Tunceli’ye “Dersim” dediler.
Sonra Diyarbakır’a “Amed” dediler.
Türk yerine Türkiyeli demeye başladılar.
Şimdi de Gökçeada’ya “İmroz” diyorlar.
Milli kimliğimizi, ulusal egemenliğimizi kayıp mı ettik ki bu organize saldırıya maruz kalıyoruz?
Bunları kabul ederseniz yarın İstanbul’a da “Konstantin” deme cüreti gösterecekler.
Yılmaz Vural, Altınordu kulübünü satın alacak.
— "Eski dostum Altınordu başkanı bana 'Gel bu takımı sana verelim. Ben takımı profesyonel yarışlardan çekmeyi düşünüyorum.' dedi."
— "Bende şahsen o kadar para yok tabii. İngiltere'de spor yatırımı yapan fonlarla temas kurdum."
— "5 yıl geri ödemesiz finansman verecekler, 5 yıl içerisinde başarı elde etmemiz gerekecek."
— "Altınordu'nun tesisleri 80 dönüm ve 60 dönüm. Ben Almanya'da yaşıyorum, orada bile böyle tesis zor bulunur."
— "Başarabilirsek muazzam bir macera olacak."
İddialar çok vahim.
NTV’nin haberine göre Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik eski Genel Müdürü Taha Çakmak, kurumun birikimini fona yatırma karşılığında Tera’dan elden 1 milyon dolar almış ve kendisinin para koyduğu hisseye Tera tarafından yatırım yapılmasını istemiş.
Pediküre 2 bin 500 TL verdi, otobüse binmek zorunda kalınca isyan etti:
El ve ayak bakımı için 2 bin 500 TL ödediğini söyleyen bir kadın, toplu taşıma kullanmak zorunda kalmasından şikâyet etti. O anları böyle kaydetti.
Nihat Kahveci: Sıkılıyorum abi, bunalıyorum...
Sergen Yalçın'ın ayağıyla basket atmasının Milli Takım ile ne alakası var?
O zaman leblebiyi havadan ağzına atanla da 20 yıllık sözleşme yapın. Bu nasıl bir kriter?
Menzil cemaatinden gövde gösterisi gibi temel atma töreni
Menzil’in Serhendi grubu, Bursa’da devasa bir külliyenin temelini attı.
Temel atma törenine Serhendi Grubu lideri Muhammed Saki El Hüseyni katılırken binlerce cemaat mensubu da törende hazır bulundu.
Törenin ardından 7 STK, külliye inşaatını protesto eden bir basın açıklaması yayımladı.
ADD Bursa Şubesi, 29 Ekim Kadınlar Derneği, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Büro İş Sendikası, Eğitim-İş Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası ve Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Bursa Şubesi ortak basın açıklaması yaptı.
Açıklamada şunlar söylendi:
“Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.” Atatürk’ün bu uyarısı, Cumhuriyetimizin laiklik ilkesi ve devrim kanunlarının anayasal güvencesiyle birlikte değerlendirilmelidir. Laik Cumhuriyetin korunması ve kamu yönetiminin herhangi bir dinî yapılanmanın etkisi altına girmemesi, hukuk devletinin temel gereklerindendir.
Yılmaz Özdil, tutuklanarak cezaevine gönderilen Murat Ağırel’i hedef aldı.
Özdil, teyit olmadığı için haber yapmayı reddeden Ağırel’in gazeteciliğini eleştirdi.
46 yaşındaki evli ve 2 çocuk babası Ayrancı, 8 Ekim’de İl Özel İdaresi’ne ait araçta hayatını kaybetti, 9 Ekim’de toprağa verildi.
— Ayrancı’nın bir süredir eşi Sevgi A. ile sorun yaşadığı öne sürüldü.
— Ayrancı’nın yaklaşık 3 ay önce kente atanan Başsavcı Vekili Betül G. ile ilişki yaşadığı iddia edildi.
— Sevgi A.’nın eşinin telefonunda Betül G.’den gelen mesajları gördüğü ve ardından eşini takip etmeye başladığı öne sürüldü.
— Olay günü Ayrancı ile Betül G.’nin Gecek Kaplıcaları’ndaki valilik konutuna gittiği belirtildi.
— Sevgi A.’nın konuta gelerek kapıyı yumrukladığı ve içeride kimin olduğunu sorduğu, tartışma seslerinin tesiste duyulduğu aktarıldı.
— Ayrancı’nın konuttan çıktıktan sonra aracında hayatını kaybettiği belirtildi.
— Ayrancı’nın eşi ve 2 çocuğunun cenaze törenine katılmadığı öğrenildi.
— Betül G.’nin savunmasında, “Ben bekar olduğunu zannediyordum.” dediği öğrenildi.
— Sağlık raporu alan Betül G., kentten ayrıldı. Önce Diyarbakır’a, ardından İzmir’e tayin edildi.
— HSK, Betül G.’yi açığa aldı. Soruşturma kapsamında hakkında meslekten men kararı verilebileceği belirtildi.
— Ayrancı, 4 Aralık 2024’te Afyonkarahisar Vali Yardımcılığı görevine atanmıştı.
(Sözcü)
Bursa'da telefon faturasını yüksek bulan bir şahıs, mağazada çalışan 4 aylık hamile kadını başından, boynundan ve sırtından bıçaklayarak ağır yaraladı.
Yaralı kadının 4 yaşında bir çocuğunun daha olduğu ve saldırganın 2 hafta önce cezaevinden çıktığı öğrenildi.
Ahmet Çakar, isim benzerliği yüzünden Azerbaycan'ın ülkeye girişini yasakladığı kişiler arasında gösterilmesini anlattı:
🔹 “Dün evde oturuyordum, kahve içiyordum. Ayaklarımı da sehpanın üzerine uzatmıştım.”
🔹 “Televizyonda spiker, ‘Azerbaycan 30 Türk vatandaşını persona non grata, yani istenmeyen adam ilan etti ve ülkeye girişlerini yasakladı’ dedi.”
🔹 “Hep muhafazakâr kesimden insanlar, akademisyenler falan...”
🔹 “‘Ahmet Çakar, eski hakem, futbol yorumcusu’ dedi. Ekranda kendi resmimi gördüm!”
🔹 “Bir baktım, ben ve Fatih Erbakan yan yanayız!”
🔹 “Dedim ki ‘Fatih Erbakan'la bu listede benim ne işim var?’”
🔹 “O sırada telefonlar başladı çalmaya, elimde pır pır ötüyor.”
🔹 “Ulan olayı anlamaya çalışıyorum, ben Azerbaycan'la ilgili hiçbir şey konuşmadım ki!”
🔹 “Sonra uyandım. Meğer Akit'te yazan eski MHP milletvekili Ahmet Çakar varmış, onunla beni karıştırmışlar.”
🔹 “35 sene önce de yine o Ahmet Çakar yüzünden evime haciz gelmişti benim!”
🔹 “Düşün, annem arıyor: ‘Oğlum, senin Azerbaycan'la ne işin var?’ diyor.”