan İstanbul’dan gayrısını vatan bilmediğini, hatta sürekli “Yalnızca ailesinin yaşadığı İstanbul’u beslemenin derdinde” olduğunu söylediğini, en sonunda da baş düşmanın gemisiyle kaçtığını bilmediğimizi, unutacağımızı sanıyor. Oysa tarihimizde bir örneği dahi olmayan bu ihaneti kazımışız benliğimize.
Bu ülkenin bildirgesi, tapusu olan Lozan’ı “Milli Güçlerin” canlarını vererek söke söke aldığını inkar ediyor ama Lozan’dan önce her yeri işgal ettiren Mondros’u, ülkemizi tarihten silen ihanet belgesi Sevr’i yapmış atalarını(?!) pamuklara sarıyor.
Doğru düzgün okul bile okumamış, Harem’den çıkmayan sevdikleri gibi böyle emeksiz hayatında “Bir de şöyle deneyeyim” diyen izleyicisiz komedyen gibi gösteri yapıyor.
Oysa “yedi döl” ötesi düştüğünden artık akrabalığı bile kalmamış olan bir aile üzerinden kendine rol biçiyor sahte şehzade.
Madem öyle hep Kanunili yükselişleri değil, sevdiklerinin düşüşlerini de sahiplen!
O vakit dendiği gibi zevk-ü sefadan devlet kasası boşaldığı içün gavurlardan, kafirlerden borç almak zorunda kalınan yılları, Kıbrıs’ı ve Adaları verenleri, savaş ortasında kendine düğün şölenleri yaptıktan hemen sonra düşman gemisine binip kaçanları da anımsa!
Fantezileri bırak!
Hani bir söz vardır “idrak-ı metruk” diye… İşte bu adam ve türevleri tam da bu! İdrakı yani algısı yıkık, kavrayışı zayıf!
Bilgi desen… Zaten sahte diplomalıymış, birşeycik okumamış.
Diploma da değil konu.Konu diplomanın sahte oluşu.Konu sadece ahlak!
Böyle ahlaksızlıklara,cehalete savaş açıp Cumhuriyet değerleri ile bizleri ayağa kaldırdın ya… Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa! Adın çoktan yazıldı mücevher taşa! 🇹🇷
#NeMutluTürkümDiyene
19 yaşındaki bir genç, kendisine bira ısmarlamak isteyen ve 40 yaşında olduğunu söyleyen kişiyle arasında geçen diyaloğu paylaştı:
"Babam yaşındasın ayıp değil mi?"
Yazar Yasemin Gazanker: “Yatakta hanımefendi bir kadını ne yapacak erkek?
Cinselliğin kendine ait bir aurası var.
Mutfakta yemek yapan kadınla yataktaki kadın aynı olabilir mi?”